Korku ve ümit, nefsi bağlayan iki yulardır!

İbn-i Fergânî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Türkistan’da Fergâne’de doğdu. Gençliğini Irak'ta geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve Ebü'l-Hüseyin Nûrî hazretlerinin sohbetlerinde yetişti. Sonra Horasan beldelerinden Merv'e yerleşti. 932 (H.320) senesinde orada vefât etti. Merv'de çok talebe yetiştirdi. Sohbetlerinde buyurdu ki:

"Yüzünü nefsine döndüren, sırtını dîne döndürmüş olur. Yüzünü dîne döndüren sırtını nefsine döndürmüş olur. Nefsinin istediği işlere değil, nefse aykırı olan işlere gönül ver" buyurur ve; "En büyük ibâdet, vaktini boş yere harcamamaktır."

"Yaptığı ibâdetine güvenmek, Allahü teâlânın ihsânını unutmaktandır."

"Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için amel eden, sevap kazanır."

"Yapılan ibâdete karşı bedel beklemek, Allahü teâlânın lütfunu unutmaktandır."

"Allahü teâlânın verdiği nîmetleri, yaptığınız ibâdetlerin karşılığı olarak bilenlerden olmayın."

"İyi ahlâk; mârifetin kuvveti sebebiyle, kimseye düşman olmaman ve hiçbir kimsenin de sana düşman olmamasıdır."

"Hiç kimse, Peygamber efendimizin makâmına ulaşamamıştır. O'nun makâmını geçtim veya geçerim diyen doğru yoldan ayrılmış olur. Zîrâ velîlerin en son dereceleri, Peygamberlerin ilk dereceleridir."

“Korku ve ümit, kul itâat hâlini bırakıp benlik sevdâsına düşmesin diye, nefsi bağlayan iki yulardır."

“Allahü teâlâ; evliyâsını başlangıç hâlinde ibâdeti, olgunluğunda lütufları ile örterek terbiye eder. Sonra onu kendisi için takdir edilen mânevî sıfatlara garkeder. Daha sonra vakitlerini Allahü teâlâ için geçirmenin zevkini tattırır."

“Velînin dört alâmeti vardır: 1) Kendisine gelen musîbetten şikâyet etmemesi. 2) Kendisinden ortaya çıkan kerâmeti gizlemeye çalışması, âşikâr etmemesi, halka gösteriş yapmaktan ve şöhretten kaçması. 3) İnsanların verdiği sıkıntı ve belâlara katlanması, onlara karşılık vermemesi. 4) Kendilerinden ortaya çıkan fiillerle Allahü teâlânın kullarına karşı gizlenmeleridir.”

“Havftan, azab korkusundan daha yüksek makam, Allahü teâlânın sevmediği kimseyi sevmemektir.”

Bir gün kendisine; "En kötü huy nedir?" dediler. O; "En kötü huy; takdir edilene, karşı durmaktır. Ezelde takdir edileni, arzu ve duâ ile değiştirmeyi istemektir." buyurdu. Sonra; "Utanan kişinin alnından dökülen terler, ondaki fazîletin eseridir" buyurdular.

Son hastalığında; "Bize vasiyette bulun" dediler, o zaman; "Allahü teâlânın sizden istediği şeylere uygun hareket edin" buyurdu.

Toplam Görüntülenme: 144

Yayın tarihi: Perşembe, 23 Mart 2023

Bunları okudunuz mu?