Muhammed Sıddîk Keşmî

Muhammed Sıddîk Keşmî
Hâşim-i Keşmi, Hindistan'da yetişen evliyânın büyüklerindendir. Küçük iken, Hân-ı Hânân Abdürrahim'in sohbetinde bulundu. Bunun vâsıtası ile Hâce Bâki-billah'ın sohbeti ile şereflendi. Bu hocasının vefâtından sonra, İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin sohbeti ve hizmetine kavuştu.
"VİLÂYET-İ HÂSSA"YA KAVUŞTU...
Bu mübarek zat, evliyâlıkta, "Vilâyet-i hâssa" ismi verilen en yüksek makamlar ile müşerref oldu. 1032 (m. 1622) senesinde, izin alarak hacca gitti. 1050 (m. 1640) senesinde vefât etti.
Hâşim-i Keşmi anlatır:
"Mevlânâ Sıddik bana şöyle anlattı: 'Hâlinden zevk, vicdân, azâdlık, yalnızlık sâhibi olduğu anlaşılan, elbisesi eski bir dervişe rastladım. Bana; 'Sen kimin talebesisin, kimin yolundansın?' diye sordu. Ben de hazret-i İmâm'ın mübârek isimlerini söyledim. 'Eğer kendilerinden büyük hârika gördüysen, anlat da dinleyeyim' dedi. Ben de gördüğümü anlattım. 'Ben senin hocandan bundan çok daha yüksek ve açık bir hârika gördüm, sana anlatayım da dinle' dedi ve şöyle anlattı:
Hazret-i İmâm'ın yüksek sıfatlarını duyduğum zaman, kendisiyle görüşmek arzusu ile Serhend'e geldim. Şehre geldiğimde gecenin üçte biri geçmiş idi. Kendi kendime; 'Bu vakitte onların hizmetçilerini rahatsız etmek doğru olmaz' dedim ve mescidlerden birine girdim...

BÜYÜKLERİ İNKÂR EDEN BİRİ!..
Mescidin yanında oturan birisi, beni gördü. Gelip beni aldı ve evine götürdü. Çok ilgi gösterdi. Konuşma sırasında, kendisinden İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin hâlini sordum. Konuşmasından anladım ki, onları inkâr edenlerden idi. Onları kötüleyerek söze başladı. Ben ise hayretler içerisinde kaldım ve çok üzüldüm. Senin üstâdının kalbine iltica eyledim. Aniden, İmâm hazretlerinin yalın kılıç içeri girdiğini gördüm. O kılıçla kendilerini kötüleyen münkiri parça parça ettiler ve dışarı çıktılar. Ben bu hâli görünce, korku içerisinde onların arkasından dışarı çıktım. Fakat onları göremedim. Bir daha o eve de giremedim. Ne olduğunu anlayamadım. Sabahleyin hazret-i İmâm'ın huzûru ile şereflenince, aynı titreme ve korku içerisinde idim. Boynuma sarıldılar ve tebessüm ettiler. 'Geceleyin olanı, gündüzün söylemeyin' buyurdular. Bu hâdiseyi, bugüne kadar senden başka kimseye söylemedim."
Mevlânâ Muhammed Sıddik Keşmi hazretleri vefat ederken buyurdu ki:
"O ölüm ki, ona yaşama derim..."

Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!

Vehbi Tülek

Sen, Ebedî Olan Şeyler Için Endişe Etmelisin

Vehbi Tülek

Beni Eve Götürün Artık Ömrümüz Bitmiştir

Vehbi Tülek

Ebedî Saadete Kavuşmak Için

Vehbi Tülek

Resûlullahın Kahkaha Ile Güldüğü Görülmemiştir!

Vehbi Tülek