Mısır evliyasından Muhammed Şenâvî

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 21 Aralık 2006

Muhammed Şenâvî, çok yardımsever bir zat idi. Dâimâ halkın ihtiyaçlarını karşılamak için koşardı. Herkese, Allahü teâlâyı devamlı hatırlamaları için zikir telkini yapardı. Kimseden hediye almazdı. Muhammed Şenâvî’nin vaaz ve nasîhatleri, çoğunlukla uzun olurdu. Yatsı namazından sonra başlayan sohbet, sabaha kadar devâm ederdi.
Muhammed Şenâvî buyurdu ki: “Bu yol, baştan sona kadar iyi huydan ibârettir.”
Abdülvehhâb-ı Şa’rânî anlatır:

Devamını oku...

Hadîs ve fıkıh âlimi Abdülvâhid bin Zeyd

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 20 Aralık 2006

Abdülvâhid bin Zeyd, meşhûr hadîs, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. Tebe-i tâbiînden olup, Basra’da yaşamıştır. Künyesi “Ebû Beşr el-Basrî”dir. Doğum ve vefât târihleri kesin olarak bilinmemektedir. 793 (H. 177) veya 802 (H. 186)’de, bir rivayete göre de 805 (H. 189) senesinde vefât etmiştir.
Abdülvâhid bin Zeyd hazretleri, Tâbiîn devrinde meşhûr hadîs ve fıkıh âlimleri olan, Ebû İshâk, A’meş, Hasan-ı Basrî, Âsım’ül-Ahval, Sâlih bin Han, Amr bin Meymûn, Ebû İshak Şeybânî gibi âlimlerin sohbetlerinde bulundu. Onlardan hadîs ve fıkıh öğrenerek bu ilimlerde söz sâhibi oldu. Tebe-i tâbiîn devrinde Basra’da yetişen meşhûr hadîs ve fıkıh âlimlerinin ileri gelenleri arasında yer aldı.

Devamını oku...

Anadolu velîlerinden Abdurrahman Tâgî

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 19 Aralık 2006

Asîl ve temiz bir âileden gelen Abdurrahmân Tâgî’nin babası Molla Mahmûd Efendi sâlih bir kimse idi. Aslen hazret-i Hüseyin efendimizin soyundan gelen ve seyyide olan annesi Meyâsin Hanım da sâliha bir kadındı...
Kanâat sâhibi, gönlü tok bir kimse olan Abdurrahmân Tâgî dünyâ mal ve rütbelerine gönül vermezdi. Bu yüzden kendisine bulunduğu nâhiyenin müdürlüğü, kâdılığı ve müderrisliği verildiği hâlde bunlara iltifât etmedi. Çünkü o kendisini tasavvufta yükseltecek bir mânevî rehber arıyordu. Aradığını da buldu, Seyyid Sıbgatullah Arvâsî hazretlerinin önde gelen talebelerinden oldu. Tasavvufta yüksek derecelere kavuştu ve çok talebe yetiştirdi...

Devamını oku...

“Mezomorto” Hüseyin Paşa

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 18 Aralık 2006

Hüseyin Reis, cesur, gözünü budaktan esirgemeyen bir kimseydi. Venediklilerle yaptığı bir deniz muhârebesinde yaralanıp öldüğü sanılırken iyileşmesi üzerine, Venedikliler tarafından kendisine Mezomorto (yarı ölü) lakabı verilmiştir.
Mezomorto Hüseyin Paşa, Akdeniz’de İspanyol, İtalyan ve Venediklilerle çetin deniz muhârebeleri yaptı. 1674 yılından itibâren, ünü bütün Akdeniz’i sardı. Cezâyir’in en mümtaz simâlarından biri oldu. Cezâyir’i kuşattıklarında Fransız donanmasını perişan etti. Sultan Dördüncü Mehmed Han, onu Cezâyir Beylerbeyliğine getirdi.

Devamını oku...

“Sultan Dîvânî” Mehmed Çelebi

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 17 Aralık 2006

Küçük yaşta ilim öğrenmeye başlayan “Sultan Dîvânî”, babasının yanında yetişti. Abapûş-i Velî zamânında Afyon’da şiddetli bir vebâ salgını hüküm sürdü ve yakınlarını birer birer kaybetti. Abapûş-i Velî’ye bir gün en çok sevdiği küçük oğlu Mehmed Çelebi’nin vefât haberi geldi. O zaman, Abapûş-i Velî; “Hakk’ın rahmetine mi kavuştu? Hayır yanlışınız var, uyuyor o. Bu sefer yanıldınız” dedikten sonra, hemen küçük oğlunun yattığı odaya sessizce girdi. Üzerindeki örtüyü kaldırarak; “Uyuyor musun Mehmed’im? Bu ne uykusu? Senin bu dünyâda hizmetin var. Uyan Mehmed’im uyan!” dedi.

Devamını oku...

Doğu Türkistanlı lider İsa Yusuf Alptekin

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 16 Aralık 2006

İsa Yusuf Alptekin, 1901 yılında Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayetine bağlı Yenihisar kazasında dünyaya geldi. Öğrenimini Doğu Türkistan’da tamamladıktan sonra çeşitli memuriyet görevlerinde bulundu. 1926 yılında Batı Türkistan’a geçerek burada milli mücadele taraftarlarıyla irtibata geçti. 1931’de Hoca Niyaz tarafından başlatılan ayaklanma sırasında Doğu Türkistan’daki valilerin halka yaptıkları zulmü Çin hükümetine anlatarak, bu durumun önlenmesini, aksi takdirde ayaklanmanın yayılacağını, Rusya’nın işgalinin sözkonusu olacağını anlattı...

Devamını oku...

Anadolu velîlerinden İsmâil Ankaravî Rusûhî

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 15 Aralık 2006

İsmâil Ankaravî Rusûhî hazretleri, ilk tahsîlini doğum yeri olan Ankara’da yaptı. Aklî ve naklî ilimleri, zamânının âlimlerinden okudu. Arapça ve Farsça öğrendi. Din ve fen ilimlerini öğrendikten sonra tasavvufa yöneldi. Bayrâmiyye yoluna girip feyz aldı. Tasavvuf derecelerinde yükseldi. Hocası tarafından insanlara Allahü teâlânın dînini ve sevgili Peygamberimizin güzel ahlâkını anlatmakla vazîfelendirildi. Halvetiyye yolunda da icâzet alıp, insanlara ilim öğretti...

Devamını oku...

Ermeni’nin imanına sebep olan zat

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 14 Aralık 2006

Ramazan-ı Şerîfte va’z u nasîhat için Erzurum’un bir köyüne davet edilen İbrahim Hakkı hazretlerini alıp köye getirmek üzere; kendisine hep böyle görevler verilen Ermeni bir hizmetçi ile bir at gönderilmişti. Adam, İbrahim Hakkı hazretlerine gitti ve durumu anlattı. Hemen yola çıktılar. Fakat binek hayvanı bir tane olduğundan İbrahim Hakkı hazretleri, Ömer radıyallâhü anhın Kudüs’e giderken kölesiyle beraber nöbetleşe deveye binmesi hususundaki ahlâk-ı hamîdeyi tatbik etti. Ermeni hizmetçi buna her ne kadar;

Devamını oku...

Büyük müctehid İmâm-ı Ebû Yûsuf

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 13 Aralık 2006

İmâm-ı Ebû Yûsuf hazretleri, 731 (H.113) senesinde Kûfe’de doğdu. 798 (H.182) senesi Bağdât’ta vefât etti... Ebû Yûsuf hazretleri yetim olup fakir bir âilenin çocuğu olmasına rağmen, İmâm-ı A’zam’ın derslerine büyük bir gayretle devâm etti. İmâm-ı A’zam hazretleri, onun keskin zekâsını görüp derslere devâm etmesi için fakir olan âilesinin geçimini de kendi üzerine aldı. Ailesini rahatlıkla geçindirip ilme yönelmesi için ona devamlı yardımda bulundu.

Devamını oku...

Büyük mutasavvıf Muhammed Pârisâ

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 12 Aralık 2006

Muhammed Pârisâ hazretlerinin tasavvufta hocası, evliyânın en büyüklerinden olan meşhûr İslâm âlimi Şâh-ı Nakşîbend Behâeddîn-i Buhârî’dir. Ona talebe olduktan sonra, sohbetlerine devâm edip, himmet ve teveccühüne kavuştu. Böylece tasavvufta yüksek derecelere ulaştı. Zâhir ve bâtın ilimlerinde zamânının bir tânesi oldu.

Devamını oku...