Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.929.868

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allah'tan, Onun Talebem Olmasını Istedim

Şerefüddin Hakkârî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1074 (H. 467) senesinde Lübnan’da Ba'lebek’te doğdu. 1162 (H 557) senesinde Hakkârî’de vefât etti. Abdülkâdir-i Geylânî ve birçok zatın derslerinde yetişerek icazet aldı ve Hakkârî’ye giderek bir dergâh açtı, çok talebe yetiştirdi. Bunlardan Şeyh Lâhık, hocasının bir kerametini şöyle anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

12 - Şani Büyük Osman Paşa

Ruslar 24 Nisan 1877'de Osmanlı devletine harp ilan etmişlerdi. Romanya, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ da Rusların yanında yer almışlardı. Osman Paşa o zaman Vidin müstahkem mevki kumandanı idi. 7 Temmuz'da Sırp kuvvetlerini bozgu na uğratarak büyük bir ün yapmıştı. Rusların büyük bir ordu ile Tuna istikametine gelmekte olduğu haberi alınınca, Plevne'ye gönderildi. 20 Temmuz günü, burasını kuşatan Rus öncü kuvvetlerini dağıttı. Fakat 10 gün sonra asıl Rus birlikleri kalabalık bir şekilde gelerek Plevne yakınlarında karargah kurdular. 40.000 asker ve 172 ağır topu bulunan bu düşman ordusuna, gece yarısı ani bir baskın yapan Osman Paşa, birkaç saat içinde bu kalabalık Rus ordusunu perişan ederek geri çekilmeye mecbur etti. Ertesi gün kaleden çıkan Osman Paşa Lofça önlerinde kalabalık bir Rus birliğini daha mağlup etti. 7 Eylül günü Ruslar, tekrar Plevne önlerine geldiler. 10 gün süren bu kuşatma, daha şiddetli muharebelere sahne oldu. Osman Paşa sık sık kaleden çıkış hareketleri yaparak Rus birliklerine ani baskınlar yapıyor ve ağır kayıplar verdiriyor du. Nihayet 17 Eylül günü Ruslar yine geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu tarihlerde Osmanlı tahtına, Sultan II. Abdülhamid henüz yeni çıkmıştı. Bir ferman göndererek Osman Paşa'ya Gazi ünvanı verdi ve rütbesini Mareşalliğe yükseltti.

Vehbi Tülek

Molla Arab Ve Ii. Bayezid Han

Vehbi Tülek

Sirplara Osmanli Hoşgörüsü

Vehbi Tülek

Kiymeti Takdîr

Vehbi Tülek

Sultan Abdülmecid Hân, Selânik'e giderken fırtına sebebi ile gemi Limni'ye sığınmak zorunda kaldığı zaman, uzaktan gördüğü türbenin kime âid olduğunu sordu. Yanındakilerden birisi türbenin Niyâzi-i Mısri'ye âid olduğunu söyledi ve onun başından geçenleri anlattı. Bunun üzerine Sultan Abdülmecid, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kabrini ziyâret etmek için türbeye gitti. Türbede, Niyâzi-i Mısri'nin rûhâniyetine hitâben; "Ey Niyâzi-iMısri, kıymetini takdir edemeyen kimselere bedduâ eylemişsin. Sonra gelen bizlerin bunda bir kabahati yok. Bizlere, feyzli nazarının geldiği âşikâr olmadıkça, türbenden dışarı çıkmam" diye yalvardı ve Kur'ân-ı kerim okuyarak rûhuna hediye eyledi.SultanAbdülmecid Hân, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin feyz dolu nazarlarına kavuşunca dışarı çıktı ve türbenin tâmir edilmesi için emir verdi.

28 - Fazil Mustafa Paşa'nin Şehadeti

Vehbi Tülek

24 - Haydi Barbaroslarin Çocuklari

Vehbi Tülek

Tek Kollu Reis

Vehbi Tülek

Akillilarin Duraği

Vehbi Tülek

Haci Fehmi Efendi

Vehbi Tülek

Mahmud Şevket Paşa Suikasti

Vehbi Tülek

41 - Çekirge Suyu

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Açlık, Iyi Insanın Gıdâsı, Ibâdet Rûhunun Süsüdür

Medeni İbrâhim Efendi Anadolu evliyâsındandır. Sinop-Boyabat'ta doğdu. İstanbul'da ilim tahsili yaptı. Sonra tasavvufa meyledip Alacahisarlı Hasan Efendiden feyiz aldı. İcazet verilerek Kırım'da Kefe'ye gönderildi, bir müddet talebe yetiştirdi. Sonra Medine-i münevvereye gitti ve orada yerleşti. 1601 (H.1010) senesinde Medine'de vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kur'ân-ı Kerim Okurken Riayet Edilecek Hususlar

Vehbi Tülek

Yakub bin İshâk Hadramî hazretleri Kırâat-i aşere imamlarındandır. 117 (m. 735)’de Basra’da doğdu. Kırâat-i seb'a imamlarından Kisâî ve Hamza Zeyyât’ın derslerine devam etti ve çok talebe yetiştirdi. 205 (m. 821)’de vefat etti. Buyurdu ki:

Evinize Girerken İhlâs-ı Şerifi Okuyun

Vehbi Tülek

Tövbe Etmemek O Günahı Işlemekten Daha Kötüdür

Vehbi Tülek

Ebû Ca'fer bin Sinân hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Horasan'da Nişâbûr'da doğdu. Ebû Hafs ve başka büyük zatlarla görüşüp sohbet etti. Ömrünün son yirmi senesini Mekke-i mükerremede, Harem-i şerifte geçirdi. O vakitte, orada bulunan âlimlerin ileri gelenlerinden idi. 311 (m. 923)'de orada vefât etti.

Evhadüddîn Kirmânî Hazretleri

Vehbi Tülek

Cünûnî Ahmed Dede

Vehbi Tülek

Ebu Muhammed El-ezdî

Vehbi Tülek

Ye­rin Bi­le Ka­bul Et­me­di­ği A­dam!

Vehbi Tülek

İsmail Cebertî

Vehbi Tülek

Hep Iyi Insanlarla Beraber Olun

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi'nin talebesi olan Mahmûd Kefevi hocasının şu kerâmetini anlattı:"Gemiye binip İstanbul'a gitmek üzere yola çıktık. Ben o zaman gençtim ve bu benim ilk yolculuğumdu. Hoş bir rüzgârla dört gün gittik. Sonra şiddetli bir rüzgârla deniz kabardı. Dalgalar her taraftan vurmaya başladı. Gemide bulunanlar korku, dehşet ve ümitsizlik içinde bâzı mal ve eşyâlarını denize attılar. Bu ızdırap ve sıkıntı bana da ümitsizlik vermeye başladı. Hocam Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi, geminin alt katında sâkin ve telaşsız bir halde oturuyor du. Dalgaların şiddetli vuruşları gemide bulunanların ve benim korkumu iyice arttırdı. Hocam bana bakıp; "Korkma! Allahü teâlâ bizi kurtaracak ve biz Erikli Kasabasının doğu tarafındaki Hacı Baba Dergâhında kuşluk vakti oturup süt içeceğiz ve incir yiyeceğiz." buyurdu. Gemici lerin hesâbına göre seksen mil yolumuz kalmıştı. Ebû Bekr Kefevi hazretleri sükûn ve vekar içinde tatlı ve güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başladı. Biz rahatladık ve korkumuz kalma dı. Halbuki dalgaların vuruşları hâlâ devâm ediyordu. Nihâyet Allahü teâlâ bizi, hocam Ebû Bekr Kefevi hazretlerinin duâsı bereketiyle kurtardı. Gecenin sabahında Erikli sâhiline çıkıp doğruca Hacı Baba Dergâhına ziyârete gitti. Biz de onu tâkib ettik. Hep birlikte oturduk. Hocamız Kur'ân-ı kerim okuyor biz de dinliyorduk. O sırada dergâhın çevresinden bir kadın iki elinde birer çanak ile çıkageldi. Kapları önümüze bıraktı. Biri süt, diğeri incirle doluydu. Şeyh Ebû Bekr Kefevi tebessüm ederek bize baktı ve; "Bismillah ile yiyiniz!" buyurdu. Biz besmele ile yedik. Hocamın bu kerâmetine şâhid olduğumuz zaman, 1542 (H.949) senesiydi."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hayat Kurtaran Yalan

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Abayi Yakmak

Dört Şey Mühimdir

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Ayyaşin Sonu

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek