Nazardan Ve Şeytanların Şerrinden Korunmak Için
Ahmed Kastalânî hazretleri fıkıh, hadîs ve kırâat âlimidir. 851 (m. 1448) senesinde Kâhire’de doğdu. 923 (m. 1517)’de aynı yerde vefât etti...
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.063.062
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ahmed Kastalânî hazretleri fıkıh, hadîs ve kırâat âlimidir. 851 (m. 1448) senesinde Kâhire’de doğdu. 923 (m. 1517)’de aynı yerde vefât etti...
Günlerden 31 Ağustos 1526 Cuma. İki gün evvel Mohaç Meydan Muharebesi kazanılmış, Kanuni Sultan Süleyman Han tebrikleri kabul ediyor. Elbette herkes zafer neşesi içindedir. Kara haber otağ-ı hümayuna bir gülle misali düşer. Akıncı alperenlerinden Gül Baba gaza meydanında şehid düşmüştür. Kendisi şehid düşmüş de, başı yere düşmemiştir. Elinde gürzü ve yatağanı ile vuruşurken, bir kafir sillesi ile başı gövdesinden ayrılmıştır. Ve o aziz kahramana layık efsaneler de o anda destanlaşmaya başlamıştır. Rivayet edilir ki, Gül Baba başsız gövdesiyle atından inmiş, kesik başını koltuğunun altına almış ve etrafını saran Haçlı askerlerini defettikten sonra Mohaç ovasını velveleye veren Kelime-i Şehadet getirdikten sonra şehadet mertebesine erişmiştir.
Hıristiyanlığın en revaçta olduğu Ortaçağ'da, büyük tıp âlimleri, yalnız Müslümanlardı ve Avrupalılar Endülüs'e tıp tahsil etmeye gelirlerdi. Çiçek hastalığına karşı aşıyı bulanlar, Müslüman Türklerdir. O zamanki Avrupa'da insanlar, hastalıktan kırılıyordu. Fransa kralı 15. Louis 1774'de çiçekten öldü. Avrupa uzun zaman vebâ ve kolera salgınlarına uğradı.Napolyon 1798'de Akkâ Kalesi'ni muhâsara etdiği zaman, ordusunda vebâ hastalığı meydana çıkmış ve hastalığa karşı çâresiz kalınca, düşmanı olan müslüman Türklerden yardım istemek zorunda kalmıştı. O zaman yazılan bir Fransız eserinde şöyle demektedir:
Osman Bedreddin (İmâm Efendi), Mahmud-ı Samini hazretlerinin talebesidir. Onun huzurunda kısa zamanda kemâle erdi ve on sekiz gün gibi kısa bir zamanda icâzet aldı. Bu mübarek zat da hocası gibi, hayâtı boyunca dâimâ insanları saâdete kavuşturmak için çalıştı. Vaaz ve nasihat etti...
Osman Bedreddin hazretleri vefâtından birkaç gün evvel vasiyetini yazdı. Vefât ettiğinde, halk arasında çok sevildiğinden, cenâzesinde büyük bir kalabalık toplandı. Harput'ta Meteris Kabristanına defnedildi...
Muhammed Kuhistâni hazretleri Horasan'da bulunan Kuhistân beldesinde yetişen Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. Buhârâ Müftüsü idi. 962 (m. 1555) senesinde Buhârâ'da vefât etti. (Câmi'ur-rumûz) adındaki (Nikâye) şerhi meşhûrdur. Bu kitapta buyuruyor ki:
Celâlüddîn Nasrullah Tüsterî hazretleri Hanbelî fıkıh âlimidir. Tüster asıllı olup 733 (m. 1333)’de Bağdat’ta doğdu. Şam’da ve Kahire’de meşhur âlimlerden fıkıh ilmi tasil etti. Kahire’de Berkuk Medresesi’nde Hanbelî fıkhı müderrisliğine getirildi. İbn-i Hacer Askalânî, ondan çok istifade ettiğini söylerdi. 812 (m. 1409)’da Kahire’de vefat etti. “Enîsü’l-garîb ve celîsü’l-edîb” isimli eserinde şöyle buyuruyor:
Vaktiyle, Horasan'da Seyyidlerden biri ölür ve geride Seyyide bir hanımı ile birkaç kız çocuğu kalır. Bir müddet sonra iyice fakir duruma düşerler, bu yüzden çevrenin hakaretlerine maruz kalmamak için yurtlarından göçerler. Yolda bakımsız bir mescide sığınırlar. Dul hanım, çocuklarını burada bırakıp yiyecek bir şey bulmaya çıkar. Şehirde dindarlığı ile tanınan bir zengine gider. Durumunu anlatır, fakat adam "Seyyid olduğunuzu nereden bilelim, elinizde delil var mı?" diyerek kadını eli boş çevirir.