Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.584.947
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Sultan Murad, pençesine al boya sürerek fermandaki imza yerine elini bastı. Bu âdet, ta Oğuz hanlarından kalma idi. Osmanlı padişahlarının imzaları olan tuğralar, eski atalar âdetinin devamıdır.Sultan Murad'ın elini bastığı ferman, Venedik kıyısındaki Rakuzalılara gönderiliyordu. Senelik vergi karşılığı Osmanlıların himayesini istemişlerdi. Zaten bütün Balkan milletleri, Osmanlı adaletine kavuşmak için can atıyorlardı. Çünki Osmanlıların girdikleri yerlerde, ancak İslam adaleti ve merhameti hüküm sürüyordu.O zamana kadar Bursa kadısı olan Çandarlı Kara Halil, ilk kadıasker (kazasker) tayin edilmişti. Ordu büyüdükçe, ülkeler fethedildikçe, ordunun din işleri ve adalet işleri fazlalaştı. Kazasker, ordunun en yükse hakimi idi.
"Bunlar bir vakit beyler idi, kapıcılar korlar idi, Gel gör şimdi, bilmeyesin bey hangidir ya kulları? Yunus Emre"Onyedinci asır başında yaşamış ülemadan ve Sultan 1. Ahmed'in şeyhülislamlarından Çelebi Müfti ismiyle meşhur, Hocazade Mehmed Efendi, bulaşıcı hastalıklardan çok korkan bir adamdı. Çelebi'nin bulunduğu yerde hastalık ve ölümden katiyyen bahsedilmez, kendisi de hiç kimsenin hasta ziyaretine ve cenazesine asla gitmezdi. Bir gün, evinin hizmetçilerinden biri hastalanıp vefat etti. Efendi hazretleri hiç tereddüt etmeden, konağına bir duvarcı ustası çağırdı. Ustaya, evin hizmetçisinin öldüğü odanın kapısını örmesini söyledi. Usta, kapıya boydan boya duvar ördükten sonra Çelebi, ayrı bir direktif verdi: Şimdi git, bahçe tarafından dolaş ve o odanın duvarını del, naaşı çıkarıp gömsünler. Bu oda da bir daha kullanılmasın. Hikmet-i İlahi, "sakınan göze çöp batar" misali, bütün dikkatine rağmen Hocazade Mehmed Efendi vebaya yakalanarak hayata veda etti
Alkame bin Vakkas Utvâri hazretleri tâbiinin meşhur âlimlerindendir. Resûlullah efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" zamanında doğdu. Fakat çok küçük olduğundan sahabi olamadı. Ömer, Âişe, Abdullah bin Ömer (radıyallahü anhüm) gibi sahâbilerden hadis rivayet etti. 86 (m. 705)'de vefat etti. "Ehl-i Beytin üstünlüğü" hakkında şöyle nakletmiştir:
Şeyh Abdülkuddûs hazretleri, Hindistan evliyâsından olup, nesebi İmâm-ı A'zam Ebû Hanife hazretlerine dayanır. 1538 (H.944) senesinde Hindistan'ın Kenkûh şehrinde vefât etti... Şeyh Abdülkuddûs birçok talebe yetiştirdi. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin babası Abdülehad hazretleri, Abdülkuddûs'un talebelerindendi.
Celâleddîn Ârif Çelebi Mevlânâ Celâleddîn Muhammed Rûmî'nin torunu, Sultan Veled'in oğludur. 1271 (H.670) senesinde doğdu. Babası Sultan Veled'den zâhirî ve bâtınî ilimleri öğrendi. Babasının vefâtından sonra onun halîfesi, vekîli oldu. 1319 (H.719) senesinde Konya'da vefât etti. Bir sohbeti sırasında buyurdu ki:
Hz. Mugire, Sa'd bin Ebi Vakkâs tarafından sefir olarak gönderilmişti. İranlılar, sert konuşup, Müslümanları korkutacaklarını zannettiler. Söz sırası Mugire'ye gelince, o, büyük bir cesaretle konuşmaya başladı ve şöyle dedi: "İslâmiyetin esaslarına göre, herkes Allahü teâlâ indinde bir kul olarak eşittir. Hiç kimsenin diğerine karşı bu hususta bir imtiyazı yoktur."