Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.602.191
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Hattat Muhammed Râsim Efendi anlatır; "Cennetmekân Üçüncü Ahmed Hânın vefâtından sonra, şöyle bir rüyâ gördüm. Geniş bir sahrada orduyu hümâyûn kurulmuştu. Bir tepe üzerinde de sultanlara mahsûs bir çadır, çadırın etrafında ise büyük bir kalabalık vardı. Kalabalıktan bir kişiye yaklaşıp; "Bu ordunun kumandanı kimdir?" diye sordum. O da; "Âhir zaman Peygamberi Muhammed aleyhisselâmdır." dedi. Cehennem'e götürülecek bâzı kimseler bu büyük çadıra götürülüyor, buradan şefâat edilirse Cehennem'den kurtuluyordu. Yine Birisine; "Peygamber efendimiz nerede bulunuyor?" diye sorduğumda; "Tepedeki büyük çadırda" dedi. Hemen çadırın yanına koştum. Çadırın kapısına vardığımda, Mehmed Emin Tokâdi hazretlerini çadırın kapısında gördüm. Şefâat istiyenleri çadırın içine götürüp, getiriyordu. Çok şaşırdım. Biz bu zâtı anlayamamışız diye çok üzüldüm. O anda elleri bağlı birini çadırın kapısına doğru getirdiklerini gördüm. "Bu kimdir?" diye sorduğumda, Sultan Ahmed'dir dediler. Sonra çadıra yaklaşıp, Mehmed Emin Tokâdi hazretlerine teslim ettiler. O da önüne düşüp çadırın içine girdiler. İçeride Peygamber efendimiz kendisine iltifât buyurdu. Çadırdan çıktıklarında Mehmed Emin Tokâdi hazretleri; "Şefâat buyurulup affolundun, müjde olsun!" diye bağırdı. Dışarda sultanlara mahsus süslü bir at duruyordu. Mehmed Emin Tokâdi hazretleri, sultânı tâzim ve hürmetle çadırdan çıkarıp, bekleyen süslü ata bindirdi. Etraftakilerin tebrikleri arasında, süratle oradan uzaklaştı.
Sultan II. Bayezid Han devri. Venediklilerle deniz savaşları yıllardır sürüyor. Kaptan-ı Derya Gedik Ahmet Paşa, Yunanistan'ın batısında bulunan, fakat Venediklilerin en önemli üslerinden biri olan İnebahtı kalesini denizden kuşattı. Donanmasının sancak fırkasına Kemal Reis, iskele fırkasına da Burak Reis kumanda ediyorlardı. Kale kumandanı Zoanomorti, teslim olması için gönderilen habere karşılık:-Venedik donanması neredeyse imdadımıza yetişir. Eğer bu donanmayı yenecek kadar güçlüyseniz, kaleyi size hemen teslim ederim, dedi.
Abdurrahmân İbn-i Hubeyş hazretleri hadis ve fıkıh âlimidir. 504'te (m. 1110) Endülüs'te (İspanya) Meriye'de (Almeria) doğdu. Memleketinde hadis ve fıkıh okudu. Kurtuba'ya (Cordoba), sonra Mürsiye'ye (Murcia) giderek talebe yetiştirdi. 584'te (m. 1188) Mürsiye'de vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
İbn-i Kara Hoca hazretleri Hanefî fıkıh âlimidir. Tunus’ta ikâmet eden Türk sülâlesindendir. 1074 (m. 1663) senesinde Tunus’ta doğdu. Zamanındaki birçok âlim ile görüşüp kendilerinden ilim öğrendi. Sonra Kâhire’ye daha sonra Hicaz’a gitti. Oradaki âlimlerden ilim tahsil edip icâzet aldı. Nihayet Tunus’a döndü. Şumâiyye Medresesi’nde müderrislik yaptı. 1138 (m. 1725) senesinde yine Tunus’ta vefât etti. Çok kitap yazdı. İ’lâm-ül-a’yân bi tahfîfât-iş-şer’i alel-âbidi ves-sıbyan isimli eserinde, çocukların terbiyeleri, hakları gibi konular anlatılmaktadır. Kitabın bir yerinde şöyle anlatılır:
İsâmüddin İbrâhim İsferâyini hazretleri evliyanın büyüklerindendir. 873'te (1468) Horasan'ın Nişâbur şehri yakınındaki İsferâyin'de doğdu. Medrese tahsilinden sonra Silsile-i aliyye büyüklerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin sohbetlerine devam ederek Nakşibendi icazet aldı. Semerkant'ta 945 (m.1538) vefat etti ve şeyhin kabri yakınına defnedildi. Şöyle anlatır:
Bir zamanlar bir grup alim ve şair, "Encümen-i Bizebân" (Suskunlar cemiyeti-kulübü) adıyla bir cemiyet kurmuşlardı. Üye sayısı otuz kişiydi ve bunu arttırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek, çok yazmak ve çok az konuşmaktı. Molla Cami hazretleri de gençliğinde, bu cemiyete girmek istiyordu. Günün birinde cemiyetin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday olmak için cemiyete geldi. Kendisini karşılayan kapıcıya bir şey söylemeden, ismini bir kağıda yazarak o sırada toplantı halinde bulunan ulema heyetine gönderdi.