Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.858
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Osmanlı Devleti döneminde her paşa ve padişah için, memleketinde herkesin istifadesine açık bir hayır kurumu yapıp ahirete öyle gitme, en büyük ideal idi. Bu sebeple, fethedilen yerlerde her biri bir cami, bir külliye veya bir hastane yapıp gitti. Ecdâdımız, kendi devirlerinin kültürünün gerektirdiği müesseseleri kurdular. İnsan nerde neyi tahsil ederse etsin ama Rabbiyle her zaman irtibatlı olsun diye camisiz yer bırakmadılar.
Mary Mills Patrick, feminizm hareketini Amerika'dan Osmanlı'ya taşıyan ilk kadın... İstanbul'da bisikletle ve peçesiz olarak sokağa çıkan ilk kadın da budur. Onun bu davranışı, Hıristiyan azınlıklara mensup kız öğrenciler tarafından bile büyük tepkiyle karşılanmıştır. Patrick, İrlanda'dan Amerika'ya göç etmiş bir ailenin kızıydı. Üniversite eğitimini Amerika' da yaptı. İsviçre'nin Bern Üniversitesinde eski Yunan felsefesi üzerine doktora eğitimi aldı. Fransızca, Almanca, Ermenice, Yunanca ve Türkçe biliyordu. O, iyi yetiştirilmiş bir misyonerdi.Bu eğitimden sonra Türkiye'ye geldi. Erzurum'da görev yaptı. Patrick, 1876 yılında henüz 26 yaşında genç ve idealist bir kadın iken, Üsküdar'da faaliyet gösteren İstanbul Kız Koleji'nde felsefe hocalığına başladı. Kolejde 1890'da müdireliğe başlayan Patrick, 1924 yılına kadar bu görevde kaldı. Bu tarihte görevini Kathryn Nevell Adams'a devrederek Amerika'ya gitti.
Şeyh Muhammed Pütnî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Hindistan'ın Pütne şehrinde yaşadı. On yedinci asrın ortalarında vefât etti. Hâce Muhammed Bâkî-billah’ın sohbetinde yetişti. O yüksek huzurdan kalb zikrini aldı. Daha sonra hazret-i Hâce, onun terbiye ve yetişmesini İmâm-ı Rabbânî hazretlerine havâle etti. Hazret-i İmâm’ın huzûrunda husûsî hizmette bulunanlar arasına girdi. Abdest suyunu ve misvâkı hazırlamak gibi hizmetlerle şereflendi. Kendine lâyık hâllere ve yüce makamlara kavuştu. İmâm-ı Rabbânî hazretleri ona icâzet ve hilâfet verdi ve Pütne’ye gönderdi. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin ona gönderdiği iki mektup şöyledir:
Zeynüddin Abdürrahim el-Irâki hazretleri hadis hâfızıdır. 725'te (m. 1325) Kahire'de doğdu. Kürt asıllı olup babası Erbil'den Kahire'ye gelmişti. Sekiz yaşında Kur'an-ı kerimi hıfzetti. Et-Tenbih adlı Şafii fıkıh kitabını ezberledi. On iki yaşında iken hadis tahsiline başladı ve hadis hafızı oldu. 806 (m. 1404)'de Kahire'de vefat etti. Şöyle nakletmiştir:
Muhammed ibn-i Lübâbe el-Kurtubi hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. Endülüs'te (İspanya) Kurtuba'da (Cordoba) doğdu. Medrese tahsilinden sonra İlbire'de (Elvira) kadılık, Kurtuba'da şûra üyeliği yaptı. 330 (m. 942)'de Kurtuba'da vefat etti. Bir dersinde ilmin ehemmiyeti hakkında şunları anlattı:
Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatır: ıki atlı arkadaş yola çıkmışlar. Fakat birisi âmâ imiş. Giderlerken âmâ olan şahıs, kamçısını düşürmüş. Fakat arkadaşına itimad edemediği için, yerden almasını söylememiş, inmiş atından el yordamıyla kamçıyı aramış. Derken, kendi kamçısını bulamamış ama eline ondan daha güzel yumuşak bir şey geçmiş. Bu kamçı daha güzelmiş diyerek alıp atına binmiş. Fakat o kamçı diye bulup aldığı, gecenin soğuğundan hareketsiz duran bir yılanmış. Derken biraz sonra hayli ilerlemiş olan arkadaşına yetişmiş. Arkadaşı sormuş