Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.026
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Sultan II. Mahmud Han zamanında Harput'ta yetişen büyün alimlerden Abdurrahmân-ı Harpûti, İstanbul'a gitti ise de bir vazife verilmemesi üzerine memleketine döndü. Burada tâliblere ders vermekle meşgûl oldu. Bir müddet sonra tekrar memleketini terk ederek İstanbul'a gitti. Bir gün vakit namazını kılmak için girdiği Ayasofya Câmiinin duvarında asılı bir levhaya gözü takıldı. Levhanın altındaki kâğıtta; "Bu levhadaki ibâreyi, her kim doğru olarak hâllederse, mükâfatlandırılacaktır." yazıyordu. Hemen bir kâğıda ibâreyi bütün kâideleri ile çözen Abdurrahmân-ı Harpûti, kâğıdın altına "Daha başka mânâların da mevcûd olduğu ibâreden anlaşılmakta ise de, kâğıdım olmadığı için bu kadarıyla iktifâ edilmiştir." diye bir şerh koyarak adını ve adresini yazdı ve tahlilnâmelerin içine bıraktı.
Fatih Sultan Mehmed İstanbul'u fethettikten sonra, merkezi Trabzon olan Pontus devletinin kralı David Komnenos, şimdi sıranın kendilerine geldiğini anladı ve Osmanlılara karşı Doğu Anadoludaki Akkoyunlu devletinin hükümdarı Uzun Hasan'a, Osmanlılara karşı ittifak yapmayı teklif etti. Aralarındaki dostluğu güçlendirmek için de yeğeni Katerina Despina'yı Uzun Hasan ile evlendirdi. Bu ittifaktan cesaret alan David Komnenos, Osmanlılara vermesi gereken vergiyi vermediği gibi, evvelce verdiklerini de geri istedi. Bu durumu da Uzun Hasan'a bildirerek gereğinin yapılmasını istedi. Uzun Hasan da yeğeni Murad'ı Fatih Sultan Mehmed Han'a gönderdi. Huzura kabul edilen Murad Bey:-Padişahım, Trabzon Pontus Devleti, ödediği bütün vergilerin geri verilmesini istiyor! Dedi.
İskilipli Abdülbâki Efendi Anadolu evliyasındandır. Çorum'un İskilip ilçesindendir. Doğum târihi bilinmemektedir. İlk tahsilini memleketinde yaptıktan sonra İstanbul'a giderek tanınmış ilim adamlarından din ve fen ilimlerini tahsil etti. Bu sırada gözlerine bir hastalık gelerek bir gözü görmez oldu...
Muhammed bin Ahmed el-Hâlidi hazretleri Şâfii fıkıh âlimidir. "İbnü'l-Cevheri" diye meşhur oldu. 1151'de (m. 1738) Kahire'de doğdu. El-Ezher'de fıkıh tahsilini tamamladı. Mekke'de Seyyid Abdullah el-Mirgani ile görüşerek ondan faydalandı. Tahsilini tamamladıktan sonra Kahire'de Eşrefiyye Medresesi'nde müderris oldu ve çok talebe yetiştirdi. 1215'te (m. 1801) vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Mahmûd Hamza el-Hüseyni hazretleri Osmanlı Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 1236 (m. 1821)'de Şam'da doğdu. Burada medrese tahsilinden sonra Şam'da çeşitli mahkemelerde kadı nâibliği ve Şam Vilâyeti Meclis-i Kebir üyeliği yaptı. 1305 (m. 1887)'de Şam'da vefat etti. "el-Ferâidü'l-behiyye fi'l-kavâidi'l-fıkhiyye" adlı eserini Sultan II. Abdülhamid'e ithaf etti. Bu eserinde şöyle buyuruyor:
Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:
"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.
Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."