Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.748
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Yavuz Sultan Selim Han, Şah İsmail'in Anadolu'da yaptığı şiilik propagandaları yüzünden ulemadan aldığı fetvalarla İran üzerine, 15 Mart 1514 günü sefere çıktı. İzmit'e ulaştığında Şah İsmail'e bir mektup gönderip, ulemadan fetva aldığını, bu sebeple kendisi üzerine sefere çıktığını ve Osmanlı atlarının ayak bastığı yerlerden geri çekilmesini istedi. Şah İsmail bu mektuba gönderdiği cevapta:-Er isen meydana gel. Biz de seni beklemekten kurtuluruz...dedi ve Yavuz'u tahkir için mektupla birlikte bir de kadın elbisesi gönderdi. Kadın elbisesini gören Yavuz, hiddetinden hemen elçiyi öldürttü. Hemen Şah İsmail'e bir cevap yazdı ve mektupla birlikte bir hırka-asa-külah-tesbih de gönderdi. Bunlar, Şahın dervişlikten gelme olduğunu ifade ediyordu. Bu cevabı alan Şah İsmail hayretler içinde kaldı. Yavuz'un kendisine bu şekilde edepli ve nazik bir cevap göndereceğini ummuyordu. Hemen Yavuz'a temkinli ve itidalli bir cevap yazıp anlaşma yapmak istediğini de bildirdi.
Osmanlı Devletinde en büyük yenileşme hareketlerini yapan Sultan II. Mahmud, bütün bu icraatları için Şeyhülislam Mehmed Tahir Efendi'den fetvalar almıştı. Bilhassa Yeniçeri ocağının kaldırılması için verdiği fetvaya çok memnun olan padişah, ona çok kıymetli bir elmas yüzük hediye etmişti.
Yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra kurulan Nizam-ı Cedid ordusunun kıyafetleri de Avrupa'dan örnek alınmıştı. Bilhassa Yeniçeri kavuğu yerine miğfer giyilmesi gerekiyordu. Bunun için de yine Şeyhülislam'ın fetvası gerekliydi. Mehmed Tahir Efendi saraya davet etdildi. Padişah, Şeyhülisamı, yüzü güneşe karşı gelecek şekilde oturttu. İkindi güneşi, Tahir Efendi'nin tam gözüne geliyor ve onu fazlasıyla rahatsız ediyordu. Bu yüzden devamlı olarak eliyle güneşe karşı gölgelik yapmaya çalışıyordu. İşte istediği fetvayı almak isteyen padişah o esnada sordu:-Efendi Hazretleri, görüyorum ki güneşe dayanamadınız, ya benim askerlerim, kafirlerle güneşe karşı nasıl harbederler, diye sorunca Şeyhülislam:-O halde kavuk yerine miğfer giyilebilir, şeklinde padişahın istediği fetvayı verdi.
Bâli Mehmed Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. Kütahya’da doğdu. Soyu Mevlânâ Celâleddîn Rûmî hazretlerine ulaşır. Küçük yaşta Mevleviyye tarîkatı büyüklerinin mânevî bakışlarına kavuştu ve icâzet aldı. Devrinin büyük âlimleri ve devlet ileri gelenlerinin çoğu onun sohbetlerini tâkib ederlerdi. 1485 (H.890) senesinde Afyonkarahisar’da vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Ebü'l-Hasen Tâhir ibn-i Galbûn hazretleri kıraat âlimidir. 339'da (m. 950) Halep'te doğdu. Babasıyla birlikte Mısır'a yerleşerek burada meşhur âlimlerden kıraat tahsil etti. 399 (m. 1009)'da Kahire'de vefat etti. Buyurdu ki:
Ebu Hayseme Kufi hazretleri, hadis âlimlerinin büyüklerindendir. 100 (m. 718) senesinde Kûfe'de doğdu. Cizre'ye yerleşti. 173 (m. 789)'da vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
Bir defâsında, bâzı kimseler gemi ile bir yere gidiyorlardı. Yolcular arasında Abdurrahmân hazretlerinin talebelerinden birkaç kişi de vardı. Bir ara, geminin tabanından bir yer delindi. Ne yaptılarsa delinen yeri tıkayamadılar. Vazifeliler çâresiz kalıp, geminin batmasından korktular. Onlardaki bu telaşı görüp, vaziyeti anlayan talebeler, hocaları Abdurrahmân bin Muhammed'den yardım istediler. O esnâda hocalarını gemide gördüler.