Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.568.313
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Osmanlı pâdişâhları zaman zaman ulemâdan ileri gelenleri saraya davet ederler, ilmi mütâlaalarını dinliyerek istifâde ederlerdi. Huzurda âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerin tefsir leri anlatıldığı gibi müsbet ilimler, edebi konular konuşulur, ilmi müzâkereler yapılırdı. Sâdece Osmanlılarda görülen ve hangi târihte ihdâs edildiği kesinlikle belli olmayan huzûr derslerinin Osmân Gâzi ile başladığı iddia edilmektedir. Sultan Üçüncü Mustafa 1759 yılında bir kânunla huzur dersleri denilen ve Ramazanın birinden onuncu gününe kadar devam eden bir ders ihdâs etmişti. Ramazandaki huzur derslerinin mevzuu dini konular olurdu. Kâdı Beydâvi Tefsiri'nin okunması genelde âdet hâline gelmişti. Huzur hocalarını şeyhülislâm seçerdi.Sultan İkinci Abdülhamid Han zamânında huzur dersleri Ramazanda ikindi namazından sonra haftada iki gün esasına göre Yıldız'daki Çit Kasrında yapılır ve Sultan Abdülhamid Han yüksekçe bir mindere otururdu. Karşıda ders veren ile dinleyiciler bulunurdu. Dâvet üzerine devlet ricali de derste hazır olurdu. Pâdişâh dersi anlatan ile buna sual soranların münâzaralarını dinlerdi. Her derste ders anlatan ve ona sual soranlar değişik olurdu.Huzur dersleri Osmanlı Devleti ve Hilâfetin ilgâsına kadar (3 Mart 1924) devam etti. Son huzur dersi Halife Abdülmecid Efendi zamânında ve 1923 (H. 1341) Ramazanı'nda yapılmıştır.
Preveze zaferinden üç yıl geçmişti. Alman İmparatoru Şarlken, Cezayir'i Osmanlı devletinden ayırmak için harekete geçti. Maksadı Kuzey Afrika'dan Osmanlıları çıkarmak ve buraları Hristiyanlaştırmak idi. Bu maksatla 516 gemiden müteşekkil muazzam bir donanma hazır ladı. Andrea Doria kumandasındaki bu donanmada 35.000 asker, 400 Malta şövalyesi bulunuyordu. İmparatorun bizzat katılacağı bu sefer de kendisine en büyük İspanyol, İtalyan ve Alman asilzadeleri de refakat ediyorlardı. Şarlken'in zafer alayını seyretmek için, İspanyol, İtalyan ve Alman düşes, markiz ve kontesleri de gelmişlerdi. Avrupa yüksek sosyetesinin en kibar hanımları ve genç kızları bu zafer alayın da İmparatorun yanında bulunmak fırsatını kaçırmak istemiyorlardı.
Edhem Çelebi 1301 yılında Tokat'ta doğdu. Küçük yaştan itibâren dayısı olan büyük veli Acepşir hazretlerinden ders almaya başladı. Ondan aldığı ilim ve feyzlerle kemâle erdi. 1350'de Zile'de vefât etti. Kabri, Zile'de Mûsâ Fakih türbesindedir. Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce sevdiklerine buyurdu ki:
Ahmedü Bamba, Batı Afrikalı bir âlimdir. O, henüz 9 yaşındayken, bölge Fransızlar tarafından işgâl edildi. Babası da âilesini alarak Rip'te Porokhane köyüne yerleşti. Bu sırada Fransızlara karşı cihâd hareketini başlatmış bulunan Maba Diakhu burada idi. Beraberce Fransızlara karşı mücadele ettiler. Ahmedü Bamba bir yandan da ilimde yükseldi. Saint Louis'e giderek Kâdiriyyenin halifesi El-Hâc Kamara'ya bağlandı. Sonra bu hocasının işaretiyle meşhûr Kâdiri şeyhi Sidya'nın sohbetlerine kavuşmak üzere Moritanya'ya gitti... Şeyh Sidya'dan tasavvuf, akâid, Mâliki fıkhı ve Sahih-i Buhâri okudu...
Ebû Ali Fârmedi hazretleri evliyânın büyüklerinden olup Silsile-i aliyye denilen evliyanın sekizincisidir. 433 (m. 1042) senesinde İran'da Horasan'da doğdu. Zâhiri din ilimlerini, Ebü'l-Kâsım Kuşeyri hazretlerinden öğrendi. Tasavvuf ilminde yüksek derecelere kavuşması iki vasıta ile olmuştur. Birisi Ebü'l-Kâsım Gürgâni-i Tûsi diğeri de Ebü'l-Hasen-i Harkâni'dir.
Yûsuf bin Hüseyin şöyle anlatır: "Mısır'a Zünnûn-i Mısri'nin yanına gittikten sonra, Rey şehrine dönüyordum. Bağdâd'a vardım. Dayım Abdullah bin Hâzır orada idi. Hacca gidecekmiş, yanına gittim:
-Nereden geldin? diye sordu:
-Mısır'dan gelip, Rey'e gidiyorum. Bir nasihat etmenizi isterim, dedim.
Buyurdu ki:
-Kabûl etmezsin!
-Ederim. dedim.