Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.515
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Rodosluların yirmiye yakın galer ve kadırgalarına karşı küçük bir Türk çektirisi, amansız ve ölümüne bir mücadeleye hazırlanıyordu. Çektirideki Türk leventleri, şahin bakışlarını düşman gemisine dikmiş, korkusuz, telaşsız, bir an önce düşmanla kılıç kılıca gelecekleri anı bekliyorlardı.Türk çektirisi, etrafını bir karabulut gibi saran dev düşman gemilerine doğru dalgalarla oynaşa oynaşa giderken, leventler, birz sonra tadacakları şehadetin sevinci ve zevki içinde bayram havası yaşıyorlardı. Artı iki yaraf birbirlerine iyice yaklaşmışlar, atış menzili içine girmişlerdi. İlyas Reis, gözlerini düşman gemilerinden ayırmadan ilk emrini verdi:-Amiral gemisine dirise edeceğiz arkadaşlar!
Osmanlı hükümdarları zaman zaman memleketin dâhili vaziyetini bizzat teftiş ve kontrol için tebdil-i kıyâfetle halk arasına karışırlardı. Sultan IV. Murad ile III. Mustafa Hânlar'ın sıkça tebdil gezdiklerini tarihler kaydederler.Sultan Mustafa Hân bir bahar günü derviş kıyâfetiyle çarşıyı pazarı dolaşmış ve yorgunluk gidermek üzere kırlara doğru yürümeye başlamış. Samatya taraflarında bir tepecik üzerinde oturmuş dinlenirken, musâhibi Nakşi'nin taşıdığı dürbünü isteyip bir müddet çevreyi temâşâ etmiş. Meğer uzaklarda bir kadınla bir erkeğin sarılıp öpüştüklerini görmesin mi!?.. Nakşi'ye seslenmiş:" Derhal git! Şu karşıdakiler kimlerdir, öğren gel!..Nakşi emri yerine getirip nefes nefese dönmüş ve:" Efendimiz, demiş, bunlar hayli zamandır birbirlerini görmeyen iki kardeş imişler. Oracıkta rastlayınca dayanamayıp sarmaş dolaş olmuşlar. Zât-ı şâhâneye de arz-ı ihlâs eylediler.Pâdişah gülmüş:" Nakşi! Yalan söyledin amma, zararı yok; bir yalanla iki kelleyi birden kurtardın, demiş
Tâcüddin İbrâhim Efendi Osmanlı âlim ve velilerindendir. Antalya-Manavgat'ın Demirciler köyünde doğdu. Hocası Abdüllatif Makdisi, Bursa'ya gidip yerleşti. Tâcüddin İbrâhim de hocasından ayrılmadı. Onun hizmetinde bulundu. Hocası vefât edince, Tâcüddin İbrâhim onun yerine geçti. 1467 (H.872) senesinde Bursa'da vefât etti. Buyurdu ki:
Molla Atâullah Efendi Osmanlı âlim ve evliyasından olup Sultan İkinci Selim Han’ın hocasıdır. İzmir'e bağlı Ödemiş kazasının Birgi kasabasındandır. 1571 (H.979) senesinde İstanbul'da vefat etti. Zamanın büyük alimlerinden ilim tahsil etti. İstanbul’a giderek Sultan İkinci Selim Han’ın teveccühünü kazandı ve hocası oldu. Fıkıh, tefsir ve diğer ilimlere dair bazı eserler tasnif etmiştir. Hidâye isimli meşhur fıkıh kitabının baş tarafına tâlîkâtı meşhurdur. Bu eserinde şöyle nakleder:
Ulubatlı Hasan, İstanbul'un fethi sırasında surların üzerine çıkan ilk Osmanlı askeridir. 1428 yılında Bursa'nın Ulubat (Uluabat) köyünde doğdu. Köhne Bizans'ı tarihe gömerek; Orta Çağı kapatıp "Yeni Çağ"ı başlatan Fatih Sultan Mehmed Han'ın ordusunda "Bayraktar" olarak İstanbul kuşatmasına katıldı...
Osmanlı ordusu 6 Nisan 1453 Cuma günü İstanbul'u kuşattı. 29 Mayıs 1453 Salı günü sabaha karşı son hücum yapılıyordu... Mehter "gülbanklar" vurmaya koyulmuş ve Bizans surlarının karşısındaki ordugâhta hummalı bir faaliyet başlamıştı. Ulu Hâkan, "Evlâtlarım, yiğitlerim, şahbazlarım, yürüyün... Zafer sizindir" diyerek hücum emrini vermişti...
Ma'rûf-ı Kerhi Hazretlerinin bir dayısı şehrin vâlisi idi. Vâli, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu. Ma'rûf'u bir kenarda oturmuş ekmek yerken gördü. Önünde de bir köpek vardı. Bir lokma kendi yiyor, bir lokma da köpeğin ağzına veriyordu.
Dayısı,
- Köpekle birlikte yemeğe utanmıyor musun dedi.