Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.999.261

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Dört Mezhepten Birine Uymamak Câiz Değildir

Leblebicioğlu Feyzî Efendi son devir Osmanlı din âlimlerindendir. 1839 (H.1255) senesinde Çorum'da doğdu, 1909 (H.1327) senesinde aynı yerde vefât etti. Memleketindeki çeşitli âlimlerden okuyarak tahsîlini tamamladı. İskilipli Arapzâde Mehmed Emin Efendiden icâzet aldı. Tasavvufa karşı alâka duydu. Nakşibendiyye yolunun Hâlidiyye koluna intisâb edip kendini tasavvufta da yetiştirdi. Çorum'da müderrislik ve müftülük yaptı. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Otlukbeli Savaşi

Ankara Savaşi

Çolak Hasan

Sünnet Akçesi

Sarayda İftar

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bir Kâse Yoğurt

Osmanlı Devleti döneminde her paşa ve padişah için, memleketinde herkesin istifadesine açık bir hayır kurumu yapıp ahirete öyle gitme, en büyük ideal idi. Bu sebeple, fethedilen yerlerde her biri bir cami, bir külliye veya bir hastane yapıp gitti. Ecdâdımız, kendi devirlerinin kültürünün gerektirdiği müesseseleri kurdular. İnsan nerde neyi tahsil ederse etsin ama Rabbiyle her zaman irtibatlı olsun diye camisiz yer bırakmadılar.

Vehbi Tülek

Nagy Varat Köprüsü

Vehbi Tülek

Sirpsindigi Zaferi

Vehbi Tülek

Yavuz Ve Muhyiddin Arabi

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim, 24 Ağustos, 1516 tarihinde "Mercidâbık" savaşını kazandıktan sonra Haleb'e girmiş, iki hafta sonra da oradan ayrılıp Eylül ayı sonunda Şam'a ulaşmıştı. Buradan Mısır'a geçmeden önce de 15 Aralık'a kadar Şam'da kalmıştı. Yavuz Şam'da kaldığı sıralarda, Muhyiddin Arabi Hazretleri'nin (v.638/ 1240) bir kitabında geçen "Sin Şin'a girince Mim'in kabri ortaya çıkar" şeklindeki bir ifadeyi, büyük alim Kemal Paşazade ile birlikte incelemişlerdi. Burada "Sin"in Selim'e, "Şin"ın Şam'a, "Mim"in de Muhyiddin'e işaret olduğu kanatine varılmıştı.

Yirmisekiz Mehmed Çelebi Ve Parisde Opera

Vehbi Tülek

Elçi Hazretleri Merak Etmesinler

Vehbi Tülek

Kanuni'nin Belgrad Kadisina Gönderdigi Ferman

Vehbi Tülek

Al Mührü Ver Mührü

Vehbi Tülek

Seydi Ali Reis

Vehbi Tülek

Bendenizde İki Fuad Vardir

Vehbi Tülek

İmparator Ölü Gibi Donup Kaldi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Namazın Güzelliği Kendisindendir

Kâdı Adûdüddin Îci hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 700 (m. 1300) senesinde İran'daki Şirâz'da Îc kasabasında doğdu. 756 (m. 1355) senesinde vefât etti. Bu mübarek zat, namazın faziletleri hakkında buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Cennete Ilk Girecek Olanlar

Vehbi Tülek

Velid bin Şüca hazretleri hadis âlimlerinin meşhûrlarındandır. 243 (m. 857)'de Bağdâd'da vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

İlmin Dereceleri Çoktur Ancak Sonu Yoktur

Vehbi Tülek

Belhî Abdülkadir Efendi

Vehbi Tülek

Belhi Abdülkadir Efendi, İstanbul'da yaşamış olan Nakşibendi şeyhlerindendir. Afganistan'da Kunduz'da doğ­du. Nakşibendi-Müceddidi şeyhi Seyyid Süleyman Efendi'nin oğludur. Babasıyla birlikte Sultan Abdülaziz'in davet etmesi üzerine İstanbul'a geldi. 1923'te ve­fat etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:

Abdullah Bin Muhammed Bağdadî

Vehbi Tülek

Mezrûk Bin Hasen Yemenî

Vehbi Tülek

Ebu Bekr Muhammed Acurri

Vehbi Tülek

Salih Bin Ömer Bülkinî

Vehbi Tülek

Hanefî Mezhebinde Namazın Sünnetleri

Vehbi Tülek

Cinlerin De Kâfirleri Ve Müminleri Vardır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Gerçek Zehir

Vehbi Tülek

Altıyüz Dirhemlik İp

Vehbi Tülek

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Yuhçu Baba

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Ahde Vefa

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek