BİZİM MAKSADIMIZ

1001 Osmanlı Hikayesi

Perşembe, 17 Haziran 2004

Abdullah Paşa ile olan mücadelesinin bir anda Padişah ile savaşa dönüşmesi ile karşı karşıya gelen Mehmed Ali Paşa’nın sadrazam olmak veya saltanatı ele geçirmek gibi niyetleri olduğu ileri sürülmekte ise de doğru değildi. Nitekim Paşa, böyle bir maksat gütmediği ni ve güdemeyeceğini bir İngiliz diplomatına şu sözleriyle anlatmıştı:“Siz bir yabancısınız. Bir Müslüman gibi düşünmesini bilmezsiniz. Osmanlı Devleti nin parçalanmasından benim için doğacak mesuliyeti biliyor musunuz? Müslümanlar nefret ile benden uzaklaşacaklardır. İlk uzaklaşacaklardan biri de iki oğlum olacaktır. Ben daima padişahımızın hizmetkarı olarak kalmak istiyorum. Oğlum İbrahim eğer Boğaziçi’ne varma ya muvaffak olursa, padişahın ayaklarına kapanarak affını ve Mısır’a dönmek için müsaadelerini isteyecektir.”

Devamını oku...

DONANMA SEFER ÇIKARKEN

1001 Osmanlı Hikayesi

Çarşamba, 16 Haziran 2004

Andrea Doria’nın, 40 kadar kadırga ile, Mısır’dan Hind mallarını getiren Salih Reis’i yaka lamak üzere Girit sularında beklediği şayiası duyuldu. Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, kader arkadaşı Salih Reis’in, Doria’nın pususuna düşmesine razı olmayacağı muhakkaktı. Nitekim ertesi gün bu şayiayı tersanede duyan Hayreddin Paşa, sadrazama koşarak şayianın doğru olup olmadığını sordu. Diğer vezirler de oradaydı. Ayas Paşa fevkalade müteessir bir tavırla:“Hakikat böyle Paşa, içimiz kan ağlar” dedi.Diğer vezirler de aynı şekilde konuştular. Bunun üzerine Hayreddin Paşa onlardan son bir teminat istedi:“Salih Reis benim kader arkadaşımdır. Onu göz göre göre küffarın eline bırakamam ve feda edemem. Akdeniz’e yelken açmak artık zaruret halini aldı. Ancak siz de biraz ikdam göstermelisiniz” dedi.

Devamını oku...

TUĞ O KADAR UCUZ DEĞİL

1001 Osmanlı Hikayesi

Salı, 15 Haziran 2004

Mohaç Meydan Muharebesinde Macar ordusunu arkadan çevirerek tamamen imha eden Gazi Bali Bey, bu savaştan yıllar geçtikten sonra, sancakbeyliği alameti olarak kendisinde bulunan iki tuğa ilave olarak, bir tuğ daha verilmesi için Padişaha ricada bulundu. Terfi ve terakkinin muayyen yaş, kıdem ve hizmet mukabili olduğunu bilen Kanuni, ona şu cevabı yazdı:“Yadigarım ve muhterem lalam Gazi Bali Bey!Berhudar olasın, yüzün ak olsun...

Devamını oku...

TÖVBE ET, ÇÜNKÜ ÖLÜMÜN YAKINDIR!..

1001 Osmanlı Hikayesi

Pazartesi, 14 Haziran 2004

Sultan II. Murad Han vefatından önce bir gün gezmeye çıkmıştı. Bir köprü aşında bir dervişe rastladı. Selam verdi. Derviş yaklaşıp:“Hey padişahım! Tövbeye niyetlen, çünkü vâden yakındır!” dedi. Padişah, dervişe teşekkür edip dualarda bulundu. Kendisine ölümü hatırlatanı çok sever, Allahü Teâlânın rızası için yapılan nasihatleri can kulağı ile dinlerdi. Yanında bulunan İshak Beye dervişi sordu. Emir Sultan’ın müridlerinden olduğunu söyledi. Emir Sultan’ın adını duyan padişah da: “Bunda bir hikmet var” dedi ve tevbe-i nasuh etti. yanındaki bey ve paşalara dönüp:“Yarın mahşer gününde şahit olun. İşte bütün günahlarıma tevbe ediyorum” dedi.

Devamını oku...

BU SOPAYI BABAN VERDİ

1001 Osmanlı Hikayesi

Pazar, 13 Haziran 2004

İkinci Murad Han’ın çok sevdiği ve saydığı Molla Yegan hacca gitmişti. Hac dönüşünde Kahire’ye uğradı ve orada tanışıp sohbet ettiği Molla Ahmed Şemseddin Gürani’yi yanına alarak Edirne’ye getirdi. Molla Yegan, İkinci Murad Han’ın huzuruna çıktığında padişah:-Bana gittiğin yerden ne armağan getirdin? Diye sorunca, Molla Yegan:-Hünkarım, size Mısır’dan Molla Gürani’yi getirdim, dedikten sonra onun ilminden ve faziletinden bahsetmesi üzerine İkinci Murad Han, dışarıda beklemekte olan Molla Gürani Hazret lerini huzura çağırıp, kendisiyle bir saat konuştuktan sonra, onun Hadis ve Fıkıh ilmindeki dehasına hayran kaldı ve onu Bursa’daki Bayezid medresesine müderris tayin etti.

Devamını oku...

HAYIRSIZ VE BAHTSIZ İSEM

1001 Osmanlı Hikayesi

Cumartesi, 12 Haziran 2004

Uzun yıllar mesane hastalığından ıstırap çeken Sultan Reşat Han’a ölümünden iki yıl önce, Alman profesör İsrail tarafından başarılı bir ameliyat yapılmıştı. Yıldız sarayında bitkin halde yatmakta olan Padişah, ameliyat odası haline getirilen salona götürüldü. Doktorlar ve yardımcıları salonda bekliyorlardı. Ameliyat odasına girdiklerinde Padişah, oradakilerle ayrı ayrı helalleşti. Sonra da kıbleye dönerek:“Ey Büyük Allah!ım! Eğer ben milletim ve vatanım için hayırsız ve bahtsız isem beni şu ameliyat masasının üzerinden sağ kaldırma!” diye dua etti. büyük bir cesaret ve tevekkül ile ameliyat masasına uzandı. Yapılan başarılı ameliyat sonunda sıhhatine kavuştu ve iki yıl daha yaşadı.

Devamını oku...

ETİN OKKASI SEKİZ AKÇE

1001 Osmanlı Hikayesi

Cuma, 11 Haziran 2004

Sultan IV. Mehmed Han bir divan toplantısında sadrazama:“Yaptığım tetkiklere göre etin okkası sekiz akçeye satılır, fakat yine de et bulunmaz imiş, sebebi nedir?” diye sorunca sadrazam:“Hünkarım, et ve ekmek zaman-ı devletinizde pek çoktur. Fiyat artışı yoktur. Var diyen size yala söylemiştir” dedi. Divanda hazır bulunan Hocazade Mesut Efendi:“Devletli vezir, asıl yalanı imdi siz söylediniz” dedikten sonra, Padişaha dönerek:“Şevketlim, hâlâ narha takyit yoktur. Şehirde bir okka et bulunmaz. Bulunursa sekiz akçedir. Hatta semiz etler gizlice 10-12 akçeye satılır. Fukara muzdariptir. Fukarası muzdarip olan bir memlekette bolluktan bahsetmek abestir” dedi. Bu sözleri üzerine sadrazam onu susturmak istedi ise de Hocazade:“Burada da mı sus dersiniz? Bu, huzur-u hümayundur. Hak ne ise onu söylemek gerekir. Bunda yalan ve hatır için söz, din ve devlet için söz, din ve devlete hıyanettir” dedi.

Devamını oku...

ELİNE NE GELİRSE VER

1001 Osmanlı Hikayesi

Perşembe, 10 Haziran 2004

Sadrazam Yeğen Mehmed Paşa ordusuyla İstanbul’dan sefere çıkmadan önce hocası Mehmed Emin Tokadi hazretlerinin huzuruna gidip duasını aldı. Hocası onu kucaklayıp bağrına basarak bir müddet öyle tuttu. Sonra da gözyaşları içinde, zafer kazanmaları için dua etti. Fatiha-yı şerif okudu. Yeğen Mehmed Paşa, sohbetlerinden çok istifade ettiği, kalbi ne hizmet ve cihad aşkını yerleştiren hocasından dua aldıktan sonra sefer hazırlıklarını tamamladı. Sonra emrindeki ordu ile Avusturya seferine çıktı.

Devamını oku...

ONLAR BENİM KULLARIM DEĞİLDİR

1001 Osmanlı Hikayesi

Çarşamba, 09 Haziran 2004

Sultan IV. Mehmed Han, Köprülü Mehmed Paşa’yı büyük yetkilerle iş başına getirdiği zaman Anadolu’nun durumu çok fena idi. İstanbul’daki Yeniçeri ve Sipahi ayaklanmalarına valilerin isyanları da katılmış, fermanlar dinlenmez olmuş, neticede Anadolu’da emniyet ve asayiş namına bir şey kalmamıştı. Halk köyleri boşaltıp kasaba ve şehirlere göç ediyordu. Padişahtan geniş yetkiler alarak işe başlayan Köprülü Mehmed Paşa Kapıkulu askerleri arasında isyana karışanları temizledi. Daha sonra Erdel kralının isyanı üzerine bizzat ordunun başında sefere çıktı. Bu arada sipahilerden bazıları kaçarak Halep valisi Abaza Hasan Paşanın yanına sığındılar.

Devamını oku...

ÇOLAK HASAN

1001 Osmanlı Hikayesi

Salı, 08 Haziran 2004

Çolak Hasan yeniçeri olmak istiyordu. Acemi ocağına başvurdu. Fakat Ağa , onu ocağa kabul etmedi. Hasan’ın boynu büküldü. Sonra çolak elini gizlemek için bedenine yaklaştırdı ve kendi kendine;“Artık hiçbir zaman savaşa katılmayacağım, yeniçeri olamayacağım” diyerek evine gitti. Çolak eline aka baka ağlamaya başladı. Devrin büyük âlimlerinden Hoca Sadeddin Efendi, sarayın bahçesinde gezintiye çıkmıştı. Hasan’ın ağlama sesini duydu ve sesin geldiği tarafa yürüdü. Hasan’a niçin ağladığını sordu. Hasan, çolak elini arkasına saklayarak gözyaşlarını gizlemeye çalışıyordu. Sadeddin Efendi ona; “Derdini söyle de bir çaresini bulmaya çalışalım” dedi. Hasan;“Çaresini bulamazsınız” deyince, Hoca;“Sen yine de söyle” dedi.

Devamını oku...