Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.222
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
1451 yılında Edirne'ye bahar erken gelmiştir. Sultan II. Murad Han, bir ikindi vakti Meriç Nehri'nin ortasındaki "Kirişçi" adasında tenezzühe (gezintiye) çıkar. Taze çimenler, kardelenler, bahar yağmurlarıyla yıkanmış toprak kokuları ve çağıldayan ırmağın huşû' veren sesi... Yanında yalnız İshak Paşa vardır. Bir müddet etrafı seyreder ve Paşa'ya seslenir:" İshak! Tabiatın güzelliğine bak. İnsan burada kendini dünyadan ayrılmış gibi hissediyor. Doğrusu içimi şu tabiata karşı bir hasret ateşi kapladı.İshak Paşa:" Doğru dersiz Hünkârım. Ya şu Meriç!.. Ne kadar da asil akıyor, diye karşılık verdi.
Kanuni Sultan Süleyman Han, Mohaç savaşında Avusturya ve Macar müttefik ordusunu perişan ettikten sonra, Macaristan Krallığına, Osmanlılara yardımcı olan Macar asilzadelerin den Yanoş Zapolya'yı tayin ederek İstanbul'a dönmüştü. Fakat Avusturya Kralı Ferdiand, bu tayini tanımadı ve kendi adamlarından birinin, yine kendisine niyabeten Macar kralı tayin edil mesi için harekete geçti. Eğer kendi adamı kral yapılmaz ise, ordusuyla Macaristan'a girecekti. Bunun üzerine Yanoş Zapolya, Feron Laçki isimli bir elçiyi, durumu padişaha bildirmesi için İstanbul'a gönderdi. Elçi önce Veziriazam İbrahim Paşa ile görüştü. Veziriazam elçiyi pek hoş karşılamadı. Daha sonra İkinci Vezir Mustafa Paşa, elçiyi çağırarak:-Senin efendin, bizim Padişahımızın istirahat ettiği Budin köşküne oturmağa nasıl cür'et etmiştir? Padişahımızın istirahat ettiği, atının göründüğü her yer daima hükmümüz altında demektir. Sen, vergisiz olarak ve Padişahımızın kullarından biri tarafından geliyorsun. Bilmez misin ki, padişahımızın hükmü her yerdedir.
İbn-i Lebbân hazretleri Hadis âlimlerinin büyüklerindendir. İran’da İsfehan’da doğdu. 446 (m. 1054) senesinde vefat etti. Rivayet ettiği hadîs-i şerîflerde Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular ki:
Ahmed Zâhid Enderabi hazretleri kıraat âlimidir. Afganistan'da Enderâb'da doğdu. Nişâbur'a giderek zamanın büyük âlimlerinden kıraat ilmini tahsil etti. İcazet alarak çok talebe yetiştirdi. 470 (m. 1077)'de vefat etti. Kur'ân-ı kerim okumanın ve Kur'ân-ı kerim ehlinin fazileti hakkında şunları anlattı:
Selim Kırimi hazretleri, aslen Kırımlı olup ilim tahsilini İstanbul'da yaptı. Bir müddet kâdılık vazifesinde bulundu. Bosna niyâbetinde iken kâdılıktan ayrıldı. Tasavvufta yetişmek üzere Şeyh Muhammed adında bir zâtın Kâdiri yolunun rehberlerinden Şeyh Hüseyin Efendinin sohbetlerinde bulunup onlardan feyiz aldı. 1756 (H.1170) senesinde vefât etti. Kabri Köprülü'dedir.
Selim Kırimi hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce bir sohbetinde, tevekkül hakkında buyurdu ki:
Mevlânâ Sadeddin Kaşgari hazretlerinin talebelerinden Şemsüddin Muhammed Ruci hazretleri anlatır:Pirimiz Mevlânâ Sadeddin Kaşgari Hazretlerinin halkalarında bir genç vardı ki, riyazet, hâl ve aşk ifadesinde en ileri derecedeydi. O da benim gibi bir güzele tutulmuştu. Böylece bâtınında biriktirdiği kıymeti bir lâhzada o tarafa devretmişti. Altından ve neceften hediyemsi bir şey alıp o güzelin geçeceği yola bırakmış ve onu geçenlerden birinin almaması için de bir kenara gizlenmişti. Fikrince sevgilisi oradan geçecek ve hediyeyi görüp alacaktı. Fakat kimden ve nasıl geldiğini bilemeyecekti. Ben vaziyeti öğrenince ona dedim ki :