İslâm Dîni, Hep Faydalı Şeyleri Emretmektedir
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.157.464
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
Beşir Ağa, küçük yaştan itibâren Yapraksız Ali Ağa'nın yanında sarayda yetişti. 1707 senesinde saray hazinedârı oldu. Sultan Üçüncü Ahmed'in şehzâdeliği sırasında müsâhibi, danışmanı idi. Sonraları dârüsseâde ağası Süleymân Ağa ile berâber 1713'de Kıbrıs'a gönderil di. Kıbrıs'dan Mısır'a ve oradan da Hicaz'a gönderilerek şeyhül-haremeyn vazifesi verildi. Bu vazifesi sırasında Mekke-i mükerremede bulunan ve evliyânın büyüklerinden olan Ahmed-i Yekdest hazretlerinin derslerine ve sohbetlerine katıldı. Ondan pek çok feyz alıp tasavvufda yükseldi. Duâlarına mazhar oldu. 1717 senesinde İstanbul'a çağrılarak dârüsseâde ağalığına tâyin edildi. Bundan sonra Sultan Üçüncü Ahmed Hanın pâdişâhlığının son ve Sultan Birinci Mahmûd Hanın pâdişâhlığının ilk devirlerinde olmak üzere ölümüne kadar tam otuz sene dârüsseâde ağalığı yaptı.
Bayezid Han, İstanbul'da yaptırdığı caminin açılışında hazır bulundu. Zenbilli Ali Efendinin kardeşi, meşhur âlim ve vâiz Muhyiddin Mehmed Çelebi'ye vaaz ettirdi. Padişah, camide ilk namaz kıldıracak olan kimsenin, büluğ çağından bugüne, bir defa ikindi namazının sünnetini terk etmemiş bir kimse olmasını arz ediyordu. Cemaate ilan edilince kimse çıkmadı. Padişah mecbur kalıp; "Elhamdülillah, müddet-i ömrümüzde hiçbir ikindi vaktinin sünnetini kaçırmadık" diyerek bizzat imamete geçti. Yine Bayezid Camiinin açılışında Hacı Bayram-ı Velinin yoluna mensup ilim, edeb ve vekar sahibi olan Baba Yusuf Sivrihisari, namazdan sonra kürsüye çıkıp öyle tesirli bir vaaz yaptı ki, Padişah ve camide bulunan cemaat ağlamaya başladılar. Ağlamalarıyla cami inledi. Caminin açılışını seyretmek için gelip dışarıda bekleyen Hristiyanlardan üçü, bu hal den çok etkilenerek derhal camiye girip Baba Yusuf Sivirhisari'nin huzurunda Müslüman oldular. Bu hadiseyi gören Sultan II. Bayezid Han, yaptırdığı caminin ilk açılışında böyle bir hadisenin vuku bulmasından dolayı çok sevinip memnun oldu. Müslüman olan 3 Hristiyana pek çok mal ve para hediye etti.
Yahyâ bin Şeref Nevevî hazretleri Şâfiî âlimlerinin büyüklerindendir. 1233 (H.631)de Şam'ın güneyindeki Nevâ kasabasında doğdu. Şam'daki Revâhiyye Medresesinde tahsîle başladı. Usûl, nahiv, lügat ve benzeri ilimlerin inceliklerine vâkıf oldu. İcazet alıp, Dâr-ül Hadîs-il Eşrefiyye'de ders verdi. Aynı zamanda evliyâ-i kirâmın büyüklerindendir. Çok kerâmetleri görülmüştür. 1277 (H.676) yılında vefât etti.
Yûsuf bin Meysere hazretleri Tabiinin hadis âlimlerindendir. Şam'da yaşamıştır. Âmâ idi. Birçok sahâbiden (radıyallahü anhüm) hadis rivâyet etmiştir. Muâz bin Cebel'den (radıyallahü anh) rivâyetle dedi ki:
Seyyid Ahmed-i Kebir, evliyânın meşhurlarından ve Seyyid Ahmed Rufâi hazretlerinin torunlarından veya talebelerindendir. Onunla karıştırılmaması için kendisine Kûçek (Küçük) denilmiştir. Ancak "Seyyid Ahmed-i Kebir Rufâi" şeklinde tanınmıştır...
Seyyid Ahmed-i Kebir Rufâi'nin türbesi Ladik'tedir. Yedi yaşındayken babası vefât etti. Dayısı Mensûr Betâihi onu himâyesine aldı. Yakın alâka gösterip meşhûr âlimlerden ders aldırıp, iyi bir ilim tahsili yaptırdı...
Türk olmanın nasıl bir şey olduğunu unutanlara hatırlatmak için, Türk olmanın tadına varmak için, lütfen okuyun.
Bu hakiki hikayeyi aktaran, sayın Dr. Ömer Musoğlu 85 yaşındadır ve halen MODA/ İstanbul'da oturmaktadır.
Anzaklı Ömer'in Hikayesi 1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden doktor Ömer Muşluoğlu, görev yaptığı hanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
Amerika 'ya gittiğim ilk yıllar.. New York'da Medical Center Hospital'da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor .Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında..