Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.780
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
1459'da Sırbistan Seferine çıkan Mahmûd Paşa, Resav, Kuruca, Ostcoviça ve Durnik kalelerini zaptetti. Daha sonra Fâtih'le birlikte İkinci Mora Seferine çıkarak Mistora'nın fethi ni gerçekleştirdi. 1460'ta yine Fâtih'in maiyetinde Amasra, Sinop ve Trabzon seferlerine iştirak ederek büyük muvaffakiyet gösterdi. 1462'de Eflak Seferinde, Midilli Fethinde ve Bosna Kralının teslim olmasında önemli hizmetlerde bulundu. Macar Kralı Hunyadi Yanuş'un Bosna' ya hücumu üzerine, 1464'te sefere çıktı. Vezir-i âzam Mahmûd Paşanın Bosna'ya gelmesiyle Macarlar kaçtı. Pekçok ganimet ve esirin ele geçmesini sağladı. Mahmûd Paşa, 1466'da kaptan-ı deryâ vazifesiyle Gelibolu sancağına tâyin edildi. 1470'te üç yüz gemi ile Eğriboz Adasının fethinde bulundu. 1472'de tekrar vezir-i âzamlık makâmına getirilen Mahmûd Paşa, 1473'te Akkoyunlu Uzun Hasan ile yapılan Otlukbeli Muhârebesinden önce, ileri harekâtta bulunmakla vazifelendirildi. Fâtih'in Otlukbeli Zaferinden sonra İstanbul'a dönmesiyle vezirlikten alınan Mahmûd Paşa, Filibe civârında imâr ettirdiği Hasköy'e yerleşti. 1474'te vefât etti.
Yıldırım Bayezid Hanın bir mahkemede şahitlik etmesi gerekiyordu. Padişah mahkeme ye geldi ve herkes gibi o da ellerini önüne bağlayıp ayakta bekledi. Devrin Bursa Kadısı Molla Fenari, padişahı süzdükten sonra; "Senin şahitliğin kabul değildir. Zira sen namazlarını cemaat ile kılmıyorsun. Elinde imkanı olduğu halde cemaate gelmeyen bir kimse, yalancı şahitlik edebilir demektir." Bu itham karşısında herkes Yıldırımın hiddetlenmesini bekliyordu. Fakat o boynunu büküp mahkemeyi terk etti ve hemen sarayının yanına bir cami inşa ettirmeye başladı.
Kâdi İsfehâni hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 585 (m. 1189) senesinde İsfehan'da vefât etti. Fıkıh ilmini Şehid Muhammed bin Yahyâ'dan öğrendi. Başka âlimler ile de görüşüp, kendilerinden istifâde etti. Birçok ilimlerde, bilhassa hılâf ilminde çok yükseldi. Buyurdu ki:
Ebü'l-Kâsım Şirâzi hazretleri hadis hâfızı idi. 485 (m. 1092)'de Türkistan'da Merv'de vefât etti. Mala, paraya hiç ehemmiyet vermez; yetecek kadar dünya malı ile iktifa eder, fazlasını fakirlere sadaka olarak dağıtırdı. "Yarın ne yapacaksın, elindekilerin hepsini dağıtıyorsun?" diyenlere; "Allahü teâlânın rızâsı için onlara sadaka vermekle, Allahü teâlâya borç vermekteyim. Allahü teâlâ karşılığını kıyâmet gününde bana bol bol verecektir" buyururdu. Kitabında naklettiği Hadis-i şeriflerden bazıları:
Ömer bin Hüseyin Hıraki hazretleri Hanbeli fıkıh âlimidir. Bağdat'ta doğdu. Burada zamanın büyük âlimlerinden tahsil gören Hıraki, Şii Büveyhiler'in Bağdat'a hâkim olması üzerine Mısır'a, oradan Şam'a hicret etti. Burada 334 (m. 946)'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Hacı Ferhad adında bir zât şöyle anlatmıştır: "Mısır'dan gelirken, Akdeniz'de gemimiz sâkin sâkin yol alıyordu. Peşimize bir korsan gemisi takıldı. Saldırmak için yaklaşmaya başladı. Gemimizde Şeyh Burhâneddin ve dedesi Şeyh Muhammed Çelebi Sultan hazretleri de vardı. Bu tehlikeli durum karşısında biz çok endişelendik. Geminin baş tarafına geçip oturdular ve bize; "Üzülmeyiniz! Allahü teâlâ sizi kurtardı!" dediler. Bir de baktık ki kuvvetli bir fırtına çıktı. Korsan gemisi dalgalar arasında kalıp battı. Bizim gemiye bir şey olmadı. Böylece korsanların şerrinden kurtulduk."