Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.240.671

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Moğol Askerlerini Şam'dan Uzaklaştıran Mübarek Zat

Ebü'l-Hasan Harîrî hazretleri büyük velîlerdendir. 1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Şeyh Ebû Ali Mağribî'nin sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Çok kerametleri görüldü.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

İlim Yolundan Sakin Ayrilma

Fatih Sultan Mehmed Han devri, bilindiği üzere İslâmi ilimlerde olduğu kadar pozitif sahada da en hareketli ve verimli dönemini yaşamıştır. Başta Sultan Fatih olmak üzere devletin her kademesindeki yetkili, bu konuyla yakından ilgilenmiş ve ve bu sayede ilim adamları arasında büyük bir rekâbet başlamış, böylece medreseler harıl harıl çalışarak güçlü il im adamları yetiştirmek amacını gütmüşlerdir. Bu sıralarda İstanbul gibi Bursa da âdetâ bir ilim merkezi halinde bulunuyordu. Ülkenin her tarafından kabiliyetli talebeler oraya akın etmekte idi. O zamanlar Bursa'nın büyük tüccar larından Yusuf bin Salih adında bir şahsın çok zeki ve yetenekli bir oğlu vardı. Ne var ki, ismi Muslihiddin olan bu çocuk ile babası arasında anlayış bakımından çok büyük farklar bulunuyor du. Babada tüccar kafası, oğlunda ilim, irfan ve kültür kafası vardı. Aralarında bu konularda anlaşmazlıklar çıkıyordu.

Vehbi Tülek

Velinimeti İçin Şehid Olan Ohrili Hüseyin Paşa

Vehbi Tülek

Sözümüzün Netîcesini Görürsün

Vehbi Tülek

95 - Sultan Ahmed'in Rüyasi

Vehbi Tülek

Birinci Ahmed Hanın sultân olduğu zaman, Osmanlı Devleti çok zor şartlar ile karşı karşı ya idi. Devlet batıda Avusturya ve doğuda İran ile harp hâlinde bulunduğu bu sırada; içte celâli adı verilen âsiler yirmişer otuzar bin kişilik gruplar meydana getirmişler, köyleri yakıp yıkmaya, üzerlerine gönderilen orduları bozmaya başlamışlardı. Bu iç gâile, Osmanlı Devletini temelinden sarsacak bir manzara görünümündeydi. Bilhassa İran, bu iç fitneyi körüklüyor ve Osmanlı Devleti içerisindeki hurûfiler de bütün güçleri ile bu fitne hareketlerini destekliyorlardı.Bostan Çelebi hazretleri, Sultan Birinci Ahmed'in tahta geçmesinden sonra büyük ceddi Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretlerinin mânevi işâreti üzerine İstanbul'a geldi. Kadir gecesi olması muhtemel bir gecede Ebû Eyyûb el-Ensâri hazretlerinin kabr-i şerifini ziyâret etti. Aynı gece Sultan Ahmed Han da şöyle bir rüyâ gördü:

Bir KurÂn-i Kerim, Bir SelÂm-i Şahane Ve Hilafetin Gücü

Vehbi Tülek

Küçük Kiyamet

Vehbi Tülek

Y Kilidi

Vehbi Tülek

Biz Senden Daha Nica Hizmetler Bekleriz

Vehbi Tülek

Haram Lokma Yiyen HarÂmî Olur

Vehbi Tülek

İtalya’da Bir Yeniçeri

Vehbi Tülek

Orhan Gazi’nin Vasiyeti

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Talebe, Her Işinde Üstadına Uymalıdır

Sadeddin Hamevi hazretleri büyük velilerdendir. Necmüddin-i Kübrâ hazretlerinden feyiz almıştır. Sadreddin-i Konevi hazretleri ile de sohbet etmiştir. (Mahbûbül-muhibbin) kitabı meşhurdur. 650 [m. 1252] senesinde vefât etti. Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ezelde Saîd Olanlar Saîdlerin Işini Yapar

Vehbi Tülek

Dimetokalı İlyâs Efendi Osmanlı fıkıh ve kelam âlimlerinin büyüklerindendir. Edirne yakınında, Dimetoka'da doğdu. (m. 1523) senesinde İstanbul'da vefât etti. Şerh-i Akâid'e, Hayâli'nin yaptığı haşiye üzerine, ayrıca bir haşiye yazmıştır. Bu eserinde buyurdu ki:

Hüseyin Ibn-i Yezdânyâr

Vehbi Tülek

Cemaatle Namaz Kılmanın Fazileti

Vehbi Tülek

İbn-i Gazzi hazretleri Fıkıh, hadis ve tefsir âlimidir. 904 (m. 1499)'da Şam'da doğdu. 984 (m. 1576)'da aynı yerde vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Şihâbüddîn Ahmed Delcî

Vehbi Tülek

Otuz Dokuzu Gam, Biri Ferahlık Denizi

Vehbi Tülek

Kim Zulmedeni Affederse

Vehbi Tülek

Yiğitbaşı Ahmed Efendi

Vehbi Tülek

Nimeti Gönderene Nasıl Şükredilir

Vehbi Tülek

Zeyrekli Mehmed Efendi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Anzakli Ömer

Vehbi Tülek

Hizir Ve Gelin

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Her Şeyi Göze Almıştı!

Korkma!

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Sakin Kalyona Binme

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Dört Şey Mühimdir

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek