Tasavvuf Ehli, Aynı Toprak Gibidir
Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.098.319
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.
1877 yılı Kasım ayının 7'sini 8'ine baðlayan gece, civarda bulunan iki Ermeni köyünden gizlice harekete geçen kalabalık bir çete, sinsi sinsi yaklaþıp Erzurum'un meþhur Aziziye Tabyası'na girmeyi baþarmıþtı. Türk-Rus harbinin kanlı ve karanlık günleriydi; tabyayı savunan bir avuç Türk askeri derin uykuda idi. Yataklarında bastırıldılar ve uykuda kılıçtan geçirildiler kahpece. Ve arkadan gelen Rus kuvvetleri de hiç bir mukavemet görmeksizin Aziziye Tabyası'na yerleþtiler.Bu kahpe baskından yaralı olarak kurtulan bir asker, koþa koþa Erzurum'a varıp kara haberi yetiþtirdi. Minarelerden sabah ezânı yerine "Moskof Aziziye'ye girdi!" sesleri yükselmeye baþladı.
1899 Haziran ayında buğday fiyatlarında meydana gelen artış dolayısıyla ekmeğe de zam yapılması söz konusu olunca Sultan II. Abdülhamid Han duruma müdahele ederek özel kalem müdürüne şu irade-i seniyyeyi yayınlattırmıştı:"Buğday fiyatının artmasından dolayı ekmeğe beş para zam yapılması lüzumu Şehremaneti'nden (Belediye) duyurulmuştur. Bunun üzerine Padişah Hazretleri derhal emir vererek bir komisyon kurdurmuş ve ekmek fiyatlarının artmasını önleyecek tedbirlerin alınmasını irade buyurmuştur."Bu minval üzere kurulan komisyon meseleyi görüşüp, tedbir almıştı. Padişah, o kadar gaileler arasında ekmek fiyatlarıyla da ilgilenmişti.
Ebû Muhammed Serrâc hazretleri evliyadan olup hadis ve fıkıh âlimidir. 1026 (H.417) senesinde Bağdat'ta doğdu, 1106 (H.500) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Bağdâd'ın meşhûr âlimlerinden akli ve nakli ilimleri tahsil etti. Kırâat, hadis ve fıkıh ilimlerindeki yüksek derecesi yanında edebi sanatlarda da yüksek bir şâir olan Ebû Muhammed Serrâc birçok kıymetli eser yazdı.
Bir başka sohbetinde de Sehl bin Abdullah-ı Tüstüri hazretlerinin şöyle naklettiğini buyurdu:
Ahmed İbn-i Âşir Endelüsi hazretleri Mağrib evliyasındandır. Endülüs'ün (İspanya) Şemine (Jimena) şehrinde doğdu. Tahsilini orada tamamladıktan sonra Elhadrâ'ya (Algedras) giderek ders verdi. Burası Hristiyanların eline geçince Fas'a gitti. Ribâtülfeth'te Şeyh Ebû Abdullah el-Yâbüri'ye intisap etti ve onun halifesi oldu. 1009'da (m. 1600) Fas'ta Selâ'da vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Hâkim el-Kebir hazretleri meşhur hadis âlimidir. 285 (898) yılında Nişâbur'da doğdu. İlim merkezlerine giderek birçok âlimin hadis derslerine katıldı. Horasan'ın birçok şehrinde kadılık yaptı. 378 (m. 988)'de Nişâbur'da vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden:
Bir zamanlar Bağdad'da çok zeki ve bilgili, Şenn adında bir adam yaşamaktaydı. Bu adam bir gün kendisi gibi bilgin ve akıllı bir kız bulup evlenmek için atına atlayıp yola çıktı. Yolda bir adama rastladı. Adam köyüne gidiyordu. Şenn de adama katılıp birlikte yolculuk etmeye başladılar. Şenn adama sordu: - Ben mi seni yükleneyim, yoksa sen mi beni yüklenirsin? Adam: - Bu nasıl söz? İkimiz de atlıyken birbirimizi nasıl yükleniriz? diye cevap verdi.Biraz ilerleyip köye yaklaştıklarında, Şenn biçilmiş ekinleri görünce tekrar sordu:- Bu ekinler yenmiş mi yenmemiş mi?