İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.836
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Yavuz Sultan Selim Han, Mısır seferine çıkmadan önce, hazinede fazla para yoktu. Bu sebeple tüccardan borç para istendi. Bu sefer, Osmanlı devleti için çok kazançlı oldu ve hazine ağzına kadar altınla doldu. Mısır'ın meşhur hazineleri Yavuz'un eline geçmişti. Ordu büyük bir zaferle İstanbul'a döndü. Yavuz Sultan Selim Han, kedisini karşılamaya hazırlanan İstanbul halkının büyük tezahüratın dan hoşlanmadığı için, şehre bir gece vakti girdi. Ertesi gün defterdara, borç para alınan tüccarlara, hemen borçlarının ödenmesi emrini verdi. Hemen bütün alacaklılar gezilerek borçlar ödenmeye başladı.
Bayezid Han, İstanbul'da yaptırdığı caminin açılışında hazır bulundu. Zenbilli Ali Efendinin kardeşi, meşhur âlim ve vâiz Muhyiddin Mehmed Çelebi'ye vaaz ettirdi. Padişah, camide ilk namaz kıldıracak olan kimsenin, büluğ çağından bugüne, bir defa ikindi namazının sünnetini terk etmemiş bir kimse olmasını arz ediyordu. Cemaate ilan edilince kimse çıkmadı. Padişah mecbur kalıp; "Elhamdülillah, müddet-i ömrümüzde hiçbir ikindi vaktinin sünnetini kaçırmadık" diyerek bizzat imamete geçti. Yine Bayezid Camiinin açılışında Hacı Bayram-ı Velinin yoluna mensup ilim, edeb ve vekar sahibi olan Baba Yusuf Sivrihisari, namazdan sonra kürsüye çıkıp öyle tesirli bir vaaz yaptı ki, Padişah ve camide bulunan cemaat ağlamaya başladılar. Ağlamalarıyla cami inledi. Caminin açılışını seyretmek için gelip dışarıda bekleyen Hristiyanlardan üçü, bu hal den çok etkilenerek derhal camiye girip Baba Yusuf Sivirhisari'nin huzurunda Müslüman oldular. Bu hadiseyi gören Sultan II. Bayezid Han, yaptırdığı caminin ilk açılışında böyle bir hadisenin vuku bulmasından dolayı çok sevinip memnun oldu. Müslüman olan 3 Hristiyana pek çok mal ve para hediye etti.
Fethi Ali Efendi İstanbul âlim ve velilerindendir. Bulgaristan'da Rusçuk'ta doğdu. Tahsilini İstanbul'da yaptı. Evliyâdan Kuşadalı İbrâhim Halveti'nin sohbetine kavuştu. Halveti yolunun edebini öğrendi. İlim ve ahlâkta kemâle gelip icâzet aldı. Kuşadalı İbrâhim Halveti, Fethi Ali Efendiye çok değer verirdi. Mektûbât'ındaki yirmi üç mektup Fethi Ali Efendiye yazılmıştır. Bir mektubunda buyurdu ki:
Ebü'l-Muzaffer İsferâini hazretleri tefsir, kelâm ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. Horasan'da İsferâin şehrinde doğdu. 471 (m. 1078)'de Tûs'ta vefât etti. Çok güzel şiirler de yazan İsferâini, bir şiirinin tercümesinde kendi nefsine şöyle demektedir:
Fahri Ahmed Efendi Celveti şeyhlerinden arif ve şair bir zat olup Tekirdağ-Şarköylüdür. Zati Süleyman Efendi'nin oğlu Hüseyin Şahin Efendi'den hilâfet aldı, ömrünün sonlarında İstanbul'a gelerek 1214 (m. 1799)'de vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Abdullah-i Ensâri hazretleri Evliyânın meşhûrlarından ve Hanbeli mezhebinin büyük fıkıh âlimlerindendir. Kerâmetleri pek çoktur. Vâzlarında Ehl-i sünneti müdâfaa eder, mezhebsizlik ve bid'atlerin kötülüğünü anlatırdı. Allahü teâlâya kavuşmak yolunda yürümek isteyenlerin, evliyâya ve hakiki din âlimlerine çok bağlı olmasını isterdi. Bu yolda ilerleten vâsıtaların, onlara olan tam muhabbet ve bağlılık oduğunu söylerdi. O büyüklere dil uzatanların zavallılıklarını her defâsında ifâde eder ve; "Yâ Rabbi! Dostlarını öyle yaptın ki, onları tanıyan sana kavuşuyor ve sana kavuşmayan onları tanıyamıyor. Yâ Rabbi! Her kimi felâkete düşürmek istersen, onu dostlarının, evliyânın ve gerçek İslâm âlimlerinin üzerine atarsın." buyurmuştur.