Çalışabilecek Kimsenin Dilenmesi Câiz Değildir
Muhammed Bahrak hazretleri velîlerin büyüklerinden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimidir. 1465 (H.869) senesinde Yemen’de Hadramût'ta doğdu. 1524 (H.930) senesinde, Hindistân'da vefât etti...
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.392.448
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Muhammed Bahrak hazretleri velîlerin büyüklerinden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimidir. 1465 (H.869) senesinde Yemen’de Hadramût'ta doğdu. 1524 (H.930) senesinde, Hindistân'da vefât etti...
Çengeloğlu, II. Mahmud Han devrinde ünlü bir Amiral idi. Akdeniz'in Afrika kıyılarında başladığı denizcilik hayatında cesareti ve yiğitliği ile nam salmış, İstanbul'a gelip tersaneye girdikten sonra da, kumanda kabiliyetini göstererek hızla ilerlemiş ve Osmanlı Deniz Kuvvetlerinin en üst makamı olan Kaptan-ı Deryalığa kadar yükselmişti. Tophane Müşirliğine tayin edildiğinde, Galata ve Beyoğlu kabadayılarını hizaya getirerek asayişi sağlamıştı. Halk onu "Deli Herif" diye seviyor ve takdir ediyordu.
1683 II. Viyana hezimetinden sonra bütün Orta Avrupa'yı istila eden Avustur ya'nın elinden, bu ecdad yadigarı toprakları kurtarmak için bir çok askeri harekatta bulunan Osmanlı kuvvetleri, her seferinde mağlubiyete uğradılar. Sadece, Sultan II. Süleyman Han, dedesi I. Süleyman Han'ın fetheylediği Belgrad'ı geri alabildi. 1695'de tahta çıkan II. Mustafa Han, genç ve gözüpek bir hükümdardı. Padişah olur olmaz, kaybettiğimiz toprakların geri alınması siyasetini takibetmeğe başladı. 8 yıl süren kısa hükümdarlık devrinde 3 defa sefere çıkarak, bizzat Ordu-yu Hümayuna kumanda etti. Tahta çıktığı sene, ilk seferine çıkarak Lugoş zaferini kazandı. Ertesi sene tekrar sefere çıkılmasına karar verildi.
Efdalzâde Hamidüddin Efendi 7. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. Bursa'da doğdu. İlk tahsilinden sonra Molla Yegân'a talebe oldu. Sonra Bursa ve İstanbul'da müderrisliğe, Sultan II. Bayezid zamanında şeyhülislâmlığa getirildi. 908 (m. 1503)'de vefat etti. Şöyle buyurdu:
Mevlânâ Bedreddin Serhendi İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin talebelerinin en meşhurlarındandır. Hindistan'da Serhend'de 1593 (H.1002) senesinde doğdu. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin hânegâhında, ilim tahsil ederek yetişti. Hocasının teveccühlerine kavuşup, sohbetlerinde bulunmakla şereflendi. 1688 (H.1098) senesinde vefât etti. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin, Mevlânâ Bedreddin Serhendi'ye gönderdiği bir mektup:
Râmi Mehmed Paşa, Osmanlı sadrâzamlarındandır. 1654'te İstanbul Eyüp'te doğdu. Terâzici Hasan Ağa adında birinin oğludur. İlk tahsilini Eyüp'te yaptıktan sonra Reis-ül-Küttaplık Kalemine kâtip olarak girdi. Bu sırada şiire istidadı sebebiyle Nâbi ve Sâmi gibi devrinin büyük şâirlerinin meclisine devam ederek yükseldi. İtaatkâr manasına gelen "Râmi" mahlasını aldı. 1686'da Divân-ı Hümâyûn Kalemine girdi. Divan işlerindeki geniş bilgisi ve mahâreti göz önünde bulundurularak, 1690 yılında Beylikçiliğe tâyin olundu. Yıllarca bu vazifede bulunduktan sonra, 1696'da Acem Bekr Efendinin yerine Reis-ül-Küttab oldu...
Mevlânâ Sadeddin Kaşgari hazretlerinin talebelerinden Şemsüddin Muhammed Ruci hazretleri anlatır:Pirimiz Mevlânâ Sadeddin Kaşgari Hazretlerinin halkalarında bir genç vardı ki, riyazet, hâl ve aşk ifadesinde en ileri derecedeydi. O da benim gibi bir güzele tutulmuştu. Böylece bâtınında biriktirdiği kıymeti bir lâhzada o tarafa devretmişti. Altından ve neceften hediyemsi bir şey alıp o güzelin geçeceği yola bırakmış ve onu geçenlerden birinin almaması için de bir kenara gizlenmişti. Fikrince sevgilisi oradan geçecek ve hediyeyi görüp alacaktı. Fakat kimden ve nasıl geldiğini bilemeyecekti. Ben vaziyeti öğrenince ona dedim ki :