İhlâs Elde Edilmedikçe, Kurtuluşa Erişilemez
Şeyh İbn-i Beşşâr hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 925 (H.313) senesinde Akabe'de vefât etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.265.630
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Şeyh İbn-i Beşşâr hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 925 (H.313) senesinde Akabe'de vefât etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki:
Osmanlılar Orhan Gazi devrinde Marmara denizine ulaşır ulaşmaz, bölgedeki şartlar gereği donanma kurdular. Hiç denizcilik tecrübeleri olmadığı halde, küçük gemilerle Marmara' ya açıldılar. Bu donanma, Marmara denizinde faaliyet gösterdi ve Bizanslılar'la muhatap oldu. Akça Koca'nın komutanlarından Karamürsel Bey, İzmit Körfezi'nin güney kıyılarını zaptetti ve bu bölgede bir tersane kurarak inşa ettiği hafif ve süratli gemiler ile Bizans donanmasının bu kıyılara yaptığı taarruzları durdurdu. Karamürsel ismi verilen bu teknelerin daha sonra yeni şekilleri yapıldı fakat isim aynı kaldı ve yakın zamana kadar sahil güvenlik teknelerine verilmeye devam etti. Yine bu sıralarda Orhan Gazi'nin bu küçük donanma ile Bizans üzerine başarısız bir seferini görüyoruz.
Kanuni Sultan Süleyman'ın Budin Beylerbeyliğine tayin ettiği Aslan Paşa, emir almadan, arada anlaşmalar olmasına rağmen Avusturya'ya ait Paloto kalesine hücum etti fakat mağlup oldu. Bu hareket üzerine Avusturya kralı Maximillian da Osmanlı toprağı olan Macaristan'a girdi ve Vesperm ile Tato kalelerini zaptedip, oralarda yaşayan yüzlerce Macar ve Türk ahaliyi katletti. Bu haber İstanbul'a ulaşınca Kanuni son derece üzüldü. Çok sevdiği Veziriazam Sokol lu Mehmed Paşa'yı çağırıp:-Budin Beylerbeyi ile ettiğiniz hünerler nice tedbir ve tedarikdir?
Hâfız Osman Efendi, Osmanlı Devletinde yetişen âlim, veli ve büyük hattatlardandır. 1642 (H.1052) senesinde İstanbul'da doğdu. Zamânının hat üstâdı olması sebebiyle, ilmi yönden çok hattatlığı ile meşhûr oldu. Osmanlı Devletinin en meşhûr hattâdı Şeyh Hamdullah Efendiden yüz sene sonra gelip, onun gibi yeni bir çığır açtığı için; "Şeyh-i sâni" (İkinci şeyh) nâmıyla anıldı...
İbni Fûrek hazretleri Kelâm, tefsîr, nahiv, lügat ve Şafiî mezhebi usûl ve fıkıh âlimidir. İsmi Muhammed bin Hasen’dir. İran’da İsfehân’da doğdu. Nişâbûr’da Ebû Ali Dekkak’la sohbet etti. Rey’de ders vermeye başladı. Daha sonra Nişâbûr’a davet edildi. Orada bir medrese ve bir ev yaptırıp ders vermeye başladı. Bilhassa kelâm ilminde meşhûr oldu. 406 (m. 1015) yılında Nişâbûr yakınlarında vefât etti. “En-Nizâmî fî usûl-iddîn” isimli eserinin mukaddimesinde buyurdu ki:
Ünsi Hasan Efendi, İstanbul'da yetişen büyük velilerden. İsmi Hasan bin Recep bin Şehid Muhammed, lakabı Ünsi'dir. 1645 (H.1055) senesi Taşköprü'de doğdu. 1723 (H.1136) senesi İstanbul'da Bâbıâli yakınında Salkım Söğüd'de Aydınoğlu Dergâhında vefât etti. Örtülü taş türbede medfûndur...
Ünsi Hasan Efendi önce Bayramiyye yolu büyüklerinden olan babası Recep Efendiden okudu. İlim ve edeb üzere yetişti. Henüz yirmi yaşlarında iken Ayasofya Câmii'nde ders okutmaya başladı. Tefsir-i Beydâvi ve Mesnevi okur, kendisine mahsus odasında ikâmet eder, ilimle meşgûl olurdu.
Dünya hayatında hiç kimseye iyilik yapmamış, bencil bir adam ölünce, cehennem kapısında bir melek karşıladı. Melek adama şöyle seslendi: "Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan buraya girmeyeceksin. Varsa söyle!"