Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.999.610

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Dört Mezhepten Birine Uymamak Câiz Değildir

Leblebicioğlu Feyzî Efendi son devir Osmanlı din âlimlerindendir. 1839 (H.1255) senesinde Çorum'da doğdu, 1909 (H.1327) senesinde aynı yerde vefât etti. Memleketindeki çeşitli âlimlerden okuyarak tahsîlini tamamladı. İskilipli Arapzâde Mehmed Emin Efendiden icâzet aldı. Tasavvufa karşı alâka duydu. Nakşibendiyye yolunun Hâlidiyye koluna intisâb edip kendini tasavvufta da yetiştirdi. Çorum'da müderrislik ve müftülük yaptı. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hirka-i Saadet Merasimi

Topkapı Sarayı'nın Hırka-i Saâdet dâiresinde bulunan Peygamber efendimize ve yakınları na ait olan Mukaddes Emânetler, Osmanlı Devleti zamanında her Ramazan ayının 15'inde ziyâret olunurdu. Bu ziyâretten birkaç gün önce Mukaddes Emânetler'in bulunduğu taht odası nın temizliği büyük bir hürmetle yapılır, padişah başta olmak üzere Has oda ağaları Mukaddes Emânetleri Taht Odasından Revân Odasına taşırlardı. Bu taşıma esnasında pâdişah da Has oda ağaları gibi hizmette bulunur, herhangi bir sebeple bu törende bulunamazsa maiyetinden birini gönderirdi. Ayın 14'ünde merasimde bulunacaklara dâvet tezkereleri gönderilirdi. Dâvetliler ertesi gün öğle namazından sonra Bâbüs-saâde'ye gelerek sadrazamı beklerlerdi. Sadrazam Bâbü's-sa'âde'ye geldiği zaman Silâhdar ağa tarafından karşılanır, Silâhtar ağa sadrazamın sağına, Has oda başı da soluna geçerdi. Şeyhülislâmın da yanına birer Has oda ağası gelirdi. Sadrazam ve şeyhülislâm yanlarında bulunan ağalarla birlikte Bâbüs-saâde'den içeri girerler, Arz Odası geçildiği zaman, Bâbüs-saâde önünde bulunan davetliler de protokol sıralarına göre Hırka-i Saâdet'in ziyaret olunacağı yere gelirlerdi. Burada herkes ayakta dururdu. Hırka-i Saâdet sandığının karşısında aşir okuyacak olan birinci ve ikinci imamlarla ayakta duramıyacak kadar ihtiyarsa Şeyhülislâmın oturmasına müsaade edilir. Aşir okunduktan sonra padişah Hırka-i Saâdet sandığını açar. Başta sadrazam ve şeyhülislâm olmak üzere diğer dâvet olunanlar protokol sıralarına göre teker teker gidip Hazret-i Peygamberin Hırkası'na yüz sürerlerdi. Bundan sonra hazır bulunan şeyhlerin herbiri sandığın karşısında yer alırlar, duâ ederlerdi.

Vehbi Tülek

Çomar Bölükbaşi

Vehbi Tülek

O Kendini Tanitti

Vehbi Tülek

Sarayda Bir Doğum

Vehbi Tülek

Baron de Tott, Sultan III. Mustafa zamanında askeri danışman olarak görev yapmış bir subay. 1755 yılında geldiği İstanbul'u dünyanın merkezi olarak görür. Aslen Macar asıllı olan Tott'un Türkiye'de geçirdiği yıllarını kaleme aldığı Fransızca seyahatnamesi çok beğenilmiş, defalarca basılmıştır. Seyahatnamesi için Tott şöyle der: "Ben Türklerin arasında 23 yıl yaşamış olmak sıfatıyla bu millet hakkında daha doğru şeyler yazabileceğime inanmış bulunuyorum." Baron de Tott'un İstanbul'da bulunduğu 1759 yılında, padişah III. Mustafa'nın ilk çocuğu doğar. Bu doğum, o vakte kadar hiçbir şehzade ve sultan için düzenlenmemiş biçimde şenliklerle kutlanır. Çünkü III. Mustafa'dan önceki iki padişahın çocuğu olmamıştır. Tott, sultanın doğumunu bakın nasıl anlatıyor:

Yunan Askeri Hakiminin İtiraflari

Vehbi Tülek

I. Viyana Kuşatmasi

Vehbi Tülek

Viyana MuhÂsarasi Ve Murad Giray HÂn’in İhÂneti

Vehbi Tülek

CÂmide Nargile

Vehbi Tülek

Devlet Adamlarina Altin Öğütler

Vehbi Tülek

20 - Şehid Derviş Paşa

Vehbi Tülek

Sultan I. Ahmed Ve Hediyesi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Dervişlik, Allah'ı Unutmamaktır

Muhammed bin Mü'min Âbizi hazretleri büyük velilerdendir. Afganistan'da Âbiz köyünde doğdu. 1486 (H.892) senesinde Herat'ta vefât etti. Evliyânın büyüklerinden Sa'deddin-i Kaşgâri hazretlerinin sohbetlerinde yetişti, yüksek olgunluklara kavuştu. O büyük zâtın talebelerinin en önde gelenlerinden ve hizmetinde en çok bulunanlardan oldu. Her an Mevlânâ Sa'düddin'in mânevi terbiyesi ve koruması altında idi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mehmed Sami Efendi

Vehbi Tülek

Hacı Mehmed Sami Efendi, son asırda Anadolu'da yetişmiş velilerdendir. 1848 yılında Erzincan'ın Selüke (Yeşilçay) Köyünde dünyaya geldi. Silsile-i aliyye büyüklerinden Sıbgatullah Arvasi hazretlerinin halifelerinden Abdurrahman Tagi'ye hizmet etti, bir yıl sonra da Erzincan'a gönderilerek halkı irşadla görevlendirildi. 1912 yılında Erzincan'da vefat etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:

Tecvîd Ilmi, Hem Nazarî Hem Tatbîkîdir

Vehbi Tülek

Dünyâda Nefsi Ölen Bir Daha Ölmez!

Vehbi Tülek

Seyyid Ahmed Buhâri hazretleri İstanbul'un büyük velilerindendir. Buhârâlı olup Peygamber efendimizin torunlarındandır. Küçük yaşta Hâce Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerine talebe oldu. Onun hasta kalplere şifâ veren sözleriyle yetişti. Hizmetiyle şereflenip, teveccühlerine kavuştu. Hocasının işâretleri üzerine yine hocasının halifelerinden Abdullah-ı İlâhi ile berâber Anadolu'ya geldi. Kütahya'nın Simav kazâsında talebe yetiştirdiler. Sonra Ahmed Buhâri İstanbul'a geldi ve Fâtih Câmiinin batısında bir yere mescid yaptırdı. İstanbulluları irşâda, yetiştirmeye başladı. 1516 (H.922) senesinde vefât etti.

Kim Zulmedeni Affederse

Vehbi Tülek

Aile Efradı Ile Sohbet, Güzel Ahlâktandır

Vehbi Tülek

Hakiki Mümin Bilerek Hatâ Yapmaz

Vehbi Tülek

İbn-i Abdûs Kayrevânî

Vehbi Tülek

Her âyetin Hakkını Vererek Okumalı

Vehbi Tülek

Ona Sirkeden Başka Bir Şey Şifa Vermez

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yüz Vermedin!

Yüz Vermedin!

Fakih Îsâ bin Muhammed şöyle anlatır:

Uzak bir diyârda idim. Abdullah el-Ayderûs'u açıkça bulunduğum yerde görmeyi temenni etmiştim. Mescide gittim. Oraya bir dilenci ve yanında birisi gelip benden bir şey istedi. Bir şey vermedim. Oradan ayrılıp başka yere gittim. O dilenci ve yanındaki kişi benim arkamdan geldi. Sonra yine yanıma yaklaşarak benden bir şeyler istedi. Yine yüz vermedim. Bunun üzerine o dilenci ve yanındaki ayrılıp gitti. Bir müddet sonra ben, Abdullah el-Ayderûs'un bulunduğu yere döndüm. Şeyh Abdullah'ın yanına giderek; "Ben sizi gittiğim yerde alenen görmeyi temenni ettim. Lâkin bu isteğim hâsıl olmadı." dedim. Bunun üzerine Ebû Muhammed el-Ayderûs ; "Sana aleni görünmem hâsıl oldu. Falan gün duhâ vaktinde sen falan mescidde idin. Senin yanına bir dilenci geldi. Yanında birisi de vardı. Senden bir şeyler istediler. Onlara bir şey vermedin. Sonra kalkıp bir yere gittin. Onlar da seni tâkib etti ve yine bir şeyler istediler. Yine yüz vermedin. İşte o dilencinin yanındaki ben idim. Ben, senin yanına o kılıkla gelmiştim." dedi. Ben; "Efendim! Sizin dedikleriniz doğrudur. Fakat o size fazla benzemiyordu." deyince, Şeyh Abdullah da; "Eğer ben bu hâlimle senin yanına gelse idim, sen beni tanır ve insanlara haber verirdin." buyurdu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Vehbi Tülek

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Minareden Okunan Şiir

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

İsmail Hakki Efendi

Sarik Ve Sakal

Yuhçu Baba

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek

SelÂmetle Gidip Gel

Vehbi Tülek

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Bana Delil Getir

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Vehbi Tülek