Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.937.301

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Alışveriş Ilmini Bilmeyen, Haramdan Kurtulamaz!

Mahmûd Ahî Evran hazretleri Anadolu evliyâsının büyüklerindendir. Anadolu'daki Ahîlik esnaf teşkilâtının kurucusudur. 1171 (H.567) yılında Âzerbaycan’da Hoy kasabasında doğdu. İmâm-ı Fahrüddîn Râzî hazretlerinden dersler aldı. Büyük İslâm âlimi Şihâbüddîn Sühreverdî hazretlerinin sohbetlerinde bulundu. Hac yolunda Evhadüddîn Hâmid Kirmânî ile tanışıp, onun talebelerinden oldu. 

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Abdestsiz Nöbet Tutmam

Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında, Sarayda gece gündüz nöbet tutan hassa askerleri vardı. Bu nöbetçilerin geleneksel olarak geceleyin bir seslenişleri yankılanırdı etrafta:
- Kimdir o?
- Kim var orda?..

Vehbi Tülek

Aldiğimiz Fiyata

Vehbi Tülek

Sultan Bayezid Ve Arab Molla

Vehbi Tülek

Yahya Efendi Ve Rum Denizci

Vehbi Tülek

İstanbul'lu denizciler Boğaz'ın dört manevi bekçisi olduğuna inanırlar. Bunlar Üsküdar' da Aziz Mahmud Hüdayi, Beykoz'da Yuşa Aleyhisselam, Sarıyer'de Telli Baba ve Beşiktaş'ta Yahya Efendi'dir. Hâl böyle olunca Yahya Efendi'nin dergâhına denizciler sık gelir, giderler. İşte Karadeniz'de amansız bir fırtınaya yakalanan Apostol adlı Rum, zor anlarında "Aman Ya Rabbi!" der, "Şu sıkıntıdan bir kurtulayım, Yahya Efendi'nin dergâhına en pahalısından bir fıçı şarap..." Eh, o telâşede Müslümanların şarap içmedikleri hatırına gelmez tabii. Yine aynı dalgınlıkla yüklenir fıçıyı gelir dergâha. Müridler bu işe bayağı bozulurlar. Hatta içlerinden ters ters bakanlar olur. Apostol yaptığı gafın farkına vardığında, çok geçtir. Tam fıçıyı açmakla, kaçmak arasında tereddütler geçirdiği anda Yahya Efendi görünür. "Aman efendim! Niye zahmet ettiniz." der, "Hadi açın da misafirlerimizin ağzı tatlansın!" Garibim fıçıyı korka korka açar, ama içinden mis gibi nar şerbeti çıkar. Büyük veli onu mahçup etmez, hatasını, ama samimi hatasını kerametiyle örter. İşte bu müşfik tavır üzerine Rum gemici "Ey yol güneşi" der," Vallahi senin dinin haktır!"

Şeref Nişani Olacak Çamur

Vehbi Tülek

İkinci Bayezid HÂn’in Tuğlasi

Vehbi Tülek

Yahya Ağa

Vehbi Tülek

Osmanli Devleti Ve Endülüs

Vehbi Tülek

Adam

Vehbi Tülek

Al Mührü Ver Mührü

Vehbi Tülek

Şahidlerle İsbati Da Kafidir

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Şerifzâde Ataullah Efendi

Şerifzade Ataullah Efendi yüzyirmialtıncı Osmanlı şeyhülislâmıdır. 1760'ta İstanbul'da doğdu. Tahsilini ta­mamlayarak genç yaşta müderris oldu. 1804'te Rumeli kadıas­keri oldu. 1806'da şeyhülislâmlığa getirildi. 1810'da azledildi ve Aydın-Güzelhisar'a yerleşti. 1811'de orada vefat etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Abdülkadir Necib Efendi

Vehbi Tülek

Abdülkadir Necib Efendi Osmanlı âlimlerindendir. 1114 (m. 1703)'de Bursa'da doğdu. İlk tahsilini babası Şeyh İzzettin Efendi'den aldı. Kâdızâde Mehmet Emin Efendi'den tefsir ilmi tahsil etti. Emir Sultan ve Cami-i Kebir (Ulucami)'de tefsir dersleri verdi. 1201 (m. 1787)'de Bursa'da vefat etti. "Zübdet-ül Beyan" isimli eseri meşhurdur. Bu kitabında şunları yazmaktadır:

Müslümanlar Bütün Peygamberlere Inanır

Vehbi Tülek

Hadis âlimi Bir Seyyah Ebu Yusuf El-fârisî

Vehbi Tülek

Ebu Yusuf el-Fârisi (191-277 hicri, 808-890 milâdi) İrân'ın Fesâ şehrinde doğduğu için "Fesevi" nisbetini almıştır. Hâfız, İmâm, Hüccet, Muhaddis, Müverrih ve Rahhâl (seyyâh) vasıflarıyla muttasıftır. İlim talebi yolunda şarka ve garba seyahatler yapmış, 30 yıl kadar gurbette kalmıştır. Bu uzun seyahatler kendisine çok sayıda âlimle karşılaşıp onlardan ilim alma imkânı tanımıştır.

Onlar, Ne Isrâf Ne De Cimrilik Ederler!

Vehbi Tülek

Ömer Naimi Efendi

Vehbi Tülek

Mümin, Cennette Istediği Irmaktan Içer

Vehbi Tülek

İmânı Dil Ile Söylememek!..

Vehbi Tülek

Hızır Ne Söylemiş Ise O Hakîkattir

Vehbi Tülek

Ehl-i Sünnet Itikadının Temel Esasları

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Delik Kova

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Karşılık Beklemiyorum

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Kul Hakkı

Üç Kandil

Vehbi Tülek

Keramete İnanmayan Âlim

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Bereketi Var Mı?

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek