İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.484
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Sultan Abdüllmecid zamanında 1853-1856 Kırım harbi sırasında Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu Tuna boylarına sevk edilmişti.
Bu orduda buluna Koca Halil ismindeki bir topçu neferi, rus tabyalarını döğmüş ve onları geri çekilmeye mecbur etmişti. Fakat düşman ateşi esnasında bir şarapnel parçası karnına isabet etti ve bağırsakları dışarı fırladı. Bir eliyle bağırsaklarını karnına tepmeye çalışırken bir eliyle de koynunda asılı bir tüfek mermisini çıkararak siper arkadaşı ve hemşehrisi Mehmed'e vererek:-Hemşerim, gördüğün bu kurşun, geçen Moskof harbinde babamı şehid etmiş. Ben o zamanları çocuktum. Babam bu kurşunu bana yadigar olarak göndermiş. Şimdi sen bu kurşunu ve benim kanımla boyanan şu gülle parçasını al ve sağ salim köye dönebilirsen, bunları oğluma ver ve de ki; "Baban dedi ki, Allah yolunda, vatan uğrunda ben basıl biri iki ettiysem, o da ikiyi üç etsin"Artık gücü tükenen Koca Halil yere yıkıldı ve Kelime-i Şehadeti söyleyerek şehid oldu.II. Murad Han devrinin meşhur Osmanlı âlimlerinden Molla Yegân, hacca gittiğinde, Kâhire'ye uğradı. Orada Molla Gürâni'yi tanıyıp, onun dine bağlılığını ve ilimdeki yüksek derecesini görünce, Anadolu'ya getirmek istedi. Lütuf ve iltifât göstererek berâber gelmesini söyledi. O da bu teklifi kabûl ederek, Molla Yegân ile birlikte geldi. Meşhur âlim Molla Yegân, hacdan döndüğünde Sultan İkinci Murâd Hanın otağına gidip, bir sohbet yaptı. Sohbet sırasında Pâdişâh; "Gezip gördüğün yerlerden bize ne armağan getirdin." diye sordu. Bunun üzerine Molla Yegân; "Tefsir, hadis ve fıkıh ilminde iyi yetişmiş bir âlim getirdim." diyerek, hiçbir milletin kültür târihinde görülmeyen durumu bildirdi. Sultan; "Şimdi nerededir?" deyince, "Dışarıda beklemektedir" cevâbını verdi. Bunun üzerine Pâdişâh, onu içeri getirmelerini söyledi. Molla Gürâni içeri girip selâm verdi. Sohbet sırasında Molla Gürâni'nin konuşması ve hâli, Pâdişâh'ın hoşuna gitti. Onu hemen dedesi Murâd-ı Hüdâvendigâr Gâzinin eski kaplıcadaki medresesine müderris tâyin etti. Daha sonra Yıldırım Medresesine müderris likle vazifelendiril di. Bir müddet bu vazifede kalan Molla Gürâni, Sultan İkinci Murâd Hanın oğlu Şehzâde Mehmed'in, yâni Fâtih'in yetiştirilmesiyle görevlendirildi.
Muammer Mezûrî hazretleri büyük âlim ve velîlerdendir. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin talebelerinin önde gelenlerindendi. İsmi Yahyâ’dır. 1736 (H. 1146)’da doğdu. Bağdat’ta, meşhur âlimlerden din ve âlet ilimlerini öğrendi. Bilhassa fıkıh bilgilerinde çok ilerledi. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, Hindistan’dan Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinden aldığı feyzlerle Irak’a dönünce onun ilimdeki üstünlüğünü, tasavvufdaki derecesini anlayıp, teslim oldu. 1834 (H.1250) de Bağdat’ta vefât etti.
Ebû Muhammed Mâcid Kürdi hazretleri Irak'ta yetişen büyük velilerdendir. Bağdat civârında yaşadı. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri bu zâtı överdi. Cebel-i Hamsin denilen yerde yerleşip ilim ve ibâdetle meşgûl oldu. 1166 (H.561) senesinde vefât etti.
Muhammed Kazvini hazretleri İslâm âlimlerinin büyüklerindendir. İran'da Kazvin'de doğdu. 580 (m. 1184)'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Vaktiyle, cömertliği ile nam yapmış bir şeyh vardı. Bu yüzden de daima borçluydu. Dergahına gelen hiç kimseyi boş çevirmez, dertlerine derman olur, borçlarını öderdi. Bunu yapmak için de servet sahiplerinden onbinlerce altın dinar borç almıştı.Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ne güzel buyurmuşlar:"Pazarda iki melek daima dua eder; Yâ Rabbi, sen cömertlere ihsan eyle, hasislerin malını da helak et!"Bu mübarek zatın alacaklıları, paralarını istediler, alamayınca, bir zaman sonra onu rahatsız etmeye başladılar. Hatta işi hakarete kadar götürdüler. Bu yüzden mübarek, hastalanıp yatağa düştü. Alacaklılardan dördü bunu duyunca; "Adam, bizim paramızı ödeyemeden ölecek. Hemen gidip paramızı alalım" diyerek evine geldiler. Hasta yatağındaki mübareğe hakaretler etmeye başladılar. Onlara hiç cevap vermedi. Bu sırada sokaktan, helva satan bir çocuğun "Helvacııı..." sesi geldi. Mübarek, hemen bir talebesini gönderip helvacıyı çağırttı. Çocuğa,