Misâfirini Uğurlarken Kendini Kâhire'de Bulan Zat!
Nûreddîn Şevnî hazretleri büyük velîlerdendir. Mısır'ın bir kasabası olan Şevnî'de doğup 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Çok kerametleri görüldü:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.290.128
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Nûreddîn Şevnî hazretleri büyük velîlerdendir. Mısır'ın bir kasabası olan Şevnî'de doğup 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Çok kerametleri görüldü:
Sultan Abdülaziz'in Sadrazamlıklarını yapmış olan ünlü devlet adamları Âli Paşa ile Fuad Paşa iyi arkadaştılar. Fuad Paşa, bir sohbette, bir soru üzerine Âli Paşa ile aralarındaki farkı şöyle anlatmıştı:
"Âli Paşa ile ben muhallebiciye benzeriz. O, nefis muhallebi yapar, fakat satmasını bilemez. Ben yapmasını bilmem, lakin satmasını bilirim. O, muhallebi satmak için sokağa çıkıp da korkunç seda ve eda ile "muhallebi" deyince çocuklar korkup kaçarlar. Ben tablayı başıma koyup çacukların hoşuna gidecek bir ses tonuyla "küçük beylerim, küçük hanımlarım, güzel muhallebim, kazandibim var" diye mahalle aralarında dolaşmağa başlayınca çocuklar oyuncakçı geçiyormuş gibi hemen etrafıma dizilirler. Kadınlar pencerelerden seslenip, tablanın üstün de ne varsa alırlar.Fatih Sultan Mehmed Han, üzerinde derin nüfuzu bulunan hocası Akşemseddinin sık sık tekrar ettiği bir Hadis-i Şerif, genç Sultanın her zaman baş düsturu ve rehberi olmuştu:"Ümmetimden iki sınıf ilmi ile amel ederse, insanlar kurtulurlar: Âlimler ve Hâkimler. Eğer bu iki sınıf bozulursa, bütün halk bozulur ve ortalığı fesad kaplar"Bundan dolayıdır ki Fatih, ülkesinde ilme ve adalete son derece ehemmiyet vermişti. İstanbul'un fethinden sonra mahkumları serbest bırakan Fatih'in huzuruna, zindandan çıkmak istemeyen iki papaz getirilir. Bunlar, Konstantin'e âdil ve hakperest olmaktan bahsettikleri için zindana atılmış, sonra böyle adaletsiz bir dünyanın içerisi, dışarısından daha rahat diye hapisten çıkmamaya yemin eden keşişlermiş.
Abdüllatif Mahrûki Efendi büyük velilerdendir. 1497 (H. 903)'te İstanbul'da doğdu. İstanbul'da ilim ve edep öğrenip, Halveti büyüğü olarak Vefâzâde Dergâhının piri oldu. Hocalarının silsilesi Seyyid Burhâneddin, Nâsih Efendi, Tâcüddin Karamâni olup, Şihâbüddin Ömer Sühreverdi'ye ulaşır. Uzun zaman İstanbul'da irşâd ile insanlara mânevi terbiye vermekle meşgûl oldu. Sonra Şam'a gidip orada Emevi Câmiinde vaaz ve nasihatlerde bulundu. Sonra İstanbul'a döndü ve Vefâ'daki dergâhta karar kıldı.
Kâdı İzzeddîn hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 694 (m. 1295) senesinde Mısır’da doğdu. Şafii mezhebinde derin bir âlim olarak yetişti. Kâdı’l-kudâtlık vazifesine tayin edildi. 767 (m. 1365) senesinde hacca gitti. O sene Mekke’de vefat etti. Derslerinde buyurdu ki:
Zeynelâbidin Kayserâni hazretleri Kayseri'de yetişen büyük velilerdendir. 1349 (H.750) yılında Medine-i münevverede doğdu. Seyyiddir. Anadolu'ya göç ederek Kayseri'de talebe yetiştirdi. 1414 (H.817) yılında Kayseri'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Hz. Mugire, Sa'd bin Ebi Vakkâs tarafından sefir olarak gönderilmişti. İranlılar, sert konuşup, Müslümanları korkutacaklarını zannettiler. Söz sırası Mugire'ye gelince, o, büyük bir cesaretle konuşmaya başladı ve şöyle dedi: "İslâmiyetin esaslarına göre, herkes Allahü teâlâ indinde bir kul olarak eşittir. Hiç kimsenin diğerine karşı bu hususta bir imtiyazı yoktur."