Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.291.188
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
Evliyaullah'a pek yüksek bir hürmet ve bağlılık gösteren Yavuz Sultan Selim Han'ın kendisi de hiç şüphesiz babası gibi Allah'ın has kulu idi. o'nun, Allah'a kurbiyetinden dolayı keramet nev'inden pek çok davranışlar ortaya koyduğu tarihi gerçekler arasındadır. Şöyle ki: Yavuz, bir gün divandan içeri hiddetli bir şekilde girmişti. Elbisesini dahi değiştirtirmeden bir müddet odada dolandı ve kendisini kızdıran şeyi mırıldanıp durdu. Meğer Ferhat Paşa'nın İskender Çelebi'yi olur olmaz koruyup kayırmasından gazaplanmıştı. Çünkü aralarındaki dostluktan başka şeyler de sezinlemişti. Sonunda yüksek sesle şu sözleri sarfetti: "Akibet görürsün hele Ferhat! Sen şimdi İskender'i koruyup duruyorsun, ama bu korumaktan ne fayda çıkacağını inşeallah birbirinize karşı asıldığınız zaman görürsünüz!.." Gerçekten de aradan seneler geçti ve Kanuni Sultan Süleyman devrinde bu iki şahıs, Selim Han'ın geleceği görmüşçesine dediği gibi işledikleri cürümlerden dolayı karşı karşıya asıldılar
I. Dünya savaşında, Osmanlı Ordusunun savaştığı cephelerden biri olan Galiçya'da, Ruslarla burun burunayız. Meşhur 15 Eylül 1916 taarruzuna hazırlık yapmakta olan sahra bataryalarımızdan biri, eteklerini saran bodur çalılıklar içinde yükselen çam ağaçlarıyla dolu olan Ulu Dağın tepesine bir gözcü göndermek mecburiyetinde... Gözcü, bu tepenin arkasında mevzilenmiş olan Rus askerinin durumunu, siperinden hücuma geçtiği takdirde uzanıp giden sırtın üzerindeki irili ufaklı tepelerin hangisinin arasından geçebileceğini, dalları arasında saklı bulunduğu bir çam ağacının tepesinden telefonla bildirecek. Tabii, kaderde tepenin arkasında mevzilenmiş ve her an dağın tepesinde bir Osmanlı hücumu için dikkat kesilmiş olan Rus askerinin kurşun yağmuruna hedef olmak da var. Batarya kumandanı sordu:-Bu fedakarlığı, gönüllü olarak gösterecek?-Ben hazırım kumandanım!..
Sâlim Şebşiri hazretleri, Şâfii mezhebi fıkıh âlimidir. Mısır'da ikâmet edip, zamânının büyük âlimlerinden idi. Fıkıh ilmini Şemsüddin Remli ve asrının diğer büyük âlimlerinden öğrendi. 1610 (H.1019) senesinde Mısır'da vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Hindistan Sultanı Alâeddin'in yerine, kardeşlerini öldürerek geçen Kutbeddin Hilci, zamanın en büyük velisi Nizâmeddin Evliyâ hazretlerine, akıl almaz bir kin beslemeye başladı. Bu kin, daha sonra açık bir düşmanlığa dönüştü... O zaman Nizâmeddin Evliyâ'nın dergâhında günlük masraf; fakir, dul kadınlara, yetimlere ve muhtaç kimselere verilen sadakalar hâriç, iki bin gümüştü. Bu durumu kıskanan bâzı fitneciler, sultâna; "Nizâmeddin Evliyâ, bu sadaka olarak dağıttığı ve harcadığı servetini, onu sık sık ziyâret eden şehzâdelerden ve devletin resmi vazifelilerinden topluyor" diye şikâyette bulundular. Ayrıca sultânı, herkesin Nizâmeddin Evliyâ'yı ziyâret etmemesi için bir emir çıkarmak üzere iknâ ettiler...
Muallâ bin Mansûr Râzî hazretleri Hanefî fıkıh ve hadîs âlimidir. İmam-ı Azam Ebû Hanîfe hazretlerinin talebelerinden sonraki en büyük âlimlerdendir. Muhammed Şeybânî’den Hanefî fıkıh ilmi tahsil etti. Mâlik bin Enes gibi âlimlerden hadis rivayet etti. 211 (m. 826)’da vefat etti. “Kitâbü’n-Nevâdir” en meşhur eseridir. Bu kitabında şöyle yazmaktadır:
Hazreti Hâlid bin Velid, Müslüman olduktan sonra, ilk olarak Mûte Gazâsında bulundu. İslâm askeri Mûte'ye hareket ederken, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Cihâda çıkacak olan şu insanlara Hz. Zeyd bin Hârise'yi kumandan tâyin ettim. Eğer o şehid olursa, yerine Ca'fer bin Ebi Tâlib geçsin. O da şehid olursa, yerine Abdullah bin Revâha geçsin. Eğer o da şehid olursa, aranızda münâsip gördüğünüz birini seçip, ona tâbi olursunuz.