Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.665.733
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
"Osmanlı Sultanı Abdülaziz Han Hazretlerini Paris'te görmek ve ağırlamakla büyük şeref duyacağımızı...Temmuz 1867 başlarında açılacak "Exposition" Büyük Paris Fuarını teşriflerinizi... Bu hususta vaki emir ve arzularının İstanbul sefarethanesi ne ulaştırılmasını... Yüksek takdirlerinize, daimi saygılarımızla arz ederiz... Fransa İmparatoru Napoleon III"Fransız elçisi, kraliyet davet mektubunu sunarken çok heyecanlıydı. Kont Bourrée:-Sultan hazretlerini bütün Paris ve bütün Fransa, samimi bir heyecanla beklemekte dir...diyebildi. Başmabeyinci:-Efendimize arzederiz...cevabını verdi.Üç gün sonra İngiltere Büyükelçisi de, bir Resmi Davet Mektubu" takdim etti. Kraliçe Victoria da, "Yeryüzü Müslümanlarının Halifesi"ni Londra'da ağırlamak istiyordu.Abdülaziz Han kararsızdı. Yakınlarıyla istişare etmek lüzumunu hissetti:-Bu güne kadar hiçbir Osmanlı Sultanı, Payitahtı terk eylememiştir.
Sultan Üçüncü Mehmed Hanla birlikte Eğri Seferine katılan Şemseddin Sivasi hazretleri nin talebelerinden Receb Efendi şöyle nakleder: "Şemseddin Sivâsi bir gün bu fakiri odalarına çağırıp; "Din düşmanlarının (hıristiyanların), sınırlardaki müslümanlara baskı ve zulümleri haddinden fazla olmuş, tahammül edilemez hâle gelmiştir. İçimde onlara karşı sefere gitme arzusu belirdi." buyurdu. Bu sözü üzerine, ihtiyâr olduklarını zayıf bünyelerinin sefere çıkmaya engel olacağını ve bu husûsa dâir pâdişâhtan da herhangi bir haber gelmediğini söyledim. Bunun üzerine; "Bize işâret ve tenbih olundu ki: "Sefer hazırlıklarını tamamla! Fetih ve zafer senin için mukarrerdir." buyurdu. Ben de; "Şüphesiz ben sâdece hak dine boyun eğip, yüzümü, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'a çevirdim ve ben O'na ortak koşanlardan (müşriklerden) değilim." meâlindeki En'âm sûresi 79. âyetini okudum. Bunun üzerine; "Bize müjde verildi ki yakında güçlü bir pâdişâh gazâ edip, birçok fetihlerde bulunacak ve müminlerin kalpleri de sevinçle dolacaktır." buyurdu.
Evzâi (Abdurrahmân bin Amr) hazretleri, Tebe-i tâbiinin meşhur fıkıh âlimi ve velilerindendir. 707 (H.88) senesinde Ba'lebek'te doğdu. Şam'da yerleşip orada yaşadı. 774 (H.157)'te Beyrut'ta vefât etti. Evzâi hazretleri buyurdu ki:
Ebû Şâkir ibn-i Ammâr hazretleri Mâliki mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 768 (m. 1367)'de Kâhire'de doğdu. 844 (m. 1441)'de aynı yerde vefât etti. Bir dersinde Allah korkusu hakkında buyurdu ki:
Abdülgaffâr bin Ahmed hazretleri "İbn-i Nûh" diye tanınmıştır. Mısır'da Aksur kasabasında doğdu. 708 (m. 1309)'de Kâhire'de vefât etti. "El-Vahid fi sülûk-i ehl-it-tevhid" kitabından bazı kısımlar:
Körükçüzâde Efendi isminde bir âlim, bir gün Süleymâniye Câmiinde vâz eder, altı gün de umûmi ders verirdi. Abdülehad Nûri Efendiye ve talebelerine gerek vâzında, gerekse derslerin de dil uzatır, aleyhinde konuşurdu. Abdülehad Efendinin halifeleri ve talebeleri, o zâtın bu sözlerini duyunca çok üzüldüler, onu hocalarına şikâyet edip, vâzına ve derslerine mâni olmasını istediler. Abdülehad Efendi de onlara; "Birkaç gün tahammül edin. Onun bizi inkârı ve düşmanlığı, bize bağlılığa dönüşecek. Bizim talebelerimiz arasına girecek. Vefâtımızdan sonra otuz sene tasavvuf yolunun doğruluğunu müdâfaa edecek." dedi.