Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.368.988

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Nefis, Hileler Yapan, Dalavereci Bir Rakiptir

Hamza bin Ali Beyhakî hazretleri Maverâünnehir âlim ve evliyâsındandır. 1380 (H.782) yılında Maverâünnehr'de İsferâyin kasabasında doğdu. Halep'te Şeyh Muhyiddîn hazretlerinin, bundan sonra Seyyid Nîmetullah hazretlerinin derslerine devâm ettikten sonra icâzet aldı. Memleketine dönerek talebe yetiştirdi. 1462 (H.866) yılında vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

İlk Türk Uçağinin Uçuşu

İlk Türk uçağının uçuşu, Sultan Mehmet Reşat Hân'ın 27 Nisan 1912 tarihindeki cülus töreninde yapılmıştır. Bir Fransız okulu olan Bleriot Uçuş Okulu'ndan 1912 yılında mezun olan Yüzbaşı Feza ve Teğmen Kenan Bey, Tayyare Mektebi'nde göreve başlamışlardı. Bu iki pilotun, Fransa'dan yeni alınan Deperdessin marka iki adet çift kişilik bir uçakla deneme uçuşu yapmalarına karar verilmişti. Fakat şiddetli bir fırtına sonucu Yeşilköy'de bulunan uçakların üzerindeki sundurmalar yıkılarak, uçaklar kullanılmayacak hâle gelmişti. Bu sebeple alınan bu ilk uçaklar uçurulamamıştır.Bunun üzerine birkaç ay sonra, Fransız uçak fabrikasıyla yapılan sözleşmeyle 30 000 franka yeni bir uçak satın alınmıştı. Uçağın 27 Nisan'da yapılacak olan cülus törenindeki şenlik lere katılması isteniyordu. 26 Nisan'da pilot Gordon Bell idaresinde İstanbul'a gelen uçak, Yeşilköy'den havalanarak İstanbul üzerinde 45 dakikalık bir deneme uçuşu yaptı. Cülus törenine katılmak için gelen Mehmet Reşat Hân, törenin yapılacağı yer olan Hürriyet-i Ebediyye tepesine (Okmeydanı) ulaştığında, Gordon Bell tarafından kullanılan uçak da 13.20'de Yeşilköy'den havalanmış, 13.30'da tören alanına ulaşarak tören kıtaları üzerinde resmi geçide katılmıştırvvv

Vehbi Tülek

47 - Özi Kahramanlari

Vehbi Tülek

Macar Subayinin Kizi

Vehbi Tülek

Çandarli Kara Halil

Vehbi Tülek

Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp gözeten bir büyük bey idi. O mübârek kimse, bir gün Alâüddin-i Esved hazretlerini ziyârete gitti. Bu sırada Alâüddin-i Esved hazretleri nâfile namaz kılmakta idi. Orhan Gâzi, avluda bekledi. Bu sırada farz namaz vakti geldi. Orhan Gâzi ve orada bulunan Alâüddin-i Esved'in talebeleri namaz için hazırlandılar. Namazın sünnetini kıldılar. İkâmet okununca, talebeler arasında bulunan Kara Halil imâmete geçti. Hazır olan cemâate namaz kıldırdı. Alâüddin-i Esved de odasından çıkıp geldi. Bir müddet sohbet ettiler. Orhan Gâzi edeple dinledikten sonra başını kaldırıp; "Seferde ve hazerde, ahâli arasında vâki olacak hâdiselerde hükmedip, hak ile bâtılı ayırmak, şer'i, dini hükümleri beyân etmek için bir hoca efendi, âlim lâzımdır. Talebenizden birini benimle sefere gitmek için tâyin etseniz." deyip, arzu ve isteğini arzetti.

Toprak Taşimaya Giderüm

Vehbi Tülek

İstanbul’un Fethi Ve İnsan Haklari

Vehbi Tülek

İlk Hristiyan Vezir

Vehbi Tülek

Hepimiz Mevaşiyiz

Vehbi Tülek

107 - Koca Yusuf Paşa Ve Şebeş Zaferi

Vehbi Tülek

İlim Yolundan Sakin Ayrilma

Vehbi Tülek

Ii. MurÂd Han Ve İstanbul Kuşatmasi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İlim, Aklı Aydınlatır, Cehâleti Öldürür

Alâeddîn Halîfe Osmanlı âlimlerindendir. Fâtih Sultan Mehmed Hân devrinde yaşadı. Önceleri asker idi. Şeyh Ebdâl Alâeddîn’in tavsiyesi ile Halvetiyye tarikatına girdi. Şeyh Alâeddîn’in vefâtından sonra, büyük halîfesi Şeyh Sinân’ın hizmetine girdi. Daha sonra İstanbul’a geldi. Burada büyük bir zaviye yaptırdı ve talebe yetiştirdi. İstanbul’da vefat etti. Sohbetlerinde şunları anlattı: 

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bakara Kur´ân'ın Zirvesi Yasîn Ise, Kalbidir

Vehbi Tülek

Simkeşzade Hasan Feyzi Efendi Osmanlı ulemasındandır. Şeyh Abdülehad Nuri'den hilâfet aldıktan sonra Bayramiye melâmilerinin şeyhlerinden Şeyh Beşir Efendi'ye intisap etti. 1102 (m. 1690)'da vefat etti. "Beydavi tefsirinin Bakara sûresi bölümüne talikatı" isimli eserinde şöyle nakleder:

Âyet Aynı Ancak Okuyan, Aynı Kişi Değil!

Vehbi Tülek

Âhir Zaman Peygamberinin Doğduğuna Işarettir

Vehbi Tülek

Ayn-ı Ekber Mehmed Efendi Halveti tarikatından arif ve fazıl bir zat olup Eskişehirlidir. Niyazi-i Mısri hazretleri Bursa'da iken ona intisab etti. Kısa zamanda yetişerek hilâfet aldı ve Bursa'da insanları irşad etme vazifesi verildi. 1135 (m.1722)'de Bursa'da vefat etti. Mürşidinin "Kaside-i Bürde tesbii"ni "Fevaid-i Zümrüdiyye" ismiyle şerh etti. Bu eserinde şöyle buyuruyor:

Farslı Velî Yahya İstahri

Vehbi Tülek

Allahın Rızasına Ermiş Olmanın Alameti

Vehbi Tülek

Gariplerin Sığınağı...

Vehbi Tülek

Duân O An Kabul Olmazsa Hemen Ümitsizliğe Kapılma!

Vehbi Tülek

İmanı Olanlara Müjdeler Olsun

Vehbi Tülek

Cuma, Fakirlerin Haccı Müminlerin Bayramıdır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Vehbi Tülek

Minareden Okunan Şiir

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

İcÂzetin Sirri

B0r Çuval Toprak

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Vehbi Tülek