Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.433
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Fransa İmparatoru III. Napolyon, sarayda verilen bir baloda Osmanlı sefir Ahmed Vefik Paşa'nın yanına yaklaşmış, o vakitler bir vilayetimiz olan Beyrut'a sözü getirerek:
-Şu anda Beyrut'u işgal etmek üzere bir tümen Fransız askeri yola çıkıyor, diye sefirimizi tehdid eder. Paşa:-Tavsiye etmem Majeste, der. Osmanlı süngüleri Fransız askerini denize döker...İmparator alay ederek:-Ekselans, bu sonuca askeri bilgilerine mi dayanarak varıyorlar, diye sorunca, Vefik Paşa:-Hayır, tarihi bilgilere dayanarak... amcanız I. Napolyon da Akka kalesi önünde böyle bir ders almışlardı, diye cevap verir.Sultan İkinci Osman Hanın Sadrazamı olan Hüseyin Paşa, Lehistan Seferinde bulundu. İkinci Osman vakası sırasında Dilaver Paşanın ocaklılar tarafından öldürülmesi üzerine Veziriâzamlığa getirildi. Ancak isyan giderek büyüdü. Sultan Osman, Üsküdar'a geçip Bursa ya gitmek istediyse de Hüseyin Paşa ile Bostanbaşı bunu uygun bulmadılar ve Pâdişâhın Ağa Kapısına gitmesini istediler. Hüseyin Paşa Şehzâdebaşı'ndaki yeniçerileri iknâ ederek Sultan Osman'ı Ağa Kapısına götürdü. Ancak Sultan Osman, Ağa Kapısından alınıp Orta Câmiye götürüldüğü esnâda Hüseyin Paşayı yakalayan âsi yeniçeriler derhal öldürdüler. O ölüm anında; "Yoldaşlar, pâdişâhınız Ocağınıza sığındı, mürüvvet sizindir, pâdişâhınızı bu hakârete lâyık görmeyin!" diye yalvardı.Sultan İkinci Osman Han Yeni Odalara getirildiği sırada yolda Hüseyin Paşanın cesedini görünce ağlayarak; "Bu mazlum bi-günâh idi. Her zaman bana kul hakkında iyilik söylerdi. Bunun sözünü dinleseydim başıma bu işler gelmezdi!" demiştir.Hüseyin Paşa Beşiktaş'ta Yahyâ Efendi Türbesi mezarlığına defnedildi. Paşanın memleketi Ohri'de pekçok hayırlı eserleri mevcuttur. Ayrıca Çırağan Sarayının bulunduğu yerde bir mevlevihâne yaptırmıştır.
Mûsâ Ebû İmrân hazretleri İslâm âlimlerinden ve büyük velilerden olup Abdülvehhâb-ı Şa'râni hazretlerinin beşinci batından dedesidir. Mısır'da bulunan Behensâ beldesindendir. Büyük velilerden Ebû Midyen et-Tilmsâni hazretlerinin sohbetlerinde yetişti. Hûr nâhiyesinde vefât etti.
Molla Ma'rûf hazretleri, Kuzey Irak velilerindendir. 1761 (H.1175) târihinde Süleymâniye'ye bağlı Nûdi köyünde doğdu. Seyyid olup, soyu hazret-i Hüseyin'e ulaşır. Kâdiriyye yolu üzerineydi. Süleymâniye'de Câmiü'l-Kebir'de ders okuttu. Çok talebesi oldu. 1838 (H.1254) târihinde Süleymâniye'de vefât etti. Sivan Kabristanına defnedildi. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Bâlî Efendi Rumeli'de yetişen büyük velilerdendir. Bugünkü Makedonya sınırları içinde kalan Usturumca'da (Strumitsa) doğdu. Sofya ve İstanbul'da ilim tahsil etti. Zamanının âlimlerinden akli ve naklî ilimleri öğrenip âlim oldu. Sonra İstanbul'a gitti. Kâsım Çelebi'nin hizmetine girdi. Kâsım Çelebi, Çelebi Halîfe namıyla meşhur Cemâl Halvetî'nin talebesiydi. Kâsım Çelebi'nin ilim ve feyzinden istifade ile kemâle gelip olgunlaşan Bâlî Efendi çok talebe yetiştirdi. 1553 (H.961) senesinde Sofya'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:
"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.
Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."