Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.698
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
II. Abdülhamid Hân'ın en küçük oğlu Âbid Efendi'nin hâtıralarından:"Bir gün, babamın yanında bulunan adamlardan Ali Vehbi Bey'i hapsettiler, sonra İstanbul'a yolladılar... Sebebi, pederle başbaşa kalıp bir şeyler kaleme alınmasından korkulmasıydı..."Alatini Köşkü'nün bahçesinde yuvarlak, çiçekli bir tepecik vardı... Subaylar, bu tepenin etrafında çiçeklerle 'Hürriyet, adâlet, eşitlik, kardeşlik' yazmışlardı... Okuyabiliyordum ama, bu sözlerin ne demek olduğunu anlamıyordum...
İstanbul devamlı bir su problemi içerisindedir. Bu problemin çaresi asırlar önce Kanuni zamanında, Mimar Sinan'ın günlerinde konuşulmuş ve en büyük çare Sinan'la bulunmuştur. İstanbul'un o günkü nüfusu çoğalınca Kanuni Sultan Süleyman, Sinan'ı çağırır, der ki: "Mimarbaşı, halkımız su ihtiyacı içinde. Bir at yükü suya çok miktar akçe ödüyorlar. Acaba halkımızın bu su ihtiyacını karşılamak için birşeyler düşünmez misiniz?"Mimarbaşı der ki:"Sultanım siz müsaade buyurun, ben İstanbul'un çevresini bir dolaşayım, dışarıda mevcut sulan İstanbul'a getirmenin mümkün olup olmadığını bir inceleyeyim ve ondan sonra size bir cevap veririm."
Salih bin Mismar, evliyanın büyüklerindendir. Doğum ve vefat tarihleri hakkında bir bilgi yoktur. Kıymetli vaaz ve nasihatleri vardır. Bu mübarek zat buyurdu ki:
"İnsanlardan dünyâyı en çok seven, kazancına haramın karışmasına aldırmayan kimsedir. Böyle birisi, dünyâdan yüz çevirmiş gibi görünse de, harama helâle dikkat etmeyişi, onun dünyâ sevgisi hastalığına tutulduğunun alâmeti, işâretidir."
Abbasiler, Peygamber efendimizin amcası hazret-i Abbas'ın soyundan gelen ve Emeviler'in yerini alan halifeler sülalesidir. Bu hanedana ilk atalarına nisbetle "Haşimiler" de denilmektedir. Ebu Muhammed Ali el-Muktefi Billah, Abbasi halifelerinin otuzbeşincisidir. 902 senesinde halife oldu ve 907'de vefat etti. Abbasi hakimiyetindeki geniş topraklarda parçalanmalar başlamış ve eyalet valileri birer birer bağımsızlıklarını ilan etmeğe başlamışlardı. El-Muktefi, bu parçalanmayı durdurdu ve Abbasi hakimiyetini yeniden tesis etti...
Nasûhi Efendi büyük velilerdendir. On yedinci yüzyılın ikinci yarısında ve on sekizinci yüzyılın başında İstanbul'da yaşamıştır. Kastamonulu Şeyh Şâbân-ı Veli hazretlerinin torunlarındandır. Kabri Üsküdar-Doğancılar'da Nasûhi Dergâhı bahçesindedir...
Musa Aleyhisselâmın ümmeti:
- Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allahü teala (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelimullah Turu Sina'ya çıkıp, bazı münasaatta bulunmak istediğinde, Allah tarafından şöyle nida olundu:
- «Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?»
Musa Aleyhisselâm: «Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim. Nasıl olur, Zatı Ulûhiyetiniz onların söylediklerinden beridir» dedi.
Allahü teala: «Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim» buyurdu.