Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.996
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Osmanlı ordusu Niğbolu kalesini kuşatmıştı. Kalenin fethi için günlerce kanlı çarpışma lar oldu. Kale bir türlü feth edilemedi. Hücûmların en şiddetli ânında, daha önceki muhârebe de askerlerin yaralarını saran bir genç, kale kapısını ardına kadar açtı. Yıldırım Bâyezid ve askerleri kaleye girdiler. Kaledekiler, bu durum karşısında teslim olmak mecburiyetinde kaldılar. Zaferden sonra bu genci aradılar, bir türlü bulamadılar. Yıldırım Bâyezid Han, Rumeli fethinden sonra Bursa'ya gelmeyip Edirne'de konakladı.
Sultan Abdülmecid zamanında, Rus işgaline karşı Lehistan'da, Avusturya baskısına karşı da Macaristan'da ayaklanmalar olmuş, fakat bunlar şiddetle bastırılmıştı. Bu isyanlara karışanlardan, her iki milletten de bazı kişiler Osmanlı Devletine sığınmışlardı. Avusturya ve Rusya, kaçakların kendilerine iadesi için Osmanlı hükûmetini sıkıştırı yordu. Bu istekleri reddedilince mesele büyüdü. Rus sefiri bizzat padişaha başvurarak bu mültecilerin mutlaka kendilerine verilmesini istedi. Fakat Sultan Abdülmecid, bu son isteği şu sözlerle reddetti:
"Benden bunları iade etmemi asla beklemeyiniz. Ben, kendisine sığınmış adamlardan bir tanesini geri vermemek için devletini bile feda eden Yıldırım Bayezid Han'ın torunuyum. Hal böyle iken size bu yüzlerce kahramanı toptan geri verip namusumu kirletir miyim sanıyorsunuz?
Ebû Muhammed Mâcid Kürdi hazretleri Irak'ta yetişen büyük velilerdendir. Bağdat civârında yaşadı. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri bu zâtı överdi. Cebel-i Hamsin denilen yerde yerleşip ilim ve ibâdetle meşgûl oldu. 1166 (H.561) senesinde vefât etti.
Ebü'l-Mekârim Abdülehad Nûri hazretleri, İstanbul'da yetişen büyük velilerdendir. 1594 (H.1003) senesinde Sivas'ta doğdu. İlim tahsiline Sivas'ta başladı. İstanbul'da tamamlayıp zâhiri ve bâtıni ilimlerde yüksek derecelere ulaştı. 1651 (H.1061) senesinde vefât etti. Daha üç yaşında iken annesinin amcası büyük âlim Şemseddin Sivâsi'nin nazar ve feyzine kavuştu. Çok kerametleri görüldü. Talebelerinden Karabaş Mahmûd Efendi şöyle anlatır:
Takıyyüddîn Gazzî hazretleri Hanefî fıkıh âlimidir. 950 (m. 1543)’de Filistin’de Gazze’de doğdu. Kahire’ye giderek İbn Nüceym Mısrî gibi âlimlerden ilim tahsil etti. Şâfiî mezhebine mensupken Hanefî’ye geçti. Sultan 3. Murad devrinde İstanbul’a gitti. Takdir edilerek Mısır’da kadılık görevine tayin edildi. 1010’da (m. 1601) Kahire’de vefat etti. “et-Tabakâtü’s-seniyye” isimli eserinde şöyle anlatır:
Musa Aleyhisselâmın ümmeti:
- Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allahü teala (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelimullah Turu Sina'ya çıkıp, bazı münasaatta bulunmak istediğinde, Allah tarafından şöyle nida olundu:
- «Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?»
Musa Aleyhisselâm: «Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim. Nasıl olur, Zatı Ulûhiyetiniz onların söylediklerinden beridir» dedi.
Allahü teala: «Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim» buyurdu.