İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.481
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Bir gün Yavuz Sultan Selim Edirne'ye giderken, onu uğurlayan kafile arasında Şeyhül islam Ali Cemali Efendi de vardı. Dönüşte 400 kişi lik bir grup insanın elleri bağlı olduğu halde bir yere götürüldüğünü gördü. Nereye götürüldüğünü sorunca bunların, yasağa rağmen ipek satın aldıkları, bu sebeple de idama mahkum edilen tüccarlar olduğunu öğrendi. Hemen geri dönerek Edirne'ye gitmekte olan padişahın arkasından yetişti ve:"Bu 400 kişinin katli helal değildir, mes'ul olursun, katlettirme!"Yavuz kızgın bir halde:"Halkın üçte birinin intizamı için, icabında üçte ikisinin katli caiz iken, üç beş kişi için neden mes'ul olurum?""Sultanım, bunların suçu halkın nizamını bozar mahiyette değildir.""Ya benim emrime muhalefet halkın nizamını bozmaz mı?""Sultanım, ipek tüccarlarının bunlara ipek vermesisizin rızanıza alamettir ve dahi Ümmet-i Muhammed'in erkeklerine haram olan ipek, kadınlarına helaldir."Zembilli Ali Efendi'nin bu sözleri, çok kızgın olan Yavuz'un öfkesini dindirdi ve bu söze hak vererek o 400 kişinin serbest bırakılması emrini verdi.
Doğu Anadolu'dan, Habib Baba isimli bir şahıs, 4.Murad devrinde, gemiyle Hacca gitmek için İstanbul'a gelmiş. Fakat ne yazık ki, Hacca giden gemiye yetişememiş. "Bunda da vardır bir hayır" demiş içinden... Aylarca yol aldığından toza toprağa batmış, yaralar içinde kalmış, uyuz olmuş. Memleketine dönmeden önce güzelce bir yıkanıp temizlenmek amacıyla bir hamama gelmiş. Yıkanmak istediğini söylediği hamamcıdan red cevabını alınca sebebini sormuş. Büyük Sultan Murad Han'ın vezirleri vardır hamamda. Kimseyi almamam için emir verdiler, diye cevaplamış hamamcı. Yıkanmadan bu uyuz illetinden kurtulamayacağını bilen Habib Baba, adeta yalvarmış hamamcıya: -İzin ver evladım, bir köşede yıkanıvereyim. Kimseler farketmez beni.
Ebû Ali Müştevli, Mısır evliyâsının büyüklerindendir. Ebû Ali Kâtib, Ebû Ya'kûb Sûsi ve başka zâtlardan ilim öğrendi. Kahire'ye on fersah mesâfede bulunan Müştevl köyündendir. 951 (H. 340) senesinde orada vefât etti. Hikmetli sözleri çoktur. Buyurdu ki:
Beypazarlı Ali Efendi, son devir Osmanlı evliyasındandır. 1235 (m.1819) senesinde vefat etmiştir. Bu zatın yetiştirdiği tek halifesi Kuşadalı İbrahim Halveti'dir. Aydın vilâyetinin Kuşadası kasabasına bağlı Çınar köyünde 1774 (H.1188) senesinde doğdu...
Ebü'l-Hasen hazretleri, Endülüs'te (İspanya) yetişen tefsir, hadis ve kelâm âlimlerindendir. Meriyye (Merida) şehrinden olup, 440 (m. 1048) senesinde doğdu. Lizbon kadısı Ebû Ömer bin Abdülberr'in icâzet verdiği büyük âlimlerdendir. 532 (m. 1137) senesinde vefât etti.
Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman evvel bir dersinde buyurdu ki:
Bir zaman Hasan Ünsi Efendiyi sevmeyen birisi gelip, devlet adamlarından Mustafa Paşa'ya onun aleyhinde sözler söyledi. Cezâlandırılmasını istedi. Paşa bu sözler üzerine; "Peki onu nefy edelim. Bir yere sürelim." dedi. O gece Paşa yatmak için başını yastığa koydu. Lâkin yastığı alevli bir ateş sardı. Paşa birden bire geriye çekilip ayak ucunda durdu ve korkuyla bakmaya başladı. Etrafına seslendi. Ev halkı koşup geldi. "Ne oldu?" dediklerinde; "Başımı yastığa koyunca, yastığı bir ateş kapladı. Ondan korktum!" cevâbını verdi. Bunun üzerine evdekiler; "Paşa hazretleri ateş falan yok. Okuyun da yatın." dediler. O da; "Okumadan yattığım yoktur. Mutlakâ okur, öyle yatarım." dedi. Paşa tekrar yatağa girip başını yastığa koyduğunda yine aynı ateşli alevi gördü. Hemen sıçrayıp; "Söndürün, söndürün!" diye bağırmaya başladı.