Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.603.395
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Seydi Ahmed, eşsiz bir cengaver, içi dışı bir, sözünü sakınmaz biriydi. Sultan İbrahim Han'ın huzurunda cirit oyununda işi sertiğe döküp, Padişahın sevdiği kişilerden birini öldürüp birini de hastanelik edince gazab-ı şâhâneye uğradı. Birkaç gün saklanıp, padişahın hayatını bağışlaması üzerine ortaya çıktı. İbrahim Han, bu lafını sakınmaz, ele avuca sığmaz kahramanı Budin'e, Siyavuş Paşa nın yanına "Çaşnigirbaşı" payesiyle gönderdi. O da onu Şamatorna sancağına tayin etti. Dağ istan'dan olan Seydi, burada Avrupa'yı titreten akıncılara kumanda edecekti. Bu ise tam ona göre bir işti. Kısa zamanda akıl almaz bir hırs ve şiddetle çok geniş bir ülkeyi baştan başa harap etti.
Çanakkale savaşı'ndayız. Mülazım Emin , çiçeği burnunda bir harbiye'li. Mektebi bitir miş, cepheye sürülmüş. Gönderildiği alay, ateş hattında kırılıyor, ama ne kırılıyor, gençler yiğitler biçiliyor. Bir zaman, geriden ikmal getirerek işi idare etmek istiyorlarsa da gün oluyor, ikmalde yetmiyor. Alaydan arta kalanları derleyip, toplayıp İzmir'in Alipınar köyüne getiriyor lar. Acemiler gelecek , alay tamamlanacaki talim görecek ve yine cepheye sevkedilecek... Alay tamamlanırken, durumun nezaketi gereği, alışılmış kurallara pek aldırılmıyor, eli silah tutan herkes toplanıp Alipınar'a getiriliyor. Gelenlerin içinde Hacı Mesud da var. Yaşlıca, sessiz, sadasız, kendi halinde bir habeş. Trablusluymuş. Mülazım Emin'in Konyalı Aziz Çavuş diye bir çavuşu var, nedense bu Hacı Mesud'u hiç sevmiyor. Her sabah Emin Efendi'ye tekmil verirken sayıyor, döküyor, sözün sonunu" Bir de, hiç bir işe yaramayan şu pis Arap var" diye bitiriyor.
Ali bin Yûsuf Cüveyni hazretleri Şafii fıkıh ve tasavvuf âlimidir. İran'da Nişâbûr şehrinin Cüveyn beldesinde doğdu. 463 (m. 1070)'da Nişâbûr'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Konyalı Behçet Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. 1727 (H.1140) senesinde Konya'da doğdu. Bursa'ya giderek hem Kâdiriyye, hem de Nakşibendiyye yolunun büyüklerinden olan Seyyid Burhâneddîn Mehmed Efendinin talebesi oldu. Ondan Nakşibendiyye, Kâdiriyye, Sühreverdiyye, Çeştiyye tarîkatlarında icâzet, diploma aldı.
Muhammed Emin İbn-i Âbidin hazretleri Osmanlıların en meşhûr fıkıh âlimlerindendir. 1784 (H.1198) senesinde Şam'da doğdu. Zâhir ilimlerini öğrendikten sonra, kelâm ve tasavvuf ilimlerini de zamânın en büyük âlimi ve tasavvuf ehli, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi'den öğrendi. Onun sohbeti ile şereflenerek kemâle geldi. 1836 (H.1252) senesinde Şam'da vefât etti. İbn-i Abidin'in en meşhûr eseri Redd-ül-Muhtâr'dır. Dört mezhebin inceliklerine vâkıf, derin âlim, kâmil veli Seyyid Abdülhakim Efendi; "Hanefi mezhebindeki fıkıh kitaplarının en kıymetlisi, en faydalısı İbn-i Âbidin'dir. Her sözü delil, her hükmü senettir..." buyurdu.
Dünya hayatında hiç kimseye iyilik yapmamış, bencil bir adam ölünce, cehennem kapısında bir melek karşıladı. Melek adama şöyle seslendi: "Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan buraya girmeyeceksin. Varsa söyle!"