Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.944
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
'Sevgili babacığım, benden, para getirmenin lazım olup olmadığını soruyorsun. Taburcu edilirsem hastaneden bana bir kat yeni elbise ve hemen çalışmaya başlamak zorunda kalmayayım diye 5 altın verecekler. Onun için süründen davar satmana gerek yok. Ama beni burada görmek istiyorsan hemen gelmelisin. Ben operasyon salonunun yanındaki ortopedi servisinde yatıyorum. Eğer büyük kapıdan girersen güneydeki revak boyunca yürü. Düştükten sonra beni getirdikleri poliklinik oradadır. Orada her hastayı önce asistan hekimler ve öğrenciler muayene eder. Yatması gerekmeyene reçetesini verirler. O da hastane eczanesinde ilacını yaptırır. Muayeneden sonra beni orada kaydettiler. Sonra başhekime götürdüler.
1520 senesinde, babası Yavuz Sultan Selim'in vefatından sonra tahta çıkan Kanuni Sultan Süleyman, ilk seferini Belgrad üzerine yaptı ve 12 Temmuz 1521'de burçlara zafer sancağını çekti. Haçlı devletlerinin Akdeniz'deki müstahkem kalesi olan Rodos, aynı zamanda korsanların da üssü haline gelmişti. Akdeniz'in neresinde bir Müslüman gemisi yakalansa, buraya getirilirdi. Batı Akdeniz'de İspanyollardan kaçabilen bir Müslüman gemisi, doğu sularında mutlaka Rodosluların eline düşerdi. Ada zindanları Türk ve Müslüman esirleri ile dolup taşıyordu. Osmanlı donanması bu suları kontrol edecek kadar güçlü değildi. Bu yüzden ticari gemiler her zaman bir tehlike ile karşı karşıya idi.
Musa aleyhisselam zamanında Beni İsrail'den bir genç, kendisinden başka mirasçısı bulunmadığı halde, malına tamah ederek zengin amcasını öldürür. Ölüsünü de gizlice başka bir köye bırakır. Ertesi günü Hazreti Musa'ya gidip, zengin şahsı bu köylülerin öldürdüğünü söyler. Onlar da kendilerinin öldürmediğini söyleyince, Cenab-ı Hak, bir inek kesip bir parçası ile ölüye vurulursa, ölü dirilip katilin kim olduğunu söyleyeceğini Hazreti Musa'ya bildirir.
Ömer bin Abdurrahmân ibn-i Muhaysın hazretleri "On dört kıraat imamı"ndan biridir. Kıraat tahsilini Mücâhid bin Cebr ve Said bin Cübeyr'den yaptı. Kendisinden Süfyân bin Uyeyne, Süfyân-ı Sevri gibi âlimler ilim tahsil etti. İbn-i Muhaysın 123 (m. 741)'de Mekke'de vefat etti. Şöyle anlatır:
Karababazade İbrahim Efendi, Nakşibendi şeyhlerinden olup Bursalıdır. Şeyh Murad Nakşibendi-i Buhari'nin sohbetlerinde kemale erdi. İcazet alarak taliplerini yetiştirdi. 1135 (m. 1722)'de vefat ederek Zeyniler'e defnedildi. Nakşibendi yolunda zikrin usûl ve faziletlerine dair risalesi vardır. Bu eserinde şöyle buyuruyor:
Zamanın akıllı geçinenlerinden güngörmüş bir zâtın yolu bir gün bimarhâneye (ruh ve sinir hastalıkları hastahânesine) uğramış. Hastalardan birine sormuş:-Kaç yıldır buradasın?-Senesini ben de unuttum. Aslında deli falan da değilim. Nedense bir kez paçayı kaptırdık ve bir daha kurtulamıyoruz.-Peki seni ne diye burada tutuyorlar?-Doktorlardan "mazarratlı harfler"i saymalarını istiyorum; cevap veremiyorlar. Bu sefer ben onlara sayıyorum, beni urgana vuruyorlar.