Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.628.543

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Âlimlere Mutlaka Hürmet Etmek Lâzımdır

Ömer Rûşenî hazretleri Osmanlılar devrinde yaşamış evliyânın büyüklerindendir. Aydın vilâyetinin Güzelhisar köyünde doğdu. İlim tahsîli için Bursa'ya geldi. Daha sonra Bakü'ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda hocasının önde gelen talebelerinden oldu. Hocasının vefâtından sonra onun yerine geçti. 1487 (H.892) senesinde İran’da Tebriz'de vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

110 - Fatih'in Sirri

Fatih Sultan Mehmet Han, yapacağı işlerden kimseye bir şey bahsetmezdi. Hatta ordu sefere çıkar, günlerce yol alır, yine de kimse nereye gidileceğini bilemezdi. Bir sefer esnasında Gebze'de vefat ettiğinde bile, nereye sefer yapılacağını kimse bilmiyordu ve bu yüzden ordu İstanbul'a geri dönmüştü.Bir gün yine bir sefer için İstanbul'dan yola çıkılmıştı. Vezirlerden biri, padişahın ne kadar ketum olduğunu bildiği halde, yine de şansını denemek için huzura çıkarak, nereye sefer yapıldığını sormak cüretinde bulundu. Fatih ona:-Paşa, sen sır tutmasını bilir misin? Diye sordu. O da, nihayet kendisine bir sır verileceği ümidiyle, sevinçli bir şekilde cevap verdi:-Evet hünkarımPadişah da ona:-Ben de sır tutmasını bilirim. Sır, bir kimseye söylenirse, sır olmaktan çıkar paşa. Eğer sakalımın tellerinden biri, yamak istediklerimden birini bilseydi, bütün sakalımı keserdim, cevabını verdi.

Vehbi Tülek

22 - Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Sizler Şahid Olun

Vehbi Tülek

Unutulmaz Bir İftar Çilesi

Vehbi Tülek

İlmiye sınıfından Şemseddin Efendi o akşamüzeri köşe penceresinin önünde oturmuş iftar saatinin gelmesini bekliyordu. Birden Rumeli Kazaskeri'nin at üzerinde ve çevresinde adamları olduğu halde sokak başında belirdiğini gördü. Allah Allah, bu civarda kimin konağına gidiyordu bunlar?Şemseddin Efendi pencereye yapışmış ve gözlerini daha da açmış bakarken, şaşkınlı ğı iyice arttı. Çünkü, kafile onun evinin önünde durdu ve kapı tokmağı vurulmaya başladı. Apar topar fırlayan ve önce hareme dalan efendi, "Aman hanım! Rumeli Kazaskeri teşrif buyurdular. Ona göre sofrayı hazırlat!" dedikten sonra merdiven başında gelenleri karşıladı. Ama o da ne! Daha misafirler yerine oturmamıştı ki, Anadolu Kazaskerinin maiyeti ile birlikte çıkageldiği haber verilmez mi?

Barbaroszade Hasan Paşa

Vehbi Tülek

Fatih’in Oğullarinin Sünnet Düğünü

Vehbi Tülek

Sirpsindigi Zaferi

Vehbi Tülek

Acele Tövbe Et

Vehbi Tülek

2 - Şanli "yanya" Müdafaasi Ve Şehid Cavit Paşa

Vehbi Tülek

Padişahi İçin Maktul Düşen Vezir

Vehbi Tülek

Elçiye Lüzum Yok

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İran Kisrâsı Ve Arab Kâhin Sa'îb

İran Kisrâsı (Kralı) Dicle Nehri kenârında büyük bir sarây yaptırmıştı. Bu sarây için hesap edilemeyecek kadar çok para harcamıştı. Bir sabâh kalkıp bu sarâyın ikiye bölündüğünü, sular altında kaldığını gördü...
Yanında kâhinlerden, müneccimlerden ve sihirbâzlardan üç yüz altmış kimse bulunduruyordu. Bunlar arasında Arablardan Sa'ib adında biri vardı ki, kâhinlikte mahâretli ve meşhûr idi. Verdiği hüküm ve haberlerde az hatâ ederdi. Kisrâ bunları toplayıp, köşkünün ikiye yarılıp, harâb olmasının sebebini araştırıp, bulmalarını emretti. Her biri bir tarafa gidip araştırmaya başladılar...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Muhammed Bin Fazl Furâvî

Vehbi Tülek

Muhammed bin Fazl Furâvi hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 441 (m. 1049)'da İran'da Nişâbur'da doğdu. İmâmü'l-Haremeyn Cüveyni'den Şafii fıkhı ve Abdülkerim Kuşeyri'den tasavvuf terbiyesi aldı, uzun süre kaldığı Haremeyn'de ders verdiği için "Fakih'ül-Haremeyn" diye ta­nınan Furâvi 530 (m.1136)'da Nişâbur'da vefat etti. Bu mübarek zat bir dersinde "Ticâretde ihsân" hususunda şunları anlattı:

Günahlara Tövbe Etmek Lâzım Ve Zarûrîdir

Vehbi Tülek

Öfke, Tutuşturulmuş Bir Ateş Gibidir!

Vehbi Tülek

Seyyid Dâvûd Hüseynî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 701 (m. 1301) senesinde Kudüs civarında vefât etti. Seyyid Dâvûd, Beyt-i Makdis civarında bir köyde yaşadı. Oradakilerin çoğu Hıristiyan olup, bağ ve bahçelerinden elde ettikleri üzümleri şarap yapıp, oradaki Müslümanlardan fâsık (günahkâr) olanlara da satmaya başlayınca, Seyyid Dâvûd buna çok üzüldü. Allahü teâlâya duâ edip, yalvardı. Hıristiyanların ellerindeki şarapların sirke hâline döndüğü görüldü. Hıristiyanlar bu durum karşısında Seyyid Davud’a “Sihirbaz” deyip, oradan başka yerlere gittiler. Seyyid Dâvûd, oranın vâlisine müracaat edip, bir dergâh yapmak istediğini bildirdi. Daha sonra vâli tarafından onun için bir dergâh inşâ edildi. Çok kimseler orada ilim ve ahlâk öğrendiler. Seyyid Dâvûd bu dergâhta vefât etti. Hayatta iken yaptırdığı, üzeri kubbe ile örtülü türbesine defnedildi.

İlim, Kendisiyle Amel Edilince Değerlidir

Vehbi Tülek

Tövbe, Tövbeden Tövbe Etmektir

Vehbi Tülek

On Yedinci Sultan Iv. Murad Han

Vehbi Tülek

Yâ Rabbî! Bunu Onlardan Eyle

Vehbi Tülek

Mümin Allahü Teâlâya Kavuşmak Ister

Vehbi Tülek

Hadis Nakletmek Için Icazetli Olmak Lazımdır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Namazini Ben Kildirayim

Namazini Ben Kildirayim

Büyük İslâm âlimi Mevlânâ Şemseddin Fenâri'nin ömrünün sonlarına doğru gözlerine perde geldi. Göremez oldu. Sultanın veziri olan Hacı İvâz Paşa bir konuda Molla Fenâri'ye kızmıştı. Gözleri görmez olunca, laf olsun diye; "Dilerim ki, o âmâ ihtiyârın namazını ben kıldırayım." demişti. Bu söz Molla Fenâri'nin kulağına ulaşınca; "Ol kimse câhildir. Cenâze namazını kıldırmayı beceremez. Cenâb-ı Hakk'ın kapısından ümidim şudur ki, bana hemen şifâ buyurup, onu âmâ eyleye ve ben onun namazını edâ edeyim." dedi. Bir süre sonra, bir gece rüyâsında Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz; "Tâhâ sûresini tefsir eyle!" diye buyurdukta; "Yüksek huzûrunuzda, Kur'ân-ı kerimi tefsir etmeye gücüm olmadığı gibi, gözlerim de görmüyor." demişti. Peygamberlerin tabibi olan Resûlullah efendimiz mübârek hırkasından bir parça pamuk çıkarıp, mübârek tükrüğü ile ıslattıktan sonra gözleri üzerine koydu. Molla Fenâri uyanıp, pamuğu gözlerinin üstünde buldu, kaldırınca, görmeye başladı. Allahü teâlâya hamd ve şükretti. Pamuk ipliklerini saklayıp, öldüğü zaman gözleri üzerine konmasını vasiyet etti. Tam bu günlerde, vezirin gözleri görmez oldu. Vezir bir süre sonra vefât etti ve cenâze namazını Molla Fenâri kıldırdı. Gözlerinin açılmasının bir şükrânesi olarak, 1429 (H.833) senesinde Şam yolu ile ikinci defâ hacca gitti. Bu esnâda Mısır'a ve Kudüs-i şerife de uğradı. Bir çok âlim ile sohbet edip onlardan istifâde etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

Gerçek Zehir

Vehbi Tülek

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Vehbi Tülek