Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.805.271

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bidat Sahiplerinin Ibâdeti Kabul Olmaz

Şeyh Nablüsî hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. 1640 (H.1050) senesinde Filistin’de Nablus’ta doğdu. 1731 (H.1143) senesinde Şam'da vefât etti. On iki yaşında yetim kaldı. İlim tahsîline ara vermedi. Fıkıh ve usûl-i fıkıh, meânî, beyân, hadîs, tefsîr ve nahvi zamanın büyük alimlerinden okudu. Bütün bu hocaları, ona icâzet verdiler. Şeyh Ahmed-i Yekdest hazretlerinin halîfesi olan Şeyh Saîd el-Belhî'den Nakşibendiyye yolunu tâlîm eyledi. Evliyâlıkta yüksek derecelere erişti. 1664 senesinde İstanbul'a gelip, bir müddet burada kaldı ve ders okuttu. Sonra yeniden Şam'a gelerek, Sâlihiyye Medresesinde talebe yetiştirdi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

İlk Türk Uçağinin Uçuşu

İlk Türk uçağının uçuşu, Sultan Mehmet Reşat Hân'ın 27 Nisan 1912 tarihindeki cülus töreninde yapılmıştır. Bir Fransız okulu olan Bleriot Uçuş Okulu'ndan 1912 yılında mezun olan Yüzbaşı Feza ve Teğmen Kenan Bey, Tayyare Mektebi'nde göreve başlamışlardı. Bu iki pilotun, Fransa'dan yeni alınan Deperdessin marka iki adet çift kişilik bir uçakla deneme uçuşu yapmalarına karar verilmişti. Fakat şiddetli bir fırtına sonucu Yeşilköy'de bulunan uçakların üzerindeki sundurmalar yıkılarak, uçaklar kullanılmayacak hâle gelmişti. Bu sebeple alınan bu ilk uçaklar uçurulamamıştır.Bunun üzerine birkaç ay sonra, Fransız uçak fabrikasıyla yapılan sözleşmeyle 30 000 franka yeni bir uçak satın alınmıştı. Uçağın 27 Nisan'da yapılacak olan cülus törenindeki şenlik lere katılması isteniyordu. 26 Nisan'da pilot Gordon Bell idaresinde İstanbul'a gelen uçak, Yeşilköy'den havalanarak İstanbul üzerinde 45 dakikalık bir deneme uçuşu yaptı. Cülus törenine katılmak için gelen Mehmet Reşat Hân, törenin yapılacağı yer olan Hürriyet-i Ebediyye tepesine (Okmeydanı) ulaştığında, Gordon Bell tarafından kullanılan uçak da 13.20'de Yeşilköy'den havalanmış, 13.30'da tören alanına ulaşarak tören kıtaları üzerinde resmi geçide katılmıştırvvv

Vehbi Tülek

Kenan Bey

Vehbi Tülek

Bir Yüz Karasi

Vehbi Tülek

At Binenin, Kılıç Kuşananın Şah'ım!

Vehbi Tülek

Osmanlı Devleti'nde, yabancı devletlere gönderilecek elçilere çok dikkat edilirdi. Devlet-i Aliyye'nin itibarını gözetecek Serdengeçtiler aranırdı. 1736'da İran Şahı Tahmasb'a da bir elçi göndermek icabetti. İmrahor Mustafa Paşa münasip görüldü. Şah tarafından kabul edilen Mustafa Paşa, görevini yerine getirdi. Sonra, âdeti olduğu için Şah biraz eğlenmek, biraz da denemek kastıyle dedi ki: -İmrahor Paşa!.. Benim bir derdim var. Acaba sen halledebilir misin?-Hayırdır İnşâallah.-Bir atım var. Fakat, çok haşarı. Üstüne bineni yere fırlatır. Şuna bin de fikrini söyle!Mustafa Paşa, sükût etti. Biraz sonra iki seyis, iki tarafından yakalamış atı getirdiler. Önüne geleni kapar, ardında kalanı teper bir hayvandı. Şah sinsi sinsi güler, at yerleri eşeler, seyisler korkuyla bekleşirlerdi. Bütün İran devlet büyükleri meraktaydı. Mustafa Paşa, gayret kemerini kuşanıp, seyislere işaret etti. Azgın hayvanı, apıl apıl getirdiler. Bir adım kala: "Bismillah..." deyip üstüne sıçradı. Sonra da seyislere: "Bırakın!" diye bağırdı. Beygir bütün marifetlerini gösterdi. Sıçradı, çifte attı, şâha kalktı. Fakat, İmrahor Paşa'yı sırtından atamadı. Sonunda kuzu gibi uslanıverdi. Osmanlı elçisi, İran Şâhı'nın önüne geldi. Attan aşağı sıçradı. Gemleri uzatırken dedi ki:"At binenin, kılıç kuşananın Şah'ım!"

Sokollu Mehmed Paşanin Mahareti

Vehbi Tülek

Alman İmparatorunun İstanbul Ziyareti

Vehbi Tülek

Ben Gelir Borcumu Öderim

Vehbi Tülek

Kurşun Yarasi

Vehbi Tülek

Osmanlilarda Toplu Taşima Kurallari

Vehbi Tülek

MÂzeret Ortada

Vehbi Tülek

Osmanlilarda Kiliç Ustaliği

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Nevrokoplu Osman Efendi

Osman Efendi, günümüzde Bulgaristan sınırları içinde bulunan Nevrokop denilen yerde, on sekizinci asrın sonlarında yaşamıştır. Önce Halveti, sonra Edirne'de Kâdiri yolunu öğrendi. Daha sonra Anadolu'ya seyâhate çıktı. Anadolu'ya gelince, Nakşibendi yolunda olan bir zâta misâfir olmuştu. "Benim baştan beri bu yola arzum vardır. İlk niyetim bu yola girmekti. Acabâ beni bu yolun müntesibleri arasına kabûl ederler mi?" diye düşünürken, misâfir olduğu zât onu talebeliğe kabul etti ve Nakşibendi yolunda da yetişti. İcâzet alıp memleketine döndü. Orada talebe yetiştirirken vefat etti. Kabri Nevrokop'ta dergâhının içindedir...
Şeyh Osman Efendi, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ Velî Kuluna Kerâmet Ihsân Etmiştir

Vehbi Tülek

Ali bin Bergaş Şîrâzî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. İran’da Şîrâz'da doğdu. Bağdât'a giderek Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretlerine talebe oldu. Hocası tarafından mezun edilip, Şîrâz'a gönderildi. 1279 (H.678) târihinde vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Sehl-i Tüsteri

Vehbi Tülek

Konuşma âdâbı Ve Çok Konuşmanın Zararları!

Vehbi Tülek

Muhammed Celâleddin-i Devâni hazretleri İslâm âlimlerinin ve velilerin büyüklerindendir. 1429 (H. 833) senesinde İran'ın Kâzerûn şehrinin Devân nahiyesinde doğdu. Zamânının din ve fen ilimlerini tamamlayıp icâzet aldıktan sonra Tebriz'de Muzafferiyye Medresesinde müderris oldu. Bu sırada İbrâhim-i Gülşeni hazretlerinin sohbetine devâm ederek, tasavvufta da yetişti. Sonra Şirâz şehrindeki Medreset-ül-Eytâmda müderris oldu. 1502 (H.908) senesi Kâzerûn'da vefât etti.

Celâleddin-i Devâni hazretleri pek çok eser yazdı. "Ahlâk-ı Celâli" isimli kitabında çok konuşmanın zararlarını ve konuşma âdâbını şöyle anlatır:

Ebû İshâk Şîrâzî

Vehbi Tülek

İsmâil Fakîrullah

Vehbi Tülek

Ömer Baba

Vehbi Tülek

Ebü'l-hasen Endülüsî

Vehbi Tülek

İman Etmek, Şerefli Olmaya Sebeptir

Vehbi Tülek

Kânûnî'nin Sârbânbaşı...

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Bana Delil Getir

Bana Delil Getir

Vaktiyle, Horasan'da Seyyidlerden biri ölür ve geride Seyyide bir hanımı ile birkaç kız çocuğu kalır. Bir müddet sonra iyice fakir duruma düşerler, bu yüzden çevrenin hakaretlerine maruz kalmamak için yurtlarından göçerler. Yolda bakımsız bir mescide sığınırlar. Dul hanım, çocuklarını burada bırakıp yiyecek bir şey bulmaya çıkar. Şehirde dindarlığı ile tanınan bir zengine gider. Durumunu anlatır, fakat adam "Seyyid olduğunuzu nereden bilelim, elinizde delil var mı?" diyerek kadını eli boş çevirir.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Abdullah-i EnsÂrî

İcÂzetin Sirri

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

İftiranin Neticesi

Sonunda Orta Yolu Buldular

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek