Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.014
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han, Avrupa'da büyük devletler arasındaki denge nin bozulmaması için, Fransa Kralı İkinci Fransuva'nın annesinin yalvaran yardım taleplerini karşılamak üzere, Barbaros'un vefatı üzerine Kaptanı Deryalığa getirilen Piyâle Paşa kumandasında büyük bir donanma gönderdi. Piyâle Paşa, 1555'te İstanbul'dan hareket etti. Turgut Reis'in de katıldığı donanma yardımda ve fetihlerde bulunarak, geri döndü. 1556-1557 deniz mevsiminde tekrar Akdeniz'e açılan Piyâle Paşa, bâzı limanları fethettikten sonra İstanbul'a döndü.
Babasının 25 Haziran 1861'de vefâtından sonra Abdülaziz Han pâdişâh olunca, veliaht oldu. Nezâketi, kibârlığı, çağına göre bilgisi ve yumuşak huyluluğu ile sevildi. Amcası Abdülaziz Hanın 1863 Mısır ve 1867 Avrupa seyâhatlerine katıldı. Bu gezilerde davranışları ile Osmanlı hânedânının asâletini temsil ederek takdir topladı. Veliaht Murâd, 30 Mayıs 1876 târihinde Sultan Abdülaziz Hanın hal' edilmesiyle Osmanlı Sultanı ilân edildi. 4 Haziran 1876'da Abdülaziz Hanın feci şekilde şehit edildiğini ve annesi Pertevniyâl Sultana çok çirkin işkenceler yapıldığını işiten Sultan Murâd Hanın üzüntüden ve bu felâket yolunun sonunu düşünmekten aklı bozuldu. Üzüntüden hastalığının artmasında doktor Capoleone'nin câhilâne ve yanlış teşhis ve tedâvisinin mühim rolü oldu. Beşinci Murâd Han bu hasta hâliyle ihtilâlcilerin kuklası hâline getirilip, Avrupa'da belirli odakların devleti ve İslâmiyeti yok etmek için hazırladıkları yıkıcı plânları tatbik edilmek istendiyse de kardeşi İkinci Abdülhamid Han bunların önüne geçti. 31 Ağustos 1876'da hal' edilen ve doksan üç gün saltanat süren Beşinci Murâd Han, Osmanlı sultanlarının en az pâdişâhlık yapanıdır.Saltanattan hal'inden sonra, âilesiyle Çırağan Sarayına yerleştirilen Beşinci Murâd Hanın hastalığı sonradan iyileşti.Vaktini okumak ve torunlarını okutmakla geçiren Murâd Han, kardeşi Sultan Abdülhamid Hanın nâzikâne hatır sormasını, dâimâ teşekkürle cevaplandırırdı. 29 Ağustos 1904 târihinde vefât eden Beşinci Murâd Han, İstanbul'da Yeni Câmideki türbeye defnedildi.
Molla Resûl Arvâsi hazretleri, Van evliyasındandır. Soyu Peygamber efendimize ulaşır. Zamânında ilim ve irfân beldesi olan Van'ın Müküs kasabasının Arvas köyünde yaşadı. Doğum târihi bilinmemektedir.
Molla Resûl Arvâsi hazretleri çok âlim yetiştirdi. Talebelerinden daha sonra evliyânın büyüklerinden Seyyid Fehim hazretlerine hocalık yapacak olan Molla Resûl Sıbki, Molla Yahyâ Muziri, Molla Halil Si'ridi, Molla Fakih Tayran gibi büyük zâtlar yetişti. Bunları insanları irşâd için çeşitli yerlere gönderdi. Molla Resûl hazretlerinin küçük birâderi olan Seyyid Sıbgatullah Arvâsi hazretleri de yüksek ilim ve mârifet sâhibi bir zât olup, Seyyid Tâhâ-i Hakkâri ve Seyyid Salih hazretlerinin halifesi idi.
Molla Resûl Arvâsi hazretleri on dokuzuncu yüzyılın başında vefât etti. Arvas'ta medfûndur. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Seyyid Taha hazretleri Hakkari'nin Nehri adındaki bir köyünde yaşardı. Bir gün bu Allah dostuna 6-7 saatlik yoldan bir zengin adam gelir ve intisap eder. Seyyid Taha hazretleri de bu adama bir tesbih hediye eder ve adam köyüne döner... Günler birbirini kovalarken bu adamın koyun sürüleri eksilmeye başlar. Dağa otlamaya giden koyunları ya kurt kapar ya da hastalanarak ölür. Adamın hanımı der ki: "Seyyid Taha hazretlerinin hediye ettiği tesbih bize uğursuz geldi galiba! En kısa zamanda tesbihi iade et!" Adam da hanımının bu sözü üzerine tesbihi Nehri'ye giden bir kafile ile gönderir...
Cevhere Berâsiyye hazretleri evliya hanımlardandır. Bağdat'ta yaşadı. Daha önceleri cariye idi. Azad edilince salih bir zat olan Ebû Abdullah el-Berâsi ile evlendi. Ebû Abdullah el-Berâsi anlatır: "Birgün Cevhere bana; "Ey efendi! Kadınlar Cennet'e girdiklerinde süslenir ziynetlenirler mi?" diye sordu. Ben de evet dedim. Bunun üzerine bir feryat koparıp bayılıp, yere düştü. Daha sonra kendine geldi. Ona; "Bu ne hâldir." dedim. Bana; "Şu hâlimi düşünüyorum da dünya nimetlerinden kavuştuğum şeyler beni korkutuyor ve ahirette mahrum kalacağımı zannettim." diye cevap verdi.
Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri, üstadı Üftade Hazretleri'nin hizmetinde talebe iken, birçok talebe arkadaşlarının arasında, üstadının yanında ayrı bir yeri vardı. Üftade Hazretleri, talebeleri arasında en çok onunla ilgilenir, bir çok iltifatlar eder ve onun yetişmesine ayrı bir ihtimam gösterirdi. Üstadın o talebesi ile fazla meşgul olmasını diğer talebeler çekemezler ve çok kıskanırlardı.-Biz de talebeyiz o da talebe! Onun bizden ne farkı var? diye hayıflanıyorlardı. Talebelerin bu halini sezen Üftade Hazretleri, onları imtihan etmek istedi. Hepsini huzuruna çağırarak ellerine birer bıçak ve birer de tavuk verip:-Bunu gidip kimsenin görmediği yerde kesip geleceksiniz. Tek şartım, keserken hiç kimsenin sizi görmemesi ve yalnız olmanızdır. Kim daha çabuk gelirse, benim en çok takdirimi o talebem kazanmış olur, buyurdular.