Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.290.853
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
O gün Süleymaniye Camii cemaate dar gelir. Muazzam kalabalığın bir ucu Mercan yokuşundadır, bir ucu Vefa sokaklarında. Kolay değil bir devre mührünü vuran sultan, Muhteşem Süleyman yoktur artık. Ebussuud Efendi "Allah için namaza" diye bağırır, Mübelliğler haykırırlar "Er kişi niyetine" Ses dalga dalga yayılır uzaklara. Kanûni, Zembilli Ali Efendi, İbn-i Kemâlpaşa, İmam-ı Birgivi gibi zirvelerin sohbetinde yetişir. Yahya Efendi gibi bir derya ile süt kardeştir. Eh böylesi biri ölümü çok düşünse gerektir. Nitekim kabrini sağlığında kazdırır. Ölmeden toprağını avuçlar, fatihalar okur kendi mezarına. Sultanın naaşı tam mezarına bırakılacaktır ki, elindeki çekmeceyi tabutun yanına sıkıştırmaya çalışan bir saray ağası Ebussuud Efendi'nin dikkatini çeker, mübârek derhal müdahale eder "Dur bakayım!" der, "Neler oluyor orada?"
Osmanlı ordusunun Kıbrıs'ı ele geçirmesi üzerine Haçlı donanması, Yunanistan'ın batısındaki İnebahtı körfezine bir baskın yaparak Osmanlı Donanmasını imha ettiler. Ancak Kılıç Ali Paşa, kendi kumandasındaki bazı gemileri kurtarabildi ve İstanbul'a getirdi Onun bu gayreti üzerine Kaptan-ı Deryalık vazifesi, Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa tarafından ona verildi. Kılıç Ali Paşa, hemen yeni bir donanma inşası için çalışmalara başladı. İşte bu sırada İstanbul'daki Venedik elçisi Barbaro, İstanbul hükûmetinin sulha taraftar olup olmadığı ve haçlılara taviz verip vermeyeceğini öğrenmek için Sokollu Mehmed Paşa ile görüştü. Bu fikirlerini ona açınca Sokollu şu tarihi cevabı verdi:"İnebahtı muharebesinden sonra cesaretimizin sönmediğini görüyorsun. Sizin zayiatınızla bizimki arasında fark vardır. Biz sizden bir krallık (Kıbrıs adasını) alarak kolu nuzu kestik. Siz de donanmamızı yakarak sakalımızı traş ettiniz. Kesilmiş kol yerine gelmez, ama traş edilen sakal daha gür çıkar."
Seyyid Abdullah İbri hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. İran'da Tebriz şehrinde doğdu. Doğum târihi belli değildir. 743 (m. 1343)'de Tebriz'de vefât etti. Bir dersinde şöyle anlattı:
Ebü'l-Hakem Seyyâr hazretleri Tabiin devrinde yetişen hadis âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Basra'da doğdu. 122 (m. 739)'da vefât etti. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
Abdullah bin Muhammed İbâdi hazretleri hadis âlimidir. 698 (m. 1299)'da doğdu. 765 (m. 1363)'de Medine-i münevverede vefât etti. Naklettiği bazı Hadis-i şerifler:
Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.