Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.602.770
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Adı Soyadı: Mehmet Baba Adı: TevfikAnne Adı: RukiyeDoğum Yeri: Van-GöllüDoğum Tarihi: 1901Göllü köyündenim. Van'daki ordunun Erzurum tarafına çekilmesi üzerine Ermeniler harekete geçtiler. Analarımız, babalarımız hep Ermeniler tarafından kesildi. Benim babam da orada şehit oldu. Jandarma çavuşu idi. Mollakasım, Amik, Şeyhayne, Göllü, Hıdır, Kurtsatan, Köprüköy köylülerinin hepsi katledildiler. Bizim köyün bir kısmı Zeve'ye sığındı, orada şehit oldular. Biz zor kaçabildik. Ermeniler, hamile kadınların karınlarını süngülerle yarıp çocuklarını süngülerin ucunda çıkardılar. Bütün Müslüman köylerini basıp ateşe verdiler. Kadın-erkek, genç-yaşlı demeden birçok insanı katlettiler. Adını saydığım köylerden kaçıp kurtulan Müslüman halk, Zeve'den Van gölüne dökülen Ablengez suyu üzerinde bulunan köprüden karşıya geçerek kurtulmaya çalışıyorlardı. Annem, ben ve iki kızkardeşim geçtikten sonra baktık ki, Ermeniler köprüyü yıktılar. Esirleri öldürüp Ablengez suyuna attılar. Cesetleri, baharda kar sularının taşırdığı Ablengez suyu göle götürdü. Ben, annem ve iki kızkardeşim, gündüzleri ekinlerin arasında derelerde sürüne sürüne ilerliyor, geceleri dağlarda kalıyorduk. Ermenilerin eline geçersek öldürüleceğimizi biliyorduk. Diyarbakır'a kadar kaçtık. O kaçış sırasında annem öldü. Sonra iki kızkardeşimi de kaybettim. Yapayalnız kaldım.
1909 yılı, Nisan ayının 27'nci günü, çift atlı saray arabaları Yıldız Sarayı'nın önünde sıra sıra dizilmiş, yolcularını bekliyorlardı. Akşam karanlığında koşuşturan subaylar, askerler ve içinde mum yanan fanuslu lâmbaların ışığında güçlükle fark edilen sürücülerdeki telâş ve tedirginlik, atlara da sirayet etmişti. Huysuzlanıyor, başlarını aşağı yukarı sallıyor, ayakları ile toprağı eşeliyorlardı. Sanki, felâketlerle geçecek yılların işaretlerini şimdiden veriyorlardı.
600 yılı geride bırakarak yedinci asrını süren Osmanlı İmparatorluğu tarihinde, kırılma noktası denilebilecek çok önemli bir gün yaşanıyordu. 32 yıl, 7 ay ve 27 gün süren bir saltanattan sonra 34'üncü padişah Sultan İkinci Abdülhamid Han, o gün tahttan indirilmiş, yerine kardeşi geçirilmişti.
Şeyhzâde Muhammed Efendi, Osmanlı Hanefi âlimlerindendir. 951 [m. 1544] de vefât etti. (Envâr-üt-tenzil) tefsirine hâşiyesinden bazı bölümler:
Abdullah-ı İlâhî hazretleri Anadolu evliyâsının büyüklerindendir. Kütahya'nın Simav kasabası civârında bir köyde doğdu. Buhârâ'ya giderek Ubeydullah-i Ahrâr hazretlerine talebe oldu. İcazet verilerek Rumeli'de Vardar Yenicesi'ne gönderildi. Burada Nakşibendiyye-Ahrâriyye yolunu yaydı. 1491 (H.897) yılında orada vefat etti. Bir sohbetinde, şöyle anlattı:
Ubeydullah Serahsi hazretleri hadis hafızı, yani yüz binden fazla hadis-i şerifi ravileriyle birlikte ezbere bilen âlimlerdendir. İran'da Serahs'ta doğdu. İlk tahsilinden sonra Nişâbur'a giderek orada hadis âlimlerinden ders alarak tahsilini tamamladı ve Fârâb'da yerleşerek burada hadis dersleri verdi. 241 (m. 855)'de vefat etti. Şöyle nakletmiştir: