Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.568.755
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
15 Mayıs 1570'de Kıbrıs'ın fethi ile görevlendirilen Lala Mustafa Paşa, 1570 Mayıs' ında adaya asker çıkardı. Önce Lefkoşe ve sonra Magosa'da yaptığı şiddetli çarpışmalar ve muhâsaradan sonra bir yıl içinde kaleyi fethetti. Anadolu Türklerini yerleştirip idâri teşkilâtı kurduktan sonra, 15 Eylül 1571'de adadan ayrıldı ve büyük karşılama merâsimi, gürleyen top sesleri arasında İstanbul'a geldi. 1578 yılında İran orduları tarafından ülkeleri istilâ edilen sünni Dağıstan, Şirvan ve Gürcistan beylerinin ağır İran tazyikleri karşısında Osmanlı Devletinden yardım istemeleri veİran kuvvetlerinin Irâk'ta Osmanlı topraklarına tecâvüz ederek 29 Mayıs 1555 Amasya antlaşmasını bozmaları üzerine İran'a karşı harbe karar verildi. Divân-ı Hümâyûnda yapılan toplantı sonunda tecrübeli vezir Lala Mustafa Paşa, İran Serdârı tâyin edildi.
Cezayir'i zaptederek burada üs kuran Barbaros, Kanuni'nin kendisini davet etmesi üzerine, yanına 18 amiralini de alarak İstanbul'a gelmeye karar verdi. Bu sûretle Osmanlı'nın bir eyâleti olan Cezâyir'in, fiilen imparatorluğa katılmasına da rızâ göstermiş oluyordu. Barbaros'un İstanbul limanına vardığı 27 Aralık 1533 günü, güzel bir kış günü idi. Soğuğa rağmen bütün sahil boyunca bir-iki yüzbin İstanbullu birikmişti. Yıllardan beri adı efsanelere karışan ve daha hayatında bir masal kahramanı hâline gelin Barbaros'u görmek için halk, birbiri üzerine yığılıyordu. Ünlü denizci, 18 amirali, yâverleri ve kalabalık maiyyetiyle top ateşleri ve halkın tezâhüratı arasında karaya ayak bastı. Bu, onun İstanbul'a ilk gelişiydi.
Seydîzade Abdürrahmân Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. Amasya’da doğdu. Asrının meşhûr âlimlerinden ilim öğrendi. Bursa’da, Ankara’da, İznik’te ve Edirne’de müderrislik yaptı. Haleb, Bursa ve Mekke kadılığına tayin edildi. Nihayet Rumeli kadıaskerliğine tayin edildi. 983 (m. 1575) senesinde İstanbul’da vefât etti. Hidâye adlı meşhûr fıkıh kitabının baş kısmına, “Tergîb-ül-edîb” adıyla bir haşiye yazmıştır. Buyurdu ki:
Ali Hâdi hazretleri, "Oniki İmâm"dan onuncusudur. 829 (H.214) senesinde Medine'de doğdu. 868 (H.254)de Bağdât'ta, Samarra nâhiyesinde vefât etti. Çok kerametleri görülmüştür... Esbâti şöyle anlatır:
Abdullah ibn-i Adi hazretleri hadis hafızıdır. 277 (m. 891)'de İran'da Cürcân'da doğdu. Türk soyundandır. İlim tahsili için, Mısır, Suriye, Irak, Horasan, Mekke ve Medine'ye gitti. İmam-ı Mâlik, Evzâi, Süfyân-ı Sevri ve birçok âlimden istifade etti. 365 (m. 976)'da vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Birinci Cihan Harbi seneleri. Yokluk dizboyu. Rize. Anzer, halkın kendi tabiri ile Ancer. Dünyaca balı ile meşhur olan Ancer. Binlerce poleni ve şifayı içinde barındıran balıyla meşhur Ancer. Kış. Yaylacılık yapan Ancerlilerin bir kısmı aşağıya Rize'ye şehre inmemiş, kışlamışlar. Yazdan yığdıkları otlarıyla, mallarını kışdan çıkarıp, bahara eriştirmenin çabası içindeler. Evet hepsinin mal tabir ettiği koyunları, sığırları var, tektük birkaç tanesinin de kara kovanı var. Şifa niyetine ilaç niyetine küçük bir kavanozu dolduracak kadar balları olurdu çoğunun. O da kış bitmeden tükenir giderdi. Meryem. Lezgilerin kızı Meryem. Yeni gelin, beyini cepheye göndermiş. O da o kış yayla da kışlamış. Sabaha kadar kar yağmıştır. Tam kürekle yolu açayım deyip, kapıya yönelmekte iken, kapısı çalınır. Kapıyı açar. İhtiyar bir adam selam verir ve: -Kızım, ben Aşağı Ancerdenim, gelinim aş eriyor, canı bal çekti, Allah rızası için, bir iki kaşık bal verirmisin?