Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.748
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
21 Temmuz 1905 Cuma...Yıldız Camii, her hafta olduğu gibi yine hıncahınç dolu. Salâ verilirken Sultan Abdülhamid Han abdest tazeledi. Namaz vaktine doğru Baş Mabeyinci yaklaştı:-Arabanız hazır Efendimiz...dedi.Sultan teşekkür etti. En yeni elbiselerini giydi. Güzel kokular süründü. Yavaş yavaş yürümeye başladı. Her zaman olduğu gibi sade ve açık bir faytona bindiler. Yıldız sarayından, Yıldız Camiine kadar yol kenarları lebaleb doluydu. Müslim-Gayri Müslim tebaadan Türkler, Arap, Boşnak, Arnavut, Kürt ve Çerkesler kadar, Rum, Musevi ve Ermeniler de dikkat çekiyordu. Memleketimizi gezmeye veya iş icabı gelen yabancılar, Büyük Hakanı ancak Cuma günleri görebilirlerdi. Bu yüzden yol boyunca onlar da sıralanmışlardı.-Padişahım çok yaşa...-Allah seni başımızdan eksik etmesin...sesleri ve alkışlar arasında ilerleyen Padişah, selamlara karşılık veriyordu.
1299 yılı Nisan ayının son günleri. Kayı aşiretinin Söğüt ve civarında günden güne güçlenmesi karşısında, şimdiye kadar birbirleri ile devamlı kavga halinde olan Rum tekfurları, Türklere karşı artık ittifak yapma yolarını aramağa başladılar. İlk olarak, Bilecik tekfuru, Yarhisar tekfurunun, güzelliği dillere destan olan kızı Holofira ile evlenerek akraba olacak ve bu suretle sağlam bir ittifak yapacaklardı. Bilecik tekfuru bu düğüne Osman Gazi ve arkadaşlarını da davet etmek istiyordu. Eğer gelirlerse, düğünün en hareketli bir anında üstlerine çullanıp esir edebilirlerdi. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş olacaklardı.
Abdülmelik bin Hişam hazretleri siyer âlimlerindendir. Irak'ta Basra'da doğdu, 218 [m. 833] senesinde Mısır'da, Fustat şehrinde vefat etti. Resûlullah Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) hayatını anlatan (Siret-i İbni Hişâm) kitâbı çok kıymetlidir. Bu kitapta şöyle anlatır:
Sûfizade Seyyid Hasan Hulusi, Samsun'un Çarşamba kazası müftüsü idi. Türkçe (Mecma'ul-âdâb) kitâbı meşhûrdur. Bu eserde; Müslümanların uyması gereken adabı muaşeret (görgü ve nezaket) kuralları ve ibadetlerin adabları yer almaktadır. Bu eserde buyuruluyor ki:
Muhammed Dehlevi hazretleri Çeştiyye evliyâsının büyüklerindendir. 1383 (H. 784)'de Hindistan'da Serhend'de doğdu. Delhi'de Nasiruddin Mahmûd'un sohbetlerinde kemâle geldi. Bu zâtın en büyük talebelerinden ve halifelerinden oldu. 1486 (H.891) senesinde Delhi'de vefât etti. Kıymetli eserler yazmış olup Bahr-ul-Me'âni adlı eserdeki kelimeler, Kur'ân-ı kerimin açıklamasıdır. Onun için çok kıymetlidir.
Maveraünnehir alimlerinden Hâce Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin sohbetinde yetişen Abdullah-ı İlâhi hazretleri, hocasından öğrendiklerini Anadolu'da yaymayı kendisine vazife edinip, insanların huzur ve saâdete kavuşmaları için gece gündüz çalıştı. Muhammed Behâeddin-i Buhâri hazretlerinin dergâhından aldığı feyzleri Anadolu'da ilk yayan veli oldu. Bir müddet sonra Anadolu kâdıaskeri Manisalızâde Muhyiddin Mehmed Çelebi (v.1483)'nin dâveti üzerine Fâtih Sultan Mehmed Hanın vefât ettiği günlerde İstanbul'a geldi (1481). Kâdıasker Mehmed Çelebi'nin gösterdiği odaları ve teklifleri kabul etmeyip, daha önce ilim tahsil ettiği Zeyrek Câmii etrâfındaki virâne hâline gelmiş boş medrese odalarını tercih etti. Orada yerleşti. Şeyh Ebü'l-Vefa Konevi gibi Allah dostları ile sohbet etti. İstanbullular onun gelişini rahmet bilip, sohbetine koştular. Az zamanda halktan ve devlet adamlarından birçok kimse, Abdullah-ı İlâhi'nin talebeleri arasında yer aldı.