Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.541.227
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Yavuz Sultan Selim Hân'ın sırdaşı ve yoldaşı olan, birçok dil de bilen ve âlim bir zat olan Hasan Can'a, birgün Sultan der ki:-Bu gece rüyâmda Muhammed Bahşi hazretlerini gördüm. Beyaz bir elbise giymiş, yolcu luğa hazırlanıyordu.Hasan Can, gayriihtiyâri olarak cevap verir:-Âhıret yolculuğu olsa gerektir.Sultan'ın bu cevâba canı sıkılır. -Sen bilmez misin? Rüyâlar tâbire bağlıdır. Eğer şeyh hazretlerine birşey olursa, sakın gözüme gözükme! Çok geçmez, Muhammed Bahşi hazretlerinin vefât haberi gelir. Hasan Can hâl ehli dir, telâşlanmaz. Sultan'a der ki; -Araştıralım. Eğer benim tâbirimden sonra vefât ettiyse cezâya râzıyım. Ama önce vefât etti ise, Sultanım bu fakire bir hediye verse gerek.Araştırmalar sonunda Hasan Can haklı çıkar. Sultan, kaftanını çıkarır, bir kese altın la birlikte hediye eder. Hasan Can kaftanı alır, parayı da fakirlere dağıtıp sevâbını Muham med Bahşi hazretlerinin rûhuna hediye eder.
Halk arasında "gâzi" ve bilhassa gözünü budaktan sakınmaz tavrı ve hareketleri netice sinde "deli" lakabı ile tanınmış olan Hüseyin Paşa, kuvvetli bir vücut yapısına sâhip, cesur bir vezirdi. Özellikle Revan ve Bağdat seferleri ile Girit'in fethinde gösterdiği kahramanlıklar kendisine büyük bir şöhret kazandırdı. Girit'te 12 yıl geceli gündüzlü cephede kalmış ve bütün parasını adanın imârına harcamıştı. Bu sebeple halk arasında ziyâdesiyle sayılıp seviliyordu. Bilhassa Girit Rumları arasında İslâmiyetin yayılmasına gayret etmiş ve onun gösterdiği adâlete hayran kalan Hıristiyanlar, kitleler halinde İslâma girmişlerdir. Bu, Arnavutluk ve Bosna-Hersek'tekinden sonra Balkan kavimleri arasında üçüncü toplu İslâmlaşma hareketidir. Bâzı kiliseleri câmiye çevirtip, Hanya ve Kandiye başta olmak üzere pekçok yerde câmi yaptırdı.
Hasan Bedreddin Efendi Osmanlı evliyasındandır. 1512 (H.970) senesi Harput şehrinin Perçih köyünde doğdu. 1663 (H.1074) senesinde İstanbul Cihangir'de vefât etti. İlk tahsilini Harput'ta yaptı. Din ve fen ilimlerinde yüksek derecelere ulaştı. Bursa'ya giderek Halveti şeyhi Yâkup Fâni hazretlerine talebe oldu. İcâzet alıp İstanbul'a giderek Tophâne semtinde Cihangir Câmiinde ders ve vaaz vermeye başladı. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Kemâlüddin ibn-i Fûti hazretleri hadis, kelâm, târih ve edebiyat âlimidir. 642 (m. 1244) senesinde Bağdad'da doğdu. 723 (m. 1323) senesinde vefât etti. Birçok hadis âlimlerinden hadis-i şerif dinledi ve rivâyetlerde bulundu. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Büyük veli İbn-i Fârid hazretleri yaşadığı bir hadiseyi bizzat kendisi şöyle anlatır: Mısır medreselerinden birisine girmek istiyordum. O sırada medrese kapısında, bakkal olan yaşlı bir zâtın abdest aldığını gördüm. Fakat, kitaplarda bildirildiği gibi almıyordu. İçimden "Bu yaşa gelmiş usûlüne uygun bir abdest alamıyor" dedim. O anda yaşlı zât bana bakıp "Ey Ömer! Sana Mısır'da perdeler açılmaz! Senin istediğin Hicâz'da, Mekke-i mükerremede olsa gerek. Oraya git!" dedi. Bana ismimle hitap edince, onun evliyâullahtan olduğunu anladım. Meğer o, böyle abdest almakla hâlini setredip gizlermiş. Hemen huzûrunda diz çöküp "Efendim, ben nerede, Mekke-i mükerreme nerede?" dedim.
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Çölde yolculuk eden iki arkadaş, yolculuk esnasında bir sebepten tartışırlar, biri ötekine bir tokat aşk eder. Tokadı yiyenin canı çok yanar; ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:
"BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI."