Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.281
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
gâzilerin takdirini kazandı. 1298'de Bizanslıların tertiplediği Osman Gâzinin de dâvet edildiği sûikast plânlı düğüne katıldı. Tedbirli hareket eden Osman Bey, Yarhisar ve Bilecik'i fethederken Bilecik tekfurunun oğluna gelin gitmekte olan Yarhisar tekfurunun kızı Holofira'yı da esir aldı. Holofira İslâmiyeti kabul edip, Müslüman oldu. Nilüfer adını aldı. Orhan Bey, Nilüfer Hâtunla evlendi. BabasıOsman Gâzi, 1299 târihinde istiklâlini ilân edince, devleti idâri bölgelere ayırdı. Orhan Gâzi 1301'de Sultanönü bölgesinin beyliğine tâyin edildi. 1302'de Yenişehir ile İznik arasındaki Köprühisar'ın fethine gönderildi. Köprühisar'ı fethedip, Çavdarlı aşiretinin Osmanlı hudûduna tecâvüzlerinin önüne geçti. 1315'te Çavdar beyini esir alıp, Çavdarlı aşiretinin suçlularını cezâlandırdı. 1317'de Karatekin, Karacebeş, Tuzpazarı, Kapucuk ve Keresteci kalelerinin fetih harekâtına katıldı.
Büyük ve uzun ömürlü devletler üstün adaletle kâimdir. Zulüm üzerine kurulmuş devlet ve imparatorluklarda olmuş ise de ömürleri kısa sürmüştür. Kendisine mahsus hususiyetleri, bilhassa kendi dışındaki dinlere tanıdığı çok geniş haklar, daha doğru bir ifade ile diğer dinlerin islerine, ibâdetlerine ve âdetlerine hiç karışmamakla özellik gösteren Türk adaleti çok yüksek meziyetlere sahip bir adalettir.Onaltinci yüzyıl için F. Dowey söyle demektedir; "Birçok Hıristiyan, adaleti ağır ve kararsız olan Hıristiyan ülkelerindeki yurtlarını bırakarak, Osmanlı ülkelerine gelip yerleşiyorlardı. Onbesinci yüzyıl için F. Babinger ise; "Osmanlı padişahının ülkesinde herkes kendi hâlinde.bahtiyâr olabilirdi. Mutlak bir dini hürriyet hüküm sürerdi ve kimse su veya bu inanca sahip olduğundan dolayı bir güçlükle karsılaşmazdı." demektedir. Bizzat padişah adalete itaat ederdi. Üçüncü Sultan Mustafa Hân (1757-1774) beylerbeyi sarayını genişletmek istemişti. Bunun için civardaki bir dul kadının arsasını almak lâzımdı. Kadın arsasını satmak istemeyince, padişah zorla arsayı almayı aklından geçirmedi. Fakat sarayın eskiyen bir kısmını yıktırdı ve halka mahsus bir bahçe hâline getirdi.
Ebû Abdullah el-Ezdi hazretleri hadis âlimlerindendir. 148 (m. 765)'de Basra'da vefât etti. Hasan-ı Basrinin talebelerinin en başta gelenlerindendir. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Aslen Karamanlı olan Dursun (Tursun) Fakih hazretleri, aynı zamanda hocası Edebâli hazretlerinin hemşehrisidir. Bu mübarek zat, tasavvufta yüksek derecelere ulaşmıştı. Osman Bey zamanında, gazâ ve fetihlere iştirâk eder, gâzilere imâmlık yapar vaaz ve nasihatlerde bulunurdu.
Fevri Ahmed Molla Osmanlı âlimlerinin büyüklerindendir. Arnavut asıllı bir Hristiyan iken sonradan Müslüman oldu. 978 (m. 1570)'de Şam'da müfti iken vefât etti. Hızır aleyhisselâm ile ilgili olarak buyurdu ki:
Eshab-ı Kiramdan birinin evine bir yerden bir koyun başı gelmişti. Evde başka yiyecekleri de yoktu. Hanımına onu hazırlamasını söyledi. Pişirdiler, hazırladılar; tam yiyecekleri zaman bir komşu gelip: " Günlerden beri açız. Bize verecek bir şeyiniz yok mu? dedi. Onlar yemeye hazırlandıkları kelleyi verdiler. Kelleyi alan sahabi eve götürdü, sevinç içinde çocukları ile yiyeceği bir sırada başka bir komşu bu sefer onlara gelip: " Günlerden beri açız, bize verecek bir şeyiniz yok mu? dedi