Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.348
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Osmanlı devletinde bütün kararlar, Divan denile meşveret meclisinde alınırdı. Bütün Vezirler, Paşalar, Beylerbeyleri fikirlerini beyan ederler, fakat son söz yine Padişahın olurdu. 1621 yılının Nisan ayı başları. Yapılan Divan-ı Hümayun'da, bütün Vezirlerin ve Sadrazamın karşı çıkmasına rağmen, henüz 16 yaşındaki Padişah Genç Osman, Lehistan üzerine sefer açılmasına karar verdi.29 Nisan 1621. Otağ-ı Hümayun, Davut Paşa kışlasına kuruldu. Harp tuğları dikildi.
Sultan I. Mahmud devrinde Ruslarla yapılan bir savaşta, Celveti dervişlerinden Molla Mehmed esir düşer. Diğer Osmanlı esirleriyle birlikte cephe gerisine götürülür. Bir müddet sonra esirler bir meydan da ictima edilir. Rus kumandanı General Plotanof, esirleri tek tek süzerken, Derviş Mehmed'in önünde durur. "Sen kimsin, hünerin nedir, ne iş yaparsın" gibi sorular sormaya başlar. Tercüman tarafın dan Derviş Mehmed'e izah edilen sorular üzerine: "Ben Hazret-i Üftade dergahının dervişiyim ve o varlığa bağlıyım. Celvetiye müntesibi olanlar suda boğulmazlar ve ateşte yanmazlar." Şeklinde cevap verir.
Mirek-i Belhi hazretleri, Türkistan'da yetişen büyük tefsir âlimlerindendir. İsmi, Muhammed bin Fadl Ravvâsi'dir. "Tefsir-i kebir" isimli eserin sahibi olan Ravvâsi, 413 (m. 1022)'de Belh'de vefât etti. Cuma sûresini tefsir ederken buyuruyor ki:
Ebû Amr bin Nüceyd hazretleri Nişâburludur. 976 (H.366) senesinde Mekke-i mükerremede vefât etti. Nişâbur'da doğup yaşayan İbn-i Nüceyd, küçük yaştan itibâren âlimlerin ve velilerin ilim meclislerinde ve sohbetlerinde bulundu. Cüneyd-i Bağdâdi hazretlerini görüp feyz aldı ve sohbetlerinden istifâde etti...
Fakîh İbrâhim-i Feşlî hazretleri İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. 1217 (H.613) senesinde Yemen’de Zebîd şehrinde vefât etti. Zamânında bulunan meşhûr âlimlerin sohbetlerinde bulunup, onlardan ilim öğrendi. Ahmed Sayyâd, bu zâtı çok över ve hürmet ederdi. Hocasının birçok kerâmetlerini nakletti. Ahmed Sayyâd el-Yemenî şöyle anlatıyor:
Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:
"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.
Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."