Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.519.802

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Çok Konuşmak, Akıl Zayıflığının Alâmetidir

Muhammed Celâleddîn-i Devânî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 1429 (H. 833) senesinde İran'ın Kâzerûn şehrinin Devân nahiyesinde doğdu. 1502 (H.908) senesi Kâzerûn'da vefât etti. Şîrâz'a gidip zamanın büyük âlimlerinden ilim öğrendi. Orada Medreset-ül-Eytâmda müderris oldu. İbrâhim Gülşenî hazretlerinin sohbetine devâm ederek, tasavvufta da yetişti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Sultan İkinci Bayezid Ve Sari Saltuk

Sultan İkinci Bâyezid Han, Kili ve Akkermân kalelerinin fethine çıktığında, Baba Dağına gelince; sâlih kimselerden bâzıları; "Pâdişâhım! Burada Sarı Saltuk adına nûrlu bir türbe vardı. Kâfirler yıkıp üzerine taş, toprak, çöp dökerek kabrini kaybettiler." diye şikâyette bulundular. Sultan Bâyezid-i Veli o mezbeleliğe gitti. Bir seccâde üzerinde Kara Şems (Şemseddin Sivâsi) ile ikişer rekat namaz kılıp hakikatı öğrenmek üzere o gece istihâreye yattı. Hemen Sarı Saltuk, sarı renkli sakallı ve yeşil sarığı ile görünüp; "Yâ Bâyezid! Hoş geldin. Akkermân ve Kili kalelerini ve vilâyetlerini Boğdan kâfirleri elinden harp yapmadan fethedeceksin. Oğulların Mekke ve Medine'ye hizmet edecek. Beni bu pislikten kurtar." dedi. Sultan uyanınca; Kara Şems'e; "Efendi! Gördüğün rüyâyı bir kâğıda yaz. Ben de yazayım. Şeyhülislâma gönderelim. Bakalım ne cevap verir." dedi. Herbiri gördükleri istihâreyi yazıp mühürlü olarak şeyhülislâma gönderdiler. Allahü teâlânın hikmeti ikisinin de görüp anlattıkları rüyâ aynıydı. Şeyhülislâm hemen; "Padişâhım! O yere büyük bir türbe yaptırasın." diye haber gönderdi. Sultan Bâyezid Han, o yeri temizlettirdi. Temizlenirken üzerinde; "Hâzâ Kabr-i Saltuk Bey Seyyid Muhammed Gâzi" diye yazılmış bir mermer sanduka göründü. Mimâr ve mühendisler toplanıp nûrlu bir türbe ve câmi ile diğer hayır yerlerinin inşâsına başladılar. Bâyezid Han, Kili ve Akkerman kalelerini hakikaten harpsiz fethedip, oraların fâtihi oldu. Zaferle Baba Dağına döndü. Bir sene orada kışladı. Etrâfı düzene koyup, Baba Dağı şehrini imâr etti. Bütün hayır yerlerini Baba Sultan'a vakfetti.

Vehbi Tülek

88 - Tekmeyle İade Edilen Altin

Vehbi Tülek

Demek Yolda Kaldiniz

Vehbi Tülek

Mahmud Şevket Paşa Suikasti

Vehbi Tülek

13 Haziran 1913 Çarşamba günü saat 11.oo sıralarında Sadrazam ve Hariciye Nazırı Mahmud Şevket Paşa, bugün İstanbul Üniversitesi Merkez Binası olarak kullanılan, o zamanki Harbiye Nezareti binasından makam otomobiline binip Babıâli'ye gelirken, Bâyezid meydanını geçip Divanyolu'na vardığı bir sırada "Sakalar Çeşmesi" denilen yerde kalabalık bir cenaze alayı yüzünden durmak zorunda kalmıştı. Tam bu sırada, tamir bahanesiyle yolun kenarına park etmiş başka bir otomobilin içinde ve dışında bulunan yedi kişi hemen tabancalarıyla ateş etmeye başladılar. Bunlar, Topal Tevfik Çerkes Ziya, Nazmi, eski Bahriye Yüzbaşısı Şevki, Teğmen Mehmed Ali, Gelenbevi Mektebi Başmubassırı Abdullah Safa ve Abdurrahman adlı kişilerdi.

Ii. Abdülhamid Han’in İslamiyete Saldiran Piyesi Fransa’da Yasaklatmasi

Vehbi Tülek

Orhan Gazi Devri Ve Ilk Donanma Faaliyetleri

Vehbi Tülek

Osmanlilar Karşisinda

Vehbi Tülek

İdris Baba Ve Hasan Paşanin Hirkasi

Vehbi Tülek

Hirka-i Saadet Merasimi

Vehbi Tülek

Ebdal Murad’in Kilici

Vehbi Tülek

Mohaç Meydan MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Allah Için Sevmek Nasıl Olur Efendim?

Mervezî hazretleri fıkıh ve hadîs âlimidir. Afganistan’da Merv’de doğdu. 275 (m. 888) târihinde vefât etti. Ahmed bin Hanbel hazretlerinin en üstün talebelerinden idi. Hayatı boyunca hocasının yanından ayrılmadı. Dâima onun hizmetinde bulunurdu. Ahmed bin Hanbel hazretleri, Mervezî’yi çok severdi...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mâlikî Fıkıh âlimi Abdullah Menûfîmâlikî Fıkıh âlimi Abdullah Menûfî

Vehbi Tülek

Abdullah Menûfi, usûl, tefsir, nahiv ve Mâliki mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1287 (H.686) senesinde Mısır'ın Buhayra şehrinde doğdu. Sonra Menûf'a yerleşti. 1347 (H.748)'de Mısır'da vefât etti.
Abdullah Menûfi hazretleri, Süleymân Şâzili'nin sohbetlerinde yetişip, vilâyet derecelerinde yükseldi. Mâliki mezhebi fıkıh bilgilerinde, tefsir ve Arabi ilimlerde âlim oldu. Birçok talebe yetiştirdi. Mısır'da onun ilminden istifâde etmeyen yok gibiydi...

Abdülkahir Bağdadi

Vehbi Tülek

Amr Bin Âs (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Amr bin Âs hazretleri, İslâmiyeti kabûl ettikten sonra, eski hatâlarına çok pişman oldu. İslâma hizmet etmeyi, müşriklere karşı savaşmayı şiddetle arzû etti. Böylece büyük bir mücâhid oldu. Birisi, Amr bin Âs'a sordu:
-Siz akıllı adamdınız. Niçin İslâma girmekte geciktiniz?
-Biz yaş ve bilgi bakımından, bizden üstün kabûl edilen insanlarla beraberdik. Onlar, Resûlullah efendimizi Peygamber olarak kabûl etmediler. Biz de onlara tâbi olduk. Onlar gidip, sıra bize gelince, düşündük, inceledik, hakkın çok açık olduğunu gördük. Böylece İslâmiyet kalbime yerleşti. Resûlullah efendimizin, iyilik yapana öldükten sonra iyilik, kötülük yapana kötülük yapılacağı, sözünü içimde doğru buldum...

kötürüm Bir Oğlum Var!..

Vehbi Tülek

Tâcüddîn Bin Rıfâî

Vehbi Tülek

Yusuf Bin Ömer

Vehbi Tülek

İki Cihânın Bedbahtı Bel'am Bin Baura

Vehbi Tülek

Nûreddîn Cerrâhî Hazretleri

Vehbi Tülek

Abdüssamed Palembangî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Mazarratli Harfler Kaçtir?

Vehbi Tülek

Bereketi Var Mı?

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

At Hirsizi

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

İmanı Ona Kafidir

O Kullarına Çok Merhametlidir

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

SelÂmetle Gidip Gel

Vehbi Tülek

İcÂzetin Sirri

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek