Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.539
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Çivizâde, 1545 senesinde Rumeli kadıaskeri olunca, Şâh Muhammed Çelebi'nin Sirâciyye Medresesine tâyin edilmesi için pâdişâha arz edip, onun iyiliğinden bahsederken; "Bu hakirin mülâzimi olmasından başka hiçbir aybı yoktur." dedi. Bunun üzerine pâdişâh, Çivizâde'ye iltifât edip; "Efendi! Yalnız sizin talebeniz olması ona şeref olarak yeter." dedi. Çivizâde bunun üzerine; "Saâdetli pâdişâhım, iki mülâzimim vardır. Biri Şâh Muhammed Çelebi, diğeri de Kınalızâde Ali Çelebi'dir. İki gözüm gibidirler. İkisinin birbirinden farkı yoktur" dedi.
Sultan Abdülhamid Han devri devlet adamlarından olan tarihçi Ahmed Cevdet Paşa Paşa, Çerkes Hasan Bey'in yakalanıp karakola götürülmesinden sonra verdiği ifadesini şöyle anlatır:"Bugün hanemden çıkarak Bâb-ı Seraskeriye geldim. Beni kumandan paşanın yanına götürdüler ve memur olduğum altıncı orduya göndermek üzere karakol altına aldılar. Akşam üstü Daru'ş-şura-yı Askeri reisi Redif paşa beni çağırub: "Bağdad'a gitmedin mi, neden gitmiyorsun ve serkeşsin" diyerek tekdir etdikden sonra ben dahi: "Eğer yarın gitmez isem tard edin, ne yaparsanız yapın" dedim. Bunun üzerine:"Kumandan paşayı te'min eyler" dedi. Tekrar kumandan paşanın yanına gidüb:
Bahâüddin Muhammed Sübki hazretleri Şafii fıkıh âlimidir. 707 (m. 1307)'de Kahire'de doğdu. Zamanın büyük âlimlerinden fıkıh, usûl-i fıkıh ve usûl-i din dersleri okudu. Sonra Şam'a giderek müderrislik ve Emeviyye Camii'nde hatiplik görevine getirildi. 777 (m. 1375)'de Şam'da vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Zengî Atâ Türkistan'ın büyük velîlerindendir. İlk terbiyesini babasından aldı. Ahmed Yesevî hazretlerinin terbiyesine teslîm edildi. Ahmed Yesevî hazretlerinin halîfelerinden Hakîm Atâ’nın hizmetine girdi. Onun yüksek ilim ve feyzinden istifâde etti. Taşkent’te ikâmet eder, Taşkent halkının hayvanlarına çobanlık yapardı. Hocası Hakîm Atâ, 1186 (H.582) yılında vefât edip, Harezm’de Akkurgan’a (Bağırgan’a) defnedildi. Onun en meşhûr halîfesi olan Zengî Atâ, Hakîm Atâ’nın hanımı Anber Ana ile evlendi. Hâdise şöyle oldu:
Hulvi Mahmûd Efendi Osmanlı evliyasındandır. 1574 (H. 982) senesinde İstanbul'da doğdu. 1654 (H. 1064) de vefât etti. Sünbüliyye şeyhi Zarifi Hasan Efendinin sohbetlerine devâm etti. Hocası ona icâzet verince Sultanahmet, Şehzâde ve Fâtih Câmiinde vâizlik vazifesi yaptı. Sonra da Şehremini'deki Şirvâni Tekkesinde talebe yetiştirdi. Şiirde "Hulvi" mahlasını kullanırdı bu hususta şu menkıbe anlatılır:
Körükçüzâde Efendi isminde bir âlim, bir gün Süleymâniye Câmiinde vâz eder, altı gün de umûmi ders verirdi. Abdülehad Nûri Efendiye ve talebelerine gerek vâzında, gerekse derslerin de dil uzatır, aleyhinde konuşurdu. Abdülehad Efendinin halifeleri ve talebeleri, o zâtın bu sözlerini duyunca çok üzüldüler, onu hocalarına şikâyet edip, vâzına ve derslerine mâni olmasını istediler. Abdülehad Efendi de onlara; "Birkaç gün tahammül edin. Onun bizi inkârı ve düşmanlığı, bize bağlılığa dönüşecek. Bizim talebelerimiz arasına girecek. Vefâtımızdan sonra otuz sene tasavvuf yolunun doğruluğunu müdâfaa edecek." dedi.