Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.870
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Ýrlanda'nın baþkenti Dublin'e 70 mil uzaklıktaki þirin liman þehri Drogheda'da, 1997 Mayıs ayında, son derece manalı bir tören vardı. 150 sene önce Ýrlanda'yı kasıp kavuran kıtlık sırasında Osmanlı Devletinin yaptıðı nakdi ve ayni yardımın hatırasına hazırlanmıþ þükran plaketinin asılması münasebetiyle düzenlenmiþti. 1847 senesinde, 2 milyon insanın göç etmesine ve ölmesine sebep olan açlık ve kıtlık fela keti sırasında Osmanlı Sultanı Abdülmecid Han, Ýrlanda halkına 10.000 Sterlin yardımda bulunmak istediðini Ýngiltere Kraliçesi Victoria'ya bildirir. Ne var ki, Ýngiliz hakimiyeti altındaki bu adaya sadece 1.000 sterlin vermeyi layık gören kraliçe, Ýstanbul'daki Ýngiliz büyükelçisi vasıtasıyla Padiþahın bu hareketini protesto eder ve neticede yardım 1.000 sterline iner.
Osmanlı Devletinin Viyana'ya kadar ilerlemesinden çok korkup, başarısının sebebi ni aradıkları halde bulamayan Avrupa'ya, İstanbul'daki İngiliz sefiri bir gün şu şifreli mektubu yazıyordu:"Buldum...Buldum... Osmanlıların zaferden zafere ulaşmalarının sebebini ve bunları durdurma çaresini buldum... Osmanlılar, aldıkları esirlere hiç kötülük yapmıyorlar, kardeş gibi davranıyorlar. Hangi millettten, hangi dinden olursa olsun, küçük çocukların zekalarını ölçüyorlar. Keskin zekalı çocuklar seçilerek, saray mektepleri ve sonra da Enderun Mektebi içinde değerli öğretmenler tarafından okutuluyorlar. İslam bilgileri, İslam ahlakı, fen, kültür dersleri verilerek, kuvvetli ve başarılı bir Müslüman olarak yetiştiriliyorlar. Bunların arasından da Osmanlı ordularını zaferden zafere ulaştıran değerli kumandanlar, Sokollular ve Köprülüler gibi seçkin siyaset ve idare adamları çıkıyor. Osmanlı akınlarını durdurmak için bu mektepleri ve bunların kolları olan medreseleri yıkmak, Müslümanları ilim ve fende geri bırakmak lazımdır."
Üryânizâde Ahmed Esad Efendi 156'ncı Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1814'te İstanbul'da doğdu. Kilisli âlim Osman Üryâni'nin soyundan gelir. Medreseden icazet aldıktan sonra Serez, Halep, Kastamonu, Manastır ve Şam kadılıkları yaptı. 1878'de Sultan 2. Abdülhamid tarafından şeyhülislâm tayin edildi. 1889'da bu görevde iken vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Muhammed bin Gâzi rahmetullahi aleyh, kırâat, hadis, fıkıh ve nahiv âlimidir. 841 (m. 1437)'de Cezayir'de Miknâse'de doğdu. 919 (m. 1513)'de Fas'ta vefât etti. Kazanç ve geçim âdabı hakkında buyurdu ki:
Bibi Hacere Begüm (Hanım) Hindistan'da yetişen hanım velilerdendir. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin neslindendir. Büyük âlim Ebü'l-Hayr Fârûki'nin hanımı olup, Şeyh Hüseyin Efendinin kızıdır. 1867 (H.1284) senesinde doğdu. Babasından ilim öğrendi. Ev işlerinde çok mâhirdi. Allahü teâlâ ona olgun bir akıl ihsân etmişti. Müceddidiyye yolunda en mükemmel şekliyle yetişmişti.
Akşemseddin hazretleri, Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretlerinin hocasıdır. Soyu, Hz. Ebû Bekir'e dayanır. Kendisini ilim tahsiline adamış, Hacı Bayrâm-ı Veli'den icâzet almıştır.Bir gün Hacı Bayrâm-ı Veli hazretlerine sordular: " Sana kırk yıldan beri hizmet eden nice dervişlerin var; onlara icâzet vermedin de, az bir zamanda Akşemseddin'e nasıl icâzet verdin?Hacı Bayrâm-ı Veli hazretleri onlara şu cevabı verdi:" O, benden ne gördü ve ne işitti ise inandı, kabul etti; hikmetini sonra kendisi buldu. Diğerleri ise hemen hikmetini sorarlar. Aradaki fark budur.