Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.385.134

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Zekât Vermek Için Nisaba Malik Olmak Lazımdır

Necmeddin Tarsûsî Hanefî fıkıh âlimleridnendir. 721 (m. 1321) Tarsus’ta doğdu. Şam’da Arapça, fıkıh ve fıkıh usulü tahsil etti; babası İmâdüddin Tarsûsî’den fıkıh okudu. Şibliyye Medresesinde müderrislik, Hanefî kadılkudâtlığı yaptı. 758 (m. 1357) senesinde Şam’da vefat etti. Çok eser yazdı. En meşhuru olan Münyetü'l-müftî haşiyesinde şöyle buyuruyor:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hristiyan Tarihçinin Kaleminden “hac”

18. yüzyılda Osmanlı ülkesine gelerek intibalarını yazan Hristiyan tarihçi M. A Ubucini, Müslümanların hac ibadetini araştırdıktan sonra kendi dini ile kıyaslamış. Ubucini, İslam'ın eşitlik anlayışına olan hayranlığını bakın nasıl ifade ediyor:

Vehbi Tülek

Fatih’in Akincisi Malkoçoğlu BÂlî Bey Bey

Vehbi Tülek

Prut Harbi

Vehbi Tülek

İstanbul’un Sulari

Vehbi Tülek

İstanbul'da belediye ile ilgili işlerden biri de su sorunuydu. Kanuni Sultan Süleyman, Kırkçeşme sularını İstanbul'a getirttiği zaman milletin yüzü biraz güldü. Her tarafta çeşmeler yapıldı. Ebussuud Efendi de Yazıcı çiftliği yöresinden bulduğu suyu Turunçluk suyu ile birleştirdi, bir çeşme yaptırmaya karar verdi. Su yolları yapmak için büyük bir çalışma başladı. Su yollarının onarımı için Mısır'dan hamallar bile getirildi. Sular İstanbul'a düzenli bir biçimde dağıtılacaktı. Eğrikapı dışında büyük bir su hazinesi vardı. Bu hazine altmış lüleye bölünüyordu. Bu sular hazinelerden çeşmelere dağıtıldı. Sultan Süleyman dönemine gelinceye kadar çeşmelerin suyu hep boşa akardı. Gece gündüz akan çeşmelerden dolayı sokaklar çoğunlukla bataklık haline gelirdi. Sonunda burma lüleler bulundu. Hem sokaklar çamurdan kurtarıldı, hem de suların boşa akmasına engel olundu. Böylece artan suyu isteyenler hayrat çeşmeler yaptırarak oralara akıtırlardı. Fakat burma lülelerin, yani muslukların icadı birçoklarının işine gelmedi. Bazı mahallelerde imam ve cemaat: "Akan su bahçelerimize verilmiştir. Yabana akarsa aksın. Burma lüleye rızamız yoktur" dediler, burma lüleleri kaldırmaya çalıştılar. Bu konuda en ileri gidenler sipahilerdi. Bu sorun üzerine Sultan Süleyman İstanbul kadısına şu hükmü yazdı: "Çeşmelere burma lüle takıldığından lüleyi ufaltan eğer sipahi ve başka kullarım taifesi ise kapıma arz eyleyesin. Ve eğer ehl-i cihetten (yöre halkından) ise cihetten alup ahare (başka tarafa) veresin. Ve eğer şehirli halkından ise muhkem hakkından geldikten sonra cerimesini (cezasını) aldırasın. Ve yabana akmak ecli (nedeni) için açık koyanların dahi vech-i meşruh (açıklanan nedenlerle) üzre haklarından gelesin.

Sakinan Göze Çöp Batar

Vehbi Tülek

Helal Lokma Gerek

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selîm Ve Dede Molla

Vehbi Tülek

Meyyitezade

Vehbi Tülek

Boğazkesen (rumeli) Hisari'nin Yapilmasi

Vehbi Tülek

Mübarek Beldelerin Hizmeti Ona Verildi

Vehbi Tülek

O Zaman Kiliç Ve Ok Devri İdi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Abdullah Bin Selâm (radıyallahü Anh)

Abdullah bin Selâm hazretleri, Eshâb-ı kirâmdan olup, Ensârın büyüklerindendir. Medine'deki Yahûdi Beni Kaynuka kabilesinden idi. Soyu Hz. Yûsüf'e dayanıyordu. Asıl ismi Husayn idi. Müslüman olunca Resûlullah efendimiz ona Abdullah ismini verdi...
Abdullah bin Selâm'ın imân ettiğine ve faziletine Kur'ân-ı kerimin bir âyet-i kerimesinin şehâdet ettiğini müfessirler ifâde etmektedirler.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Emevi Halifelerinden Süleyman Bin Abdülmelik

Vehbi Tülek

Emevi halifelerinden Süleyman bin Abdülmelik'in Eyyûb adındaki oğlu vefât etmişti. Cenâzenin bulunduğu yere kendisi, yanında Ömer bin Abdülaziz, Said bin Ukbe, Recâ bin Hayve olduğu halde girdi. Gözleri iyice dolmuştu:
"İnsana, böyle bir musibet gelince, hislenmemesi, içinin galeyâna gelip, kabarmaması mümkün değil. Böyle bir durum karşısında, insanların bir kısmı, Allahü teâlâya karşı tam bir teslimiyet gösterip, mükafatını ondan bekleme olgunluğunu gösterir. Bir kısmı sabır ve tahammül etme gücüne sâhib olur. Bunların ikisi de, sağlam ve metin kimselerdir. Bir kısmı da vardır ki, sabır ve tahammül gösteremezler. Bunlar zayıf kimselerdir. Fakat, şu anda ben, kalbimde bir hislenme, acı bir coşma görüyorum. Eğer içime bir serinlik vermezsem, ciğerimin, üzüntü ve kederden parça parça olacağından korkuyorum" dedi.

Nimeti Gönderen Allahü Teâlâdır

Vehbi Tülek

Evtâs Gazâsı Ve Ebû Âmir

Vehbi Tülek

Eshab-ı kirâmın büyüklerinden Ebû Mûse'l-Eş'ari radıyallahü anh, bizzat kendisi anlatıyor: Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) Huneyn Gazâsından döndükten sonra amcam Ebû Âmir'i bir fırka asker üzerine komutan yaparak Evtâs'a gönderdi. Ebû Âmir, birkaç bin düşmanla buraya kaçıp gelen düşman komutanlarından Düreyd İbn-i Sımme ile karşılaştı. Vuku bulan muhârebede Düreyd katlolundu. Askerlerini de hezimete uğrattı...

az Iş Yap­tı Fa­kat Çok Ka­zan­dı!..

Vehbi Tülek

Pâdişâhın Meşhur 'dîvân Sohbetleri'nde Bulunan Zat

Vehbi Tülek

Amelini Az Gören Kimse Gibi Ol

Vehbi Tülek

Kur’ân-ı Kerîmin Şaşırtıcı Nazmı

Vehbi Tülek

Evliyâ, Kınından Çekilmiş Bir Kılıç Gibidir!

Vehbi Tülek

Ümmetimin Hepsi Cennete Girer

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah Bin MübÂrek

Abdullah Bin MübÂrek

Merv'de bir yıl ticâretle uğraşır, kazancının hepsini fakirlere dağıtırdı. İkinci yıl İslâmiyet'i yaymak için cihâda, düşmanla harbe giderdi. O, medresede müderris, hoca; câmide vâiz, şehirde tüccâr; harbde büyük bir kahramandı. Kılıç ve kalem sâhibi idi. Kalemiyle cihâda dâir eser yazdı, kılıcıyla da dillere destan olan kahramanlıklar gösterdi.

Abbâsiler devrinde Bizanslılarla yapılan harplerden birine katılmıştı. Abbâsi ordusu sessiz, sâkin ve aydınlık bir gecede Tarsus'un kuzeyinde karargâh kurmuştu. Tarsus'un sırtlarında İslâm ve Bizans orduları görünüyordu. İki taraf da kendilerini kuvvetli göstermek için alevleri göklere yükselen ateşler yakmışlardı. Bu ateş ocaklarından birinin etrafında tepeden tırnağa silâhlı askerler hilâl şeklinde oturmuşlar, ortalarında ise ince yapılı, nûrâni yüzlü bir zat onlara ders anlatıyordu. Kimse vaktin nasıl geçtiğinin farkına varmamıştı. Sözü kesip, duâsını yapınca istirahate çekildiler.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Abdullah Bin MübÂrek

Allah'ın Emaneti

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

İcÂzetin Sirri

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Anzakli Ömer

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek

İmanı Ona Kafidir

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Vehbi Tülek