Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.193.223

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allahü Teâlânın Öyle Kulları Vardır Ki

Şeyh Alâeddîn Harezmî hazretleri büyük velîlerdendir. On üçüncü ve on dördüncü yüzyıllarda Türkistan’ın batısında Harezm’de yaşadı. Günlerce oruç tutar, geceler boyunca ibâdet ederdi. On beş sene boyunca sırtını yere koyarak uyumamıştı. Nice günler geçerdi de ağzına bir lokma koymazdı. Bir parça kurumuş ekmekle iktifâ ederdi. Hac ibâdetini yapmak üzere gittiği Mekke-i mükerremede İmâm-ı Yâfiî ile karşılaştı. İmâm-ı Yafiî şöyle naklediyor:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Orhan GÂzi Ve AlÂeddîn Esved

Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp gözeten bir zât-ı muhterem idi. O mübârek kimse,birgün Alâeddin Esved hazretlerini ziyârete gitti. Onun mahalline vardığında, Alâeddin Esvedhazretleri nâfile namaz kılmakta idi. Orhan Gâzi, avluda bekledi. Bu sırada farz namaz vaktigeldi. Orhan Gâzi ve orada bulunan Alâeddin Esved'in talebeleri namaz için hazırlandılar.Namazın sünnetini kıldılar. İkâmet okununca, Kara Halil imâmete geçti. Cemâata namazıkıldırdı. Alâeddin Esved de, odasından çıkıp namaza katıldı. Namazdan sonra bir müddetsohbet ettiler. Orhan Gâzi edeble dinledi. Sonra başını kaldırıp;"Seferde ve hazerde, ahâli arasında vâki olacak hâdiselerde hükmedip, hak ile bâtılı ayırmak,şer'i hükümleri beyân etmek için bir hâkim-i samedâni lâzımdır. Talebenizden birini benimile sefere gitmek için tâyin etseniz." deyip, merâmını arzetti.

Vehbi Tülek

Yahya Efendi Ve Rum Denizci

Vehbi Tülek

Kanaat, Ama Neden Sonra?

Vehbi Tülek

Bir Kaşik Tuz

Vehbi Tülek

Sultan III. Mehmed zamanında, Rumeli'de Yenice kasabasında mübarek bir zat vardı. İhtiyacı olan ona koşar, sıkıntısı olanın derdini o giderirdi. Fakat kendisi bir sürü derde mübtela idi ama halinden hiç şikayetçi değildi. Birgün dergahın bahçesindeki havuzun kenarında otururken bir talebesi gelerek, başına gelen bir musibetten uzun uzun şikayet eder. O zat, o talebesinden bir bardak su, bir miktar tuz ve bir çorba kaşığı getirmesini ister. İstedikleri getirilince, bir kaşık tuzu bir bardak suya atıp karıştırır ve talebesine, bunu içmesini söyler. Tuzlu sudan bir yudum içen talebe hemen yüzünü buruşturur ve "Efendim, su çok tuzlu, içemiyeceğim" der. Sonra o zat yine kaşığı tuzla doldurur ve bu sefer havuza atarak karıştırır ve talebesine, havuzdaki sudan içmesini söyler. Talebe havuzdan kana kana içer. "Nasıl, su tuzlu mu" diye sorduğunda talebe "Hayır efendim, gayet tatlı geldi" cevabını verir. O zaman o mübarek zat şu ibretli nasihatı verir: "Oğlum, bir kaşık tuz, her zaman aynı acılıktadır. Fakat bunu bir bardak suda içmek, insana zahmet verdiği halde, bir havuz suda içince hiç hissedilmiyor. Çünkü havuzun genişliği içinde kayboluyor. İşte, göğsü bir bardak kadar dar insan, kendisine gelen bir kaşık tuz kadar dert ve belaların acısına tahammül edemez. Fakat göğsü havuz kadar geniş insan ise, kendisine isabet eden, bir kaşık değil, bir kazan tuz kadar belaları tatlılıkla karşılar, o dert ve belalar onun geniş göğsü içinde kaybolur gider de kimsenin haberi olmaz."

Her Kim Bu Taşi Kaldirirsa

Vehbi Tülek

Bütün Mülkiyetler Mukaddestir

Vehbi Tülek

Bizans’in Korkulu Rüyasi Orhan GÂzi

Vehbi Tülek

61 - Damat İbrahim Paşa'nin Kanuni'ye Cevabi

Vehbi Tülek

Akillilarin Duraği

Vehbi Tülek

Nemiz Kaldi Bizim Mülk-i Arab’da

Vehbi Tülek

23 - Budin Müdafaasi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Şehit Padişah Murâd-ı Hüdâvendigâr

Osmanlı devletinin ilerleyişini durdurmak isteyen Haçlı devletleri büyük bir ordu ile bizzat Sultân Murâd-ı Hüdâvendigâr'ın başında bulunduğu Ordu-yu hümayunun üzerine yürüdüler. Kosova'da müttefik Haçlı ordusuyla karşılaşıp muhârebe nizâmı alındı. 8 Ağustos 1389'da muhârebe öncesi Kosova'da şiddetli fırtına vardı ve o gün Berât Gecesiydi. Akşam çadırına çekilen Sultan Birinci Murâd Han, Berât Gecesini ihyâ edip namaz kıldı. Kur'ân-ı kerim kıraât ettikten sonra, seccâdesinin üzerinden kalkmadan târihe geçen şu duâyı okudu:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Az Da Olsa Devamlı Olan Amel Makbuldür

Vehbi Tülek

Abdurrahmân bin Muhammed el-Bağdâdi hazretleri Hadis ilminde meşhur âlimlerdendir. 375 (m. 985)'te vefât etti. Kitabında naklettiği Hadis-i şeriflerden bazıları:

İşlerinde Orta Yolu Tut!..

Vehbi Tülek

Allahü Teâlânın Irâdesine Teslim Olmak Lazımdır

Vehbi Tülek

Sa'düddîn Muhammed Bahrâbâdî hazretleri Kübrevî tarikati şeyhlerindendir. 587 (m. 1191)’de İran’da Nîşâbur civarında Bahrâbâd köyünde doğdu. Harezm’e giderek evliyanın büyüklerinden Necmeddîn-i Kübrâ’nın sohbetlerine devam etti ve icâzet alıp halifelerinden oldu. Hocası onu talebe yetiştirmek üzere Şam’a gönderdi. Burada Muhyiddin-i Arabî hazretleriyle sohbet etti. 671 (m. 1272)’de orada vefat etti. Buyurdu ki:

Korkutmaktan Çok Müjdeleyici Olmalı

Vehbi Tülek

Misâfir Gelecek, Yiyecek Bir Şeyler Hazırlayın!

Vehbi Tülek

Hadis Nakletmek Için Icazetli Olmak Lazımdır

Vehbi Tülek

Şeyh Ulemâ

Vehbi Tülek

Şaban-ı Nakşibendi

Vehbi Tülek

Anadolu Velîlerinden Abdullah Fahri Baba

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi'nin talebesi olan Mahmûd Kefevi hocasının şu kerâmetini anlattı:"Gemiye binip İstanbul'a gitmek üzere yola çıktık. Ben o zaman gençtim ve bu benim ilk yolculuğumdu. Hoş bir rüzgârla dört gün gittik. Sonra şiddetli bir rüzgârla deniz kabardı. Dalgalar her taraftan vurmaya başladı. Gemide bulunanlar korku, dehşet ve ümitsizlik içinde bâzı mal ve eşyâlarını denize attılar. Bu ızdırap ve sıkıntı bana da ümitsizlik vermeye başladı. Hocam Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi, geminin alt katında sâkin ve telaşsız bir halde oturuyor du. Dalgaların şiddetli vuruşları gemide bulunanların ve benim korkumu iyice arttırdı. Hocam bana bakıp; "Korkma! Allahü teâlâ bizi kurtaracak ve biz Erikli Kasabasının doğu tarafındaki Hacı Baba Dergâhında kuşluk vakti oturup süt içeceğiz ve incir yiyeceğiz." buyurdu. Gemici lerin hesâbına göre seksen mil yolumuz kalmıştı. Ebû Bekr Kefevi hazretleri sükûn ve vekar içinde tatlı ve güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başladı. Biz rahatladık ve korkumuz kalma dı. Halbuki dalgaların vuruşları hâlâ devâm ediyordu. Nihâyet Allahü teâlâ bizi, hocam Ebû Bekr Kefevi hazretlerinin duâsı bereketiyle kurtardı. Gecenin sabahında Erikli sâhiline çıkıp doğruca Hacı Baba Dergâhına ziyârete gitti. Biz de onu tâkib ettik. Hep birlikte oturduk. Hocamız Kur'ân-ı kerim okuyor biz de dinliyorduk. O sırada dergâhın çevresinden bir kadın iki elinde birer çanak ile çıkageldi. Kapları önümüze bıraktı. Biri süt, diğeri incirle doluydu. Şeyh Ebû Bekr Kefevi tebessüm ederek bize baktı ve; "Bismillah ile yiyiniz!" buyurdu. Biz besmele ile yedik. Hocamın bu kerâmetine şâhid olduğumuz zaman, 1542 (H.949) senesiydi."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

At Hirsizi

Arafatta Görüşürüz

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Örümcek Ağı

Vehbi Tülek

Abdullah-i EnsÂrî

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek

9 Evi Dolaşan Kelle

Vehbi Tülek