Çalışabilecek Kimsenin Dilenmesi Câiz Değildir
Muhammed Bahrak hazretleri velîlerin büyüklerinden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimidir. 1465 (H.869) senesinde Yemen’de Hadramût'ta doğdu. 1524 (H.930) senesinde, Hindistân'da vefât etti...
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.391.883
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Muhammed Bahrak hazretleri velîlerin büyüklerinden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimidir. 1465 (H.869) senesinde Yemen’de Hadramût'ta doğdu. 1524 (H.930) senesinde, Hindistân'da vefât etti...
Osmanlı saray ve konak haremlerinde misafirlere bir törenle kahve ikram edilirdi. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulurdu. Ardından üç hizmetçi kahve ikramına başlarlardı. Kahvenin soğumaması için güğüm, ortasında kor ateş bulunan stile oturtulur ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınırdı. Stil takımları tombak, gümüş veya pirinçten yapılmıştır. Kahve ikramında ayrıca yuvarlak stil örtüsü kullanılırdı. Atlas veya kadifeden yapılan bu örtü sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemelidir. Stil takımı ve örtüsünün zenginliği ailenin varlık derecesini yansıtırdı.
İçinde kahve fincanı ve zarflar bulunan tepsiyi taşıyan hizmetçi, stil örtüsünü kenardan iki eli ile önlük gibi önünde tutar, ikinci hizmetçi stil takımını taşırdı. Üçüncü kız tepsiden porselen fincanı alır, stildeki güğümden kahveyi doldurur, fincanı altın,tombak, gümüş veya porselen zarfa yerleştirir, zarfın ayağından iki parmağı ile tutarak tek tek misafirlere ikram ederdi. Tiryakiler kahve ile birlikte nargile veya uzun çubuklarda tütün içerlerdi.
Kanuni Sultan Süleyman Han, bir gün Çatalca'daki uzun bir gezinti sırasında, yanın dakilerle birlikte şiddetli bir yağmura yakalandı. Tebdil-i kıyafet geziyorlardı. Bu yüzden kim oldukları belli değildi. Sığınacak bir yer arandı. Nihayet uzaklarda, kulübe ile ev arası bir yer gördüler. Hava soğuktu. Bir hayli de ıslanmışlardı. Evin kapısını çaldılar. Kapıyı açan ev sahibi, gelenlerin durumlarını görünce hiçbir şey sormadan hemen buyur etti. Evin yanan ocağına biraz daha odun boca ederek ısınmalarına yardımcı oldu. Sultan ve yanındaki birkaç kişi, sedirin üzerinde oturup ısınmanın verdiği rahatlıkla sohbete başladılar. Ev sahibi de ufak tefek ikramlar yapıyordu. Kanuni bir ara muhasibine dönerek:-Şu ateş bin altın değerinde! Dedi.
Hâce Yûsuf-i Çeştî hazretleri Çeştiyye yolunun, kemâl sâhibi büyüklerindendir. 983 (H.379) yılında Afganistan’da Çeşt şehrinde doğdu. Dayısı Hâce Muhammed bin Ebî Ahmed Çeştî hazretlerinden feyiz alarak, onun sohbetlerinde bulunarak kemâle geldi. Onun vefâtından sonra halîfesi olup, yerine geçti. 1067 (H. 459) senesinde vefât etti. Vefat ederken büyük oğlu Hâce Kutbüddîn Mevdûd-i Çeştî’yi kendine vekil bıraktı. Bu mübarek zat byurdu ki:
Ahmed bin İshâk el-Enbâri hazretleri Hanefi kadılarındandır. 231 (m. 845)'de Irak'ta Enbâr'da doğdu. Zamanın büyük âlimlerinden fıkıh tahsil ettikten sonra çeşitli şehirlerde kadılık, sonra da Baş Kadılık vazifesi yaptı. 318'de (m. 930) Bağdat'ta vefat etti. Buyurdu ki:
Ebû Abdullah Nişaburî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Horasan’da Nişabur'da doğdu. 848 (H.234) senesinde vefât etti. Süfyân bin Uyeyne, Yahyâ bin Muâz ve başka gönül sultanı ehil zâtların sohbetlerinde bulunarak ilim öğrenip olgunlaştı.
İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar. Bunların arasında zayıf bir bülbül vardı. "Madem elimden birşey gelmiyor, öyleyse ben de İbrahim aleyhisselam ile beraber yanayım" diye kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki: