Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.515
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Yavuz Sultan Selim Hanın vezir-i âzamlarındandı. Şecâatı ve cesâretiyle kendini tanıtarak, Bosna Sancakbeyliğine kadar yükseldi. Çaldıran Savaşından önce Anadolu Beyler beyliğine getirilerek, İran Seferi sırasında önemli hizmetleri görüldü. Ordu-yı Humâyûnun Sivas'tan itibâren öncülüğünü yaptı ve Çaldıran Muhârebesinde, Osmanlı ordusunun sağ kanadına kumandanlıkta bulundu. Aldığı tedbir ve uyguladığı taktikle zaferin kazanılmasında önemli rolü oldu. Çaldıran dönüşü Ordu-yı Hümâyûn Amasya'da kışlarken, Rumeli Beylerbeyi liğine getirildi.Ertesi sene Dulkadıroğlu Alâüddevle üzerindeki zaferi üzerine, 18 Haziran 1515'te vezir-i âzamlığa getirildi. Şah İsmâil'in Çaldıran hezimetinden sonraki siyâsi faaliyetlerinde, Memlûk Sultanı ile anlaşması, İranlıların Mardin civârında bir Osmanlı karakolunu basmaları üzerine, Sinân Paşa, Diyarbekir ucuna gönderildi. Kayseri'de kuvvetlerini toplayan Sinân Paşa, Diyarbekir'e ulaşmak için Memlûk sınır beylerinden geçiş izni istedi. Beyler ters cevap verdikleri gibi Memlûk Sultanı da Osmanlılar İran ile uğraşırken onları arkadan vurmak için Haleb'e geldi. Durum Sultan Selim Hana duyurulunca, seferin yönü değiştirilerek, Memlûklar üzerine gidilmeye karar verildi. Sultan Selim Han, görülmemiş bir süratle hareket ederek ordunun başına geçti. 24 Ağustos 1516'da Memlûklarla yapılan Mercidabık Savaşında zaferin kazanılmasında, Sinân Paşanın büyük hizmetleri görüldü.
Yavuz Sultan Selim, Safevilerle yapılan Çaldıran Savaşı'nda elde edilen zaferden sonra, İran sınırını güvenlik altına almak maksadıyla, İdris-i Bitlisi'yi, daha önce Şah İsmail'e bağlılık bildirmiş Kürt ve Türkmen emirlerinin Osmanlı Devleti'ne tâbi olmalarını sağlamak için, bölgeye göndermişti. Nitekim İdris-i Bitlisi buralarda çok başarılı çalışmalar yapmıştı. Osmanlı Devleti'ne tâbi olan emirlere, oturdukları yerler yurtluk ve ocaklık olarak ikta edilmiş, buradaki aşiretlerin Osmanlı Devleti'ne tâbi olmaları sağlanmıştı. Kanuni Sultan Süleyman, Tebriz seferinde Hemedan ve Kirmanşah yolunu takip edip Cebel-ü Hamrin, Sülükân Çayırı ve Leylan'dan geçerek 1534'te Kerkük şehrine girdi. Kerkük, Osmanlı idaresine girmeden önce de Türkmenlerin elinde bulunduğundan "Gökyurt" olarak adlandırılmış ve resmi kayıtlara böyle geçmiştir. Kanuni Sultan Süleyman Kerkük'te yirmi sekiz gün kaldı. Aynı sene içinde Kanuni'nin Bağdad seferi ve Bağdad'ın fethiyle Musul bölgesinde Osmanlı hâkimiyeti kesinleştirilerek altı sancak ihtiva eden eyalet merkezi yapıldı. Bazı kaynaklarda verilen bu bilgiye karşılık 1312 tarihli Musul salnâmesinde 1090 (1679-80) yılında Musul'un eyalet olduğu ve üç sancağı ihtiva ettiği belirtilmektedir.
İmâm-ı Yezid bin Ebi Habib hazretleri Tabiinin büyük âlimlerindendir. 53 (m. 673)'de doğup, 128 (m. 745)'de Mısır'da vefât etti. Emevi halifesi ve büyük İslâm âlimlerinden Ömer bin Abdülaziz onu Mısır'da fetvâ vermek için vazifelendirdi. Buyurdu ki;
Ali bin İbrahim Husri hazretleri evliyanın büyüklerindendir. 593 (m. 901)'de Basra'da doğdu. Gençlik yıllarında Bağdat'a giderek Ebû Bekr Şibli'nin sohbetlerine devam etti ve icazet aldı. Mansur Camii'nin karşısındaki dergahında talebe yetiştirdi. 371 (m. 981)'de Bağdat'ta vefat etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:
Muhammed Gunder el-Hüzeli hazretleri hadis hâfızıdır 110 (m. 728)'de Basra'da doğdu. Süfyân-ı Sevri ve Süfyân bin Uyeyne gibi âlimlerden hadis rivayet etti. Kendisinden Yahya bin Main ve Ahmed bin Hanbel gibi âlimler rivayette bulundu. 193 (m. 809)'da vefat etti. Şöyle nakletmiştir:
Fatih Sultan Mehmed Han'ın başveziri Mahmûd Paşa, evinde bir dâvet tertib etti. Dâvete, hurûfi yolunda olan sapıklar da çağırıldı. Fahreddin Acemi de perde arkasına saklanmış, onları dinliyordu. Sohbet ilerleyince, Mahmûd Paşa, kendilerini çok sevdiğini ve her dertlerini çekinmeden kendisine açabileceklerini söyledi. Vezirin bu aşırı sevgi ve muhabbetinden dolayı onu kendisinden zanneden bu kimseler, fırkalarının iç yüzünü anlatmaya başladılar. "Her testi içine konulanı sızdırır" sözü gereğince sapıklıklarını ve küfürlerini açıkladılar. Hattâ:"Allahü teâlâ (hâşâ) Fadlullah'a (Hurûfilik bozuk yolunun kurucusu olup, 1393 senesinde Timûr Hanın oğlu Mirân Şah tarafından öldürülmüştü.) hulûl etmiştir." dediler.