Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.511.242

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Kalp Katılığından Daha Büyük Musibet Yoktur!

Dâbiî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. Sekizinci asırda vefât etti. Mâlik bin Dînâr, Sâbit el-Benânî gibi büyüklerle aynı asırda yaşayıp onlarla sohbette bulundu. Mâlik bin Dînâr'dan naklederek buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ahmed İbni KemÂl Hazretlerinin Nasihatleri

Yavuz Sultan Selim Han 1512'de Osmanlı tahtına oturup iç işlerini yoluna koyduktan sonra, kıvılcımları Irak ve Horasan'a yayılmış olan şiânın fitne ateşini söndürme plânına koyul du. Bunun için de devrin ilim adamlarını yardıma çağırdı. İbn-i Kemâl, İdris-i Bitlisi, Zenbilli Ali Cemâli ve daha nice ilim adamları bu göreve koştular. Divânda harb için tereddüd edenler vardı. Mesele fazla oyalamaya gelmemeliydi. Bu durumda İbn-i Kemâl şu fetvâyı verdi:"Her türlü hamd ve senâ, kudret ve kerem sâhibi yüce Allah'a olsun. Selâtü selâm da doğru yolu gösteren hazret-i Muhammed aleyhisselâma ve O'na tâbi olanlara olsun.

Vehbi Tülek

Hemen Tayin Edelim

Vehbi Tülek

Turhanzade Ömer Bey’in Cevabi

Vehbi Tülek

Sultanlar RikÂbinda Yürüsün!

Vehbi Tülek

Bir gün Sultan Ahmed Han, mürşidini ziyâret için Üsküdar'a gelmişti. Çarşıdan geçerken, Hüdâyi hazretlerinin alış-veriş ettiğini gördü. Genç Hünkâr bu esnâda attaydı. Derhal atından indi, hocasının elini öptü ve atına binmesi için ricâ etti. Bir müddetHüdâyi hazretleri at sırtında önde ve Pâdişâh da yaya olarak ardınca yürüdüler. Kısa bir süre sonra Mahmûd Hüdâyi dünyâyı titreten koca bir pâdişâhın, arkasında yaya yürümesine râzı olmadı ve; "Sultanım! Sırf hocam Muhammed Üftâde hazretlerinin duâsı ve emri yerine gelsin diye bindim. Çünkü o; "Pâdişâhlar rikâbında yürüsün." diye duâ etmişti." buyurarak atından indi. Ata tekrar Sultan Ahmed Hanı bindirdi.Sultan Ahmed Hanın bu hâdiseden sonra aşağıdaki beytleri söylediği belirtilir:

"Varımı ben Hakka verdim, gayrı vârım kalmadı.

Cümlesinden el çekip pes dü cihânım kalmadı.

Çünkü hubbullah erişti, çekti beni kendine,

Açtı gönlüm gözünü, gayri gümânım kalmadı.

Evliyânın himmeti, yaktı beni kül eyledi,

Sâfiyim, buldum safâyı dü cihânım kalmadı.

Ahmedi der, "Yâ ilâhi! Sana şükrüm çok-durur",

Hamdülillah aşk-ı Haktan gayri vârım kalmadı."

74 - Böyle Vaaz Dinlemedik

Vehbi Tülek

Mesir Macunu

Vehbi Tülek

Milletin Efendisi Kimdir?

Vehbi Tülek

İlk Hristiyan Vezir

Vehbi Tülek

Yeğen Mehmed Paşa Ve Hocasinin Duasi

Vehbi Tülek

Kabakçi Mustafa İsyÂni

Vehbi Tülek

Mahmud Han Zafere Ulaşti

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ömer Bin Hüseyin Hırakî

Ömer bin Hüseyin Hıraki hazretleri Hanbeli fıkıh âlimidir. Bağdat'ta doğdu. Burada zamanın büyük âlimlerinden tahsil gören Hıraki, Şii Büveyhiler'in Bağdat'a hâki­m olması üzerine Mısır'a, oradan Şam'a hicret etti. Burada 334 (m. 946)'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hırsıza Sadaka Veren Adam!..

Vehbi Tülek

Abdülvaris bin Said hazretleri büyük fıkıh ve hadis âlimidir. Hicri 120 yılında (m. 737) doğdu. 180 (m. 796) yılında Basra'da vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Haram Olan Emirlerine Itaat Etmeyiniz

Vehbi Tülek

Kendisini Aldatan Kimsenin Seni De Aldatmasından Kork!

Vehbi Tülek

Ebüssü'ûd Bâzini hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 644 (m. 1246) senesinde Kâhire'de vefât etti. Çok kerâmetleri görüldü. İmâm-ı Şa'râni'nin hocası ve daha nice âlimler, kendisinden istifâde etmek, ilim öğrenip feyiz almak için sohbetine devam ederlerdi. Hikmetli sözlerinden bazıları şunlardır:

Fıkıh Ilmi Ile Emir Ve Yasaklar Öğrenilir

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ, Her Kavme Peygamber Göndermiştir

Vehbi Tülek

Sebebe Yapıştıktan Sonra Tevekkül Edilir

Vehbi Tülek

Abdurrauf Sinkili

Vehbi Tülek

Ahmed Akvâvî

Vehbi Tülek

İnsanların En Mesudu Kimdir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek

Sakin Kalyona Binme

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Allah Diyen Genç

Onun Görmediği Yer

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Ahde Vefa

A'meş Ve Hanımı

Gül Yaprağı

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Vehbi Tülek