Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.995.488

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Sen, Zamanımızın Zahidisin Ey Dâvûd

Ebû Süleymân Dâvûd-i Tâî hazretleri fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Habîb-i Acemî’nin halifesi idi. İmâm-ı a’zamın yirmi sene derslerine devam etti. Fıkh ilminde talebelerin içinde en önde gelenler arasına girdi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Minare Eğri Mi?

Süleymaniye Camiinin inşası tamamlanmış, ibadete açılacağı gün ilan edilmişti. O gün gelince istanbul'un her yanından insanlar bu eşsiz eserin açılışında bulunmak için şehrin bu noktasına akın etmişti. Herkes hayranlıkla bu Türk mucizesini seyrediyordu. Fakat bunlar arasında bulunan bir çocuk: "Aaa şu minareye bakın nasıl eğri!" diye bağırıyordu. Herkes de bakıyordu ama bir eğrilik görmüyordu. Çocuğun minarelerden biri için eğri dediği Mimar Sinan'a kadar ulaştı. Koca mimar hemen çocuğun yanına geldi ve ona: "Yavrum hangi minare eğri göster bana" dedi. Çocuk da: "İşte şu" diye minarelerden birini gösterdi. Mimar Sinan hemen adamlarını topladı. Uzun halatları biribirine ekletip minareye bağlattı ve:"Çekin yukarı doğru!" diye çektirmeye başladı. Çocuğa da:

Vehbi Tülek

Kendi Re’yimizle İş Yapmayiz

Vehbi Tülek

9 - Görülmemiş Bir Meydan Savaşi

Vehbi Tülek

7 - Genç Osman Dediğin Bir Küçük Uşak

Vehbi Tülek

Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın fethederek yadigar bıraktığı Bağdad, 89 yıl sonra İran'ın eline geçti. Bu sırada Osmanlı devletinin başında, henüz 12 yaşında bir çocuk olan 4. Murad bulunuyordu. Annesi Kösem Sultan, Vezir-i Azamlığa Hâfız Ahmed Paşa'yı tayin etmiş ve Serdar-ı Ekrem, yani başkumandan vazifesini de vererek, Bağdad'ı İran'ın elinden kurtarmak üzere sefere göndermişti. Hafız Ahmed Paşa, 29 Mart 1626'da kalabalık bir kuvvetle Bağdad kalesi kapılarına dayandı. Ancak bütün hücumları boşa çıkıyor, bir türlü kaleyi zaptetemeye muvaffak olamıyordu. Bu başarısızlığını, padişahın, Bağdad gibi çok mühim bir şehrin ehemmiyetini kavrayamadığı için, kendisine yeteri kadar asker vermemesine bağladı ve görünüşte kendi kendini eleştiren, fakat gerçekte padişahı tenkit eden bir şiir yazarak gönderdi:

Yara

Vehbi Tülek

Kirkpinar'in Doğuşu

Vehbi Tülek

Zigetvar Kalesi Ve Bahri Dede

Vehbi Tülek

Sultan’a Kapi Açilmadi

Vehbi Tülek

Sultan I. Murad Hanin Oğullarinin Sünnet Düğünü

Vehbi Tülek

Önce İmtihana Girin

Vehbi Tülek

HüdÂyî Yolu

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Namazı Kaçıran, Diğer Din Işlerini Daha Çok Kaçırır!

Şeyh Ebû Tâlib er-Râzî hazretleri İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin yetiştirdiği fıkıh âlimlerindendir. Afganistan’da Hirat’ta doğdu. Fıkıh ilmini İmâm-ı Gazâlî hazretlerinden öğrendi. Onun “İhyâ” isimli meşhûr eserini ezberledi, ilim öğrenmek için Bağdad ve başka yerlere gidip, oralarda bulunan âlimler ile görüştü. Fâris’te (İran’da) 522 (m. 1128) senesinde vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bizans Kayserinin Ammân Vâlisi Ferve

Vehbi Tülek

Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi selem) Dıhyetü'l-Kelbi'yi (radıyallahü anh) bir mektupla Bizans Kayserine gönderdi. Bu mübarek sahabe, orada yaşadıklarını ve duyduklarını şöyle anlatır:
"Mektup okunduğu zaman, oradakiler Kayser'in yanından çıktılar. Huzura ben alındım. Kayser, onların dini işlerini düzenleyen piskoposu çağırdı. Diğerleri onu mektuptan haberdar etmişlerdi. Bunu Kayser'in kendisi de söyledi ve mektubu ona okuttu. Piskopos ona şunları söyledi:

Alâüddîn Buhârî

Vehbi Tülek

Osman Şirvânî

Vehbi Tülek

Osman Şirvâni hazretleri, Azerbaycan'da doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. Muhammed Harezmi hazretlerinin sohbetlerinde yetişip olgunlaştı. Mısır'a giderek talebe yetiştirdi. 1426 (H.830) yılında Mısır'da vefât etti.

Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Mucize Ile Kerâmet Arasındaki Fark

Vehbi Tülek

Allah'a Ortak Koşma Ve Namazını Kıl

Vehbi Tülek

İnsanla Hayvan Arasını Ayıran Fark Edeptir!

Vehbi Tülek

Amr Bin Vehb'in Akıllı Ve Güzel Kızı

Vehbi Tülek

Ezan Ve Ikamet Okumak

Vehbi Tülek

Tövbe, Son Nefese Kadar Kabûl Olur

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

Latif Bir Şikayet

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Her Şeyi Göze Almıştı!

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Hayat Kurtaran Yalan

Vehbi Tülek

Her Şeyi Göze Almıştı!

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek