İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.913
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Yavuz Sultan Selim Han pâdişâh olmadan önce, Trabzon'da vâliyken Halimi Çelebi'yi kendine hoca edinip, talebe oldu ve ondan feyz aldı. Gece-gündüz onun huzûrundan ayrılmazdı ve devamlı sohbetinde bulunurdu. Abdülhalim Efendiye pekçok iltifât ve ihsânlarda bulundu. Allahü teâlânın inâyet ve ihsâniyle Osmanlı tahtına geçip pâdişâh olunca, onu yine yanından ayırmadı. Devamlı birlikte olmak ister ve kendisiyle ilmi sohbetlerde bulunurdu. Halimi Çelebi, Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte Mısır Seferine katıldı.
Kanuni Sultan Süleyman Han, birgün yakınları ile sohbet eder ken yanındakilere:"Milletin efendisi kimdir?" diye sordu. Onlar da:"Padişah hazretleridir" deyince,"Hayır, milletin efendisi reâyâ, yani köylüdür ki, ziraat ve hayvan cılık için huzur ve rahatı terkedip meydana getirdikleri mahsullerle bizleri doyururlar" cevabını verdi.
Bahşi hazretleri, Haleb'de yetişen Şâfii mezhebi fıkıh âlimlerinden ve tasavvuf büyüklerindendir. 1628 (H.1038) senesinde doğdu. İlim tahsili için Şam'a gitti. Halvetiyye yolunda yetişti. Tasavvufun sırlarına ve inceliklerine vâkıf oldu. 1675 senesinde Anadolu'ya geldi. Edirne'de bir müddet kaldı. Sonra İstanbul'a geldi. Vezir-i âzam Fâzıl Mustafa Paşa'nın, Muhammed Bahşi'ye karşı husûsi muhabbeti vardı... Bir müddet vazife yaptıktan sonra hac vazifesini ifâ etmek için mübârek beldelere giden Muhammed Bahşi, 1687 yılında orada vefât etti. Vefatından kısa zaman evvel bir sohbetinde buyurdu ki:
Şerif Tlemsâni, Mâliki mezhebinde, fıkıh ve kelâm ilimlerinde mütehassıs olan büyük âlimlerden, veli bir zattır. İsmi, Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmed'dir. Nesebi Hazret-i Ali'ye dayanır. 1310 (H.710) senesinde Tlemsân şehrinde doğdu. Akli ve nakli ilimlerde, âlimlerin söz birliği ile zamânının en büyük âlimi olduğu bildirildi. 1370 (H.771) senesinde vefât etti...
Ebü’l-Ferec hazretleri Hanbelî mezhebindeki hadîs, tefsîr, fıkıh, usûl-i fıkıh âlimlerinin meşhûrlarından olup hikmetli sözler söyleyen, gayet güzel vaaz veren, kerâmetler sahibi bir zât idi. İsmi, Abdülvâhid bin Muhammed’dir. Horasan şehrinde doğdu. 486 (m. 1093) senesinde Şam’da vefât etti. Kâdı Ebû Ya’lâ’dan, Hanbelî fıkhının ince bilgilerini öğrenmiş ve büyük fıkıh âlimi olmuştur.
Bir zamanlar bir grup alim ve şair, "Encümen-i Bizebân" (Suskunlar cemiyeti-kulübü) adıyla bir cemiyet kurmuşlardı. Üye sayısı otuz kişiydi ve bunu arttırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek, çok yazmak ve çok az konuşmaktı. Molla Cami hazretleri de gençliğinde, bu cemiyete girmek istiyordu. Günün birinde cemiyetin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday olmak için cemiyete geldi. Kendisini karşılayan kapıcıya bir şey söylemeden, ismini bir kağıda yazarak o sırada toplantı halinde bulunan ulema heyetine gönderdi.