İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.860
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
1711 senesi Veziriâzam olan Baltacı Mehmed Paşa bir müddet sonra Moskova seferine tâyin edilmişti. Sefere çıkmazdan önce duâ için nice kere Şeyh Ünsi Efendiyi dâvet etti. Ünsi Efendi özürler bildirip, dâvetine gitmedi. Vezir Mehmed Paşa; "O halde biz onun yanına gideriz. Gece kapısı açık olsun." diye haber gönderdi. O gece tebdil-i kıyâfet edip yatsıdan sonra dergâha geldi. Vezir tevâzu gösterip Ünsi Hasan Efendinin ellerinden öptü. Huzûrunda edeb ile oturdu. Sonra da; "Efendim! Benim babam da Halveti tarikatının önde gelen büyüklerindendir. Bana duâ ediniz. Kerem ve himmet ediniz. Ömrümde sefer nedir, asker idâresi ve sevki nedir bilmem. Sizin duâ ve yardımlarınıza muhtâcım. Yoksa ben bu işin ehli ve erbâbı değilim. Bu işin hakkından dahi gelemem." dedi. Bunun üzerine Ünsi Hasan Efendi ona; "Moskof kâfirlerinin mağlub olacağını, aman dileyeceğini, hor ve hakir olacağını, sulh isteyeceğini, başından sonuna olacak şeyleri açıkça bildirdi. Baltacı Mehmed Paşa üç saat kadar orada kalıp, sonra edeb ile ayrıldı. Ertesi gün evde bulunan hanımlar, Hasan Efendinin veziriâzama olan sözlerini etrâfa söylediler. Hakikaten bir zaman sonra dedikleri meydana çıktı.
Tarihçi Peçevi, kitabında şöyle bir hadise nakleder:Memlektim olan Peç kasabasından Bosna'ya gitmem icab etti. Kasabamızda İdris Baba derler, kerametleri görülmüş bir zat vardı. Yola çıkmadan evvel onu ziyaret edip duasını alayım dedim:-Ben Bosna'ya gidiyorum. Bir şey ısmarlar mısın baba?-Ismarlarım ya!... Oraya gidince Bosna Beylerbeyi Hasan Paşa'ya selam söyle. Şimdi sefere çıkmak üzeredir. Her nereye giderse yüzü ak olsun. Ervah, Evliya ve Büdela kendisine yardımcı ve onunla beraber dir. Hatta Hazret-i Ali askeri de onunla beraberdir, dedi. Orada, benim le beraber yola çıkacak olanlardan biri:-Bir nesne ister misin Baba, getirelim, deyince:-Hırkam eskimiştir. Bir hırkacık isterim, dedi.
Hâkem-ül-Kebir hazretleri hadis ve fıkıh âlimlerindendir. İsmi, Muhammed Kerâbisi'dir. 285 (m. 898) senesinde doğdu. 378 (m. 988)'de İran'da Nişâbûr'da vefât etti. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerde Resûlullah efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyorlar:
Abdullah bin Ahmed hazretleri Hanbeli mezhebi hadis âlimlerindendir. 635 (m. 1237) senesinde Hicaz'da doğdu. Bir müddet Hicaz'da ikâmet etti. Takıyyüddin Havrani ve diğer tasavvuf ehli ile sohbet etti; sonra Mısır beldelerine gidip, bir müddet de oralarda ikâmet etti. 718 (m. 1318)'de orada vefât etti. Birçok âlimlerden hadis-i şerif işitti. Naklettiği hadis-i şerfilerden bazıları:
İmam Yafii hazretleri, Ravzu'r-Reyahin kitabında şöyle nakleder:Malik bin Dinar Hazretleri anlatıyor:
Basra'da küçük bir grubun bir cenazeyi taşıdığını gördüm. Cenazeyi uğurlayan başka kimse de yoktu. Neden cenazeye katılım olmadığını sordum. Dediler ki:
- Bu adam büyük günahkâr, asi ve ömrünü boşa harcamış biriydi. Ben de cenazenin namazını kıldım ve kabrine indirdim. Sonra bir gölgeliğe çekildim. Uyuyakalmışım.