Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.323
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Yavuz Sultan Selim Hân Topkapı Sarayı hazinesi görevlilerinden yüz elli kişinin sorumsuz davranışlarından dolayı idâmını emretmişti. Zenbilli Ali Efendi, bu kararı duyunca derhal Divân-ı hümâyûn'a koştu. Vezirler ayağa kalkıp saygı ile karşıladılar ve baş köşeye oturttular. Şeyhülislâmın divâna gelmesi âdet olmadığından, niçin geldiğini sordular. Pâdişâhla görüşmek istediğini söyledi. Durum pâdişâha arzedildi. Yavuz Sultan Selim Han, huzûruna girmesine izin verdi. Arz odasına girip selâm verdi. Pâdişâhın hürmet göstermesin den sonra, gösterilen yere oturdu. Sonra pâdişâha; "Fetvâ vazifesinde (şeyhulislâmlıkda) bulunanların bir işi de, pâdişâhın âhiretini korumak, onları dinen hatâ olan şeylerden sakındırmaktır. Yüz elli kişinin idâm edilmesine pâdişâh fermanı çıktığını duyduk, öldürülmeleri için, dinen bir sebep tesbit edilmiş değildir. Bunların af buyrulması ricâ olunur." sözü üzerine kızan pâdişâh; "Bu iş saltanatın gereğidir. Âlimler böyle işlere karışırsa devlet idâresi kargaşaya uğrar. Sorumsuzluklara göz yummak, beğenilecek tutum değildir. Bu işlere karışmak sizin vazifeniz değildir." dedi.
Ahmed Reşid Beyin hatıralarında naklettiği, Sultan II. Abdülhamid'e ait bir vak'a:Padişah, kendisine bağlılıklarından, sadakatlerinden emin olduklarının mütalaaları na ve itirazlarına değer verir, onları dikkat ve alaka ile dinlerdi. Makul bulduklarını yerine getirmekten adeta haz duyar, onları takdir ve taltif ederdi. Bunlardan biri de Hazine Kahyası Şevki Bey idi.
Ebû Midyen Mağribi, Kuzey Afrika'da yetişen büyük velilerden ve Mâliki mezhebi fıkıh âlimlerindendir. On ikinci asırda yaşadı. Bugün İspanya'da bulunan Sevilla (İşbiliyye) şehri civârındaki Katniyon kasabasında doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1197 (H.594) senesinde Cezâyir şehirlerinden Tlemsan yakınındaki Ribâtu'l-Ubbâd kasabasında vefât etti. Kabri orada olup ziyâret edilmektedir.
Raûf Ahmed hazretleri evliyânın büyüklerinden olup İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin torunlarındandır. 1786 (H.1201) senesinde Hindistan’da Serhend’de doğdu. 1837 (H.1253) senesinde hacca giderken Yemen’de denizde şehîd oldu. Evliyânın meşhurlarından Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin talebelerindendir. Hocası Abdullah-ı Dehlevî’nin kıymetli sözlerini ve sohbetlerini ihtivâ eden, "Dürr-ül-Me’ârif" isminde çok kıymetli bir eser yazdı. Hocasından naklen buyurdu ki:
Sinan Ağa (Mimar Sinan), bir gün aniden Topkapı Sarayına çağırılmıştır... Bu ihtiyar halinde, dostlarının tümünün göçüp gittiği, kendisini eserleri inşaat halindeyken görenlerin kalmadığı bu ihtiyar dünyada, "Acaba niye çağrılıyorum?" diye bastonuna dayana dayana düşünceler içinde Saraya gider... Bakar ki "Divan"da bir soruşturma heyeti kurulmuştur... Kadılar, ulema, müftüler, o günün vükelası... Sinan'a şöyle derler:
-Sinan Ağa, hakkında şikayet var. Eve su almak yasaktır. 'Hiç kimse evine özel olarak su almasın' diye padişah fermanı olduğu halde, sizin evinizde özel su hattı varmış öyle mi?
Mecmûatü'l-Ahzâb kitabında şöyle nakledilir: İmam Gazali hazretleri anlatıyor:
Kûfe ve Basra'da büyük bir tâûn hastalığı zuhur etti. Kûfe şehrinin ileri gelenlerinden Abdullah bin Hasan ve Ebul-Münzir, Hazret-i Ali'nin (radıyallahü anh) yanına geldiler. "Musallat olan hastalık yüzünden insanlar kırılıyor, cenazeleri defnetmekle meşgul olanlar kafi gelmiyor... Hatta vahşi hayvanlara yem olanlar var! Bize bir çare göster, himmet elini uzat. Ya Emirel-Müminin, şu sıkıntılı halimizde bize bir rehberlik yap" diye yalvardılar. Ali (radıyallahü anh) de onlara, birşeyler yazıp verdi. Buyurdu ki: