Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.649.915
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Rusya ile Osmanlı Devleti arasındaki savaşı bitirmek ve anlaşma sağlamak üzere Avrupa devletleri elçileri İstanbul'a gelmişlerdi. 23 Aralık 1876 tarihinde düzenlenen konferansa, Osmanlı hariciyesinden Saffet Paşa başkanlık ediyordu.Bir anda yüzlerce top gümbürdemeye başladı. Yabancı elçiler bunun ne olduğunu daha sormadan Saffet Paşa ayağa kalkarak:-Atılan bu toplar, Osmanlı Devletinde meşruti bir idarenin ve anayasanın kurulduğunu müjdeliyor, dedi. Yabancı elçiler, hiçbir şey olmamış gibi ilgi göstermediler.Bâbıâli'de, Meşrutiyetin öncüsü olan Midhat Paşa, Safet Paşa'yı heyecanla bekliyor, yabancı elçilerin, ilan edilen meşrutiyet için ne düşündüklerini sormak istiyordu. Midhat Paşa biraz sonra Bâbıâli'ye gelen Saffet Paşa'ya:-Ne dediler, ne dediler? Deyince, Saffet Paşa:-Ne diyecekler, çcuk oyuncağı dediler, cevabını verdi.
İstanbul'da uzun seneler kalmış olan ve hatıralarını kaleme alan İtalyan asıllı Avusturyalı general Kont Marsigli, 1737'de yazdığı eserin de Osmanlı tüccarlarını şöyle anlatıyor:"Osmanlı devletinde yaşayan tüccarlar, gayet mahir ve bilgili dir. Devlet, ticaretle uğraşanlara her türlü kolaylığı gösterir. Osmanlı nın prensibi, mümkün olduğu kadar ticaret malı girip çıkmasıdır. Zira mal ne kadar gelip giderse, devletin geliri de o derecede artmakta, halk da o kadar zenginleşmektedir. Osmanlı hükûmetleri ağır ticari vergilerden kaçınmışlardı. Ağır verginin, hem malın dolaşmasını engel lediği, hem de kaçakçılığı doğurduğu, devletin ve halkın kazancını azalttığı fikrindedir.Hükûmet kaçak mala hazine adına el koyar. Hiçbir tüccar, beyan etmediği, vergisini ödemediği malı kaçırmaya cesaret edemez. Zira ticaret müsaadesi elinden alınır.
Muhammed bin Nümeyr hazretleri hadis hafızıdır. 160 (777)'de Kûfe'de doğdu. İlim tahsiline babasından hadis öğrenerek başladı. Tabiinden Süfyân bin Uyeyne, Veki' bin Cerrah ve diğerlerinden hadis öğrendi. 234'te (m. 849) Kûfe'de vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
İmâm-ı Abdurrahmân Evzâi hazretleri Tebe-i tâbiinin meşhurlarından olup fıkıh âlimi ve büyük velilerdendir. Mezhep imamı idi. Şam ve Magrib (Fas, Tunus, Cezâyir) halkı, Mâliki mezhebine mensûb olmadan önce Evzâi hazretlerinin mezhebinde idiler. Mezhebi, Endülüs'e Emeviler'le girmiştir. Mensupları kalmadığı için mezhebi daha sonra unutuldu. 707 (H.88) senesinde Lübnan'da Ba'lebek'te doğdu. Şam'da yerleşip orada yaşadı. Buradaki Tabiinin büyüklerinden ilim tahsil etti. İbrâhim Edhem ile sohbet ederdi. Ömrünün sonlarına doğru Beyrut'a gitti. 774 (H.157)'te orada vefât etti.
Ebû Abdullah el-Basri, büyük veli Sehl bin Abdullah-ı Tüsteri'nin talebesidir. Uzun müddet o büyük zatın hizmetinde ve sohbetinde bulundu. Tasavvuf yolunda ilerleyip yüksek mânevi derecelere kavuştu. Sehl bin Abdullah-ı Tüsteri'den sonra da başka bir zâta talebe olmadı...
Hocasının tasavvuftaki yolunu devâm ettiren Ebû Abdullah el-Basri, Sehl bin Abdullah-ı Tüsteri'nin söz ve hallerini talebelerine anlattı.
Hacı Bayram-ı Veli'nin doğduğu Zülfadl (Sol-Fasol) köyünden bir genç askere çağrılmıştı. Yetim olan bu temiz genç, babasından kalma birkaç altınını, annesinden kalan hâtıra bilezik ve küpleri emânet edecek bir kimse bulamadı. Hepsini küçük bir çekmeceye koyup, Hacı Bayram-ı Veli'nin türbesine getirdi. Türbeyi ziyâret edip;
"Yâ hazret-i Hacı Bayram-ı Veli! Beni vatani vazifemi yapmak için çağırdılar. Annemden ve babamdan kalma şu hâtıraları emânet edecek bir kimse bulamadım. Bu küçük çekmeceyi zâtı âlinize emânet bırakıyorum. Eğer askerden dönersem, gelir alırım. Şâyet dönemezsem, istediğiniz bir kimseye verebilirsiniz!" diye münâcaat etti.