Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.611
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
I.Dünya savaşından evvel Bab-ı Ali'de hukuk müşâviri olan Kont Ostrolog anlatıyor: İngilizlerin, Kut-ül Amare yenilgisini takip eden günlerde, Londra'da büyük bir harp meclisi toplandı. Doğu müsteşarı olmam dolayısıyla ben de bulundum... Başbakan Lloyd George şöyle dedi: "Efendiler, ben bir şeyi anlayamıyorum: Bizim medeni milletlerin orduları savaşta barbarlığa yaklaşıyor. Barbar saydığımız Türk orduları ise, savaşta medenileşiyor. Irak kumandanımız bildiriyor ki, Türkler esirlerimizin istirahatini fevkalâde te'min ediyorlarmış. Yaralılarımızı imkânları nisbetinde tedavi ediyor ve şefkat gösteriyorlarmış. İşte bu davranış larının sebebini bir türlü anlayamıyorum..." Daha sonra savaş bakanı söz alarak şunları söyledi:
Tanzimat yıllarının meşhur şâirlerinden Kâzım Paşa, bir gün serasker kapısında Masârif Nâzırı'nın yanında otururken bir kadın gelip, birikmiş aylıklarını ister. Nâzır, havâle gelmediği ve tahsisat (ödenek) bulunmadığı için bahis mevzuu maaşı veremeyeceğini; eğer bir sonraki ayda gelirse, maaşını alabileceğini; çünkü o zaman bütçenin muhtemelen rahatlayacağını... uzun uzun anlatır. Ancak kadın ısrarcıdır... Darda olduğundan bahsederek sızlanmaya başlar... İşin uzadığını gören Kâzım Paşa, araya girer ve kadına Masârif Nâzırı'nı göstererek;" Hanım, der, ısrar etme artık. İşte mâzeret ortada... Bu ayı veremem diyor; fakat, belki öbür ayı verebilir; git sonra gel.
Şeyh Evhadüddin Kirmâni hazretleri Şâfii mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velilerdendir. İran'da Kirmân'da doğdu. Önce Bağdât'ta ilim tahsil etti. Evliyânın büyüklerinden Şihâbüddin Sühreverdi hazretlerinin derslerine ve sohbetlerine kavuştu. Sonra Konya'ya geldi. Muhyiddin-i Arabi, Şems-i Tebrizi, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi gibi zamânın büyükleriyle görüştü. Konya'ya yerleşti. Kendisi için kurulan dergâhta dersler verip talebe yetiştirdi. En büyük talebelerinden birisi Sadreddin Konevi'dir. Yine meşhur talebelerinden ve dâmâdı olan Ahi Evran'dır. Kirmâni hazretleri 1237 (H.635) târihinde Konya'da vefât etti...
Muhammed Birmâvi hazretleri Şafii fıkıh ve hadis âlimidir. 763'te (m. 1362) Mısır'da Birmâ kasabasında doğdu. Daha sonra Kahire'ye yerleşti. Orada zamanın büyük âlimlerinden ders aldı. Burada birçok talebe yetiştirdi. Sonra Kudüs'e giden Birmâvi bir müddet sonra orada 831'de (m. 1428) vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Hindistan'da yetişen Allah adamlarından Hâce Behâeddin (Muhammed bin Kutbüddin) iyilik, lütuf, ikrâm ve ihsân sâhibi, eli açık, cömert bir zât idi. Misâfiri çok sever, çok ikrâmlarda bulunurdu. Onun zenginliği, fakirlerden ve zenginlerden bâzıları arasında çeşitli dedikodulara yol açtı...
Kânûni Sultan Süleymân Hânın kadıaskerlerinden Mirim Kösesi diye meşhûr olan Muhammed Efendinin hizmet ve sohbetlerinde bulunup, ilmi yüksek derecelere kavuştu. Bu sırada dünyâdan ve dünyâ makamlarından yüz çevirip, tasavvuf ehlinden Sofyalı Bâli Efendinin dergâhına gidip, ona talebe oldu. Hizmetinde ve sohbetinde uzun müddet kalıp, feyz aldı. Tasavvufta yükselip, insanları Allahü teâlânın yüce dinine dâvet etmek ve Resûlullah efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem güzel ahlâkını öğretmekle meşgûl oldu. Allahü teâlâya muhabbetinden dolayı, dünyâya hiç önem vermez oldu. Onun bu durumunu anlayamayan bâzıları pâdişâha şikâyet ettiler. Pâdişâh meselenin tahkik edilmesini emretti. Tahkikat için İstanbul'a geldi. Tahkikat sonunda berâat etti ve hakkındaki ithamlardan kurtuldu.