Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.326.246

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allah’ın Takdirine Bağlanan Cennetliktir

Mevlânâ Ârif-i Dikgerânî hazretleri "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük âlim ve velilerden Seyyid Emîr Külâl hazretlerinin dört halifesinden ikincisidir. Buhara civarındaki Dikgerân köyünde doğdu. Miladi 14. yüzyıl başlarında orada vefat etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kanuni Sultan Süleyman Ve Bahri Dede

Kânûni Sultan Süleymân Zigetvar seferine çıkmadan önce hazırlıklarını tamamlayıp, evliyâ kabirlerini ziyâret edip zafer kazanmak için duâ etti. Ayrıca hayatta olan evliyâ ve ulemâdan da duâ istedi. Devrin meşhûr evliyâsı olan Bahri Dede'den de duâ iste mişti. Ayrıca fakirlere muhtaçlara dağıtır diye bir kese içinde bin flori altın hediye etti. Bahri Dede bu hediyeyi kabul edip bir yere sakladı. Sonra savaşa kendisinin de katılacağı nı söyledi. Ordunun hareket günü gelince o da orduyla yola çıktı. Böyle evliyâ bir zâtın aralarında bulunması pâdişâh, komutanlar ve askerler için büyük bir ümit ve moral oldu.

Vehbi Tülek

Şefaat Buyurulup Affolundunuz

Vehbi Tülek

53 - Osmanli Esnaf Ahlaki

Vehbi Tülek

Eski İftarlar

Vehbi Tülek

Sultan Abdülmecid Han devri. Ricâl-i Devlet-i Aliyyeden bir beyzadenin konağında iftar daveti var. Kibar ve ricalden davet edileceklere rütbelerine, mevki ve hassasiyetlerine göre davetiyeler yazıldı ve yollandı. Bunlar, pek ziyade arifane kaleme alınırlardı. Bunların yazılarına sarfolunan emek dolayısıyle iftar davetlerinin neza ket dereceleri anlaşılabilir. İftar sofrası selamlıkta kurulmuştu. Ama bütün levazımat haremden veriliyordu. Hatta iftariye tepsisi de. Harem kileri tepsiyi saat 11.30'da tanzime başlamıştı. Evvela on iki kişilik büyük değirmi, yaldızlı sini geldi. Önce, Bursa bezinden kalem işlemeli sofra örtüsü yere yayıldı. Sonra da altı bacak denilen sofra iskemlesi açılıp sini bunun üzerine oturtuldu. Bu sininin etrafına on iki tane de tekerlek denilen yer şilteleri dizildi. Her şilte karşısına Karamürsel bezinden küçük havlularla, küçük tabaklar içinde el, ağız silmeye mahsus sabunlu el bezleri kondu.

Zulm İle ÂbÂd Olanin

Vehbi Tülek

Kanli Zarf

Vehbi Tülek

Bir Şehîdin Son Sözleri

Vehbi Tülek

Vasif Efendi İspanya’da

Vehbi Tülek

Osmanli Sultanlarinin Yüksek Dereceleri

Vehbi Tülek

Amerika’ya Osmanli Yardimi

Vehbi Tülek

Fatih Devrinde Müslümanlarin Ahlaki

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Mustafa Mânevî Efendi

Mustafa Mânevi Efendi, büyük âlim ve velilerden Karabaşveli'nin oğlu ve halifesidir. Tasavvuf yolunda, babasının yanında kemâle geldi. 1690 (H.1102) senesinde Sokullu Mehmed Paşa dergâhında hocalık yaptı. Daha sonra da Ordu-yu Hümâyûn'a tâyin edildi. Orada da vaaz ve nasihatlerine devâm etti. 1702 (H.1114) senesinde İstanbul'da vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ahmed Muhtar Beyefendi

Vehbi Tülek

Ahmed Muhtar Beyefendi 149. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1807'de İstanbul'da doğ­du. Kibarlık ve nezaketi ile meşhur olduğundan, "Beyefendi" adıyla anıldı. İlk olarak 1871'de, sonra 1878'de tekrar Şeyhülislâmlığa tayin edildi. Hoş sohbeti, şiire ve edebiyata karşı ilgisi ile tanınan Ahmed Muhtar Beyefendi 1882'de vefat etti. "Tuhfetü'l-Muhtar" isimli eserinde şöyle buyuruyor:

Ebû Osman Hîrî

Vehbi Tülek

Söyle Neler Oluyor Ey Ebû Cehil

Vehbi Tülek

Ebû Muhammed Abdurrahmân hazretleri fıkıh ve tefsîr âlimlerindendir. Yemen’de doğdu. 1379 (H.781) senesinde Zebid şehrinde vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Yolumuzun Esası, Zaruri Olan Ile Yetinmektir

Vehbi Tülek

Ebü’l-kâsım Hırakî

Vehbi Tülek

Günde Beş Vakit Namaz Kılınması Emredilmiştir

Vehbi Tülek

Dört Düşmana Karşı Kullanılacak Silahlar

Vehbi Tülek

Tâbiînin Büyüklerinden Ebû Eyyûb-i Sahtiyanî

Vehbi Tülek

Selahaddin Eyyûbi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Yüz Vermedin!

Kum Ve Kaya

Sarik Ve Sakal

Latif Bir Şikayet

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Gül Yaprağı

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Vehbi Tülek

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Vehbi Tülek