Memleketin Manevi Destekçileri Onlardır
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.323.585
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
Sultan II. Mahmud'a, o zamana kadar hiç yemediği "Keçiboynuzu"nu çok medhettiler. Padişah da bu kadar övülen bu meyveyi merak etti ve:-Getirin bakalım nasıl bir şeydir! Dedi.Bu emir üzerine getirilen keçiboynuzlarından birini ağzına aldı, fakat biraz çiğnedikten sonra attı. Yanındakiler:-Niçin attınız efendimiz, diye sorunca:-Bir dirhem bal için beş çeki odun çiğneyemem! Cevabını verdi.
Osmanlıda dini bayramlarda yapılan merasimlerin dışında bir çok kutlamalar yapılır ve bu kutlamalara da 'alay' adı verilirdi. Saray erkânının halkla kaynaşmasına vesile olan bu alaylar, halk tarafından büyük ilgi görür ve çok ihtişamlı olurdu. Halkın da coşku ile katıldığı bu alaylarda bakın hangi kutlamalar yapılırmış.Hırka-i Saadet Alayı: Her yıl Ramazan ayının onbeşinci günü bütün devlet erkânı Ayasofya'da şeyhülislam ile namaz kıldıktan sonra saraya gelirler ve arz odasında toplanırlar dı. padişah ve saray erkânının da katılmasıyla Hz. Peygamber (A.S.)'ın mübarek hırkalarının muhafaza edildiği Hırka-i Saadet odasına gidilirdi. Yedi bohçaya sarılı altından yapılmış sandık padişah tarafından açılırdı. Bu sırada hafızlar Kuran-ı Kerim okumaya başlarlardı. İlk önce Padişah, daha sonra işaret ettiği kişiler hırkaya yüzlerini sürerlerdi. Ayrıca valide sultanın öncülüğünde harem halkı da ziyaretlerini yapardı. Ziyaretler bitince sanduka bizzat padişah tarafından kilitlenirdi.
Ebû Said Berde'i hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. Azerbaycan'ın Berde'a şehrinde doğdu. İmam-ı Azam Ebû Hanife hazretlerinin torunu İsmail'den Hanefi fıkhını öğrendi. Berdei'nin çeşitli ictihadları, Hanefi fıkıh ve usûl-i fıkıh kitaplarında nakledilmiştir. Hac için gittiği Mekke'de Kâbe'yi basıp birçok hacıyı katleden Karmatiler tarafından 317 (m. 930) tarihinde şehid edildi. Bir dersinde buyurdu ki:
Ebü'l-Ferec Abdülvâhid Hazrecî hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinden olup, tefsîr, hadîs ve usûl-i fıkıh ilimlerinde meşhûr âlimdir. Bağdat'ta Kâdı Ebû Ya'lâ'dan, Hanbelî fıkhının ince bilgilerini öğrenmiş ve büyük fıkıh âlimi olmuştur. Bağdat'tan Şam'a gitti, orada vaazlarıyla meşhûr oldu. 1093 (H.486)’da Şam'da vefât etti. “El-Cevâhirü fî Tefsîr-il-Kur'ân” isimli eseri meşhurdur. Bu kitabında şöyle buyuruyor:
Bandırmalızâde Ahmed Münib Efendi son devir Osmanlı alimlerindendir. 1275 (m. 1858)'de Üsküdar'da doğdu. Tahsilini Toptaşı Askeri Rüştiyesinde yaptıktan sonra Evkaf Nezaretinde çalıştı. 1909'da Sultan II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra emekli edildi. Tasavvuf yoluna girerek Celveti icazeti aldı. 1336 (m. 1918) yılında Üsküdar'da vefat eden Ahmed Münib Efendi, "Hukûkü'l-Veled" isimli eserinde şöyle yazmaktadır:
Zamanın akıllı geçinenlerinden güngörmüş bir zâtın yolu bir gün bimarhâneye (ruh ve sinir hastalıkları hastahânesine) uğramış. Hastalardan birine sormuş:-Kaç yıldır buradasın?-Senesini ben de unuttum. Aslında deli falan da değilim. Nedense bir kez paçayı kaptırdık ve bir daha kurtulamıyoruz.-Peki seni ne diye burada tutuyorlar?-Doktorlardan "mazarratlı harfler"i saymalarını istiyorum; cevap veremiyorlar. Bu sefer ben onlara sayıyorum, beni urgana vuruyorlar.