İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.651.290
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Tarihçi Ali'nin yazışına göre Kemal Reis Eğriboz Azepler Reisi iken Dip Frengistan'a gitmiş ve bütün sahillerdeki kaleleri vurmuş, gittikçe gemisi çoğalıp levent mellahlarına başbuğ olmuştur. Frenk kıyılarının hakimleri onun korkusundan şaşkına dönmüşler. Bir gece Malta adasına varmış ve bir yol bulup adadaki Beyin oğlunu esir almış, onu bir çok kumaş yükleriyle birlikte önce Gelibolu'da Arnavut Sinan Beye ve onun tavsiyesi ile İstanbul'a saraya getirmiştir. Osmanlı Devleti'ndeki şöhreti bu hadise ile başlamış görünüyor. Kemal Reis Gırnata'da Beni Ahmer hükümdarlarının sonuncusu olan Mevlâ Hasan'ın Osmanlı devletinden imdat istemesi üzerine donanma ile İspanya sularına gitmiş, nümayişler ve vurgunlar yaparak oralara korku salmıştı.
Batı Akdeniz'e yıllarca hükmeden Turgut Reis, Tunus yakınlarındaki Cerbe adasını ele geçirerek kendisine üs yapmıştı. Preveze'de büyük bir mağlubiyete uğrayan Avrupalılar, bunun intikamını almak ve çok korktukları Turgut Reisi Batı Akdeniz'den uzaklaştırmak için kalabalık bir donanma ile 1560 yılı Mart ayının 2'sinde Cerbe adasına asker çıkardı. Aynı gün Turgut Reis durumu İstanbul'a bildirdi ve sayıca kalabalık düşman ordusuna karşı komanın zor olacağını, bu sebeple derhal adayı terkedeceğini bildirerek Trablus'a çekildi.
Kabûlî Mustafa Efendi, Rufai tarikatı şeyhlerindendir. Edirne'de doğdu. Önceleri mahkeme baş kâtibi iken sonradan mesleğini terk ederek Rufai yoluna girdi ve hanesini dergâh yaparak talebe yetiştirdi. 878 (m. 1473)’de vefat etti. Kenzü'l-Esrar ismindeki kitabında şöyle anlatır:
Ahizâde Hüseyin Efendi 36. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 980'de (m. 1572) doğdu. İlk tahsilinden sonra Hoca Sâdeddin Efendi'ye intisab ederek talebesi oldu. Müderrislik, Anadolu ve Rumeli Kadıaskerliği görevlerinde bulundu. 1632'de Şeyhülislâmlığa getirildi. 1043 (m. 1634)'de vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Kirmastılı Yûsuf Efendi Osmanlı müderris ve kadılarından olup Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. Bursa'ya bağlı Kirmasti (Mustafakemalpaşa) kasabasında doğdu. İstanbul'da 900 (m. 1494)'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Eski Endülüs Hükümdarlarından biri fakir bir kadının arsasına yeni bir saray yapılmasını emretti. Arsa hükümdarın sarayına alındı ve hükümdar arsanın bedelini de ödemiyordu. Müşkül durumda kalan kadın, çareyi, hükümdarı, kadıya şikâyet etmekle buldu. Zamanın Şeyhülislâmı, kadını dinleyip haklı olduğuna hükmettikten sonra, hükümdara hiç bir şey söylemeden bir çuval ve bir de kazma kürek alıp kadının arsasından toprak doldurmaya başladı.