Moğol Askerlerini Şam'dan Uzaklaştıran Mübarek Zat
Ebü'l-Hasan Harîrî hazretleri büyük velîlerdendir. 1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Şeyh Ebû Ali Mağribî'nin sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Çok kerametleri görüldü.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.238.812
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebü'l-Hasan Harîrî hazretleri büyük velîlerdendir. 1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Şeyh Ebû Ali Mağribî'nin sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Çok kerametleri görüldü.
Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir Ramazan arefesiydi. Cephe kumandanı Vehip Paşa 9. Tümenin genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde istemeye istemeye şöyle dedi: - Hafız! Yarın Ramazan Bayramı. Asker toplu olarak bayram namazı kılmak istiyor. Ne dediysem, vazgeçiremedim. Ancak böyle bir şey pek tehlikeli, yani düşmanın arayıp bulamayacağı toplu bir imha fırsatı olur. Münasip bir dille bunu etrafa sen anlatıver!...
Sultan Orhan Gâzi, âlimleri, evliyâyı görüp gözeten bir büyük bey idi. O mübârek kimse, bir gün Alâüddin-i Esved hazretlerini ziyârete gitti. Bu sırada Alâüddin-i Esved hazretleri nâfile namaz kılmakta idi. Orhan Gâzi, avluda bekledi. Bu sırada farz namaz vakti geldi. Orhan Gâzi ve orada bulunan Alâüddin-i Esved'in talebeleri namaz için hazırlandılar. Namazın sünnetini kıldılar. İkâmet okununca, talebeler arasında bulunan Kara Halil imâmete geçti. Hazır olan cemâate namaz kıldırdı. Alâüddin-i Esved de odasından çıkıp geldi. Bir müddet sohbet ettiler. Orhan Gâzi edeple dinledikten sonra başını kaldırıp; "Seferde ve hazerde, ahâli arasında vâki olacak hâdiselerde hükmedip, hak ile bâtılı ayırmak, şer'i, dini hükümleri beyân etmek için bir hoca efendi, âlim lâzımdır. Talebenizden birini benimle sefere gitmek için tâyin etseniz." deyip, arzu ve isteğini arzetti.
Seyyid Alâeddin Ali Semerkandi hazretleri, Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında Anadolu'da yaşayan velilerdendir. Semerkand'da doğdu. Buhârâ, Taşkent gibi ilim merkezlerinde ilim tahsil etti. Tefsir, fıkıh ve tasavvuf, ahlâk ilimlerinde yüksek derecelere ulaştı. Daha sonra Anadolu'ya hicret etti. Lârende'ye (Karaman'a) geldi. 1456 (H.860) târihinde yüz elli yaşlarında iken vefât etti. Kabr-i şerifi, İçel'e bağlı Gülnar ilçesinin Zeyne kasabasındadır... (Ankara-Çamlıdere'deki Şeyh Ali Semerkandi başka bir zattır.)
Seyyid Alâeddin Ali Semerkandi hazretleri buyurdu ki:
"Bizi sevenler dünyâda nâmerde muhtaç olmasın, şeytan şerrinden emin olsunlar, şirkten, Allahü teâlâya ortak koşmaktan uzak olsunlar ve zâlimlerin şerrinden, kazâ ve belâdan emin olsunlar doğru yoldan ayrılmasınlar..."
Asırlardır harp meydanlarında gayr-i müslimlerle karşılaşmış yiğitlerimiz, ilk defa 19. asırda, sulh zamanında "diyar-ı Frengistan"da gayri müslim pehlivanlarla güreş tutmuşlardır. Avrupa ve Amerika'da güreşerek dünyaya nam salan pehlivanlarımızın en meşhuru Koca Yusuf'tur... Koca Yusuf pehlivan, ulemâların; Müslümanların maddeten de güçlü olduklarını isbat etmenin bir cihad olduğu yolunda fetvalarını ve dualarını alarak Avrupa ve Amerika'ya gitmiş oralardaki bütün meşhur pehlivanların sırtını yere vurarak "Cihan Pehlivanı" unvanını almıştır.
Mehmed Çelebi Afyon'da yaşayan Mevlevî büyüklerindendir. Sultan Dîvânî diye meşhur oldu. On altıncı yüzyılda yaşadı. Afyon'da doğdu. Babası büyük veli Abapûş-i Velî'dir. Onun terbiyesinde yetişerek tasavvufta büyük dereceler elde etti. Babasının sağlığında, yerine geçerek talebe yetiştirmeye başladı. Yavuz Sultan Selim arasında yakınlık vardı. Yavuz Sultan Selim Han ekseriyetle mühim ve müşkil zor meselelerde Sultan Dîvânî ile istişare için mektuplaşırdı. Aldığı cevaba göre hareket etmesiyle o sıkıntısı gider, işleri hayırla neticelenirdi.
Bir gün Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
- Cennetlik hanım isteyen, Ümmü Eymen'le evlensin!..
Ümmü Eymen iyi kalbli ve Habeşli bir câriye idi. Peygamber Efendimize, anacığından emânet kalmıştı...
Artık delikanlı olan Hz. Zeyd, Resulullah efendimizin bu müjdesi üzerine hemen, o siyahi hanımla evlendi. Üsâme adlı bir de oğulları oldu...