Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.541.570
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Yavuz Sultan Selim Han, Osmanlı Devleti aleyhine başka devletlerle ittifak içine giren Memlûk Devletine karşı, 1516 yılında Mısır Seferine çıktı. 24 Ağustos 1516 târihinde Mercidâbık'ta Mısırlıları mağlup ederek, Sûriye veFilistin'i zaptetti. İleri harekâta devamla ağırlıklarıyla berâber Sinâ Çölünü beş günde geçerek, Sâlihiye'ye geldi. Sinâ Çölünü geçerken yağmur yağınca, her birine dörder ve altışar çekim hayvanının koşulduğu ağır arabalardaki yüzlerce top, kumların katılaşması sâyesinde kolayca geçirildi. Ordu ve hayvanlar su sıkıntısı çekmedi. Sultan Selim Hanın Ridâniye'ye giderken, ordunun ağırlıklarıyla bir günde elli kilometre yürümesi, harp târihinde rekordur.Osmanlı ordusu, 21 Ocakta Kâhire'ye çok yakın Birket-ül-Hac mevkiinde konakladı.
Sultan II. Murad, "Oğlumu hâl-i hayatımda tahta geçirem, tâ ki gözüm bakarken görem, ne vechile padişahlık eder" diyerek 13 yaşın daki oğlu Şehzade Mehmed'i tahta geçirdi.
Çocuk yaşta bir hükümdarın tahta çıkması Avrupalıları ümide düşürdü. Osmanlılara karşı bir haçlı seferi hazırlıklarına girişildi. Polonya Kralı Ladislas, yanına Macaristan kralı Yanoş Hunyad'ı da alarak 100.000 kişilik bir haçlı ordusuyla, Osmanlıları Balkanlardan atmak için sefere çıktı. Veziriazam Çandarlızade Halil Paşa, durumu Sultan Murad'a anlatıp derhal ordunun başına geçmesi gerektiğini bildirdi ise de kabul etmedi. Bunun üzerine genç padişah II. Mehmed, hemen babasına mektup göndererek şunları yazdı:"Eğer padişah siz iseniz, bu müşkil vaziyette devletinizin başında olmanız icab eder. Yok eğer padişah biz isek, size emrediyorum, hemen ordunun başına geçiniz!"
Nûreddin ibn-i Arrâk hazretleri hadis, fıkıh ve kıraat âlimidir. 907'de (m. 1502) Beyrut'ta doğdu. İlk tahsilinden sonra Şam'a giderek zamanın büyük âlimlerinde ilim tahsil etti. Sonra Mısır'a gitti ve orada talebe yetiştirdi. 963 (m.1556)'de vefat etti. Tenzihü'ş-şeria isimli eserinde Ramazân-ı şerifin faziletini anlatırken buyuruyor ki:
Bahâüddin Muhammed Sübki hazretleri Şafii fıkıh âlimidir. 707 (m. 1307)'de Kahire'de doğdu. Zamanın büyük âlimlerinden fıkıh, usûl-i fıkıh ve usûl-i din dersleri okudu. Sonra Şam'a giderek müderrislik ve Emeviyye Camii'nde hatiplik görevine getirildi. 777 (m. 1375)'de Şam'da vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Mustafa Fehmi Efendi evliyânın büyüklerinden olup, Erzincanlı Terzi Baba’nın halîfelerindendir. Erzincan’da doğdu. 1298 (m. 1890) senesinde gittiği Mekke-i mükerremede, hac esnasında vefât etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:
Maveraünnehir alimlerinden Hâce Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin sohbetinde yetişen Abdullah-ı İlâhi hazretleri, hocasından öğrendiklerini Anadolu'da yaymayı kendisine vazife edinip, insanların huzur ve saâdete kavuşmaları için gece gündüz çalıştı. Muhammed Behâeddin-i Buhâri hazretlerinin dergâhından aldığı feyzleri Anadolu'da ilk yayan veli oldu. Bir müddet sonra Anadolu kâdıaskeri Manisalızâde Muhyiddin Mehmed Çelebi (v.1483)'nin dâveti üzerine Fâtih Sultan Mehmed Hanın vefât ettiği günlerde İstanbul'a geldi (1481). Kâdıasker Mehmed Çelebi'nin gösterdiği odaları ve teklifleri kabul etmeyip, daha önce ilim tahsil ettiği Zeyrek Câmii etrâfındaki virâne hâline gelmiş boş medrese odalarını tercih etti. Orada yerleşti. Şeyh Ebü'l-Vefa Konevi gibi Allah dostları ile sohbet etti. İstanbullular onun gelişini rahmet bilip, sohbetine koştular. Az zamanda halktan ve devlet adamlarından birçok kimse, Abdullah-ı İlâhi'nin talebeleri arasında yer aldı.