Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.943
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Gazi Osman Paşa, aylardır devam eden Rus kuşatmasına karşı Plevne'yi kahramanca savunuyordu. Fakat kalede erzak ve cephane tükenmişti. Kendilerinden birkaç kat daha kalabalık Rus ve Rumen kuvvetlerine daha fazla direnmek mümkün olmayacaktı. Kaleden çıkış harekatı yapıp, düşman saflarını yararak kurtulmak için çareler aranıyordu.Gazi Osman Paşa 10 Aralık sabahı 40.000 neferden oluşan ordusunu iki eşit kısma ayırmıştı. Bunlardan 20.000 kişilik birinci kuvvet Rus istihkamlarına taaruz ederek muhasara hattını yarıp geçmeye çalışacak , diğer 20.000 kişilik kuvvet ise evvelkinin taaruzunu himaye ederek onlar geçtikten iki saat sonra hücumda bulunacaktı.Kıtalar yavaş yavaş Vid suyunu geçmeye başlamıştı. Sabah saat on sularında Tahir Paşa'nın kumandasına verilen birinci fırkanın hepsi nehrin sol sahiline varmış ve Gazi Osman Paşa nın emrine göre nehirden yüz adım ileride yalnız bir hat üzerine yayılmaya başlamışlardı.
Veli pâdişâh İkinci Bayezid Han sahte tarikatlerin ayıklanarak kapatılmasını istedi. Böylece halkın yanlış inanışlara kapılıp Ehl-i sünnet itikâdından uzaklaşmasına mâni olmak üzere harekete geçti. Kurulan bir mecliste şeyhlerin imtihana tâbi tutulmasını istedi. Bu düğümü çözmek için de Ahmed Şemseddin hazretlerini Manisa'dan İstanbul'a dâvet etti.Ahmed Şemseddin hazretleri derhal bu ulvi görevi kabûl edip İstanbul'da Sultan Bâyezid-i Veli hazretlerinin huzûruna çıktı ve Osmanlı Sultânının da hazır bulunduğu imtihan heyetine reislik etti.O gün Ahmed Şemseddin hazretlerinin tuttuğu şeriat süzgecinden hak ve doğru yolda bulunan şeyhler rahatlıkla geçerken sahteleri tutuldu. Bunlar mahcup ve perişan oldular. Tekkeleri kapatıldı ve yaptıkları işten men edildiler. Ahmed Şemseddin hazretlerine, imtihan sırasında gösterdiği kemâl, dirâyet ve olgunluk sebebiyle "Yiğitbaşı" lakabı verildi. Pâdişâh çok hoşnut kaldığı ve takdir ettiği bu büyük veliyi hediyelerle taltif etti. O ise bu hediyelerin tamamını fakirlere dağıttı. İstanbul'da kalması tekliflerine rağmen, tekrar Manisa'ya döndü. Bu hâdise dilden dile, şehirden şehire yayıldı. Sohbetine kavuşmak isteyenler Manisa'ya akın ettiler ve çevresinde geniş bir sohbet halkası meydana getirdiler.
Şerefüddîn Makdisî hazretleri Hanbelî fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 646 (m. 1248) senesinde Kudüs’te doğdu. Zamanındaki büyük âlimlerden ilim öğrendi. Birçok âlim, ona icâzet verdi. Şam’da Müftîlik makamına yükseldi. Bir seneden fazla kadılık vazîfesinde kaldı. Sâhibiyye Medresesi’nde ders okuturdu. Eşrefiyye Medresesi’nin hadîs meşihatına (rektörlüğüne) tayin edildi. 732 (m. 1331) senesinde Şam’da vefât etti.
Eshab-ı kiramın büyüklerinden Abdullah bin Zeyd radıyallahü anh anlatıyor: Basra şehrinde bir zengin aile vardı. Allahü teala bunlara öyle güzel bir erkek evlat verdi ki, sanki gökten ay inmiş hanelerine girmişti. Delikanlı olduğunda Basralılar, kızlarını bu gence vermek için yarış ediyorlardı. Fakat gencin annesi, bunların hiçbirini oğluna layık görmüyordu.
Bir gün, bu genci benim vaaz ettiğim camiye getirdiler. O günkü sohbette şunları anlattım:
"... Allahü teala Cennet'te köşkler yarattı. Her bir köşkte bir taht kurulmuş, her bir tahtın üzerinde bir huri oturur ki, bir tanesi dünyaya yüzlerini gösterselerdi, iki yanaklarının nuru ayı karartır, güneşi mat ederdi... Bu makamlar ve bu güzel hurileri Rabbimiz günah işlemeyen, Allah yolunda canını feda edenlere ihsan edecektir?.."
Şeyh Ahmed Erzincanî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Erzincan'a bağlı Tabih adlı köyde doğdu. Daha küçük iken babası onu Şeyh Muhammed Erzincânî hazretlerine götürdü ve hizmet etmesi için yanına verdi. Pîr Ahmed, evliyâ âilesine hizmetle büyüdü. İlim ve edeb öğrendi. Kur'ân-ı kerîmi ezberleyip, Hâfız oldu. Genç yaşta Muhammed Erzincânî hazretlerinden icâzet, diploma almakla şereflendi. Erzincan civârında hak yolun bilgilerini anlatıp öğretmekle meşgûl oldu. 1465 (H.870) târihinde Erzincan'da vefât etti.
İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlernin arkadaşlarından, o dönemin hadis ve kıraat âlimlerinden Süleyman A'meş, bir gece evinde eşiyle tartışmış ve hanımını biraz incitmişti. Buna rağmen tartışmadan hemen sonra hanımıyla tekrar konuşmak istemiş, ama hanımı kocasına kırgın olduğu için, adamın sözlerini cevapsız bırakmıştı.
Adam öfkeyle:
-Niçin bana cevap vermi yorsun? diye hanımını bağırıp, azarladı. Fakat bir cevap alamadı.
A'meş'in kızı babasına:
-Bu gece olmasa da, yarın sabah konuşur seninle, dediyse de adamın öfkesi dinmedi:
-Eğer bu gece benimle konuşmazsa, benden kesin boş olsun, dedi.