Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.351
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Yavuz Sultan Selim Han 1512'de Osmanlı tahtına oturup iç işlerini yoluna koyduktan sonra, kıvılcımları Irak ve Horasan'a yayılmış olan şiânın fitne ateşini söndürme plânına koyul du. Bunun için de devrin ilim adamlarını yardıma çağırdı. İbn-i Kemâl, İdris-i Bitlisi, Zenbilli Ali Cemâli ve daha nice ilim adamları bu göreve koştular. Divânda harb için tereddüd edenler vardı. Mesele fazla oyalamaya gelmemeliydi. Bu durumda İbn-i Kemâl şu fetvâyı verdi:"Her türlü hamd ve senâ, kudret ve kerem sâhibi yüce Allah'a olsun. Selâtü selâm da doğru yolu gösteren hazret-i Muhammed aleyhisselâma ve O'na tâbi olanlara olsun.
I. Dünya Savaşında Irak cephesinde görevli bir batarya kumandanı şöyle bir hatıra sını nakleder:"Harbin son seneleriydi. Bağdat cephesindeki üstün İngiliz kuvvetleri ordumuzu geri çekilmeye mecbur etmiş, Fırat nehri boyunca kuzeye doğru ilerliyordu. Çekilmemiz bir bozgun şeklinde olmayıp harbin gereğiydi. Bir aralık ordumuzun artçı birlikleri, düşman kuvvetleriyle Şatt-ül-Edhem denilen yerde muharebeye tutuştu. Sabahtan öğleye kadar bütün silahların ateşleriyle, çölün kızgınlıklarında her taraf alev alev yanıyordu. Bütün hınç ve güçleriyle saldıran düşman kuvvetleri, bir an önce mukavemetimizi kırmak istiyorlardı.
Ebu Bekr Ebheri hazretleri Mâliki fıkıh ve hadis âlimidir 289 (m. 902)'de İran'da bulunan Ebher'de doğdu. Tahsilini Bağdat'ta yaptı. Zamanın meşhur âlimlerinden fıkıh ve hadis okudu. Burada çok sayıda talebe kendisinden ders aldı. 375 (m. 986)'da vefat etti. Bu mübarek zat, bir dersinde şunları anlattı:
Alacahisarlı Hasan Efendi Osmanlı velîlerindendir. Alacahisar'da doğup, büyüdü. İlim tahsîlini İstanbul'da yaptı. İstanbul'da Mirahor Zâviyesinde yerleşip zâhir ve bâtın ilimlerinde yetişmek için çalıştı. Şeyhülislâm Şeyhî Efendinin sohbetlerine devâm etti. Sonra İbrâhim Gülşenî'nin halîfelerinden Hasan Zarîfî'ye talebe oldu. Zarîfî Efendi vefât edince Şeyh Yâkûb Efendinin hizmetine girdi ve talebesi oldu. Halvetiyye ve Celvetiyye yollarının feyizlerine kavuştu. 1609 (H.1018) senesinde vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
Burhâneddin İbrâhim bin Cemâa hazretleri tefsir ve fıkıh âlimidir. 725 (m. 1325)'de doğdu. 790 (m. 1388)'de Şam'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Zamanın akıllı geçinenlerinden güngörmüş bir zâtın yolu bir gün bimarhâneye (ruh ve sinir hastalıkları hastahânesine) uğramış. Hastalardan birine sormuş:-Kaç yıldır buradasın?-Senesini ben de unuttum. Aslında deli falan da değilim. Nedense bir kez paçayı kaptırdık ve bir daha kurtulamıyoruz.-Peki seni ne diye burada tutuyorlar?-Doktorlardan "mazarratlı harfler"i saymalarını istiyorum; cevap veremiyorlar. Bu sefer ben onlara sayıyorum, beni urgana vuruyorlar.