İslâm Dîni, Hep Faydalı Şeyleri Emretmektedir
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.157.507
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
Rus çarı I. Nikola, koyu bir Türk düşmanı olarak tarihe geçmişti. Osmanlı İmparatorluğu için "Hasta Adam" tabiri ilk kullanan odur. 1844'de İngiliz Kralını ziyareti esnasında Osmanlı İmparatorluğunun paylaşılmasını teklif etmişti. Fakat İngilizler, Rusya'nın daha fazla kuvvetlenmesinin, ileride kendilerine zararı olacağı düşüncesi ile bu teklifi reddettiler. Bunun üzerine Rus hükûmeti, Ortodoks azınlıkların haklarını korumak ve bunun takibini yapmak üzere, İstanbul'a yeni bir büyükelçi tayin etti. Esas maksatları, uygun bir zamanı kollayıp, aniden Osmanlı topraklarına saldırmaktı.
Osmanlı Hükümdarı II. Bayezid Han haber alır ki, Venedik Doçu Gugliemo Monteferlo, sarayının tören salonunun azametli duvarına boydan boya, Müslümanlara ve Osmanlılara hakaret eden bir resim yaptırmış. Üstelik o cüce, haddini bilmeden bir de yazılar ilave etmiş. Misafirlerini bu salonda ağırlarken, Osmanlı'ya karşı küstaça sözler sarfedermiş.Hünkar, Veziriazam Hersekzade Ahmed Paşa'yı çağırtır ve bir name-i hümayun yazdırır. Bir gök gürültüsünden farksız olan bu mektupta şöyle emreder:"Mâlûmum oldu ki, sarayının duvarına, hakkımızda bazı herzeler yazdırmışsın. Aramızda ki anlaşmaya riayet bir tarafa, hükümdarların en kuvvetlisi olan bana nezaketi de ihmal etmiş sin. Ol sebepten, bu namemi getiren Çavuşum, emanet sana verdikten gerû, heman o an ve kendisinin gözü önünde bu duvarı yıktıracaksın! Şayet ola ki ihmalin görüle, bilesin ki bizden sana acı bir azap dokuna!"
Hasan Dede, Alacahisar'da doğup, büyüdü. İlim tahsilini İstanbul'da yaptı. İbrâhim Gülşeni'nin halifelerinden Hasan Zarifi'ye talebe oldu. Halvetiyye ve Celvetiyye yollarının feyzlerine kavuştu. İstanbul'da Mirahor Zâviyesinde yerleşip zâhir ve bâtın ilimlerinde yetişmek için çalıştı. 1609 (H.1018) senesinde vefât etti. Hasan Dede, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Şihâbüddin Gamri Şâfii mezhebi âlimlerinden ve büyük velilerdendir. Mısır'da Kâhire ile Dimyât arasında bulunan Mahalle beldesinde doğdu. Mekke-i mükerremede Ebü'l-Feth el-Merâgi gibi âlimlerin sohbetlerinde bulundu. 1499 (H.905) senesinde Kâhire'de vefât etti. Yazmış olduğu kıymetli eserlerden "Resâil-ül-Gamriyye" isimli kitabında şöyle nakleder:
Yusufzade Hasan Hocaefendi Osmanlı evliyasındandır. Rumeli Yenişehrine bağlı Hasanlar köyündendir. Memleketinde tahsilini bitirdikten sonra Bursa'da Emir Sultan Hazretlerine intisab ederek onun vefatında, vasiyetleri gereğince makamına geçti. 845 (m. 1441)'de Hac dönüşünde Kudüs'te vefat etti. "Mûzilüş-Şükûk" isminde bir eseri vardır. Bu kitabında buyuruyor ki:
Hz. Ebû Bekir halife iken, Ebû Ubeyde'yi kumandan tayin etti. Humus, Şam, Ürdün ve Filistin'i fethetmek ve oradaki insanların da İslamiyetle şereflenmeleri için gönderdi. Hz. Ebû Ubeyde, Bizanslıların, Suriye'yi kurtarmak için topladıkları büyük bir Haçlı ordusunu Yermük'te karşıladı. Halife Hz. Ebû Bekir, Ebû Ubeyde'ye yardım için Hz. Hâlid bin Velid'i gönderdi.