Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.972.946

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Evlenmek Isteyenin Yasin Okuması Çok Faydalıdır

Dâmâdzâde Feyzullah Efendi Yetmiş birinci Osmanlı şeyhülislâmıdır. 1112 (m. 1700) senesinde Bursa’da doğdu. Zamanının âlimlerinden ilim tahsil ettikten sonra, birçok medreselerde müderrislik ve kadılık yaptı. Sonra Anadolu, daha sonra da Rumeli kadıaskerliğine yükseltildi. Nihayet şeyhülislâmlık makâmına getirildi. 1175 (m. 1761) senesinde İstanbul Sütlüce’de vefât etti. Bazı suallere verdiği cevaplar şöyledir:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Aslan Öldü!...

Birakma Bizi Baba

Burak Reis

Derdi Olan Neylesin?

Allah Nasil Misafir Edilir?

Fani Dünya

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

İlmin Kiymeti

Sultan İkinci Bâyezid Hanla bir sefere çıkmıştık. O zaman vezir, Halil Paşanın oğlu İbrâhim Paşaydı. Şanlı, değerli bir vezirdi. Bu zamanda Ahmed ibni Evrenos adında bir kumandan vardı. Kumandanlardan hiç biri onun önüne geçemez, bir mecliste ondan ileri oturamazdı. Ben ise vezirin ve bu kumandanın huzûrunda ayakta, esas vaziyette dururdum. Bir defâsında eski elbiseler giyinmiş bir âlim geldi. Bu kumandanlardan da yüksek yere oturdu ve kimse ona mâni olmadı. Buna çok hayret ettim. Arkadaşlarımdan birine kumandandan da yüksek oturan bu zâtın kim olduğunu sordum. Filibe Medresesi müderrisi âlim Molla Lütfi'dir, dedi. Ne kadar maaş alır, dedim. Otuz dirhem, dedi. Makâmı bu kadar yüksek olan bu kumandandan yukarı nasıl oturur dedim. Âlimler ilimlerinden dolayı tâzim ve takdim olunur, hürmet görürler. Geri bırakılırsa bu kumandan ve vezir buna râzı olmazlar, dedi. Düşündüm. Ben bu kumandan derecesine çıkamam, ama çalışır, gayret edersem şu âlim gibi olurum, dedim ve ilim tahsiline niyet ettim. Seferden dönünce o âlimin huzûruna gittim. SonraEdirne'deki Dârülhadis müderrisliği bu zâta verildi. Ondan Metâli Şerhi'nin hâşiyelerini (açıklama ve ilâvelerini) okudum."

Vehbi Tülek

Kanunî Sultan Süleyman’in BÂlî Beye Mektubu

Vehbi Tülek

Zafer Ve Seciye

Vehbi Tülek

Haci Fehmi Efendi

Vehbi Tülek

93 Harbi diye meşhur olan 1877-78 Osmanlı-Rus harbinde, doğu cephesi savaşlarının kazanılmasında hizmeti geçenlerden biri de Erzincan'lı Hacı Fehmi Efendidir. O tarih lerde yaşı altmışı geçtiği halde, tüfeği omzunda, kaması belinde, düşmana karşı en genç gazilerin gösterdiğinden daha çok yararlıklar gösteriyordu. Ordunun öncü ve karakol hizmetlerini görecek kimse yoktu. İşte bu mühim vazifeyi, talebelerinden seksen kişi ile üzerine aldı. Hareketini durmadan değiştiren düşmanın niyetini sezip her saat başı kendi eliyle yazdığı raporları kumandan paşaya gönderiyordu. Bu muharebede, Rus mevzileri ile Osmanlı mevzileri 20 kilometre uzunluğunda bir hat üzerinde sıralanmıştı. İki tarafın topları üçyüzü geçiyordu ve birbirlerine sürekli ateş ediyorlardı. Bir ara bizden atılan mermilerden biri bir Rus topunu çeken hayvanları telef etti ve bu sırada Rus askerinin şaşkınlığından istifade eden Fehmi Efendi, talebeleri ile birlikte Rus mevzisindeki bu topun üzerine atlarını sürerek topu zaptedip bizim mevzilerimize getirdiler. Bu hareket, askerimize büyük bir moral kaynağı oldu ve cesaretlerini son derece yükseltti.Akşama bir saat kala Rus mevzilerinden ateş kesildi. Gece karanlığında Ruslar, mevzilerini terkederek geri çekilmeye başladılar. Gedikler muharebesinde Osmanlı kuv vetleri Rus ordusunu hezimete uğratmıştı. Bu muharebenin kazanılması ile Sultan II. Abdülhamid Han, ordu kumandanı Ahmet Muhtar Paşaya "Gazi" ünvanını verdi.

Amerika’ya Osmanli Yardimi

Vehbi Tülek

Bütün Mülkiyetler Mukaddestir

Vehbi Tülek

Ii. Abdülhamid Han'in İmzasi

Vehbi Tülek

95 - Sultan Ahmed'in Rüyasi

Vehbi Tülek

Verin Bana Şu Yilan Yavrusunu!”

Vehbi Tülek

Garip Bir Koşu

Vehbi Tülek

PiyÂle Paşa Ve Malta Seferi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

kendi Bulunduğun Hâle Ağla!..

Ebû Bekr-i Ebheri hazretleri, onuncu yüzyılda Horasan bölgesinde yetişen velilerdendir. Hadis ilminde yüksek âlim olup, hadis-i şerif rivâyet etti. Zâhiri ilimlerde yüksek bir âlim, tasavvuf yolunda büyük bir veli oldu. İlim meclislerinde pekçok kimse bulunup istifâde etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kâfirlere Kabirde Azap Vardır

Vehbi Tülek

Şemseddin ibn-i Münir hazretleri Şafii mezhebi âlimlerindendir. 937 (m. 1531)'de Lübnan'da Ba'lebek'te vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

İmam-ı Mâverdî

Vehbi Tülek

Ben Hüdâyım, Cümle Eşyaya Kadirim

Vehbi Tülek

Cemaleddin ibn-i Abdilberr hazretleri Mâliki fıkıh ve hadis âlimidir. 368 [m. 978] de İspanya'daki Kurtuba'da (Cordoba) doğdu, 463 [m. 1071] de Şâtıbe'de (Jativa) vefat etti. (El-isti'âb fi-ma'rife-til-eshâb) kitabında buyuruyor ki:

Şeyhülislâm Zekeriyyâ Ensârî

Vehbi Tülek

Sıkıntılara Karşılık Veren Kimse Sabırlı Değildir!

Vehbi Tülek

Ömrünü Faydalı Şeyler Için Harca

Vehbi Tülek

Ebû Bekr Kaffâl

Vehbi Tülek

Anaya, Babaya Itaat Ve Ihsân Etmelidir

Vehbi Tülek

Pîr Şükrullah Halvetî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Bir gün Yalova'dan İstanbul'a bir gemi gidiyordu. İstanbul'a yaklaştıkları sırada, şiddetli bir rüzgâr esmeye, dalgalar gittikçe büyümeye, gemiye şiddetle vurmaya başladı. Dalgaların vuruşundan tahtalar gıcırdıyordu. Gemi, koca denizde bir o tarafa, bir bu tarafa yalpalıyor, devrilecek gibi oluyordu. Yolcular ne yapacaklarını şaşırdılar. Herkes geminin bir tarafına birikince, tehlike daha da büyüdü. Kaptan, yolcuları teskin etmeye çalışıyor ve herkesin yerinde oturmasını tavsiye ediyordu. Herkes birbiriyle helâlleşiyor ve şimdiye kadar işlediği günahlarına tövbe ediyordu. Bâzıları da, kurtulmaları için adakta bulunuyordu. Yolcuların arasındaki bir genç, Fâtiha-i şerife ve İhlâs sûrelerini okuyarak, hâsıl olan sevâbı; Peygamber efendimizin, Eshâb-ı kirâmın, evliyânın, âlimlerin ve zamânın velilerinden Üftâde hazretlerinin rûh-ı şeriflerine hediye etti. Sonra da; "Yâ hazret-i Üftâde! Himmetinizi, yardımınızı istirhâm ediyorum." dedi. O anda, uzaklardan bir karaltı peydâ oldu. Yaklaştıkca, bunun bir insan olduğunu, suyun üzerinde süratle kendilerine doğru geldiğini gördüler. Onun yürüdüğü yerlerde dalgalar hemen sâkinleşiyordu. Nihâyet o zât geminin yanına geldi ve gemiyi eliyle bir mikdâr tuttuktan sonra, geminin önünden yürümeye başladı. Yürüdüğü yerlerde deniz durgunlaşıyordu. Bir müddet sonra gözden kayboldu. Kaptan, o kimsenin su üzerinde gittiği istikâmete göre, geminin dümenini ayarladı. Bir müddet sonra, selâmetle sâhile vardılar. Herkes bu hâdise karşısında şaşırıp kaldı. Sâdece o delikanlı şaşırmamıştı. Yolcular sâhile çıktıklarında, bir kimse karşılarına çıkıp onlara; "Ey yolcular! Üftâde hazretlerinin selâmı var. Sağ olduğum müddetçe, bu sırrı kimseye söylemesinler diye bana emretti." dedi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bereketi Var Mı?

Vehbi Tülek

İmanı Ona Kafidir

Vehbi Tülek

İmanı Ona Kafidir

Abdullah Bin MübÂrek

Her Şeyi Göze Almıştı!

Korkma!

Sarik Ve Sakal

Üç Kandil

9 Evi Dolaşan Kelle

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek