Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.665.997

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Tamahkârlık Kalbi Mühürler, O Kalp Ise Artık Ölüdür!

Ebû Muhammed Antâkî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Miladi sekizinci asırda Antakya'da yaşadı. Yûsuf Esbât'ın derslerinde yetişti. İlim ve feyiz aldı. Tasavvufta evliyânın büyüklerinden Süfyân-ı Sevrî hazretlerinin yolunu tâkib etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

İşte, İnsan Bunlari Görüp Gurura Kapilmamali

Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han, Avrupa'da büyük devletler arasındaki denge nin bozulmaması için, Fransa Kralı İkinci Fransuva'nın annesinin yalvaran yardım taleplerini karşılamak üzere, Barbaros'un vefatı üzerine Kaptanı Deryalığa getirilen Piyâle Paşa kumandasında büyük bir donanma gönderdi. Piyâle Paşa, 1555'te İstanbul'dan hareket etti. Turgut Reis'in de katıldığı donanma yardımda ve fetihlerde bulunarak, geri döndü. 1556-1557 deniz mevsiminde tekrar Akdeniz'e açılan Piyâle Paşa, bâzı limanları fethettikten sonra İstanbul'a döndü.

Vehbi Tülek

89 - Rüyanin Tabiri Budur

Vehbi Tülek

FÂtih’in İlme Ve UlemÂya Verdiği Kiymet

Vehbi Tülek

Lütfi Paşa Ve Ya’kub Efendi

Vehbi Tülek

Lütfi Paşa, Yanya beyi idi. Lütfi Paşanın hayır ve hasenât yapmakla tanınan zevcesi Şâh Sultan, Ya'kûb Efendinin büyük bir zât olduğunu bilir; hürmet, muhabbet ve edeb gösterirdi. Bu günlerde Lütfi Paşanın İstanbul'a gelmesi lâzım olunca, yola çıkacakları sırada Şâh Sultan, Ya'kûb Efendiye o zamanlarda İstanbul'da bulunan büyük zâtları sordu. O da, İstanbul'da Merkez Efendiye tâbi ve talebe olmalarını söyledi. Lütfi Paşa İstanbul'a gelip, vezir-i âzam oldu. Şâh Sultan, Merkez Efendi ve talebelerine çok alâka gösterdi. Ya'kûb Efendi ile Merkez Efendinin birbirlerine olan muhabbetlerini İstanbul'a gelince daha iyi anladı. Dâvûdpaşa Mahallesinde, güzel bir câmi ve bir de hânekâh (dergâh) yaptırıp, sonra fermân ile Ya'kûb Efendinin İstanbul'a gelmesini temin ederek, bu yaptırdığı dergâhta yerleşmesini sağladı. Ya'kûb Efendi bu hânekâhda on sekiz sene kalıp, İslâma hizmet eyledi. Merkez Efendi, Kocamustafapaşa'da, Ya'kûb Efendi Dâvûdpaşa'da, aralarında muhabbet ve yakınlık ile, insanlara çok hizmet edip, yüzlerce talebe yetiştirdiler. Talebeler bâzan dergâhın birine, bâzan diğerine giderek, bu büyük zâtların vesilesiyle, ilim ve velilikte çok yüksek derecelere ve üstün makamlara kavuştular.

Benim Peygamberim Beni Kurtarir

Vehbi Tülek

Lütfi Paşa Ve Ya’kub Efendi

Vehbi Tülek

Kanuni’nin Vefati Ve Celalzade

Vehbi Tülek

83 - Misir'i Fetheden Ordu

Vehbi Tülek

101 - Sultan Ii. Süleyman Ve Ağriboz Zaferi

Vehbi Tülek

Kenan Bey

Vehbi Tülek

Kismetinde Olanin Kaşiğina Çikar

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Şeyh-i Hemedânî

Şeyh-i Hemedâni hazretleri Diyarbakır velilerindendir. On altıncı yüzyılda yaşamış olup, uzun müddet Nakşibendiyye yolunu anlatmıştır. Türbesi, kendi adını taşıyan Şeyh Yûsuf Câmiinin avlusundadır. Bir talebesine şöyle nasihat etti:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

kalburcu Şeyhi Ahmed Dede

Vehbi Tülek

Ahmed Dede, Kânûni Sultan Süleymân devri âlim ve velilerindendir. Aslen Kütahya'ya yakın Gırbalcı köyündendir. Halk arasında "Kalburcu Şeyhi" adıyla meşhûr olmuştur. 1570 (H.978) senesinde vefât etti...
Ahmed Dede bir sohbetinde buyurdu ki:

Kalbini En Iyi Koruyan Diline Hâkim Olandır

Vehbi Tülek

Sığınağım Sensin Başka Kime Giderim

Vehbi Tülek

Abdurrahmân Süheyli hazretleri Endülüs'te (İspanya) yetişen Mâliki mezhebi âlimlerinin büyüklerindendir. 508 (m. 1114)'de doğdu. Mâleka (Malaga)'da 581 (m. 1186)'da Fas'ta Merrâkeş'te vefât etti. Buyurdu ki:

Zeyrekli Mehmed Efendi

Vehbi Tülek

Ali İdrîsî

Vehbi Tülek

Ebü’l Hüseyin Şirvânî

Vehbi Tülek

Kabr-i Saâdete Yüzümü Sürmek Istiyorum

Vehbi Tülek

Pâdişâhın Rüyasına Giren Zât!

Vehbi Tülek

Tevekkül Boş Oturmak Değildir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Dört Şey Mühimdir

Vehbi Tülek

Firkateyne Bininiz

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Sarik Ve Sakal

İcÂzetin Sirri

Abdullah-i EnsÂrî

Kabahat Kilincin Midir?

Arkadaşlarımı Korumak Için

Vehbi Tülek

Ahde Vefa

Vehbi Tülek

Garip Karşilanan Bir Adak

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Vehbi Tülek