Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.291.371
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
Üçüncü Mehmed Han, Abdülmecid Efendiyi İstanbul'a dâvet ederken, kendi el yazılarıyla şu mektubu yazmışlardı:"Fazilet ve kerâmet sâhibi Sivaslı Abdülmecid Efendi! Merhûm amcan Şemseddin Efendinin, Eğri seferinde maddi ve mânevi çok yardımlarını gördüm. Döndükten sonra İstanbul'da kalmasını istemiştim. Fakat o arzu etmeyince, ihtiyârlığı sebebiyle memleketine gitmesine izin verdim. Şimdi sizin söz, fiil ve diğer özelliklerinizle ona tam olarak benzediğinizi duydum. İstanbul'u teşrifinizi cân-ü gönülden istiyorum. Hatt-ı şerifim size ulaştığı zaman ihmal etmeyesiniz."
Molla Fenâri hazretleri, 1419 (H.822) yılında, ilk defâ Hicaz'a gidip hac yaptı. Hacdan dönerken, Mısır Sultânı Melik Müeyyid, Mısır'da kalarak ders vermesini ricâ etti. Bir müddet kalıp, ders okuttu. Birçok ulemâ ve evliyâ ile sohbet etmiş ve çeşitli meseleleri muhâsebe ve müzâkere etmişlerdir. Bu yolculuğu esnâsında Kudüs-i şerifi de ziyâret etmişti. Çelebi Sultan Mehmed Hân dâvet edince, Bursa'ya geldi. Bu haccında Medine-i münevverede iken, orada vefât eden büyük veli Şâh-ı Nakşibend'in halifesi Muhammed Pârisâ'nın cenâze namazında bulundu.
Sâlih bin Şemseddîn Timurtâşî hazretleri Hanefî fıkıh âlimi olup Şemseddîn Muhammed Timurtâşî hazretlerinin oğludur. 980 (m. 1572)’de Gazze’de doğdu. Önce babasından ders almaya başladı, ilim tahsiline Kahire’de devam etti. 1055 (m. 1645)’de vefat etti. “el-İnâye fî şerhi’n-Nikâye” isimli eserinde şöyle buyuruyor:
Atâ bin Ebû Rebâh hazretleri, Tâbiinin büyüklerindendir. Fıkıh ve hadis ilminde büyük âlimdir. 647 (H.27) senesinde Yemen'de doğdu. 732 (H.114) senesinde Mekke'de vefât etti. Mekke'de Eshâb-ı kirâmın sohbetleriyle yetişti. Zamânında Mekke-i mükerremenin en büyük hadis âlimiydi...
Seyfüddin Menâri, Şâh-ı Nakşibend hazretlerinin en çok sevdiği talebelerinden idi. O da, çok sadık idi, hocası vefât edinceye kadar sohbet ve hizmetinden ayrılmadı... Şâh-ı Nakşibend hazretleri, bu kıymetli talebesine, kendisinden sonra Alâüddin-i Attâr'a bağlanmasını işâret etti. O da hocasının vefâtından sonra, Hâce Alâüddin'in hizmetine girdi...
Abdülaziz Debbağ hazretleri'ninbir grup talebesi bir yere gitmek için yola çıktılar. Yanlarında eşkıyâ saldırısına karşı koyacak hiç bir şey yoktu. Geceyi tenha ve korkunç bir yerde geçirdiklerinden, içlerinden iki kişi uyumadı. Bunlar yakınlarında bir arslanın dolaştığını fark ettiler. Biri diğerine;
-Kimseyi uyandırma sonra paniğe kapılabilirler, dedi.
Sabah olunca yakınlarında ölü bir tavşana rastladılar ve yollarına devam ettiler. İşlerini görüp geri dönerken konakladıkları yerde, bir kişi uyumayıp arkadaşlarını bekledi. Hocaları Abdülaziz Debbağ'ın huzuruna geldiklerinde uyumayan talebe;
-Efendim! Müsâde ederseniz biraz uyumak istiyorum. Çünkü dün gece hiç uyumadım,dedi.