Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.849
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Feramerz bir Fransız subayıdır. Türklerle nerede ve ne zaman tanışır bilemeyiz ama ecdadımıza hayran olur. Nitekim kendi rızası ile İslâm'ı seçer ve Feramuz adını alır. O devir Fransa'sında Müslüman olmak zor, Müslümanca yaşamak daha zordur. Mübârek kalkar Anadolu'ya gelir ve Sivas, Tokat civarında bir kuytuya yerleşir. Oğluna âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimizin adını koyar. Kızını Osmanlı Emirlerinden Hüsrev Bey'e verir. Feramuz bey vefat edince, oğlu Muhammed ablasının yanına sığınır. Eniştesi bu çocuğun müthiş zekasına hayran kalır. Tahsili için ne gerekiyorsa yapar. "Yeter ki sen oku" der, "gerisini düşünme!" Küçük çocuk bu teveccühün altında kalmaz, gecesini gündüzüne katar, akranlarına fark atar. Nitekim molla olur. Hem eniştesinin adıyla anılan bir molla. "Molla Hüsrev!"
Sultan Abdülhamid Han devri devlet adamlarından olan tarihçi Ahmed Cevdet Paşa Paşa, Çerkes Hasan Bey'in yakalanıp karakola götürülmesinden sonra verdiği ifadesini şöyle anlatır:"Bugün hanemden çıkarak Bâb-ı Seraskeriye geldim. Beni kumandan paşanın yanına götürdüler ve memur olduğum altıncı orduya göndermek üzere karakol altına aldılar. Akşam üstü Daru'ş-şura-yı Askeri reisi Redif paşa beni çağırub: "Bağdad'a gitmedin mi, neden gitmiyorsun ve serkeşsin" diyerek tekdir etdikden sonra ben dahi: "Eğer yarın gitmez isem tard edin, ne yaparsanız yapın" dedim. Bunun üzerine:"Kumandan paşayı te'min eyler" dedi. Tekrar kumandan paşanın yanına gidüb:
Yusuf Aksûri hazretleri Mısırlı evliyânın meşhûrlarındandır. Doğum târihi bilinmemektedir. Mısır'ın Aksûr bölgesinde yerleşmiş ve orada 1244 (H.642) senesinde vefât etmiştir. Tasavvufta yetişmiş, sözleri ve hâlleri meşhur bir zât idi. Şöyle anlattı:
Bişr-i Hâfi hazretleri Horasan'ın Merv şehrinde doğdu. Bağdât'ta vefât etti. Kabri orada olup ziyâret yeridir. Çocukluğu ve gençliğinin bir kısmı bolluk, refâh içinde geçti. Gençliğinde kendisini oyun ve eğlenceye verdi... Bir gün eğlence âlemlerinden sonra sarhoş ve bitkin olarak evine dönerken yolda üstünde Besmele yazılı bir kağıt buldu. İçi sızlayıp yerden aldı. Öpüp, çamurlarını silerek, temizledikten sonra, güzel kokular sürüp, evinin duvarına astı... O gece âlim ve veli bir zâta, rüyâda;
Ahmed bin Muhammed Ceriri hazretleri büyük velilerdendir. 820 (H. 204)'te Kûfe civârında doğdu. Cüneyd-i Bağdâdi hazretlerinden ilim ve edeb öğrendi. Onun en önde gelen talebesi oldu. Aynı zamanda büyük veli Sehl bin Abdullah Tüsteri'den feyz aldı. 923 (H.311) senesinde Mekke yolunda Karâmita sapıklarının çok zulmedip Müslüman kanı döktükleri sırada şehid oldu.
Beni İsrail zamanında salih bir kimsenin üç tane oğlu varmış. Bir gün o zat ağır hastalanır ve artık hayatından ümid kesilince büyük oğlu, küçük kardeşlerini çağırır ve:
- Ey kardeşlerim, pederimizin epeyce malı var. Fakat bugün kendisinin hizmeti ise ağırdır. İsterseniz sizler malına varis olun ve hizmetini bana bırakın, der.