Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.391.642

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bid'at Sâhiplerine Hiç Değer Vermemelidir

Babazâde Efendi Osmanlı âlim ve evliyasındandır. 1582 (H.990) senesinde İstanbul'da vefât etti. Babazâde zamânın âlimlerinden ilim tahsîl ettikten sonra, Ayasofya ve Eyyûb Sultan medreselerinde müderrislik yaptı. Kâfir, bid'at sâhibi ve fâsıklara yaklaşmanın, Müslümanların nûrunu azaltacağını söylerdi. Bu hususta talebelerine bir sohbetinde de şöyle buyurmuştur:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Mahkemeye Hazirim

Tayyarzade Ata Bey, "Enderun Tarihi" kitabında Sultan III. Selim Han ile ilgili şöyle bir hadiseyi nakleder:

III. Selim Han gayet cesur, silahşörlükte de hüner sahibi bir kimseydi. Zaman zaman tebdil-i kıyafet ederek halkın arasına karışır, istek ve şikayetlerini öğrenirdi. Bir gün tersane kahyası kıyafetiyle akşam vakti Sultanahmed civarına çıktı. Maiyetindekiler de kalyoncu neferi gibi giyinmişlerdi. Sultanahmed Camiinden aşağı Sokollu Mehmed Paşa yokuşundaki tenha yerlerden aşağı inerlerken bir kadın feryadı işittiler. Hemen oraya yöneldiler. Yeniçeri tulumbacılarından bir zorba, bir kadının yolunu çevirmiş;-Yürü benimle! Diye zorluyordu. Kadın da;-Kardeşim! Ben ehl-i namus bir kadınım. Evim Küçükayasofya'da. Çocuğum hasta. Eczaneden ilaç aldım. İşte elimde. Evime dönüyorum. Bana ilişme. Mahalleme gel sor... diye feryad ediyordu. Tulumbacı ise sarhoş, gözü kararmış, küfürler savurarak bıçağını çekmiş, tehdide başladı. Kadın, o anda oraya yetişen, kalyoncu kıyafetindeki padişah ve maiyetini farketti ve onlara:-Aman kaptan ve kalyoncu din kardeşlerim!... beni bu herifin elinden halas edin diye yalvarmaya başladı.Bunun üzerine tulumbacı işi daha da azıttı ve yatağanına el atıp padişahın üzerine yürüdü. Fakat silahını henüz yarısına kadar çıkarmağa bile vakit bulamadan, Sultan Selim kılıcını çekerek adamı belinden ikiye böldü. Ertesi gün de Babıâli'ye şu tezkereyi gönderdi:"Sokollu Mehmed Paşa yokuşunda maktul olan tulumbacıyı ben öldürdüm. Veresesi var ise şer'an mahkemeye hazırım"

Vehbi Tülek

Yeniçağ’da Avrupa

Vehbi Tülek

Yavuz’un Vefati

Vehbi Tülek

Verin Bana Şu Yilan Yavrusunu!”

Vehbi Tülek

Oğlu Âbid Efendi'nin kaleminden Abdülhamid Hân'ın esâret hayatı..."... Selanik'e gidişimizle alâkalı olarak, zihnimde sadece, saraydan Sirkeci'ye yahut Selanik Gar'ından Alâtini Köşkü'ne kapalı bir araba içinde hareketimize dair belli-belirsiz bir hayâl kalmış. Karanlık bir arabada babamın karşısına oturduğumu ve siyah sakalını görür gibiyim... Alâtini Köşkü'ne girişimizde, annemin kucağındaydım... Annemin beni taşımaktan yorgun düştüğünün nasılsa farkına varan bir subay, sonradan Paşa olan Emniyet Genel Müdürü Albay Gâlip Bey, kucağından almak nezâketini gösterdi ve alırken de, 'Verin bana şu yılan yavrusunu!' dedi... Bu kahraman (!) zâbit, anlaşılan tam mânâsıyla bir centilmendi!.. Bunu söyleyen, Hareket Ordusu'nun genç ve toy subaylarından biri olsaydı affederdim; lâkin bu adam, o zaman albaydı ve en az kırk yaşlarındaydı... O arada Ali Fethi Bey de (yıllar sonrasının başbakanı Fethi Okyar), 'Zavallı çocuk!' diyerek beni kucağına aldı, gözünden bir damla yaş düştü.

En Küçük Yaşta Tahta Çikan Padişah: Iv. Mehmed Han

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Mahmud Ve Süleyman Rüşdi Efendi

Vehbi Tülek

Habib Baba

Vehbi Tülek

Fatihin Hocasi Molla GürÂnî

Vehbi Tülek

Kadem-i Şerif Ve Sultan Ahmed

Vehbi Tülek

İstanbul'un Fethi Ve İnsan Haklari

Vehbi Tülek

Mesih Paşa Vezir Olur Mu?

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Türkistanlı Velî Seyyid Atâ

Seyyid Atâ hazretleri küçük yaşından itibâren ilim öğrenmeye başladı. Buhârâ medreselerinde zamânın âlimlerinden ilim tahsil etti. Akli ve nakli ilimlerde yükseldi.
Buhârâ medreselerinde okurken gönlüne bir ateş düşüp, ilim ve amelde ihlâs elde etmek ve imân-ı kâmil sâhibi olmak iştiyâkıyla üç arkadaşıyla berâber bir tasavvuf âlimine teslim olmaya karar verdiler. Taşkent yakınlarında bulunan Zengi Atâ'nın, kendilerine yol gösterebileceğini öğrendiler. Onun tedrisinde kısa zamanda yüksek derecelere vasıl oldular...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sığırın Karnından Çıkarılan Havlu

Vehbi Tülek

Nûreddin Muhammed Karsi hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Kars'ta doğdu. Afganistan'da Herat şehrine giderek evliyânın büyüklerinden Muhammed Harezmi'nin bereketli sohbetlerinde yetişti. Hocasından icâzet alıp memleketi Kars'a döndü. Orada Kars'ın müftisi ve hatibi olarak talebe yetiştirdi. 1400 (H.803) târihinde Kars civârında vefât etti. Çok kerâmetleri görüldü. Kars'ta Şeyh Kemâl isminde hâl ehli geçinen biri vardı. Çok kimse onun etrâfında toplanmıştı. Kendisi de bu hâlini beğenir, kibirlenirdi. Ayrıca Muhammed Karsi hazretleri hakkında iyi konuşmaz sûizan ederdi ve; "Hiç bâtıni, kalbi ilimle zâhiri ilim bir araya gelir mi?" diyerek evliyâlık hâllerine inanmazdı...

Ahî Çelebi

Vehbi Tülek

Zülkarneyn (aleyhisselÂm)

Vehbi Tülek

Adı Kur'ân-ı Kerimde geçer. Peygamber mi, yoksa veli mi olduğu ihtilâf konusu olmuştur.

Zülkarneyn'in kim oluğu ve neden kendisine bu lakabın takıldığı konusu, eskiden beri tartışmalı bir husus olarak devam etmiştir. Kendisine Zülkarneyn denilmesi, alimler tarafından, dünyanın şark ve garbını dolaşması, başının iki yanının bakırdan olması, örülmüş iki deste saçı olması, Allah'ın kendisine nur ve zulmeti musahhar kılması (emrine vermesi), yürürken nurun önünden, zulmetin ise arkasından gelmesi, şecaatı dolayısıyle bu lakabı almış bulunması, rüyasında gökyüzüne çıktığını ve güneşin iki tarafına asıldığını görmesi anlamlarında yorumlanmıştır.

Altıparmak Mehmed Efendi

Vehbi Tülek

Kadızade Hacı Salih Efendi

Vehbi Tülek

Âşık Kâsım

Vehbi Tülek

Koca Yusuf

Vehbi Tülek

Alçak Gönüllü Ve Sabırlı Olmak Hilmdendir

Vehbi Tülek

Abdullah Mekkî Ve terzi Baba

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Hâce Ali Şirgâhi, Şâh Şücâ Kirmâni'nin türbesinin yanında fakirleri davet eder, yemek verirdi. Böyle bir gün; "Yâ Rabbi! Bir misâfir gönder!" dedi. Âniden bir köpek geldi. Hâce Ali köpeği kovaladı. Köpek kaçtı. Sonra Şâh'ın kabrinden bir ses geldi:
"Misâfir istiyordun. Gönderdik, kovdun." dedi. Derhal kalktı, dışarı koştu. Köpeği aradı bulamadı. Şehrin dışına gitti. Köpeği orada bir ağacın altında yatıyor halde buldu. Yemeği onun önüne koydu. Köpek yemeğe dönüp bakmadı. Hâce Ali utandı ve istigfâra başladı. Tövbe etti. Köpek dile gelip;
"Ey Hâce Ali, şimdi iyi ettin. Misâfir çağırıp kovmak ne demektir. Dikkatli ol! Eğer Şâh Şücâ orada olmasaydı, göreceğini görmüştün, bütün haller senden alınırdı." dedi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Ahde Vefa

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Örümcek Ağı

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Şikayet

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Dört Şey Mühimdir

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek