Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.645.965

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Sadık Ve âlim Bir Talebe Ubeydullah Hayderî

Ubeydullah Hayderî, Silsile-i aliyye büyüklerinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin ilk hilâfet verdiği talebesidir. Bağdâd'da doğdu ve on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında orada vefât etti. Fesâhat, belâgat ve edebiyât konularında önceki ve sonraki âlimlerin üstünü idi. Arapça, Farsça ve Türkçeye hâkim olup, ilim ve edebiyâttaki bu yüksek derecesi sebebiyle Bağdâd'a Hanefî müftüsü olarak tâyin edildi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Bu Yüzden Kara Çaldim

Osmanlı şairlerinden Çâkeri, bir ara Sultan II. Bayezid'e nedimlik etmiş ve sancakbeyliği de yapmıştı. Kendisi pek genç olmasına rağmen, hastalıktan dolayı rengi sararmış, sakalı da ağarmıştı. Bu yüzden sakalını siyaha boyardı. Bir gün Sultan II. Bayezid ona:

"Çâkeri, sakalındaki bu nuru ne için zulmete tebdil edersin? Ak sakalının yüzüne kara çalıp mücrimler gibi teşhir edersin?" diye sorunca Çâkeri:

"Devletlû padişahım! Yaşımı hiç şüphesiz ki bilirsiniz. Fakat sakalım yalan söylüyor. Bu yüzden ona kızdım. İntikam almak için yüzüne kara çaldım" cevabını verir.

Vehbi Tülek

Attiği Her Taş Hedefine Ulaşiyordu

Vehbi Tülek

Belgrad’da İki Şehid

Vehbi Tülek

“müfti’s-sekaleyn” Ne Demektir Ve Kimdir?

Vehbi Tülek

16'ncı yüzyıl Türk-İslâm âleminin en büyük âlimi kabul edilen Kemalpaşazâde Ahmed Efendi hakkında tarihler, yazımıza başlık yaptığımız lakabı kullanırlar. Mânâsı, "İnsanların ve cinlerin müftüsü" demektir. Kendilerine bu lakabın verilmesiyle alâkalı olarak Evliyâ Çelebi merhum, Edirne medreselerini yazdığı bahiste, şu ibretli hikâyeyi anlatıyor. Seyahatnâmeden kısmen sâdeleştirerek veriyoruz:"Medrese-i Kemâlpaşazâde: Bu medresede bir hücreyi ecinni zabt edüp içine hiç kimse giremediği için, nice sene kapısı örtük kalıp boş ve âtıl beklerdi. Nihâyet hicri 888 (m. 1483) târihinde, Sultan Bâyezid-i Veli asrında, Kemâlpaşazâde Ahmed Çelebi tâlib-i ilm iken Edirne'ye gelip, kendisine kalacak bir yer ararken yolu bu medreseye uğrar. Medresenin dersiâmından bir hücre talep ettiğinde aralarında şu konuşma geçer:

Din Adamlarindan Devlete Zarar Gelmez

Vehbi Tülek

Bin Yil Yaşasak Yine Cihan Bu

Vehbi Tülek

Bu Sopayi Baban Verdi

Vehbi Tülek

Osmanlilarda Mevlid Kandilleri

Vehbi Tülek

64 - Sadik Sadrazam Sultanzade Mehmed Paşa

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Mahmud Ve Patrik Gregorios

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Kendisine Eziyet Edenleri Bile Affeden Zat!

Seyyid Abdullah Haddâdî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Evlâd-ı Resûl olup, seyyiddir. 1634 (H. 1044) senesinde Yemen'in Terîm şehrinde doğdu. 1720 (H. 1132) senesinde Terîm'de vefât etti. Küçük yaşta Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. Zamânının büyük âlimlerinin derslerini dinledi. Onlardan icazet alarak talebe yetiştirdi. Tasavvufta da yüksek derecelere kavuştu ve çok kerametleri görüldü. Talebesi Selî onun hakkında şöyle bildirdi:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bir Insan, Saîd Veya Şakî Olduğunu Anlayabilir Mi?

Vehbi Tülek

Şerefüddîn Ahmed Münîrî hazretleri Hindistan'da yaşayan evliyânın büyüklerindendir. 1263 (H.661) senesinde Münîr'de doğdu. İlk tahsîlini kendi kasabasında yaptı. Delhî'deki Nizâmüddîn Evliyâ ile görüşmek üzere yola çıktı. Fakat vefât ettiğini öğrendi. Halifesi Necîbeddîn Firdevsî'nin sohbetlerine devam ve ona hizmet etti. İcazet verilerek Bihar şehrine gönderildi. 1380 (H.782)de orada vefât etti. Mektûbât kitabı çok kıymetlidir. Yetmiş altıncı mektubunda buyuruyor ki:

Kıyâmet Gününde Bizi Rüsvâ Etme

Vehbi Tülek

Kabûlî Mustafa Efendi

Vehbi Tülek

Kabûli Mustafa Efendi, Edirne velilerindendir. 1712 (H.1124) yılında Edirne'de vefât etti. İlk tahsili ve gençliğiyle ilgili bilgi bulunmamaktaysa da iyi bir tahsil ve terbiye gördüğü anlaşılmaktadır...

sa­na Hü­zün, Gam ­ke­der Gir­mez!..

Vehbi Tülek

Sâdece Dil Ile Tövbe Etmek!

Vehbi Tülek

İbn-i Tullâye

Vehbi Tülek

Kur’ân-ı Kerîmden Gâfil Olma

Vehbi Tülek

Hazreti Osman (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Mekkîzâde Asım Efendi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Garip Karşilanan Bir Adak

Vehbi Tülek

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Minareden Okunan Şiir

Örümcek Ağı

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Adalet Ve Tevazu

Arkadaşlarımı Korumak Için

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Hizir Ve Gelin

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek