Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.541.454
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Birkaç yıl önce, Süleymaniye Camii'nin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı anlaşıl dı. Eğer çözüm bulunamazsa, koca cami kısa bir zaman içinde yıkılacakmış. Caminin bütün taşıyıcı yükü kemerlerindeymiş. Bu kemerlerin ortalarında bulunan kilit taşları zamanla aşın mış. Ama elde yazılı bir proje olmadığı için nasıl değiştirileceği bilinmiyordu. Hemen Türkiye' nin en yetkin mühendis ve mimarlarından oluşan bir heyet oluşturuldu. Ortaya bir sürü fikir atıldı. Her kafadan bir ses çıktı ama sonuç alınamadı. Tartışmalar sürerken caminin içinde büyük bir karmaşa sürüyordu. Ülkenin çeşitli bilim kuruluşlarından bir sürü mimar, mühendis kemerleri inceliyordu. Bu adamlardan biri ortalarda dolanırken, kazara, gizli bir bölme buldu. Bölmede, üzerinde eski yazı olan bir not vardı. Uzmanlara inceletilen kağıdın orijinal olduğu belgelendi. Bu kağıt parçası bizzat Mimar Sinan'ın imzasını taşıyan bir mektuptu. Mektupta yazılanlar tercüme ettirilince ortaya şöyle bir metin çıktı: "Bu notu bulduğunuza göre kemerlerden birinin kilit taşı aşındı ve nasıl değiştirileceğini bilmiyorsunuz." Koca Sinan, kademe kademe, kilit taşının nasıl değiştirileceğini anlatıyordu. Heyet Sinan'ın söylediklerini aynen yaptı. Süleymaniye camisi böylelikle kurtarıldı. Bu mektup şu an Topkapı Sarayı'nda saklanıyor.
Sultan Abdülmecid zamanında, Rus işgaline karşı Lehistan'da, Avusturya baskısına karşı da Macaristan'da ayaklanmalar olmuş, fakat bunlar şiddetle bastırılmıştı. Bu isyanlara karışanlardan, her iki milletten de bazı kişiler Osmanlı Devletine sığınmışlardı. Avusturya ve Rusya, kaçakların kendilerine iadesi için Osmanlı hükûmetini sıkıştırı yordu. Bu istekleri reddedilince mesele büyüdü. Rus sefiri bizzat padişaha başvurarak bu mültecilerin mutlaka kendilerine verilmesini istedi. Fakat Sultan Abdülmecid, bu son isteği şu sözlerle reddetti:
"Benden bunları iade etmemi asla beklemeyiniz. Ben, kendisine sığınmış adamlardan bir tanesini geri vermemek için devletini bile feda eden Yıldırım Bayezid Han'ın torunuyum. Hal böyle iken size bu yüzlerce kahramanı toptan geri verip namusumu kirletir miyim sanıyorsunuz?
Ebû Sâlih Belhî hazretleri Tâbiîn devrinin tanınmış, hadîs ve tefsîr âlimlerindendir. 670 (H.50) senesinde doğup, 752 (H.135) târihinde Eriha'da vefât etti. İbn-i Abbâs, Ebû Hüreyre, Ebüdderdâ, Enes bin Mâlik, Muaz bin Cebel (radıyallahü anhüm) ve daha başka sahâbeden hadîs-i şerîf rivâyet etti.
Kâdı Yakub Berzebini hazretleri Hanbeli mezhebi fıkıh, tefsir ve hadis âlimlerinin büyüklerindendir. 409 (m. 1018)'de Bağdad'ın Berzebin köyünde doğdu. 486 (m. 1093)'de vefât etti. Bir dersinde şöyle yazmaktadır:
İbn-i Taber Mervezi hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Merv'de doğdu. Bağdâd'a gelip orada Ebü'l-Hasen el-Kerhi'den ilim öğrendi. Sonra Nişâbûr'a döndü. Orada Kâdı'l-kudât (Baş Kâdı, mahkeme reisi) oldu. Hadis ilminde hafız olup yüz bin hadis-i şerifi rivâyet edenlerle birlikte ezbere bilirdi. 376 (m. 986) yılında Buhârâ'da vefât etti. Rivayet ettiği bazı hadis-i şerifler:
Yûsuf bin Hüseyin şöyle anlatır: "Mısır'a Zünnûn-i Mısri'nin yanına gittikten sonra, Rey şehrine dönüyordum. Bağdâd'a vardım. Dayım Abdullah bin Hâzır orada idi. Hacca gidecekmiş, yanına gittim:
-Nereden geldin? diye sordu:
-Mısır'dan gelip, Rey'e gidiyorum. Bir nasihat etmenizi isterim, dedim.
Buyurdu ki:
-Kabûl etmezsin!
-Ederim. dedim.