Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.817
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Dünyada ilk demiryolu 1830'da İngiltere'de Liverpol-Mancester arasında yapılmıştır. Osmanlı Devleti'nde ise 1851'de Kâhire-İskenderun, 1856-60 Köstence-Çernova, 1856-66 İzmir-Aydın, sıra ile; Dedeağaç-Manastır, Haydarpaşa-Ankara, Mudanya-Bursa, Eskişehir-Konya, Adana-Halep-Şam-Kudüs, Adana-Bağdat, Hamidiye-Hicaz... demiryolları yapılmıştır. O zaman dünyada en uzun demiryolu 8334 km ile Osmanlı Devleti'ndeydi. Bugünkü sınırlarımız içinde 4138 km'si kalmıştır.1870'de Avrupa şehirlerini İstanbul'a bağlayacak 1274 km'lik demiryolu yapılmaya başlanır. İlk etapta 15 km'lik Yedikule-Küçükçekmece arası bitmiş ve tren çalışmaya başlamıştır. Fakat, Yedikule'nin şehre uzak olmasından Demiryolu'nu yapan şirket Sirkeci'nin ilk istasyon olmasını ister. Yolun Topkapı Sarayı içinden geçmesi gerekmektedir. Sarayda bulunan bâzı köşk ve bahçelerin yıkılması lâzımdır. Kurulan komisyon bir karar alamaz ve iş Pâdişah Sultan Abdülaziz Hân'a intikal eder. Osmanlı Pâdişahlarının bütün teknolojik gelişmeler için takındığı tavır, verdiği şu ibretli cevaptan anlaşılır: "Memleketime demiryolu yapılsın da, isterse sırtımdan geçsin, râzıyım."
Sarayda vazifeli Mehmed Ağa anlattı: "Sarayda, Enderûndan yetişmiş bir ağa, Üsküdar'daki konağında oturuyordu. Ben de önceleri onun konağında vazifeliydim. O günlerde, Doğancılar'da Nasûhi Efendinin vefât ettiği duyuldu. Cenâze namazı kılınmak üzere câmiye götürülüyordu. Talebeleri mübârek tabutu omuzlarına almışlar, gözyaşları arasında ağanın evi önünden geçerken, ağa, kalabalığı görmeyeyim diye pencerelerin perdelerini kapattı. Çünkü Nasûhi hazretlerinin büyüklüğüne inanmazdı. Ağa, o gece rüyâsında büyük bir kalabalığın Pâdişâh Sultan Ahmed Hanı beklediğini gördü. Halk, yolun kenarlarına dizilmişlerdi. Öyle ki, çarşının aşağı başından Ahmediye Câmiine kadar yollar doluydu. Herkes heyecanla bekleşiyordu. Bâzılarına niçin beklediklerini sorduğunda, onlar;
Mehmed Muizzüddin Efendi Celvetî şeyhlerindendir. Aziz Mahmud Hüdayî hazretlerinin sohbetlerinde kemale erdi ve halifelerinden oldu. “Terceme-i Camiu'l-Fezail li Hazreti Pîr Aziz Mahmud Hüdayî” isimli eserinde, hocasını anlatır. Bu kitabında şöyle nakleder:
Dâvûd-i İskenderî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. 733 (m. 1333) senesinde İskenderiyye’de vefât etti. Ebü’l-Abbâs-ı Mürsî ve onun hâlifesi olan Tâcüddîn İbn-i Atâullah İskenderî hazretlerinin sohbetlerinde yetişerek kemâle geldi. Mâlikî mezhebi âlimlerinin önde gelenlerinden oldu.
Ebû Ya'la hazretleri Musul'da yetişen hadis âlimlerindendir. 210 (m. 825)'de doğdu. 307 (m. 919) yılında Musul'da vefât etti. "Müsned" ismindeki kitabı meşhurdur. Bu eserindeki hadis-i şeriflerden bazıları:
Vehb b. Münebbih'ten rivayet edilmiştir, diyor ki:
- "İsrailoğullarının abidlerinden biri vardı ki, nehrin kenarındaki ibadethanesinde ibadet ederdi. Yakınında bir elbise tamir ve temizleyicisi vardı. Belinde para kemeri bulunan bir atlı gelip, kemerini ve elbisesini çıkarır. Nehirde elbisesini yıkar. Elbisesini giyer, fakat para kemerini orda unutup gider.