İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.944
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Birinci Dünyâ Savaşı'nda İngilizler, İslâm dünyâsını parçalayıp yutmak için çok kesif bir câsusluk ve propaganda faâliyetlerine girişmişlerdi. Bu çalışmalar sonucunda Hint Müslümanlarının aşırı dostluk ve bağlılıklarına mukâbil Arap dünyâsında bâzı çözülmeler başlamıştı. Birçok Arap liderlerine Osmanlı Devletinin yıkılmasıyla kurulacak devletlerden taçlar vadedilerek ayrılık telkin edilmekteydi...
Sultan Birinci Mahmûd Hânın vezir-i âzamı olan Yeğen Mehmed Paşa, çeşitli vazifelerde bulunduktan sonra, 1737 senesinde Nemçe (Avusturya) seferini yapmakla görevlendirildi. Yeğen Mehmed Paşa, İstanbul'dan hareket etmeden önce, Aksaray civârında oturmakta olan kızının evini, evliyanin büyüklerinden Mehmed Emin Tokâdi hazretlerine tahsis edip, oraya dâvet etti. Mehmed Emin Tokâdi de kabûl edip, orayı teşrif etti. Burada ikâmet ettiği sırada Yeğen Mehmed Paşa sık sık ziyâretine gidip, sohbetinde bulunurdu. Huzûruna girerken pâdişâhın huzûruna girer gibi edeb ve hürmet gösterirdi. Mehmed Emin Efendi, ona latife yollu takılırdı. Fakat o dâimâ edeb ve hürmetle huzûrunda dururdu. Yeğen Mehmed Paşa, çıkacağı Avusturya seferi ile ilgili yaptığı hazırlıkları anlatıp duâ istedi. Mehmed Emin Efendi de, gözyaşı dökerek zafere kavuşması için duâ etti.
Ebû Amr bin Abdülkays hazretleri evliyânın meşhurlarından olup Tâbiîndendir. Sahâbî olduğuna dâir rivâyetler de vardır. Hazret-i Ömer'in “radıyallahü anh” halîfeliği sırasında Medâin ve Tüster'in fethine katıldı. Sonra da Basra'ya yerleşti. Eshâb-ı kirâmdan hazret-i Ömer'i, hazret-i Osman'ı ve Abdullah bin Mes'ûd “radıyallahü anhüm” gibi büyükleri gördü. Hazret-i Ömer'den ve Selmân-ı Fârisî'den “radıyallahü anhüma” hadîs-i şerîf rivâyet etti. Kendisinden, Hasan-ı Basrî ve Muhammed bin Sîrîn rivâyette bulunmuşlardır. 674 (H.55) senesinde Kudüs'te vefât etti.
Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Ahmed Sâlihi hazretleri, temel din bilgilerini öğrenip, yardımcı ilimlerde de bilgi sahibi oldu. Hadis-i şerif ilminde zamanın en ileri gelen âlimlerinden oldu. Bütün vakitlerini, Resûlullah Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) mübârek sözlerinin doğru olarak nakledilmesi, Allahü teâlânın dininin yayılması için harcadı...
Yahya ibn-i Sâid el-Hâşimi hazretleri hadis âlimidir. 228'de (m. 842) Bağdat'ta doğdu. İmam-ı Müslim ile Ebû Dâvûd Sicistâni'nin hocası olan Hasan bin İsâ bin Mâsercis'ten hadis ilmi tahsil etti. Kendisinden Taberâni, İbn-i Adi ve Dâre-kutni hadis rivayet ettiler. İbn-i Sâid el-Hâşimi 318'de (m. 930) Kûfe'de vefat etti. Şöyle nakleder:
Kâdı Yâkûb şöyle anlatır:
Birgün Şam'da bir mescidin kenarındaydım. Orada bir köprü vardı. Hava çok sıcaktı. Abdullah el-Yuneyni, abdest almak için dereye indi. O sırada bir nasrâni, şarap yüklü katırı ile köprüden geçiyordu. Katır bir ara ürktü ve yük yere yıkıldı. Çevrede başka kimse yoktu. Abdullah el-Yuneyni, yukarı çıkıp bana; "Yükü yüklemeye yardım et!" dedi.