Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.126
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Kara Çebeş ve Menküb'ün fethinde sahte ricat taktiğinin uygulandığı görülmektedir. Kara Çebeş fethinde Orhan Gazi, kaleye bir konak mesafede askeri üç bölüğe ayırdı. Kendi komutasındaki bir bölüğü hisarın önüne yerleştirdi. Gece olunca diğer bir bölük hisarın arkasında mevzi aldı. Üçüncü bölük ise bir dere içine girdi. Kuşatma harekâtı başladıktan bir kaç gün sonra Osmanlı birlikleri geri çekilme görüntüsü veren geri harekâta başladılar. Bizanslılar, Türklerin kaçtıkları zannına kapıldıkları gibi, kale önünde yakaladıkları bir Türk askerinden de düşmanlarının kaçtığı şeklinde yanlış istihbarat aldılar. Bunun üzerine kaleden çıktılar ve pusuya düştüler. Bu suretle Kara Çebeş'in fethi mümkün oldu36. 1475-76 tarihinde Kırım'da bulunan Menkub şehri Ahmed Paşa tarafından muhasara edilmişti. Kalenin savaş yoluyla alınamayacağını gören Ahmed Paşa, burada bir miktar asker bırakarak geri çekildi. Bir kaç gün sonra buradaki askerler de çekildiler ve pusuya yattılar. Muhasara öncesinde kaleye dışarıdan bir çok insan girmişti ve uzun süren muhasarada erzak vs. sıkıntısı başlamıştı. Osmanlı askerinin geri çekildiğini görünce hemen hisardan dışarı çıkmaya başladılar. Bunun üzerine harekete geçen Osmanlı askerleri hücuma geçerek hisarın kapısını ele geçirdiler ve şehri fethettiler
Devir, "Yavuzu kahhar" diye anılan öfkeli hünkar Yavuz Sultan Selim devri... Öfkeli, ancak keyfe keder hükmetmek yok, zulmetmek yok; her şey kitabına uymalı ki, Zembilli Ali Cemali Efendi'nin ya da İbni Kemal Hoca'nın ihtarına maruz kalmasın. Zira, özellikle Zembilli Hoca, "Hükümden ayrılırsan halline (padişahlıktan azledilmek) fetva veririm" diye gürleyen insandır. Hoca, dünyevi kudret ve kuvvetlerden değil, sadece Allah'tan korkan bir gönül ve hukuk adamıdır. Öyle olduğu için de Zembilli Hoca'nın karşısında tir tir titremektedir. Aslında korktuğu şey hukuktur, onun dışına çıkma endişesidir. Mercidabık Seferi pahalıya patladığın dan, hazinenin paraya ihtiyacı olur. Yavuz Defterdarından (Maliye Bakanı) para bulmasını iser. Defterdar bir formül teklif eder:
Üryânî Mehmed Dede Rumeli velîlerinin büyüklerindendir. Şimdi Romanya’da bulunan Yergöğü kasabasında doğdu. Küçük yaşta ilim tahsîli ile meşgûl olan Üryânî Dede, çeşitli dallarda ilim sâhibi olduktan sonra, aşk-ı ilâhî'nin cezbesine kapılıp kendinden geçti. Dizkapağı ile göbeği arası hâriç, diğer taraflarına bir şey giymez oldu. O şekilde etrafta dolaşmaya başladı. Mısır'a kadar gitti. Kâhire’de Gülşenî dergâhına vardı. O sırada İbrâhim Gülşenî hazretleri vefât etmiş, oğlu Emîr Ahmed Hayâlî yerine kalmıştı. Emîr Ahmed Hayâlî, Üryânî Dede'yi görünce; "Hüner, insan olmaktır, hayvan gibi ot otlamak değildir" deyip, nasîhatte bulundu. O da orada kalıp, Hayâlî'nin feyiz ve himmetinden istifâde etti. Zâhir ve bâtın ilimlerinde kemâle geldi. Ahlâkı güzelleşti. İbâdet ve hâlleri düzeldi. İcazet verilerek memleketine geri gönderildi. Yergöğü'nde ikâmet edip, İbrâhim Gülşenî hazretlerinin mesnevî tarzında yazdığı Mânevî adlı eserini okuyup açıkladı. İnsanlara nasîhatlerde bulundu. 1590 (H.999) senesinde Yergöğü'nde vefât etti...
Ebû İshâk es-Sebii, Tâbiinin büyüklerindendir. Sebi, Kûfe'de bir mahallenin ismidir. Ebû İshâk, o mahalleden olduğu için bu isim verilmiştir. 33 (m. 653) senesinde Hazreti Osman'ın hilâfeti zamanında doğup, 127 (m. 744) yılında vefât etti...
Tosyalı Mustafa Çelebi Osmanlı âlim ve devlet adamlarındandır. 1491 (H. 895) senesinde Kastamonu-Tosya'da doğdu. İlk medrese tahsilini memleketinde gördükten sonra İstanbul'a gelip, Sahn-ı Semân medreselerinde okuduktan sonra devlet hizmetine alındı. Yavuz Sultan Selim Hanın iltifâtına mazhâr olup, Divân-ı Hümâyûn kâtipliğine tâyin edildi. Sonra Reis-ül-küttâblık ve Nişancılık makâmına kadar yükseldi ve burada emekli oldu. 1567 (H.975) yılında İstanbul'da vefât etti.
Eski elbiseli, fakir ve köse bir alim, bir kadı'nın mahkemesinde alimler sırasında üst sırada oturur. Kadı gerek giyiminden gerese tanımadığından olacak sert sert bakar. Bunun üzerine, Kadının adamı fakir alimin yanına gelerek: -Buradan kalk. Haddini bil burası senin yerin değil. Herkes meclisin üst tarafına layık olamaz. Senin yerin aşağısı.Ya git oraya otur, ya da çık git, der. Alim, bakar ki olacak gibi değil, kalkar ve aşağılarda bir yere oturur. Derken alimler fıkıh konusunda tartışmaya başlarlar:-Hayır, evet, kabul edemem, ben haklıyım, şeklinde her biri birbirine üstünlük kurma sevdasıyla mücadelelerini sürdürür her biri bir dövüş horozuna döner. Bir karmaşadır gider.
Fakir alim dayanamaz kalkarak: -Lütfen bir kere de beni dinlermisiniz? Bu konuda benim de söyleyeceğim bir kaç söz var. -Buyurun, iyi bir şeyle biliyorsan söyle.