İslâm Dîni, Hep Faydalı Şeyleri Emretmektedir
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.158.348
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
Kanuni kumandasındaki Osmanlı ordusu Viyana önlerinde bir an geri püskürtülünce, o zamana kadar sessiz duran kiliselerin çanları sevinçle çangırdamaya başladı. Kanuni Sultan Süleyman, esir olan Avusturya ordusu bayraktarı Von Sedlitz'den bunun sebebini sordu. Von Sedlitz:"Sizi geri püskürtmenin verdiği sevinçtir" cevabını verdi. Bozgu nun verdiği acıya rağmen Kanuni, Von Sedlitz'in bu cesaretinden hoşlandı. Bu sebepten ona ve arkadaşlarına iftihar elbisesi giydirerek:"Artık serbestsiniz" dedi ve gitmelerine izin verdi.
Çanakkale savaşı'ndayız. Mülazım Emin , çiçeği burnunda bir harbiye'li. Mektebi bitir miş, cepheye sürülmüş. Gönderildiği alay, ateş hattında kırılıyor, ama ne kırılıyor, gençler yiğitler biçiliyor. Bir zaman, geriden ikmal getirerek işi idare etmek istiyorlarsa da gün oluyor, ikmalde yetmiyor. Alaydan arta kalanları derleyip, toplayıp İzmir'in Alipınar köyüne getiriyor lar. Acemiler gelecek , alay tamamlanacaki talim görecek ve yine cepheye sevkedilecek... Alay tamamlanırken, durumun nezaketi gereği, alışılmış kurallara pek aldırılmıyor, eli silah tutan herkes toplanıp Alipınar'a getiriliyor. Gelenlerin içinde Hacı Mesud da var. Yaşlıca, sessiz, sadasız, kendi halinde bir habeş. Trablusluymuş. Mülazım Emin'in Konyalı Aziz Çavuş diye bir çavuşu var, nedense bu Hacı Mesud'u hiç sevmiyor. Her sabah Emin Efendi'ye tekmil verirken sayıyor, döküyor, sözün sonunu" Bir de, hiç bir işe yaramayan şu pis Arap var" diye bitiriyor.
Mahmûd Hulvi Efendi İstanbul'da yetişen meşhur velilerdendir. 1574 (H. 982) senesinde İstanbul'da doğdu. Genç yaşta süvariliğe heves etti ve emsallerinin teşvikiyle, Divân-ı Hümâyûn çavuşu oldu. Bir süre sonra, Halvetiyye yolunun, Sünbüliyye koluna mensup olan Kocamustafapaşa Dergâhı şeyhi Zarifi Hasan Çelebi'nin sohbetlerine devam etti. Zarifi Efendi de ona tasavvufta talebeleri yetiştirmek için icazet verdi. 1654'te (H. 1064) vefat etti.
Bursalı İsmâil Hakkı Efendi Osmanlı evliyasından olup 1652 (H.1063) senesinde Trakya'da bulunan Aydos'ta doğdu. İstanbul'a giderek Celvetiyye yolunun büyüklerinden Atpazarlı Osman Fadli Efendiye intisab ederek fıkıh, kelâm, tefsir ve hadis dersleri aldı. Hocasının vefâtından Bursa'ya geldi. Bir dergâh yaptırdı ve talebe yetiştirmeye başladı. Sultan İkinci Mustafa Hânın, dâveti üzerine, Nemçe seferinde, orduya cihâdın sevâbını ve büyüklüğünü anlatarak, askeri coşturdu. 1725 (H.1137) senesinde Bursa'da vefat etti.
İsâ ibn-i Verdân el-Medeni hazretleri "Kırâat-ı aşere" imamlarından Ebû Ca'fer el-Kâri'nin meşhur iki râvisinden biridir. Medine'de doğdu ve orada yaşadı. Kıraat ilmini Ca'fer el-Kâri ve "Kurrâ-i seb'a"dan Nâfi bin Abdurrahman'dan tahsil etti. Kendisinden arz yoluyla Vâkıdi gibi âlimler kıraat okudular. İbn-i Verdân 160 (777)'da vefat etti. Buyurdu ki:
Hacı Ferhad adında bir zât şöyle anlatmıştır: "Mısır'dan gelirken, Akdeniz'de gemimiz sâkin sâkin yol alıyordu. Peşimize bir korsan gemisi takıldı. Saldırmak için yaklaşmaya başladı. Gemimizde Şeyh Burhâneddin ve dedesi Şeyh Muhammed Çelebi Sultan hazretleri de vardı. Bu tehlikeli durum karşısında biz çok endişelendik. Geminin baş tarafına geçip oturdular ve bize; "Üzülmeyiniz! Allahü teâlâ sizi kurtardı!" dediler. Bir de baktık ki kuvvetli bir fırtına çıktı. Korsan gemisi dalgalar arasında kalıp battı. Bizim gemiye bir şey olmadı. Böylece korsanların şerrinden kurtulduk."