İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.029
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Yardım, şefkat ve sevgi hissinin ebedileşmesi arzusundan doğan ve bunların müesseseleşmiş şekli olan vakıf müesseselerimiz sâyesinde cemiyetimizin yıllarca huzur içinde varlığını devam ettirmek için, insanı hayretler içinde bırakan çok enteresan vakıflar vardı. Bunlardan bazıları şunlardır: Kışın aç kalan kuşların ve yabani hayvanların beslenmesi, Bayram günlerinde şehir ve kasabalarda çocukların sevindirilmesi, Koyun cinsinin ıslah edilmesi,t Et fiyatlarının kış aylarında yükselmemesi için tedbirlerin alınması, Hasta ve garip göçmen leyleklerin bakım ve tedavi edilmesi, Câmi ve türbe duvarlarındaki ot ve yosunların temizlenmesi, Ramazan ayında, câmilerde hurma, zeytin gibi iftâriyeliklerin dağıtılması, Köy ihtiyarlarına elbise temini, Hamalların sırtlarındaki yükleri, üzerine koyup dinlendikten sonra kimsenin yardımına muhtaç olmaksızın sırtlanabilmeleri için mola taşları dikilmesi, Çalışan kadınlara süt anne bulunması, Hac yolunda parasız kalanlara para dağıtılması, Yüksek dağ ve geçitlerde kar ve tipiden korunmak için sığınak yapılması, Yaz aylarında sıcaktan bunalanlar için gölgelik yapılması ve icabeden yerlere su küplerinin konulması...
II. Viyana bozgunundan sonra, Avusturyalılar bütün Macaristan'ı istila etmişlerdi. Kısa zamanda, çok geniş topraklar elimizden çıkmış, Venedik donanması da bazı Ege adalarına asker çıkarmıştı. İşte bu kara günlerde tahta çıkan Sultan II. Süleyman, felaket halini alan bu bozgunun önüne geçmek için çaba sarfediyordu. Tahta çıkışından bir kaç ay sonra, Belgrad kalesi de düşman eline geçti. Bunun üzerine Padişah, bizzat ordunun başında sefere çıktı. Edirne'ye geldiklerinde hastalanarak yatağa düştü...Cihan Sultanı ağlıyordu..."Belgrad düşmüş!...9 katlı Belgrad kalesini düşman kaplamış..." dedikleri zaman, Koca Padişah II. Süleyman gözyaşlarını tutamadı.
Seyfeddin Âmidi hazretleri kelam ve usûl-i fıkıh âlimidir. 551'de (m. 1155) Âmid'de (Diyarbakır) doğdu. İlk tahsilini burada yaptıktan sonra Bağdat'a gitti. Orada tahsilinin tamamlayıp Aziziye Medresesinde
müderrislik yaptı. 631 (m. 1233)'de orada vefat etti. Bir dersinde şöyle anlattı:
İzzeddin bin Abdisselâm hazretleri Şâfıi fıkıh âlimidir. 577 (m. 1181)'de Şam'da doğdu. İbn-i Asâkir ve Seyfeddin el-Âmidi başta olmak üzere birçok âlimden dini ilimler okudu. Emeviyye Camii'nin imamlığına tayin edilerek burada ders okutmaya başladı. Sonra Kahire'ye gitti ve 660 (m. 1262)'de orada vefat etti. Derslerinde buyurdu ki:
Şerif Abdurrahmân İdrisî hazretleri evliyanın büyüklerindendir. 1614 (H.1023) senesinde Mağrib’de (Fas) Miknâset-üz-Zeytün’de doğdu. Evliyânın sohbetlerinde kemâle geldi, olgunlaştı. Mısır, Şam, Anadolu da dâhil pekçok yeri gezip dolaştı. İstanbul’a gelişinde Sultan Dördüncü Murâd Han ile görüştü. 1674 (H.1085) senesinde vefât etti. Çok kerâmetleri görüldü. Seyyid Ömer anlatır:
Akşemseddin hazretleri, Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretlerinin hocasıdır. Soyu, Hz. Ebû Bekir'e dayanır. Kendisini ilim tahsiline adamış, Hacı Bayrâm-ı Veli'den icâzet almıştır.Bir gün Hacı Bayrâm-ı Veli hazretlerine sordular: " Sana kırk yıldan beri hizmet eden nice dervişlerin var; onlara icâzet vermedin de, az bir zamanda Akşemseddin'e nasıl icâzet verdin?Hacı Bayrâm-ı Veli hazretleri onlara şu cevabı verdi:" O, benden ne gördü ve ne işitti ise inandı, kabul etti; hikmetini sonra kendisi buldu. Diğerleri ise hemen hikmetini sorarlar. Aradaki fark budur.