Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.691
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
İstanbul kuşatılmış, fakat bir türlü alınamıyordu. Fatih, hocası Akşemseddin'e, dua etmesi için ricada bulunuyordu. Bir gece Akşemseddin hazretleri çadırına kapandı, sabaha kadar dua etti ve sabahleyin de padişaha, Edirnekapı tarafından büyük bir hücum başlatılma sını tavsiye etti. Hemen hücuma geçen asker, öğleye kadar surlara çıkmayı başardı ve öğle den sonra İstanbul fetholundu. Bu hadiseden sonra Akşemseddin hazretlerinin büyüklüğünü daha iyi anlayan Fatih, hemen onun yanına geldi ve kendisini de dervişliğe kabul etmesini istedi. Fakat Akşemseddin hazretleri bunu reddetti. Fatih bunun sebebini sorunca:"Dervişlikte bir hal vardır ki, onun tadını tadan, dünya işlerinden ve saltanattan el çeker. Halbuki sizin böyle yapmanız, memleketin perişan olmasına sebep olur. O zaman siz de, ben de günaha girmiş oluruz. Padişaha lazım olan şey, güzel ahlak ve adaletperver olmaktır." Cevabını verdi.
15 Mayıs 1570'de Kıbrıs'ın fethi ile görevlendirilen Lala Mustafa Paşa, 1570 Mayıs' ında adaya asker çıkardı. Önce Lefkoşe ve sonra Magosa'da yaptığı şiddetli çarpışmalar ve muhâsaradan sonra bir yıl içinde kaleyi fethetti. Anadolu Türklerini yerleştirip idâri teşkilâtı kurduktan sonra, 15 Eylül 1571'de adadan ayrıldı ve büyük karşılama merâsimi, gürleyen top sesleri arasında İstanbul'a geldi. 1578 yılında İran orduları tarafından ülkeleri istilâ edilen sünni Dağıstan, Şirvan ve Gürcistan beylerinin ağır İran tazyikleri karşısında Osmanlı Devletinden yardım istemeleri veİran kuvvetlerinin Irâk'ta Osmanlı topraklarına tecâvüz ederek 29 Mayıs 1555 Amasya antlaşmasını bozmaları üzerine İran'a karşı harbe karar verildi. Divân-ı Hümâyûnda yapılan toplantı sonunda tecrübeli vezir Lala Mustafa Paşa, İran Serdârı tâyin edildi.
Abdülkâdir Deştûtî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 931 (m. 1524) senesinde Mısır’da vefât etti... İmâm-ı Şa’rânî’nin (radıyallahü anh) naklettiğine göre, Emîr Yûsuf bin Ebî Esba’ şöyle anlatır: Sultan Kaytbay, Fırat Nehri'ne doğru bir sefer yapmak istemişti. Gelip, Abdülkâdir Deştûtî’den izin istedi. O da bu seferin münâsib olduğunu bildirip, sultâna izin verdi. Biz de sultan ile beraber yola çıktık. Yol çok uzak idi. Bir miktar gider, sonra mola verip dinlenirdik. Bu şekilde Haleb’e vardık. Haleb’e ulaştığımızda, Abdülkâdir Deştûtî’nin orada bir zaviyede talebelere ders okuttuğunu öğrendik. Biz çok hayret edip, ne kadar çabuk geldi ki, diye hayretimizi bildirince, orada bulunanlar; “Siz neler söylüyorsunuz? O zât beş aydan beri burada bulunuyor ve talebelere ders okutuyor” dediler. Biz anladık ki, bu hâl, o büyük zâtın bir kerâmeti idi.”
Abdülmecid Han, Osmanlı sultanlarının otuz birincisi ve İslam halifelerinin doksan altıncısıdır. Sultan İkinci Mahmud Hanın oğludur. Şehzadeliğinde iyi bir tahsil gördü. Avrupa'da yayınlanan neşriyatı yakından takip eden Abdülmecid Han, yenilik taraftarıydı. Babasının
1 Temmuz 1839'da vefatı üzerine on yedi yaşında tahta çıktı.
Abdülmecid Hanın devlet idaresinde yeterli tecrübesi yoktu. Devlet adamı boşluğu vardı ve uzun yıllar devam eden savaşlar sonunda çok toprak kaybedilmişti.
Ahmed Diyobendi hazretleri, Hindistan'da yetişen velilerdendir. Doğum ve vefât târihleri belli değildir. Sehârenpûr'a yakın Diyobend şehrinde doğdu. Serhend şehrine giderek İmâm-ı Rabbâni hazretlerine talebe oldu. İhlâsı sebebiyle İmâm-ı Rabbâni'nin iltifat ve merhametine kavuştu. İcâzet alarak halifesi oldu.
Vaktiyle, cömertliği ile nam yapmış bir şeyh vardı. Bu yüzden de daima borçluydu. Dergahına gelen hiç kimseyi boş çevirmez, dertlerine derman olur, borçlarını öderdi. Bunu yapmak için de servet sahiplerinden onbinlerce altın dinar borç almıştı.Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ne güzel buyurmuşlar:"Pazarda iki melek daima dua eder; Yâ Rabbi, sen cömertlere ihsan eyle, hasislerin malını da helak et!"Bu mübarek zatın alacaklıları, paralarını istediler, alamayınca, bir zaman sonra onu rahatsız etmeye başladılar. Hatta işi hakarete kadar götürdüler. Bu yüzden mübarek, hastalanıp yatağa düştü. Alacaklılardan dördü bunu duyunca; "Adam, bizim paramızı ödeyemeden ölecek. Hemen gidip paramızı alalım" diyerek evine geldiler.