Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.584.738
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
27 Mart 1916 tarihinde, Irak Cephesi Felâhiye Muhârebesi'nde boğazından ağır yaralanan 18. Kolordu, 51. Tümen, 9. Alay emir subayı İstanbullu üsteğmen Muzaffer, hayatının son dakikalarına geldiğini görünce, sükûnetle son görevini yapmaya başlamış ve konuşamadığından cebinden çıkardığı bir mektup zarfının üzerine, kurşun kalemle önce: Kıble ne yöndedir?" diye yazıp o tarafa dönerek, kalbindeki şehâdeti dille söyleyeme diğinden, kana boyanan zarfın ortasına, okunaklı bir şekilde kelime-i şehâdet-i yazdıktan sonra, zarfın üç yerine; "Bölük cihada devam etsin! Benim kanım da yerde kalmasın!" cümlesini yazmış, ikisini imzalayıp üçüncüyü imzalayamadan son nefesini vermiştir.
Muzaffer efendinin bu yüce davranışı, yâni bir Türk subayının hareketi olan o kanlı zarf, Askeri Müze'ye gönderilerek, Türk çocuklarına ve gelecek nesillere cevher değerinde bir miras olmuştur. 6. Ordu Komutanı Halil (11 Temmuz 1916)
Sultan IV. Mehmed Han, Köprülü Mehmed Paşa'yı büyük yetkilerle iş başına getirdiği zaman Anadolu'nun durumu çok fena idi. İstanbul'daki Yeniçeri ve Sipahi ayaklanmalarına valilerin isyanları da katılmış, fermanlar dinlenmez olmuş, neticede Anadolu'da emniyet ve asayiş namına bir şey kalmamıştı. Halk köyleri boşaltıp kasaba ve şehirlere göç ediyordu. Padişahtan geniş yetkiler alarak işe başlayan Köprülü Mehmed Paşa Kapıkulu askerleri arasında isyana karışanları temizledi. Daha sonra Erdel kralının isyanı üzerine bizzat ordunun başında sefere çıktı. Bu arada sipahilerden bazıları kaçarak Halep valisi Abaza Hasan Paşanın yanına sığındılar.
Ubeydullah el-Ömerî hazretleri Tâbiînin hadis âlimlerindendir. Hem baba hem anne tarafından Hazret-i Ömer’in “radıyallahü anh” torunudur. 70 (m. 689)’da Medine’de doğdu. Eshab-ı kiramdan bazıları ile görüşerek hadis rivayet etti. 147 (m. 764)’de vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Ebü'l-Kâsım Dehhâk hazretleri tâbiinin büyüklerinden olup meşhûr tefsir âlimidir. Aslen Kûfeli olup, Medine'ye giderek Eshâb-ı kirâmdan Abdullah ibni Abbâs "radıyallahü anh" hazretlerinin sohbetlerinde yetişti. Ondan tefsir, hadis gibi birçok ilimleri öğrendi. Çok hadis-i şerif rivâyet etti. İlim tahsilini tamamladıktan sonra Belh'e yerleşerek talebe yetiştirdi. 720 (H.102) senesinde Belh'de vefât etti.
Cabir bin Muhammed Harezmi, küçük yaşta kıraat dersleri almaya başladı. Memleketindeki birçok âlimden Kur'ân-ı kerim kıraatini ve fıkıh ilmini öğrendikten sonra Mısır'a gitti. Kahire'de birçok âlimden ders almaya devam etti. Bilhassa burada hadis ilmine çalıştı ve çok Hadis-i şerif ezberledi. Nihayet Kahire'deki Caviliyye Medresesi Başmüderrisliğine tayin edildi. Burada uzun seneler talebe yetiştirdi. Birçok büyük âlimin hocası oldu.
Abdullah-i Ensâri hazretleri Evliyânın meşhûrlarından ve Hanbeli mezhebinin büyük fıkıh âlimlerindendir. Kerâmetleri pek çoktur. Vâzlarında Ehl-i sünneti müdâfaa eder, mezhebsizlik ve bid'atlerin kötülüğünü anlatırdı. Allahü teâlâya kavuşmak yolunda yürümek isteyenlerin, evliyâya ve hakiki din âlimlerine çok bağlı olmasını isterdi. Bu yolda ilerleten vâsıtaların, onlara olan tam muhabbet ve bağlılık oduğunu söylerdi. O büyüklere dil uzatanların zavallılıklarını her defâsında ifâde eder ve; "Yâ Rabbi! Dostlarını öyle yaptın ki, onları tanıyan sana kavuşuyor ve sana kavuşmayan onları tanıyamıyor. Yâ Rabbi! Her kimi felâkete düşürmek istersen, onu dostlarının, evliyânın ve gerçek İslâm âlimlerinin üzerine atarsın." buyurmuştur.