Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.126.377

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Gerçek Dostun Ayıplarını Ört, Kusurlarına Da Tahammül Et!

Ahmed Siyahî Efendi Kastamonu velîlerindendir. 1777 (H.1191) senesinde Kastamonu'da doğdu. Burada zamanın meşhur âlimlerinden ilim tahsil etti. Sonra hacca gitmek üzere yola çıktı. Şam'a vardığı zaman Nakşibendiyye yolunun büyüğü Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin sohbetlerine devam etti ve talebeleri arasına katıldı. Mevlânâ Hâlid hazretleri ona icâzet verip vazîfelendirince, Kastamonu'ya döndü. Ömrünün sonuna kadar talebe yetiştiren Ahmed Siyâhî, 1874 (H.1291) senesinde vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hayirsiz Ve Bahtsiz İsem

Uzun yıllar mesane hastalığından ıstırap çeken Sultan Reşat Han'a ölümünden iki yıl önce, Alman profesör İsrail tarafından başarılı bir ameliyat yapılmıştı. Yıldız sarayında bitkin halde yatmakta olan Padişah, ameliyat odası haline getirilen salona götürüldü. Doktorlar ve yardımcıları salonda bekliyorlardı. Ameliyat odasına girdiklerinde Padişah, oradakilerle ayrı ayrı helalleşti. Sonra da kıbleye dönerek:"Ey Büyük Allah'ım! Eğer ben milletim ve vatanım için hayırsız ve bahtsız isem beni şu ameliyat masasının üzerinden sağ kaldırma!" diye dua etti. büyük bir cesaret ve tevekkül ile ameliyat masasına uzandı. Yapılan başarılı ameliyat sonunda sıhhatine kavuştu ve iki yıl daha yaşadı.

Vehbi Tülek

Ümid Bekler

Vehbi Tülek

Yara

Vehbi Tülek

Bir Kâse Yoğurt

Vehbi Tülek

Osmanlı Devleti döneminde her paşa ve padişah için, memleketinde herkesin istifadesine açık bir hayır kurumu yapıp ahirete öyle gitme, en büyük ideal idi. Bu sebeple, fethedilen yerlerde her biri bir cami, bir külliye veya bir hastane yapıp gitti. Ecdâdımız, kendi devirlerinin kültürünün gerektirdiği müesseseleri kurdular. İnsan nerde neyi tahsil ederse etsin ama Rabbiyle her zaman irtibatlı olsun diye camisiz yer bırakmadılar.

CÂmide Nargile

Vehbi Tülek

Galiçya Cephesinde Bir Türk Çocuğu

Vehbi Tülek

Orhan Gazi Ve Pelekanon Savaşi

Vehbi Tülek

Şair Padişah Ii. Selim

Vehbi Tülek

11 - Silistre Müdafaasi

Vehbi Tülek

Yüzbaşi Şevket

Vehbi Tülek

Unutulmaz Bir İftar Çilesi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Bütün Kötülüklerden Sana Sığınırız Allahım

Ebû İshak İbrâhim Masmûdi hazretleri Cezayir'deki Tilmsân'da yetişen âlim ve velilerin büyüklerindendir. 805 (m. 1402) senesinde vefât etti. Bir vaazında cemaatte şöyle seslendi:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hanefî'de Abdestin Sünnetleri

Vehbi Tülek

Şemseddîn Muhammed Timurtâşî hazretleri Hanefî fıkıh âlimidir. Gazze’de doğdu. Aslen Hârizm’in Timurtaş köyündendir. Gazze’de ve Kahire’de tahsiline devam etti. Kahire kadısı olan Kınalızâde Ali Efendi’den ders okudu. Daha sonra memleketine döndü ve talebe yetiştirdi. 1006 (m. 1598)’de vefat etti. “Tenvîrü’l-ebsâr ve câmiu’l-bihâr” isimli eserinde şöyle buyuruyor:

Talebe, Edep Üzere Olmalıdır

Vehbi Tülek

“yeter Ki Mübarek Yüzünüzü Göreyim!”

Vehbi Tülek

Mısır'da Tanta şehrinde yaşamış olan evliyanın büyüklerinden Seyyid Ahmed Bedevi hazretleri uzun boylu, buğday tenli idi. Her an Allahü teâlâyı düşünür, O'nun muhabbetinin ve heybetinin tesiri ile kendinden geçerdi. Kırk gün ve daha ziyâde bir şey yiyip içmez ve uyumazdı. Gözlerinin karası, bir ateş koru halindeydi. Yüzünde çiçek hastalığından kalma bir eser olarak üç nokta bulunuyordu. Biri sağ, biri de sol yanağında olup, diğeri de burnunun yukarı kısmındaydı. Küçüklüğünden beri başına şal sarar, yüzünü de iki nikapla örter, böyle gezerdi. Zaten yüzünü bu şekilde Afrika bedevileri gibi örttüğü için kendisine "Bedevi" deniyordu.

Kerâmetler Menbâı Abdullah Bin Hıdır

Vehbi Tülek

Zeynüddîn Âmidî

Vehbi Tülek

Dünyâ, Imtihân Için Sâlih Kullardan Alındı

Vehbi Tülek

Eshâb-ı Kirâmın Üstünlük Sırası

Vehbi Tülek

Ruh Ile Cesedin Bağlılığı Vardır

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ, Kibirliyi Elbette Sevmez

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abayi Yakmak

Abayi Yakmak

"Abayı yakmak." Bu tâbir mecâzen, "birine âşık olmak, tutulmak, gönül vermek" gibi mânâlar ihtivâ eder. Dervişler arasında birilerinin aşkının büyüklüğünden bahsedilecekse eskiden, "Ooo! Abası hayli yanıktır!" gibi ifadeler kullanılırmış.Eski tekke mimarimizin kompleksi içinde; bir mescid veya câmi, ortada şadırvanı olan bir avlu ve avluyu çevreleyen derviş hücreleri, büyükçe bir dershâne, mutfak, kiler, ambar v.s. bulunduğu bilinmektedir. Bilhassa kış aylarında dershânenin ocağı harlı ateşle yakılarak dervişânın burada toplanmaları sağlanır, böylece hem iktisat yapılmış, hem de uzun saatler mürşidden istifade ve istifâza etmeleri temin edilirmiş.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah Haramdan Kaçani Korur

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Değişen Sizin Kalbiniz

Evliyalar Ölmez İmiş

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Abdullah-i EnsÂrî

Vehbi Tülek

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Vehbi Tülek

Altıyüz Dirhemlik İp

Vehbi Tülek

Bülbülün Zikri

Vehbi Tülek

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek