Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.649.832
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Cezayirli Gazi Hasan Paşa Kaptan-ı Derya olduğu ilk zamanlarında 1768-1770 Osmanlı-Rus savaşı devam ediyordu. Rusların Akdeniz'e gönderdikleri Baltık donanması, İngiliz donanması ile takviye edilerek Osmanlı donanması ile çarpışmış, fakat bu muharebe de kesin bir netice alınamamıştı. Anadolu'nun Ege kıyılarına yakın Koyun Adaları civarın da yapılan asıl muharebe, Hasan Paşanın kalyonu ile Rus Amirali Spidirov'un gemisi arasın da oldu. Hasa Paşa, Rus gemisinin kendi kalyonuna yanaştığı bir sırada, birkaç çarmıh halatını kestirdi. Her ipe salıncak gibi, birkaç Türk levendi yapışıp, 30 kadar yiğitle birlikte Rus gemisine atladı. Düşman gemisinde yapılan kahramanca çarpışma esnasında Hasan Paşa bir kurşun yarası almışsa da, belli etmeden bir müddet daha cenk ettikten sonra kendi gemisine geçti. Bu beklenmeyen baskın ile şaşkına dönen Ruslar, telaşa kapılarak kendi cephaneliklerini ateşlediler. Ateş Osmanlı gemisine sıçrayınca her iki gemi de yanmaya başladı. Gemide kalmanın imkansız hale gelmesi üzerine Hasan Paşa, yatağanını ağzına alarak beraberindekilerle denize atladı ve bir tahta parçasına tutunup karaya doğru yüzdü. Bu sırada gönderilen bir kayığa binerek kurtulmayı başardı. Hasan Paşaya, gösterdiği bu kahramanlık sebebiyle Beylerbeyi rütbesi verildi.
Ertuğrul Gâzi bir gece ulemâdan bir kimseye misâfir oldu. Sohbet esnâsında Ertuğrul Gâzi, yüksekçe bir yerde duran kitabı göstererek ne olduğunu sordu. Ev sâhibi; "Bu kitap Allahü azimüşşân hazretlerinin Resûl-i ekremine indirdikleri Kur'ân-ı kerimdir." cevâbını aldı. Sonra ev sâhibi uyumak için gittiğinde, Ertuğrul Gâzi mushafın bulunduğu odada sabaha kadar mushaf-ı şerifin huzûrunda hürmet ve tâzim ile ayakta durdu. Fakat sabaha karşı bir ara dayanamayıp uykuya daldı. Bu sırada rüyâda kendisine; "Sen benim kelâmıma hürmet ve tâzimde bulundun, ben de senin evlâdına kıyâmet gününe kadar dâim olacak bir ulu devlet ihsân eyledim." diye hitâb olunduğunu işitti.
Şeyh Ahmed Efendi, Osmanlılar zamânında Bursa'da yetişen evliyâdan olup Emir Sultan hazretlerinin yoluna mensûbdur. Doğum târihi bilinmemektedir. 1529 (H.935) senesinde Bursa'da vefât etti. Kabri, Bursa'da Emir Sultan Câmii bahçesinin sağ tarafındadır.
Ahmed Efendi, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Babazâde hazretleri Osmanlı devrinde yetişen âlim ve velilerdendir. 990 (m. 1582) senesinde vefât edip, Eyyûb Sultan yakınlarında defnedildi. Bir dersinde şunları söyledi:
Bedir Harbi başlamak üzereydi... Peygamber efendimiz, Eshâb-ı kirâma harpte hangi usûlü takip edeceklerini sordu. Âsım bin Sâbit hazretleri eline yayı ve oku alarak şöyle dedi:
-Yâ Resûlallah! Kureyş kavmi yaklaştıkları zaman okları kullanırız. Daha yakınımıza geldikleri zaman taşla mücâdele ederiz. Daha da yakınımıza geldikleri zaman, mızrakla mücâdele ederiz. En sonunda da kılıçla çarpışmaya tutuşuruz...
Birinci Cihan Harbi seneleri. Yokluk dizboyu. Rize. Anzer, halkın kendi tabiri ile Ancer. Dünyaca balı ile meşhur olan Ancer. Binlerce poleni ve şifayı içinde barındıran balıyla meşhur Ancer. Kış. Yaylacılık yapan Ancerlilerin bir kısmı aşağıya Rize'ye şehre inmemiş, kışlamışlar. Yazdan yığdıkları otlarıyla, mallarını kışdan çıkarıp, bahara eriştirmenin çabası içindeler. Evet hepsinin mal tabir ettiği koyunları, sığırları var, tektük birkaç tanesinin de kara kovanı var. Şifa niyetine ilaç niyetine küçük bir kavanozu dolduracak kadar balları olurdu çoğunun. O da kış bitmeden tükenir giderdi. Meryem. Lezgilerin kızı Meryem. Yeni gelin, beyini cepheye göndermiş. O da o kış yayla da kışlamış. Sabaha kadar kar yağmıştır. Tam kürekle yolu açayım deyip, kapıya yönelmekte iken, kapısı çalınır. Kapıyı açar. İhtiyar bir adam selam verir ve: -Kızım, ben Aşağı Ancerdenim, gelinim aş eriyor, canı bal çekti, Allah rızası için, bir iki kaşık bal verirmisin?