Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.146
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Karamanoğlu 2. Mehmed Bey, Osmanlı Hükümdarı Çelebi Mehmed Han ile akraba olmasına rağmen, onunla sürekli savaşırdı. Bir defasında Osmanlı askeri Rumeli'de seferdeyken, 1413 senesinde Bursa'yı kuşatmış, fakat kaleyi savunan Hacı İvaz Paşa'yı teslime mecbur edememişti. Bunun üzerine kendi öz dayısı olan ve bütün dünya Müslümanlarının kahraman sıfatıyla tanıdıkları Yıldırım Bayezid Han'ın kabrini yakmak gibi akıl almaz bir harekette bulundu.
Ağustos ayında, Edirne'de vefat etmiş olan Musa Çelebi'nin cenazesinin Bursa'ya getirilmekte olduğu haberini alınca, Bursa kuşatmasını bırakarak geri çekilme emrini verdi. Bu emri gururuna yediremeyen "Harman Danası" lakaplı bir subayın Karamanoğluna sorduğu şu soru, onun idamına sebep olmuştu:"Sultanım, sen Osmanoğlu'nun ölüsünden böyle kaçarsın, eğre dirisi gelseydi halin nice olurdu!"I.Dünya savaşından evvel Bab-ı Ali'de hukuk müşâviri olan Kont Ostrolog anlatıyor: İngilizlerin, Kut-ül Amare yenilgisini takip eden günlerde, Londra'da büyük bir harp meclisi toplandı. Doğu müsteşarı olmam dolayısıyla ben de bulundum... Başbakan Lloyd George şöyle dedi: "Efendiler, ben bir şeyi anlayamıyorum: Bizim medeni milletlerin orduları savaşta barbarlığa yaklaşıyor. Barbar saydığımız Türk orduları ise, savaşta medenileşiyor. Irak kumandanımız bildiriyor ki, Türkler esirlerimizin istirahatini fevkalâde te'min ediyorlarmış. Yaralılarımızı imkânları nisbetinde tedavi ediyor ve şefkat gösteriyorlarmış. İşte bu davranış larının sebebini bir türlü anlayamıyorum..." Daha sonra savaş bakanı söz alarak şunları söyledi:
İslâm âlimlerinden İmam-ı Muhammed Mûsâ bin Nu'mân Merâkişi Mâliki 683'te [m. 1284] vefât etti. (Misbâh-uz-zulâm Fil-müstegisin bi-hayr-il-enâm) adındaki kitabında, Resûlullahı vesile ederek murâdlarına kavuşanları yazmaktadır. Bunlardan biri de Muhammed bin Münkedir'dir. Muhammed diyor ki:
Ebû Muhammed, Basra velilerinin büyüklerindendir. 1184 (H.580) senesinde Basra'da vefât etti. Küçük yaştan itibâren din ve fen ilimlerini öğrendi. Tasavvuf büyüklerinin sohbetinde ileri derecelere kavuştu. Zamanında Irak'ta bulunan evliyânın göz bebeği, âriflerin, Allahü teâlâya yakın olanların en üstünlerinden oldu. Mâliki mezhebi âlimlerinden idi...
Abdurrahim ez-Züccâc hazretleri Hadis ve Hanbeli mezhebi fıkıh âlimidir. 612 (m. 1214) senesinde Bağdad'da doğdu. Hacdan dönerken, 685 (m. 1286) senesinde vefât etti. Naklettiği bazı Hadis-i şerifler:
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Bir zamanlar efendisinin evine her gün nehirden su taşıyan bir köle vardı. Köle boynunda taşıdığı bir sopanın iki ucuna birer kova asar, bu kovaları nehirden aldığı su ile doldurur ve eve getirirdi. Ancak kovalardan birisi birkaç yerinden delinmiş eski bir kovaydı. Dolayısıyla, nehirde ağzına kadar doldurulan suyun ancak yarısını tutabilirdi eve kadar. Diğeri ise yepyeni ve sağlam bir kovaydı. Suyu hiç sızdırmadan taşırdı. Tam iki yıl bu böylece devam etti.