Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.996.122

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Sen, Zamanımızın Zahidisin Ey Dâvûd

Ebû Süleymân Dâvûd-i Tâî hazretleri fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Habîb-i Acemî’nin halifesi idi. İmâm-ı a’zamın yirmi sene derslerine devam etti. Fıkh ilminde talebelerin içinde en önde gelenler arasına girdi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

23 - Budin Müdafaasi

1602 senesi Ağustos ayı. Budin kalesi Avusturya muhasarası altında. O yaz başında Osmanlı ordusu, Erdel üzerine sefere çıkmıştı. Bunu fırsat bilen Avusturya'lılar, Arşidük Matyas kumandasında kalabalık bir ordu ile, Osmanlı idaresi altındaki Budin üzerine yürüdüler ve ilk olarak, surları çok zayıf olan Peşte'yi kolayca zaptettiler. Kalede bulunan Rumeli beylerbeyi Lala Mehmet Paşa, emrindeki çok az kuvvetle müdafaaya hazırlanıyordu. Peşte'yi ele geçiren Avusturyalılar, kısa bir zaman sonra Budin'i muhasara ettiler.

Vehbi Tülek

Ii. MurÂd Han Ve İstanbul Kuşatmasi

Vehbi Tülek

Kanuninin Atinin Üzengisi

Vehbi Tülek

Sultan I. Ahmed Hanin Vefati

Vehbi Tülek

Aziz Mahmûd Hüdâyi hazretleri bir gün Ahmed Hanı ziyârete gitmişti. Pâdişâh; "Efendim! Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin, kıyâmet günü talebelerine ve pekçok günahkâr mümine şefâat edeceği hakkında rivâyetler var. Bu rivâyetlerin doğruluğu hakkında ne buyurursunuz? diye suâl eyledi. Aziz Mahmûd Hüdâyi hemen cevap vermedi. Bir müddet murâkabe hâlinde kaldıktan sonra; "Bu söz doğrudur." buyurdu. Sonra Padişâh; "Efendim! Acabâ zât-ı âlinizin bizlere bir vâdiniz ve müjdeniz yok mudur?" diye sorunca, Mahmûd Hüdâyi ellerini kaldırarak: "Yâ Rabbi! Kıyâmete kadar bizim yolumuza katılan, bizi sevenler ve ömründe bir kere türbemize gelip rûhumuza fâtiha okuyanlar bizimdir. Bize talebe olanlar denizde boğulmasınlar. Ömürlerinin sonlarında fakirlik görmesinler. Îmânlarını kurtararak gitsinler ve ölecek lerini bilip haber versinler." diye duâ eyledi. (Âlimler ve evliyâ bu duânın kabûl olduğunu, bu yola mensup kimselerin hiç denizde boğulmadıklarını ve pekçok kimsenin de vefât günlerine yakın, öleceklerini haber verdiklerini bildirdiler.)

Ruh Ve Ceset

Vehbi Tülek

Hediye Baston

Vehbi Tülek

Mahmud Şevket Paşa Suikasti

Vehbi Tülek

Mimar Sinanin Mektubu

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selîm Ve Dede Molla

Vehbi Tülek

Osmanli'da Tören

Vehbi Tülek

Sultan Bayezid Ve Arab Molla

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Dünya Ile âhıret Birbirinin Zıddıdır!

Seyyid Âdem Bennûrî, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin yüksek talebelerindendir. Hindistan'da Serhend'in kasabası olan Bennûr'da doğdu. İmâm-ı Rabbânî'nin yüksek huzur ve sohbetlerinde yetişen Âdem Bennûrî icâzet almakla şereflendikten sonra Bennûr'a gitti. 1644 (H.1054) senesinde hac için gittiği Medîne-i münevverede vefat etti. Gülzâr-ı Esrâr-ı Sûfiye adlı eserinde şöyle nakleder:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yüksek Huzurda Dövülen âşık!..

Vehbi Tülek

İslâm âlimlerinden Mûsâ bin Nu'mân Merâkişi 683 [m. 1284]'te vefât etti. (Misbâh-uz-zulâm Fil-müstegisin bi-hayr-il-enâm) adındaki kitabında, Resulullah Efendimizi (sallallahü aleyhi ve sellem) vesile ederek murâdlarına kavuşanları yazmaktadır...

Muhyiddîn Turaysîsî

Vehbi Tülek

Hac Farz Olduktan Sonra Affolmaz

Vehbi Tülek

Bursalı Abdürrahim Efendi ellibeşinci Osmanlı şeyhülislâmıdır. Menteşizâde diye meşhûr olmuştur. Bursa'da doğdu. 1129 (m. 1717) senesinde Edirne'de vefat etti. "Fetâvâ-i Abdürrahim" veya "Abdürrahim Efendi fetvâları" adlı eseri vardır. Bu eserinde bazı suallere verdiği cevaplar şöyledir:

Sığırın Karnından Çıkarılan Havlu

Vehbi Tülek

Ebü'l-abbâs'ın Velî Kızı Ve Damadı

Vehbi Tülek

Sahip Olduğun Değerin Farkında Değilsin

Vehbi Tülek

Merkebin Yükü Nedir Bir Sor Bakalım

Vehbi Tülek

Seven Kurtuldu Sevmeyen Öldü!

Vehbi Tülek

benim Kurtarıcım Namazdır!

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Evliyalar Ölmez İmiş

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Ayyaşin Sonu

Abdullah El-acemî

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Minareden Okunan Şiir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Adam Olmazsan

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Arafatta Görüşürüz

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek