Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.236
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Adamın biri Sadrazam Koca Râgıp Paşa'ya bir arzuhal vermiş; fakirliğinden bahisle, ihsanda bulunmasını istemişti. Râgıp Paşa, arzuhalin altına; "el-Kanâatü kenzün, lâ yefnâ: (Kanaat tükenmez bir hazinedir)" ibaresini yazarak, adama geri verdi. Arzuhalin sahibi, âlim ve nüktedân biriydi. O da ibârenin altına; "Bâ'de'l-ekli ve'ş-şürbi ve's-süknâ: (Yeme, içme ve barınaktan sonra)" cümlesini yazıp arzuhali Râgıp Paşa'ya tekrar takdim etti.Paşa, adamın bu hakimâne ve nüktedân hâlini takdir ederek, isteğinin yerine getirilmesi için emir verdi
Sultan II. Murad Han devrinde Osmanlı harb teknolojisinde muazzam bir ilerleme kayd edildi. Osmanlı mühendis ve ustaları, artık hiçbir memlekette rastlanamayacak çapta ve güçte toplar yapabiliyorlardı. İstanbul kuşatmasından önce Edirne'de dökülen 60 kadar top, 14 batarya halinde surların karşısına dizildi. Ancak bunlar bir süre sonra kaldırıldı. Yerlerine "Şâhi" denilen daha büyükleri konuldu.Söz konusu büyük toplardan birini, Bizans'dan ayrılarak Osmanlı hizmetine giren Urban isimli Macar dökmüştü. Sıradan bir dökümcü ustasıydı Urban. Ne topların balistik ve mukavemet hesaplarından, ne de barut ölçülerinden haberi vardı. Sadece çizilen plana göre döküm işlemini gerçekleştirmişti. Osmanlı ülkesinde, bu işi yapan pek çok usta vardı.
Ebû Muhammed Hadramî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Arabistan’ın güneyindeki Hadramut'ta doğdu. 1288 (H.687) senesinde Yemen'de vefât etti. Önce Muhammed bin Ali Ba'levî'den ilim öğrendi. Daha sonra ilim öğrenmek için Şeyh Ahmed bin Cu'd hazretlerinin ve daha birçok velî zâtların ders ve sohbetlerini dinledi. Çok istifâde edip yüksek mertebelere kavuştu. Birçok kerâmetleri görüldü.
Abdurrahmân İbn-i Hubeyş hazretleri hadis ve fıkıh âlimidir. 504'te (m. 1110) Endülüs'te (İspanya) Meriye'de (Almeria) doğdu. Memleketinde hadis ve fıkıh okudu. Kurtuba'ya (Cordoba), sonra Mürsiye'ye (Murcia) giderek talebe yetiştirdi. 584'te (m. 1188) Mürsiye'de vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
İzzeddin bin Abdisselâm hazretleri Şâfıi fıkıh âlimidir. 577 (m. 1181)'de Şam'da doğdu. İbn-i Asâkir ve Seyfeddin el-Âmidi başta olmak üzere birçok âlimden dini ilimler okudu. Emeviyye Camii'nin imamlığına tayin edilerek burada ders okutmaya başladı. Sonra Kahire'ye gitti ve 660 (m. 1262)'de orada vefat etti. Derslerinde buyurdu ki:
Birisinin bir koçu vardı, boynuna ip bağlamış, tuttuğu ucundan çekerek götürüyordu otlaktan. Hırsız hissettirmeden yaklaştı arkadan, ipi kesti, koçla uzaklaştı oradan. Adam olanlardan habersiz devam ederken yoluna, gayrı ihtiyari döndü baktı arkasına...-Aman Allah'ım!.. Koçum... koçum yoktur, kaybolmuş.. Ne yapacağım ben şimdi?.. Diye dövünmeye, sağa, sola koşarak aramaya başladı. Nafile!.. Yoktu hiç bir yerlerde.. Bitap düşene kadar, bakmadığı yer kalmadı. Ümidi kesti, artık bulamayacağına iyice kanaat getirmişti ki, kuyu başında kendisi gibi dövünen bir adam gördü.