Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.618.370

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Kendin Için Istediğini, Insanlar Için De Iste!

Kemâlüddîn Kureşî hazretleri Şafiî fıkıh, usûl ve hadîs âlimidir. 582 (m. 1186) senesinde doğup, 652 (m. 1254) târihinde Haleb’de vefât etti. İlim tahsllinden sonra Nusaybin’de kadılık yaptı. Daha sonra Dımeşk’da hatîblik yaptı. Sultanların mektûplarını yazdı. Zamanının önde gelenlerinden idi. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Sultan Ii. Murad Ve Şücaeddin Karamani

Bir gün Sultan İkinci Murâd Hân, Edirne'de abdest tâzelemek üzere çıktığı zaman ayağı kayıp düştü. O sırada nûr yüzlü bir kimse peydâ oldu. Sultânı elinden tutup, o tehlikeli hâlden kurtardı ve âniden kayboldu. Sonra Pâdişâh, kendini tehlikeden kurtaran o zâtla görüşmek istedi. Edirne'nin bütün sâlih kimselerini huzûruna dâvet etti. Ancak, dâvet ettiği kimseler arasında aradığı zât yoktu. Nihâyet bütün Edirne halkını bir yere toplatıp, birer birer gözden geçirdikten sonra, aralarında, elinden tutup kurtaran Şücâeddin Karamâni'yi buldu. Ona hürmet edip, iltifât ve ihsânlarda bulundu. Debbaglar Mahallesinde ona bir mescid ve bir dergâh yaptırdı. Talebelerine Murâdiye evkâfından maaş bağlatıp, ihsânlarda bulundu.Şücâeddin Karamâni, kendi mezarının duvarını, kendi eliyle kerpiçden yaptı. Her kerpici, yerine üç defâ İhlâs sûresi okuyarak koydu.Kânûni Sultan Süleymân Hân, pâdişâhlığı zamânında Edirne'ye geldiğinde, mescidini büyültüp câmi hâline getirdi. OrayaKur'ân-ı kerim okuyan hâfızlar, müezzin ve hatib tâyin etti. O sırada dergâhında vazifeli olan Cerrahzâde Mustafa Çelebi, Şeyh Şücâeddin Karamâni hazretlerinin yaptığı duvarı yıktırmayıp, bereketlenmek için olduğu gibi bıraktırdı.Şücâeddin Karamâni, dergâhını ve mescidini büyütüp imâr eden müslüman olmayan mimârın rüyâsına girip, onu İslâma dâvet etti. O da ertesi gün İslâmı kabûl edip, hidâyete kavuştu ve ismini "Hidâyet" olarak değiştirdi.

Vehbi Tülek

Verin Bana Şu Yilan Yavrusunu!”

Vehbi Tülek

Verin Bana Şu Yilan Yavrusunu!”

Vehbi Tülek

Şeyh Vefa Ve Sultan Bayezid

Vehbi Tülek

Fatih Sultan Mehmet, mürşidi Akşemseddin'den ayrı, İstanbul'da geçirdiği günlerde Şeyh Vefa'ya fazla ilgi göstermiş, yalnızlığına onda deva aramış, fakat ikisi arasında geçen çok ince bir hesapla bu ilgisine, Şeyh Vefa tarafından bir cevap bulamamıştı. İnce bir hesap dedim, böyle bir hesap ancak, söz konusu olan o iki insan tarafından anlaşılabilir. Dışarıdan seyirci olan bizlere işin tartışması düşer. Bir rivayete göre, Sultan Fatih tam üç defa Şeyh Vefa'yı makamında ziyarete gitmiş, fakat, üçünde kendisini görmeden göremeden dönmüştür. Sultan Fatih, Şeyh Vefa'nın tekkesi önündeki demir kapıya gelmiş, fakat kapıyı kilitli bulmuştur. Bahçede ne bir kul, ne bir can... Hükümdar ârif bir kişiydi. Bunun ne demek olduğunu anladı. Rengi kül gibi solmuştu.Bu yapılan ona hükümdar olarak değil,insan olarak dokunuyordu. O, yaralıydı, dinlenecek, dertlerini dökecek bir makam, sığınacak bir yer arıyordu.

99 - Deli Hüseyin Paşa Ve İran Şahinin Yayi

Vehbi Tülek

Saltanat Tahtina Oturacaktir

Vehbi Tülek

İtalya’da Bir Yeniçeri

Vehbi Tülek

Beni O Günlere Eriştirme

Vehbi Tülek

Hamdolsun İslam Askeri Muzaffer Olmuşdur

Vehbi Tülek

Fatihin Muhteşem Hafizasi

Vehbi Tülek

Yavuz Ve Garip Derviş

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Debbâğ Abdurrahman

Debbâğ Abdurrahman hazretleri, Tunus'un Kayravan şehrinde yetişen Hadis, fıkıh, tasavvuf ve târih âlimlerindendir. 605 (m. 1208) senesinde Kayravan'da doğdu. 699 (m. 1300) senesinde aynı yerde vefât etti.
Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Türkiye'nin Ilk Psikiyatrı Dr. Mazhar Osman

Vehbi Tülek

Mazhar Osman, Sultan Abdülhamid Han zamanında tıp tahsili yaparak o devrin en önde gelen hekimlerinden oldu. Ülkemizin ilk Psikiyatrı. İsmi, halkımız arasında fıkra ve hikâyelere konu olacak kadar sevilen Dr. Mazhar Osman, aynı zamanda mütedeyyin bir insandı. Vefat etmeden biraz önce evlatlarına şu vasiyeti yaptı:

Şehabeddin Ahmed Bûsîrî

Vehbi Tülek

Şerefüddîn Mûsâ Haccâvî

Vehbi Tülek

Şerefüddin Mûsâ Haccâvi hazretleri Hanbeli fıkıh âlimidir. 895 (m. 1490)'da Filistin'in Nablus şehrinin Hacce köyünde doğdu. Zamanın büyük fıkıh âlimlerinden ilim tahsil etti. Emeviyye Camiinde ve bazı medreselerde ders verirdi. "Zamanın Müftisi" kabul edilirdi. 968 (m. 1560)'da Şam'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Kalplere En Çok Tesir Eden Şey Iyiliktir

Vehbi Tülek

ömür Çok Değerli Sermayedir

Vehbi Tülek

Bir Hikmet Ehli Ebubekr Zerencerî

Vehbi Tülek

Ruhun Mahiyetini Bilmek Imkânsızdır

Vehbi Tülek

Nimeti Verenden Gâfil Olmak Asla Yakışmaz

Vehbi Tülek

Hüseyin Bin Abdullah

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi'nin talebesi olan Mahmûd Kefevi hocasının şu kerâmetini anlattı:"Gemiye binip İstanbul'a gitmek üzere yola çıktık. Ben o zaman gençtim ve bu benim ilk yolculuğumdu. Hoş bir rüzgârla dört gün gittik. Sonra şiddetli bir rüzgârla deniz kabardı. Dalgalar her taraftan vurmaya başladı. Gemide bulunanlar korku, dehşet ve ümitsizlik içinde bâzı mal ve eşyâlarını denize attılar. Bu ızdırap ve sıkıntı bana da ümitsizlik vermeye başladı. Hocam Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi, geminin alt katında sâkin ve telaşsız bir halde oturuyor du. Dalgaların şiddetli vuruşları gemide bulunanların ve benim korkumu iyice arttırdı. Hocam bana bakıp; "Korkma! Allahü teâlâ bizi kurtaracak ve biz Erikli Kasabasının doğu tarafındaki Hacı Baba Dergâhında kuşluk vakti oturup süt içeceğiz ve incir yiyeceğiz." buyurdu. Gemici lerin hesâbına göre seksen mil yolumuz kalmıştı. Ebû Bekr Kefevi hazretleri sükûn ve vekar içinde tatlı ve güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başladı. Biz rahatladık ve korkumuz kalma dı. Halbuki dalgaların vuruşları hâlâ devâm ediyordu. Nihâyet Allahü teâlâ bizi, hocam Ebû Bekr Kefevi hazretlerinin duâsı bereketiyle kurtardı. Gecenin sabahında Erikli sâhiline çıkıp doğruca Hacı Baba Dergâhına ziyârete gitti. Biz de onu tâkib ettik. Hep birlikte oturduk. Hocamız Kur'ân-ı kerim okuyor biz de dinliyorduk. O sırada dergâhın çevresinden bir kadın iki elinde birer çanak ile çıkageldi. Kapları önümüze bıraktı. Biri süt, diğeri incirle doluydu. Şeyh Ebû Bekr Kefevi tebessüm ederek bize baktı ve; "Bismillah ile yiyiniz!" buyurdu. Biz besmele ile yedik. Hocamın bu kerâmetine şâhid olduğumuz zaman, 1542 (H.949) senesiydi."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Latif Bir Şikayet

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Yirmi Saniyede

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Tencere Yuvarlanir, Kapağini Bulur

Vehbi Tülek