Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.584.896
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Kanuni Sultan Süleyman'ın Budin Beylerbeyliğine tayin ettiği Aslan Paşa, emir almadan, arada anlaşmalar olmasına rağmen Avusturya'ya ait Paloto kalesine hücum etti fakat mağlup oldu. Bu hareket üzerine Avusturya kralı Maximillian da Osmanlı toprağı olan Macaristan'a girdi ve Vesperm ile Tato kalelerini zaptedip, oralarda yaşayan yüzlerce Macar ve Türk ahaliyi katletti. Bu haber İstanbul'a ulaşınca Kanuni son derece üzüldü. Çok sevdiği Veziriazam Sokol lu Mehmed Paşa'yı çağırıp:-Budin Beylerbeyi ile ettiğiniz hünerler nice tedbir ve tedarikdir?
Yavuz Sultan Selim Hân, "Mısır'ı fethettiğinde, cesâretini çok beğendiği Mısır ordusu başkumandanı Kurtbay'ı karşısına almış ve onunla harbin neticeleri hakkında uzun bir konuşma yapmıştı.Kurtbay, Yavuz'un muvaffak oluşunu şöyle izâh ediyordu:"Hünkârım, bizi yenen, sırf sizin yiğitliğiniz değil, ölüm saçan o dehşetli toplarınızdır. Memleketimizin elimizden çıkmasına onlar sebep oldu. Venedik'ten getirdiği topu, Mısır hükümetine satmak isteyen bir Berberi'yi bizim devlet adamlarımız:"Top, Hazret-i Peygamber Efendimiz'in kılıç ve ok kullanınız emrine aykırıdır, bid'attır, kullanmak câiz olmaz" diye reddetmişlerdi. O zaman Berberi bu fikre çok kızmış ve:"Yaşayan görecektir ki bu memleket, toplara sahip olan bir millet tarafından elinizden alınacaktır"diye bağırmıştı. Zaman Berberi'yi haklı çıkardı.Kurtbay'ın bu sözlerine Yavuz Sultan Selim Hân, şu karşılığı vermişti:"Kuvvet ve kudret Allah'ındır, bunda şüphemiz yok. Mâdem ki Kitab'a ve Sünnet'e bu kadar bağlıydınız, Resûlüllah Efendimiz'in "Silaha, aynı silahla mukâbele edin", meâlindeki emrine neden riâyet etmediniz? Resûl-i Ekrem Efendimiz'den bu yana 900 sene geçti. O zaman kılıç ve ok devri idi. Şimdi top devri...
İstanbul'da medfun bulunan evliyanın büyüklerinden Hüsâmeddin Uşâki hazretleri, 1594 (H.1003) senesinde vefât etti. Kasımpaşa'da, Uşâki Dergâhına defnedildi. Asıl memleketi Uşak olduğu için, Uşâki adıyla meşhur oldu. Nükteli ve hikmetli sözler söyleyen Hüsâmeddin Uşâki hazretleri buyurdu ki:
İbn-i Ebil-Velid Bâcî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimidir. Endülüs’te (İspanya) Kurtuba’da (Cordoba) doğdu. Endülüs’teki âlimlerden ilim öğrendikten sonra, Bağdad, Basra, Yemen ve Hicaz’a giderek buralardaki âlimlerden ilim tahsil etti. Endülüs’e dönerek Sarakusta’da (Saragosa) talebe yetiştirdi. 493 (m. 1100) yılında hacdan dönerken Cidde’de vefât etti. “Kitâb-ül-burhân” isimli eserinde şöyle nakleder:
Ebû Amr Dımeşki rahmetullahi aleyh, Şam evliyâsının büyüklerinden olup, Zünnûn-i Mısri'nin talebeleriyle sohbet etti. 320 (m. 932) yılında vefât etti.
Ebû Amr-i Dımeşki hazretleri buyurdu ki:
Emevi Halifelerinin büyüklerinden olan Ömer bin Abdülaziz hazretleri zamanında Şam'da yaşamış olan ünlü şairlerden Ebu Amr, cömertliği ile meşhur olmuştu. İhtiyacı olan herkes ona koşar, o da elinde ne varsa verirdi. Bir ara maddi sıkıntıya düştü. Onu, cömertliğinden dolayı tenkid edenler, bunu fırsat bilerek onun hakkında konuşmaya başladılar: "İşte gördünüz mü, fazla cömertlikten sıkıntıya girdi. Biraz ihtiyatlı olsa başına bu sıkıntı gelmeyecekti!" Sonra da bunlardan bazıları Ebu Amr'ın evine giderek kapısını çaldılar. O sırada evde yoktu. Kızı kapının arkasından seslendi: