İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.651.353
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
1300'lü yılların başı: Yer Bursa. Tahtta Niğbolu Kartalı Yıldırım Bayezid, Kadılık postunda ise, Molla Şemsüddin Fenari oturuyor. Padişah bir konuda şahitlik ekmek üzere mahkemede, Kadı huzurunda... Evvela hüviyet tespiti. Ardından Emir Sultan'ın gürül gürül sesi: "Hünkarum: Teri cemaat baisi cerh idüğün şuyu bulmağilen... şehadetün caiz değildir." Yani: "Namazlarını cemaatle kılmadığın söylentisi çıktığı için şahitliğini kabul etmiyorum." Osmanzade Taib'in "Hadikatüsselatin" isimli eserine göre: "Hünkar, sarayı hümayünları pişgahında bir camii şerif bina idüb evkatı hamsede cemaate müdavemet buyurdular." Evet ya: Padişah sarayının avlusuna bir cami yaptırdı ve beş vakit namazını burada cemaatle kılmaya başladı. Ancak ondan sonra şahitliği kabul edilmiş olmalı. "Bağımsız yargı", meğer ne anlama geliyormuş? Yıl 1393...
Yavuz, sert mizaçlı olduğu kadar şair ruhluydu. Birçok şiirleri vardır. Bu yüzden şiir ile ifade edilen duygulara ehemiyet verirdi. Mısır'ın fethinden sonra uzunca bir müddet Kahire'de kalınması, devlet erkanının ve askerin canını sıkmaya başladı. Fakat bu durumu padişaha bildirmeye kimse cesaret edemiyor du. Birgün çok sevdiği Kemalpaşazade Ahmed Efendi ile konuşurken:-Mısır'da ve asker arasında neler oluyor?-İyilik, Sultanım. Yalnız dün Nil nehri kenarında iki askerin şöyle bir türkü söylediklerini duydum:
Ebû Abdullah Hârezmi hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 667 (m. 1268)'de Hârezm'de doğdu. 741 (m. 1340)'da Kâhire'de vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Hayber, Medine-Şam yolu üzerinde, bol hurmalı, iç içe kalelerle çevrili, münbit arâzisi bulunan, çok mühim bir yerdi. Hayber, Yahûdilerin elinde idi. Medine'den çıkarılan Yahûdilerin bir kısmı da, buraya gelip yerleşmişti. Burası, bütün Hicaz Yahûdilerinin merkezi ve hisarlı bir kalesi durumunda idi. Bu Yahûdiler, İslâm'a karşı Mekkelileri dâimâ kışkırtmışlar, Hendek Muhârebesini onlar tezgâhlamışlardı. Ayrıca kendilerine yapılmış olan anlaşma tekliflerini de reddetmişlerdi. Medine'ye hücum etmek için plân hazırlıyorlardı...
Abdullah Menûfi, usûl, tefsir, nahiv ve Mâliki mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1287 (H.686) senesinde Mısır'ın Buhayra şehrinde doğdu. Sonra Menûf'a yerleşti. 1347 (H.748)'de Mısır'da vefât etti.
Abdullah Menûfi hazretleri, Süleymân Şâzili'nin sohbetlerinde yetişip, vilâyet derecelerinde yükseldi. Mâliki mezhebi fıkıh bilgilerinde, tefsir ve Arabi ilimlerde âlim oldu. Birçok talebe yetiştirdi. Mısır'da onun ilminden istifâde etmeyen yok gibiydi...
Eshab-ı Kiramdan birinin evine bir yerden bir koyun başı gelmişti. Evde başka yiyecekleri de yoktu. Hanımına onu hazırlamasını söyledi. Pişirdiler, hazırladılar; tam yiyecekleri zaman bir komşu gelip: " Günlerden beri açız. Bize verecek bir şeyiniz yok mu? dedi. Onlar yemeye hazırlandıkları kelleyi verdiler. Kelleyi alan sahabi eve götürdü, sevinç içinde çocukları ile yiyeceği bir sırada başka bir komşu bu sefer onlara gelip: " Günlerden beri açız, bize verecek bir şeyiniz yok mu? dedi