İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.541
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
15 Mayıs 1570'de Kıbrıs'ın fethi ile görevlendirilen Lala Mustafa Paşa, 1570 Mayıs' ında adaya asker çıkardı. Önce Lefkoşe ve sonra Magosa'da yaptığı şiddetli çarpışmalar ve muhâsaradan sonra bir yıl içinde kaleyi fethetti. Anadolu Türklerini yerleştirip idâri teşkilâtı kurduktan sonra, 15 Eylül 1571'de adadan ayrıldı ve büyük karşılama merâsimi, gürleyen top sesleri arasında İstanbul'a geldi. 1578 yılında İran orduları tarafından ülkeleri istilâ edilen sünni Dağıstan, Şirvan ve Gürcistan beylerinin ağır İran tazyikleri karşısında Osmanlı Devletinden yardım istemeleri veİran kuvvetlerinin Irâk'ta Osmanlı topraklarına tecâvüz ederek 29 Mayıs 1555 Amasya antlaşmasını bozmaları üzerine İran'a karşı harbe karar verildi. Divân-ı Hümâyûnda yapılan toplantı sonunda tecrübeli vezir Lala Mustafa Paşa, İran Serdârı tâyin edildi.
Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa, kaleyi büyük kuvvetlerle aylarca kuşatan Rus ordu suna yaralı olarak esir düşmüştü. Topallaya topallaya merdivenlerden çıkarken Rus Çarı II. Alexandr ve bazı generaller onu odada bekliyorlardı. Osman Paşa Rus Çarının huzuruna getiril di. Çar ve Osman Paşa birbirleirne bakıştılar. Osman Paşa'nın bıraktığı tesir pek kuvvetliydi. Herkes büyük bir adamın huzurunda bulunduğundan heyecan içindeydiler. Alexandr tercüman vasıtasıyle:-Kumandan! Plevne'den nereye gidiyordunuz? Bilmiyor musunuz ki, Rus askeri sizi muhasara etmişti, dedi. Osman Paşa:-Biliyorum. Fakat tutabildiğim mahalle gitmek üzere askerinizi yarıp çıkacaktım.-Niçin silahlarınızı teslim etmediniz?-Devletim bana, düşmanı gördüğün zaman silahını terket demedi. Buraya beni kavga için gönderdi. Çok kere düşman çokluk olduğu halde yine harp kazanılır. Nitekim bizim sizinle olan muharebelerimiz gibi.Bu askerce sözler Rus Çarı'nın hoşuna gitti:-Bravo!.. siz Osmanlı ordusuna şeref bahşettiniz. Hakikaten cesur bir adamsınız. Bizim yanımızda bulunduğunuz müddetçe üniformanızı, kılıcınızı ve nişanlarınızı taşımak hakkına sahipsiniz. Sizin gibi bir kumandanın kılıcı alınmaz. Burada ve Rusya'da kılıcınızı taşıyınız. Rusya'da bir Mareşal gibi kabul olnacaksınız!..
İdrîs-i Bitlisi hazretleri Osmanlı âlimlerinden ve devlet adamlarındandır. Akkoyunlu devleti hâkimiyetindeki Bitlis’te doğdu. Bir müddet sonra bu bölgeleri işgal eden Şah İsmâil’in zulmünden kurtulmak için Osmanlı ülkesine gitti. Sultan Bâyezîd Hân, onu Arab ve Acem Kadıaskerliğine tayin etti. Yavuz Sultan Selim Hân’ın hizmetinde de bulunan İdrîs-i Bitlisi, Sultân’ın İran’a karşı tertip ettiği Çaldıran Seferinde ona refakat etti ve Bitlisli olmasının da yardımıyla, doğu vilâyetlerinin Osmanlıya bağlanmasını sağladı. 926 (m. 1520) senesinde vefât etti. Eyyûb Sultan’da İdrîs Köşkü civarında defnedildi. Çeşitli eserler yazmıştır. “Münâzara-i savm-ü-ıyd” adındaki eserinde Ramazan-ı Şerif Bayramının faziletilerini şöyle anlatır:
Baba Nimetullah Nahçıvâni, Osmanlılar zamânında yetişen İslâm âlimlerinden ve Nakşibendiyye yolunun büyük velilerindendir. Âzerbaycan'ın Nahçıvân şehrinde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1514 (H.920) senesinde Konya'ya bağlı Akşehir'de vefât etti. Türbesi, Baştekke yolu üzerindedir...
Dünya hayatında hiç kimseye iyilik yapmamış, bencil bir adam ölünce, cehennem kapısında bir melek karşıladı. Melek adama şöyle seslendi: "Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan buraya girmeyeceksin. Varsa söyle!"