Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.545.765
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Yıldırım Bayezid Hanın bir mahkemede şahitlik etmesi gerekiyordu. Padişah mahkeme ye geldi ve herkes gibi o da ellerini önüne bağlayıp ayakta bekledi. Devrin Bursa Kadısı Molla Fenari, padişahı süzdükten sonra; "Senin şahitliğin kabul değildir. Zira sen namazlarını cemaat ile kılmıyorsun. Elinde imkanı olduğu halde cemaate gelmeyen bir kimse, yalancı şahitlik edebilir demektir." Bu itham karşısında herkes Yıldırımın hiddetlenmesini bekliyordu. Fakat o boynunu büküp mahkemeyi terk etti ve hemen sarayının yanına bir cami inşa ettirmeye başladı.
Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretleri, bir gün tebdil-i kıyâfet ederek halkının arasında gezmeye çıkar. Akşama kadar dolaşır. Unkapanı kapısına geldiğinde kale kapısının kapanmış olduğunu görür. Kendisinin çıkardığı fermana göre, kale kapıları akşam ezanını müteâkip kapanıp, sabah ezanı vakti açılmaktadır. Padişah yanındakilerle kapının önüne gelir ve kapı muhâfızı Sinan Çelebi ile aralarında şu konuşma geçer:" Aç şu kapıyı Sinan Çelebi!.." Kimsin sen, bana kapıyı aç diye nasıl emredersin?.." Kim olduğuma ne bakıyorsun, kapıyı aç yeter.
İbn-i Adîy hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. 277 (m. 890) senesinde İran'da Cürcân'da doğdu. 365 (m. 976) tarihinde Cürcan’da vefat etti. İlim öğrenmek için Şam’a, daha sonra Mısır ve başka yerlere gitti. Verdiği hükümler ve beyanları, kendinden evvel ve sonra gelen âlimlerin hepsinin ilmine ve hükümlerine uygun idi. Kadılar ve âlimler onun hükümlerini aynen kabul edip onun bildirdiğiyle hükmettiler. Buyurdu ki:
Sa'düddîn Muhammed Bahrâbâdî hazretleri Kübrevî tarikati şeyhlerindendir. 587 (m. 1191)’de İran’da Nîşâbur civarında Bahrâbâd köyünde doğdu. Harezm’e giderek evliyanın büyüklerinden Necmeddîn-i Kübrâ’nın sohbetlerine devam etti ve icâzet alıp halifelerinden oldu. Hocası onu talebe yetiştirmek üzere Şam’a gönderdi. Burada Muhyiddin-i Arabî hazretleriyle sohbet etti. 671 (m. 1272)’de orada vefat etti. Buyurdu ki:
Kayyûm-i Cihân Muhammed Seyfullah hazretleri, 1743 (H. 1156) senesinde Hindistan'da doğdu. Bu mübarek zatın, daha çocukluğunda kerametleri görülmeye başladı. Önce babasının tedrisinde yetişti. Onun vefatından sonra ağabeyi Şah Gulam Muhammed onu yetiştirip icazet verdi. Kırk yaşında iken Kâbil'e gitti. Oradaki insanları irşad etti. Daha sonra tekrar Delhi'ye döndü.
Hükümdarlardan biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu: - Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime iyi bir hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle, sesle, sazla meşgul Demek ki hocası buna iyi bir yön veremiyor. Vezir aynı görüşte değildi: - Hükümdarım hocanın elinde mucize yok. Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine, olgunlaşmasına yardım edebilir İnsanın tabiatı değiştirilemez Terbiye yaratılışa tabidir.