Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.602.406
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Murâd Han, ince rûhlu, hassas, lütûfkâr âdil, merhametli olup sözüne sâdık, cesur ve tedbir sâhibi, kumanda kâbiliyeti yüksek bir devlet adamıydı. On iki yaşında şehzâde iken başlayan muhârebe hayâtı, vefâtına kadar devâm etti.İlmi sohbetleri sever, âlimleri himâye eder ve onların ihtiyâçlarını karşılardı. Haftanın iki gününü ilim meclisinde sohbetle geçirirdi. Kendisinin de ilmi ve ibâdeti çok; zühd, verâ ve takvâsı pek fazlaydı. Oğlunu ve kızlarını evlendirdikten sonra, bir gün veziri Çandarlı İbrâhim Paşaya dönmüş; "Koca Çandarlı! Bu dünyâda arzûlanan nedir ki? Oğul evermek, kız çıkarmak... Bunları Allahü teâlânın izniyle yerine getirdik. Geriye imân ile gitmek kaldı." demişti.
Birinci Cihan Harbi patlak verip yedi düvelle savaşa girildiğinde, Anadolu coğrafyasının eli silah tutan gökçek yüzlü bütün yiğitleri askere çağrılır. Bu daveti alanlar arasında, bıyığı henüz terlemiş Murat isminde bir delikanlı da vardır. Yozgat'ın Sorgun kazasının Karayakup köyünden olan bu yiğidi, önce başını kınalar öyle selametler anacığı...Murat 3. taburda yerini aldığında, komutanı Sabri Bey'in dikkatini çeker. Başı kınalı bu Anadolu çocuğunu çağırır ve kınanın sebebini sorar. Murat, mahcup mahcup boynunu büker önce... Komutanına cevap veremez bir türlü... Ardından, bölükteki tıbbiye öğrencilerinden Şükrü'ye bir mektup yazdırır:"Anacığım! Kardeşlerimi askere gönderirken başlarına kına koyma... Zabit efendi bana sordu da cevap veremedim. Kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar..."
Abdurrahman bin Muaviye hazretleri Tâbiinin büyüklerinden olup Emeviler devrinde Mısır'da kadılık yaptı. 95 (m. 714)'de vefat etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:
Şah Medâr hazretleri Hindistan'da yetişen tanınmış velilerdendir. Doğum târihi bilinmemektedir. 1436 (H.840) senesinde vefât etti. Kabri, Hindistan'da Mekanpûr beldesindedir. Evliyânın meşhurlarından Muhammed Taygur Şâmi'nin derslerinde ve sohbetlerinde yetişip kemâle erdi. Sohbetlerinde şunları anlattı:
İbrahim et-Teymi hazretleri tabiinin fıkıh ve hadis âlimlerindendir. 53 (673)'de doğdu. Enes bin Mâlik'ten ve bazı sahabilerden (radıyallahü anhüm) hadis rivayet etti. Kendisinden İbrahim Nehai, A'meş ve Beyân bin Bişr gibi büyük zatlar rivayette bulundu. 92'de (m. 710) vefat etti. Rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Abdullah bin Mübarek, bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve; "Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?" dedi. Sonra kendi kendine; "Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim." deyip, çocuğun yanına geldi ve:
-Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? buyurdu.
Çocuk:
-Kul nasıl sâhibini bilmez?" dedi.
-Allahü teâlâ'yı ne ile biliyorsun?
-Bu koyunlarımla.
-Bu koyunlarla, O'nu nasıl bilirsin?