Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.362
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Birinci Dünya Harbinin başında, daha önceden İngiliz casusu Lawrwence'in kandırdığı ve Vehhabilerin tarafına geçen bedevi kabileleri, Arab yarımadasında isyanlar çıkarıyıorlardı. İlk isyanı, 3 Haziran 1916'da Medine civarındaki demiryolu ve telgraf hatlarını tahrip ederek başlattılar. 5-6 Haziran gecesi de karakollara saldırdılar, fakat Hicaz'daki Osmanlı kuvvetleri nin kumandanı Fahreddin Paşa' nın aldığı tedbirler sayesinde geri püskürtüldüler. Fakat başlan gıçta sayıları 50.000'i bulan isyancılar, gün geçtikçe çoğalıyorlardı. Üstelik İngilizler'den devamlı silah ve para yardımı alıyorlardı. Buna karşılık Osmanlı askerinin mevcudu ise sadece 15.000 idi ve İstanbul'dan hiçbir yardım alamıyordu. Çünkü Osmanlı 7. Ordusu, Filistin, Irak ve Kanal cephelerinde İngilizlerle savaş halindeydi.
Uzun seneler İngiltere'nin İstanbul'daki büyükelçisi olan Lord Paul Ricault, Sadrazamın daveti ile Eylül 1663'de Uyvar seferine gözlemci olarak katılmıştı. Sefer sırasında gördüklerini şöyle anlatır:"Gerek Veziriazamın, gerekse diğer büyük kumandanların otağ larına çadırdan ziyade saray demek doğru olur. Muhteşem ve harikul âde süslemeleri, çeşitli oda ve daireleri ile saraylardan fazla masraf edilmişti. Bu seyyar saraylar ve ağır kazıkları, parçalar halinde menzil den menzile taşınıyordu. Osmanlı ordusu günde 5-6 saat yürüyordu. Daha fazla yürüyüşe cebri yürüyüş denir ki, fevkalade hallerde olur. Ordu ağırlıklarını at, katır ve develer taşır. Otağ kurucular ordudan daima bir menzil önde giderler. Otağ sahipleri bir menzile gelince otağlarını kurulmuş bulur lar. Her otağ çifttir. Biri kullanılırken diğeri bir menzil sonrasında kurulmaktadır. Sanıyorum bu muhteşem otağları Osmanlılar, ne kadar zengin ve kudretli olduklarını gösterip, düşmanın gözünü korkutmak için kullanıyorlar.
Muhammed Murâd Efendi, İstanbul'da yetişen âlim ve velilerdendir. 1788 (H.1203) senesinde doğdu. 1847 (H.1264) senesinde vefat etti. Kabri, Fatih-Çarşamba'daki tekkesinin yanında kurduğu Dâr-ül-Mesnevi bahçesindedir...
Fenârizâde Mehmed Efendi Osmanlı âlimlerindendir. İlk Şeyhülislam Molla Fenâri hazretlerinin torunudur. 877 (m. 1472)'de İstanbul'da doğdu. Zamanın meşhur âlimlerinden ilim tahsil etti ve talebe yetiştirdi. 929 (m. 1523)'de vefat etti ve Bursa'ya nakledilip, dedesi Molla Fenâri'nin kabri yanına defnedildi. Buyurdu ki:
Abdullah ibni Mübârek hazretleri Tebe-i tâbiînin büyüklerindendir. 736 (H.118) yılında Merv'de doğdu. Türk asıllıdır. Tahsîl için Bağdâd’a gitti. İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe ve İmâm-ı Mâlik'in derslerine devam etti ve ilimde yüksek bir dereceye ulaştı. 797 (H.181)’de Bağdâd yakınlarındaki Hît adlı yerde vefât etti.
İmam Yafii hazretleri, Ravzu'r-Reyahin kitabında şöyle nakleder:Malik bin Dinar Hazretleri anlatıyor:
Basra'da küçük bir grubun bir cenazeyi taşıdığını gördüm. Cenazeyi uğurlayan başka kimse de yoktu. Neden cenazeye katılım olmadığını sordum. Dediler ki:
- Bu adam büyük günahkâr, asi ve ömrünü boşa harcamış biriydi. Ben de cenazenin namazını kıldım ve kabrine indirdim. Sonra bir gölgeliğe çekildim. Uyuyakalmışım.