Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.657.863

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

İlmin Çok Dereceleri Vardır Ve Sonu Yoktur

Dizdarzâde Ahmed Efendi Osmanlılar devrinde yaşamış evliyânın büyüklerindendir. Karaman'da doğup yetişti. İlk tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul’a giderek medrese tahsili yaptı. Sonra Azîz Mahmûd Hüdâyî hazretlerinin talebeleri arasına girdi ve hocasından hilâfet aldı. İzmir'e, sonra Edirne'ye gidip talebe yetiştirdi. 1623 yılında orada vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Surre Alayi

Osmanlı pâdişâhlarının her yıl hac mevsiminde Haremeyn-i şerifeyn ahâlisine, zâhidlere, mukaddes yerlerin ve hac yollarının emniyetini sağlayan Mekke şeriflerine ve Hicaz bölgesinde yaşayanlara gönderdikleri para ve değerli eşyâlara surre; bunları götüren topluluğa da surre alayı denirdi.Bilinen ilk surre alayları, Abbâsiler devrinde (750-1258) gönderildi. Eyyûbiler (1174-1250) ve Memlukler (1250-1517), bu güzel âdeti devam ettirdiler. Herşeyin en güzelini Haremeyn-i şerifeyne lâyık gören Osmanlılar da, surre alaylarının en güzellerini gönderdiler. Osmanlı Devletinde bilinen ilk surre alayı, Yıldırım Bâyezid Han tarafından Edirne'den gönderildi. Gönderilen hediyeler arasında 80.000 altın para da vardı. Çelebi Sultan Mehmed Han, Sultan İkinci Murâd Han ve Fâtih Sultan Mehmed Han zamânında artarak devam etti. Yavuz Sultan Selim Hanın Halife-i Müslimin olmasından sonra daha da sistemleştirildi. Bu hizmet devletin yıkılışına kadar en zor şartlarda bile devam ettirildi.

Vehbi Tülek

Kadi’larin Maaşlari Az Olmamali!

Vehbi Tülek

Iii. Osman Han Ve İstanbul’un Yeniden İmari

Vehbi Tülek

86 - Hoşa Giden Tabir

Vehbi Tülek

Üçüncü Murâd Hanın yerine geçen Üçüncü Mehmed Han ve ondan sonra tahta çıkan Birinci Ahmed Han da Şeyh Hüdâyi hazretlerine büyük bir saygı ile bağlı idiler.

Bir gün Sultan Birinci Ahmed Han rüyâsında; "Avusturya Kralı ile güreş tuttuğunu, fakat kendisinin arka üstü yere düştüğünü" görmüştü. Zâhiren bakıldığında rüyâ çok korkunç idi. Sabahleyin, derhal huzûra getirilen âlimler ve rüyâ tâbircilerinden hiçbiri bu rüyâyı, Pâdişâhı tatmin edecek şekilde tâbir edemedi. Nihâyet Üsküdar'da bulunan Aziz Mahmûd Hüdâyi'nin, bu rüyâyı tâbir edebileceğini arz ettiler.

Fatih Sultan Mehmet Ve Hüner Sahipleri

Vehbi Tülek

Osmanli Konağinda

Vehbi Tülek

İngiliz Elçisinin Sultan Abdülhamid’e Hayranliği

Vehbi Tülek

Oruç Reis

Vehbi Tülek

Seydi Ahmed Paşa

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Muradin Oğlu Ii. Mehmede Öğütleri

Vehbi Tülek

Sultanlar RikÂbinda Yürüsün!

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ayıpları Örtenin Ayıpları Örtülür

Burhâneddin Sıbt ibn-i Acemi hazretleri hadis âlimlerindendir. 753 (m. 1352)'de Halep civarındaki Cellûm'da doğdu. 841 (m. 1437)'de Halep'te vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Şâfiî Fıkıh âlimi Ebû Bekr Süyûtî

Vehbi Tülek

Ebû Bekr Süyûti, Şâfii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Celâleddin Abdürrahmân-ı Süyûti'nin babasıdır. Asıl ismi belli olmayıp, "Ebû Bekr" künyesi ile tanınırdı. Lakabı "Kemâleddin", künyesi ise "Ebü'l-Menâkıb" idi. "Süyûti" nisbeti ile meşhûr oldu. Takriben 804 (m. 1401) senesi Zilka'de ayında Süyût beldesinde dünyâya geldi ve orada yetişti. Fıkıh, usûl, kelâm, nahiv, sarf, me'âni, beyân, ferâiz, hesâb, mantık ve vesâik (vesikalar) ilimlerinde derin bilgiye sâhipti.

Abdurrahmân Efendi

Vehbi Tülek

Kötülükten Kaçan Çok Ecir Kazanır

Vehbi Tülek

Ebû Ahmed Nişâbûri hazretleri hadis âlimlerindendir. 293 (m. 905)'de doğdu. 375 (m. 985)'de vefât etti. "Hüseynek" ismiyle tanınmıştır. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Abdullah Mekkî Efendi

Vehbi Tülek

Resûlullah âşıklarını Üzmemeli

Vehbi Tülek

Ebû Zür’a Dımaşkî

Vehbi Tülek

Sâdık Talebe, Hocasını Yanına Çeker!

Vehbi Tülek

Muhammed Bin İshak

Vehbi Tülek

Huşû Ile Kılınan Namaz Kurtuluş Vesilesidir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek

Garip Karşilanan Bir Adak

Vehbi Tülek

Allah’a Firar Et

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Yuhçu Baba

Tüccarin Rüyasi

Abdullah El-acemî

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Yüz Vermedin!

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek