Günahtan Sakınan Cesur, Hâinler Ise Korkak Olur!
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.445.167
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
Avrupa hristiyanları, Papa'nın kışkırtması ile bir araya gelip Osmanlı topraklarına saldırmaya teşebbüs edince, yeryüzünün sultânı Kanuni Sultan Süleyman Han, ordusu ile sefe re çıktı. Târihlere şan veren ordu ağır ağır ilerliyor, hedefine bir an önce ulaşmak için gayret sarf ediyordu. Havalar da iyice ısınmıştı. Bir Hristiyan beldesinden geçerken, yolun dar olması sebebiyle, askerlerden kimisi üzüm bağlarından yürümek mecburiyetinde kaldı. Olgunlaşan üzümler susuzluktan dudağı çatlamış askerlere; "Al beni, ye beni" dercesine duruyordu. Askerlerden biri dayanamayıp, sahibinin haberi olmadan bir salkım üzüm kopardı. Yerine de bir keseye koyduğu parayi bağladı. Üzümü de yedi.
Bir padişah Hızır (aleyhisselam)'ı görmek istiyordu. Bir gün bunun için tellallar çağırttı:"Kim bana Hızır'ı gösterirse onu armağanlara boğacağım" dedi. Birçok oğlu uşağı olan fakir bir adam bu işe talip oldu. Karısına dedi ki: "Hanım ben padişaha Hızır'ı bulacağımı söyleyip ondan kırk gün müsade alacağım. Bu kırk gün için padişahtan size ömrünüz boyunca yetecek yiyecek, içecek ve para alırım. Kırk günün sonunda Hızır'ı bulamayacağım için benim kelle gider, ama siz rahat olursunuz" Adamın karısı kanaatkar biriydi:"Efendi biz nasıl olsa alıştık böyle kıt kanaat geçinmeye. Bundan sonra da idare ederiz. Vazgeç bu tehlikeli işten" dedi. Ama adam kafaya koymuştu. Padişaha gidip Hızır'ı bulacağını söyledi. Bunun için kırk gün izin istedi.
Ebü'l-Abbâs Seyyâri hazretleri büyük velilerdendir. Fıkıh ve hadis ilimlerinde büyük âlim idi. Faziletler ve kerâmetler sâhibi olup, zamânın seçkin âlimlerindendi. Ebû Bekr-i Vâsıti'nin en büyük talebesidir. Tasavvufta yetişip kemâl derecelerine ulaştı. 953 (H.342) senesinde Türkistan'da Merv şehrinde vefât etti.
Zileli Abdurrahmân Efendi Anadolu velîlerindendir. Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu. İlk tahsilinden sonra Kastamonu'ya gelerek Şeyh Şâbân-ı Velî tekkesinde Mustafa Çelebi Efendiden dersler aldı. Evliyâlık yolunda ilerledi. Şeyh Mustafa Çelebinin vefâtı üzerine Şâbân-ı Velî tekkesinde irşâd makâmına oturdu. Çok talebe yetiştirdi. 1673 (H.1083) senesinde Kastamonu'da vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Muhammed Behâeddin Veled hazretleri, Resûlullah efendimizin birinci halifesi olan hazret-i Ebû Bekr-i Sıddik'in soyundandır. Belh şehrinde Hatiboğulları sülâlesindendir. İsmi Muhammed Behâeddin'dir. Babası Hüseyin Hatibi, dedesinin ismi de Ahmed Hatibi'dir. 1151 (H.545)'te doğdu. 1228 (H.625) veya 1231 (H.628)'de Konya'da vefât etti. Annesi, Harezmşah Sultanlarından Alâüddin Muhammed Harezmşah'ın kızıdır.
Emir Sultan, âlim ve ilim menbaı olan Buhârâ'da yetişti. Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere'de ilim tahsil etti. Medine-i münevvereye yerleşmek ve ömürlerinin sonuna kadar orada kalmak niyetindeyken, bir rüyâ gördü. Rüyâsında Peygamber efendimiz ile hazret-i Ali yanyana oturmuşlardı. Yanlarına vardı ve diz çöküp oturdu. Hazret-i Ali ona; "Ey oğlum! Sana cenâb-ı Hak tarafından ceddin Muhammed'in (sallallahü aleyhi ve sellem) sünnetini, takvâ yoluyla öğretmen için Rûm iline gitmen işâret olundu. Önünde giden nûrdan üç kandil belirecek, o kandiller nerede gözünden kaybolursa orada kalacaksın. Mezârın da orada olacak" dedi. Emir Sultan uykudan uyanınca; "Demek ki takdir-i ilâhi böyle" diyerek yola çıktı. Hazret-i Ali'nin dediği gibi, üç kandil ona kılavuzluk etti. Bursa'ya geldiği zaman, önündeki nûrdan üç kandil, pınar başında üç servi civârında fakirler için tahsis edilmiş eski bir kilisenin yanında kayboldular. Böylece Emir Sultan Bursa'ya yerleşti.