Günahtan Sakınan Cesur, Hâinler Ise Korkak Olur!
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.446.357
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
Süleymân Rüşdi Efendi, önce Karamullu köyünün efesi idi. Halk kendisinden çok korkardı. Daha sonra, Nâzilli'de Mehmed Zühdi Efendi'yi görüp, ona talebe oldu. Mehmed Zühdi Efendi' nin yanında kemâle eren Süleymân Rüşdi Efendi, çok yüksek mertebelere kavuştu. Efelik zamânında kullandığı bıçağını, palasını ve tüfeğini, oturduğu odanın duvarına astı. Kendisine bağlı efeleri de ona talebe oldular. Önceleri Mirzâde diye meşhûr idi. Sonra Rüşdi mahlasını aldı.
Preveze zaferinden üç yıl geçmişti. Alman İmparatoru Şarlken, Cezayir'i Osmanlı devletinden ayırmak için harekete geçti. Maksadı Kuzey Afrika'dan Osmanlıları çıkarmak ve buraları Hristiyanlaştırmak idi. Bu maksatla 516 gemiden müteşekkil muazzam bir donanma hazır ladı. Andrea Doria kumandasındaki bu donanmada 35.000 asker, 400 Malta şövalyesi bulunuyordu. İmparatorun bizzat katılacağı bu sefer de kendisine en büyük İspanyol, İtalyan ve Alman asilzadeleri de refakat ediyorlardı. Şarlken'in zafer alayını seyretmek için, İspanyol, İtalyan ve Alman düşes, markiz ve kontesleri de gelmişlerdi. Avrupa yüksek sosyetesinin en kibar hanımları ve genç kızları bu zafer alayın da İmparatorun yanında bulunmak fırsatını kaçırmak istemiyorlardı.
Hasan Ebû Halâve hazretleri Kudüs'teki evliyânın büyüklerindendir. Gazze'de doğdu. 1892 (H.1310) senesinde Kudüs'te vefât etti. Çok kerâmetleri görüldü...
Yûsuf Nebhâni hazretleri anlatır:
Şireveyh bin Şehridâr Deylemî hazretleri hadîs ve târih âlimidir. 445 (m. 1053) senesinde İran’da Hemedan'da doğdu. 509 (m. 1115) senesinde vefât etti. Hadîs öğrenmek ve dinlemek için Bağdad, Kazvin ve İsfehân’a gitti ve birçok âlimden ilim öğrenip hadîs-i şerîf dinledi. Firdevs-ül-Ahyâr adlı eserinde, rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazılarında, Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
Osmanlı devletinde yetişen âlimlerin ve velilerin büyüklerinden ve Şemsüddin Fenâri'nin torunlarından. İsmi, Ali bin Yûsuf Bâli bin Şemsüddin Muhammed Fenâri'dir. Osmanlı Devletinin ilk şeyhülislâmı Molla Fenâri'nin oğlu Molla Yûsuf'un çocuğudur. Lakabı Alâeddin olup, dedesine nisbetle Fenâri dendi. Bursa'da doğup büyüdü. Doğum târihi bilinmemektedir. 1497 (H.903) senesinin sonlarına doğru Bursa'da vefât ettiği rivâyet edilmektedir. Dedesi Molla Fenâri'nin kabrinin yanına defnedildi.
Alâeddin Fenâri, küçük yaştan itibâren ilimle meşgûl olmaktan çok zevk duyardı.
Akşemseddin hazretleri, Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretlerinin hocasıdır. Soyu, Hz. Ebû Bekir'e dayanır. Kendisini ilim tahsiline adamış, Hacı Bayrâm-ı Veli'den icâzet almıştır.Bir gün Hacı Bayrâm-ı Veli hazretlerine sordular: " Sana kırk yıldan beri hizmet eden nice dervişlerin var; onlara icâzet vermedin de, az bir zamanda Akşemseddin'e nasıl icâzet verdin?Hacı Bayrâm-ı Veli hazretleri onlara şu cevabı verdi:" O, benden ne gördü ve ne işitti ise inandı, kabul etti; hikmetini sonra kendisi buldu. Diğerleri ise hemen hikmetini sorarlar. Aradaki fark budur.