Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.603.847
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
18. yüzyılda Osmanlı ülkesine gelerek intibalarını yazan Hristiyan tarihçi M. A Ubucini, Müslümanların hac ibadetini araştırdıktan sonra kendi dini ile kıyaslamış. Ubucini, İslam'ın eşitlik anlayışına olan hayranlığını bakın nasıl ifade ediyor:
Biliyorsunuz hayatı muhteşem zaferlerle dolu olan Yavuz, genç yaşında küçücük bir çıbana boyun eğer. Son nefesini verirken Hasan Can yanındadır. Yavuz sorar:-Hasan bu ne hal?-Şimdi Allah ile olacak zamandır sultanım.-Ah be Hasan. Sen bunca zamandır, bizi kimle bilirdin? Yavuz'un konuşmaya mecâli yoktur. Mushaf-ı şerifi işaret eder. Hasan Can o berrak sesiyle Yasin-i Şerif'e başlar. Yine volkanlar coşar, sular akar. Sultanın yüzünde huzurun izleri hâlelenir. Sonra latif bir tebessüm yayılır. Koca sultan ayan beyan güler, belki de ilk kez böyle güler... "Nasıl bre?" Mısır seferine çıkacakları gün kayıkla Üsküdar'a geçerler. Nedendir bilinmez Sultan, yoldaşına takılır. "Hasan Can kahvaltı yaptın mı?"
Kumru Baba olarak da bilinen Nûreddin Baba, Celveti yolu büyüklerindendir. Edirne'de uzun yıllar halka İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlattıktan sonra 1432 yılında vefât etmiştir. Kabri, bir zamanlar dergâhının bulunduğu yerde, Edirne saat kulesinin yanındadır. Vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Ebu Bekr Hazreci hazretleri Tâbiin'in meşhur hadis âlimlerinden olup, 36 (m. 656) yılında doğdu. Ensarın Hazrec koluna mensuptur. Eshab-ı kiramın bazılarından fıkıh dersleri almış, hadis-i şerif rivayet etmiştir. Emevi halifesi Süleyman bin Abdülmelik onu Medine'ye vali ve kadı olarak tayin etmiştir. 120 (m. 738)'de vefat etti. Şöyle nakletmiştir:
Bişr-i Hafi hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Nâfile hacca gideceklerden bir kimse, ona vedâ için geldi ve; "Ben hacca gidiyorum, bir emriniz var mı efendim?" deyince; "Ne kadar harçlığın var?" diye sordu. "İki bin dirhem harçlığım var" diye cevap verdi. Bişr-i Hâfi hazretleri: "Hacca gitmekle zühdü mü, yoksa Kâbe'ye olan aşkını mı, yoksa Allah rızâsını mı kastediyorsun?" diye sorunca, adam; "Allah rızâsını kastediyorum" dedi. Bunun üzerine Bişr-i Hâfi hazretleri; "O halde evinde dururken, Allah'ın rızâsını kazandıracak bir şeyi sana söylersem, yapar mısın?" deyince; "Evet yaparım" karşılığını verdi. Bunun üzerine Bişr-i Hâfi hazretleri;
Rumelili yüzbaşı İbrâhim Ağa adında bir kimse Bolu'da bir müddet vazife yaptı. Memleketine döneceği zaman Mustafa Sâfi Efendiyle vedâlaşmak için ziyâretine gitti. Vedâlaşıp giderken yüzbaşı İbrâhim Efendiye; "Yolculuğunuz sırasında sıkıntıya düşerseniz bizi hatırlayınız. Selâmetle memleketine ulaşırsın." dedi. Yüzbaşı İbrâhim Ağa bir gemiye binip yola çıktı. Denizde bir müddet yol aldıktan sonra fırtına çıkıp, bindiği gemi batmaya yüz tuttu. Yüzbaşı İbrâhim Ağa suyun dibine doğru batarken Mustafa Sâfi Efendinin kendisine vedâlaşırken söylediği sözü hatırlayıp, Allahü teâlânın izniyle Mustafa Sâfi Efendinin rûhâniyetinden yardım istedi. O anda Mustafa Sâfi Efendi gözüküp onu elinden tuttu ve sudan çıkardı. Sonra da; "Suyun üzerinde bağdaş kur otur! Korkma bir gemi gelip seni kurtaracak!" buyurmuştur. Biraz sonra bir gemi gelip onu kurtarmış ve memleketinin sâhiline götürüp bırakmıştır. Bu hâdiseden sonra Yüzbaşıİbrâhim Ağa memleketinden Bolu'ya giderek Mustafa Sâfi Efendiye talebe olmuş ve ömrü boyunca orada kalmıştır