Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.668.098
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Sene 1669. Veziriazam Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa, Girit'te aylardır alınamayan Kandiye kalesi önlerinde. Kaleyi kuşata Osmanlı askerinin mühimmat ve yiyecek ikmali, Hanya'dan gemilerle getiriliyor ve Kandiye önlerindeki Çanak limanına indiriliyordu. Vene dikliler, Osmanlı askerinin Çanak limanından ikmal yaptıklarını öğrenince 12 gemilik bir filo ile orasını abluka altına aldılar. Fazıl Ahmed Paşa, hemen Memizade Mehmed Paşa kuman dasında 12 gemiden müteşekkil bir filoyu oraya göndererek kuşatmayı kırmak istedi. Fakat bunu haber alan Venedikliler, Çanak limanına takviye olarak 20 gemi daha gönderdiler. Bun dan Memizade Mehmed Paşanın haberi yoktu ve düşman kuvvetlerini 12 gemiden ibaret zannediyordu.
31 Temmuz 1872'de sadrâzam oldu. Üç ay kadar sadrâzamlık yaptı. Bu esnâda rüşvet karşılığında Mısır Hidivi İsmâli Paşaya Avrupa'dan borç alabilme yetkisi tanıdı. Gerçeklerin aksine devlet bütçesinde gelir fazlalığı olduğunu iddiâ etti. Uygunsuz davranışları ve yalanlarının ortaya çıkması üzerine sadrâzamlıktan azledildi (19 Şubat 1873). Aynı yıl Divân-ı Ahkâm-ı Adliye Nâzırlığına getirildiyse de kendisini sadrâzamlıktan azleden pâdişâha karşı kin beslemeye başladı. Yeni Osmanlıların (Bkz. Jön Türkler) sadrâzam adayı oldu.Midhat Paşa; Mütercim Rüşdi Paşa, Hüseyin Avni Paşa ve Müfsid İmâm (Hasan Hayrullah) işbirliği yaparak Sultan Abdülaziz Hanı tahttan indirip Beşinci Murâd'ı tahta geçirdiler. Ancak Abdülaziz Hanın hunharca katledildiğini duyan Sultan Beşinci Murâd'ın akli dengesi bozuldu. Doktorların verdiği rapor üzerine tahttan indirilip yerine Abdülhamid Han geçti.
Şeyh İbn-i Nûh, Mısır'da yetişen büyük velilerdendir. 1309 (H.708) senesinde Kâhire'de vefât etti. Soyu Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından olan Sa'd bin Ubâde hazretlerine ulaşır...
İbn-i Nûh hazretlerinin kıymetli sözleri çoktur. Buyurdu ki:
Erzincanlı Abdullah Mekki Efendi, büyük veli Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin halifelerindendir. On dokuzuncu yüzyılda yaşamıştır. Aslen Mekkeli olan Abdullah Efendi, ilimde yüksek dereceye ulaştıktan sonra Bağdâd'a giderek, Nakşibendiyye yolunun mürşid-i kâmili Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerini tanıdı, sohbetleriyle şereflendi. Sohbet ve hizmetlerinde bulunarak kemâle, olgunluğa ulaştı. Hocası ona hilâfet-i mutlaka vererek Erzincan'a gönderdi.
Kemâleddîn Süyûtî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 804 (m. 1401) senesinde Mısır’da Süyût beldesinde doğdu. Memleketinde ilim tahsil ederek orada kadılık yaptı. Sonra Kâhire’ye gitti. Meşhur âlimlerden ilim tahsîl etti. Hepsi de ona icâzet verdi. Tûlûniyye Câmii’nde hatîblik yaptı. Halife Müstekfâ-billah’a İmâm oldu. 855 (m. 1541) senesinde vefât etti. Çok kitap yazdı. “Şerh-ül-Akâid-il-Adûdiyye” isimli eserinde şöyle anlatır:
Büyük çoğunluğu, yüksek rütbeli Osmanlı devlet adamlarından meydana gelen Hacc kafilesi, Fahr-i Âlem, Resul-i Ekrem, Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimizi ziyaret yolunda. Çölde günlerdir süren yorucu yolculuk bitmek üzere. Medine'ye yaklaştıkları bir gecede son defa mola verildi. Kafiledekiler kısa süre içinde yorgunluktan uykuya daldılar. Ancak biri var ki, günlerdir uyku görmeyen nemli gözleri ile ufuklara dalmış, iki cihan güneşi sevgili Peygamber Efendimizin hasretiyle yanmış, kavrulmuş, Yusuf Nâbi bu. O gece, Resulullah'a bu kadar yakın olmanın hazzı içerisinde yerinde duramayıp gezerken... O da ne! Devlet büyüklerinden birisi, ayağını Hücre-i Saadet istikametine doğru uzatmış uyumuyor mu?