Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.258
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Fransız ihtilalinin kudreti adamı Napoleon, kısa bir zaman içinde bütün Avrupa'yı şaşırttı. Toulon limanından 450 gemiyle çıktı. 1.000 yıllık Venedik Cumuriyetini tarihe gömdü. Asırlarca Akdeniz'İ haraca kesen Malta şövalyelerini dize getirdi. Papanın İtalya'sını, Dalmaç ya sahillerini ve bu civardaki bütün adaları, birçok liman ve şehirleri silindir gibi ezdi, geçti. Nihayet hayalindeki Ehramlar şehrine ulaştı. Hile ve zor kullanarak Mısır'ı işgal etti ve halka Osmanlıca broşürler dağıtarak, Osmanlı hükûmeti tarafından asi Memlûk leri itaat altına almakla görevlendirildiği yalanını yaydı. Osmanlı Devleti, 400 yıldan beri Fransızlarla savaşmamıştı. Bilakis daima dostluk elini onlara uzatmıştı. Kanuni, krallarını bile esaretten kurtarmıştı. Napoleon bütün bunları unutmuş olamazdı. Fakat umursamıyordu. Saldırıyor, saldırıyordu...Üstelik şeytan kadar da kurnazdı. Silahtan önce herkesi kandırmaya çalışıyordu.
Osmanlı devletinin kuruluş seneleri. Orhan Gazi zamanı. Türkmen atlıları, İzmit önlerine kadar gelmişlerdi. Hedef, İstanbul. Fakat oraya gitmek için alınacak bir çok kale var. Bunlardan en muhkem olanı, Hereke kalesi. Daha önce akıncılar, iki defa bu kaleyi zorladılar, fakat zaptedemediler. Orhan Gazi Ali Ağa ismiyle meşhur akıncı beyini çağırdı ve :-Baka Ali Ağa, dedi, Hereke çetin bir kaledir. Tekfuru da yaman bir silahşör. Ve ille bu kale bize gerektir. Bunu senden isterim!Ali Ağa duraksamadan:-İstediğin kale olsun beyim, biner gider, yırtar alırız evelallah! Dedi.Orhan Gazi; "Hemen cenk duası okunsun" emrini verdi. Ali Ağa, kollarını ileri uzattı ve yüreklere dokunan gür sesiyle Cenk duasını okudu. Hep birden "amin" diyen 100 yiğit, Ali Ağanın ardından hemen yola düştüler.
Horasan'dan yollara düşüp gelen ve Anadolu'yu yurt edinen alperenlerden olan Cemel Ali Dede'nin doğum târihi bilinmemektedir. 1274 (H.673) senesinde Konya'da vefât etti. Kabri, Konya'da Meram tarafındadır...
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretlerinin babası Sultânü'l-Ulemâ ile birlikte Konya'ya gelen Cemel Ali Dede, Sultânü'l-Ulemânın sohbetinde bulunup tasavvuf yolunda ilerledi. Selçuklu devri Konya'sının tanınmış kişilerinden oldu. Çevresindeki fakirleri ve düşkünleri gözeten çok cömert bir zat idi...
Ömer bin Abdülaziz, valilerinden Semh İbn Malik el-Havlâni'yi 719 senesinde, Endülüs tarafına göndermişti... Bu mübarek vali, bütün Fransa'nın fethini arzuluyordu... Müslümanlar önce Fransa'nın en büyük şehri olan Bordeaux'ya yöneldiler ve fethettiler...
Kadı Bedreddin Şiblî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimidir. 712 (m. 1312)'de Şam’da doğdu. Daha küçük yaşta iken ilim öğrenmeye başladı. Zamanın büyük âlimlerinin derslerine devam etti. 769 (m. 1367)’de Trablus'ta kadılık yaparken vefat etti.
Çok kitap yazdı. Bunlardan “Akamü'l-mercan fî ahkami'l-can” eseri cinlerle ilgilidir. Bu kitabında buyuruyor ki:
Maveraünnehir alimlerinden Hâce Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin sohbetinde yetişen Abdullah-ı İlâhi hazretleri, hocasından öğrendiklerini Anadolu'da yaymayı kendisine vazife edinip, insanların huzur ve saâdete kavuşmaları için gece gündüz çalıştı. Muhammed Behâeddin-i Buhâri hazretlerinin dergâhından aldığı feyzleri Anadolu'da ilk yayan veli oldu. Bir müddet sonra Anadolu kâdıaskeri Manisalızâde Muhyiddin Mehmed Çelebi (v.1483)'nin dâveti üzerine Fâtih Sultan Mehmed Hanın vefât ettiği günlerde İstanbul'a geldi (1481). Kâdıasker Mehmed Çelebi'nin gösterdiği odaları ve teklifleri kabul etmeyip, daha önce ilim tahsil ettiği Zeyrek Câmii etrâfındaki virâne hâline gelmiş boş medrese odalarını tercih etti. Orada yerleşti. Şeyh Ebü'l-Vefa Konevi gibi Allah dostları ile sohbet etti. İstanbullular onun gelişini rahmet bilip, sohbetine koştular. Az zamanda halktan ve devlet adamlarından birçok kimse, Abdullah-ı İlâhi'nin talebeleri arasında yer aldı.