Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.964
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Sultan IV. Murad devrinde Evliya Çelebi, Cemşid Hezarfenlerden bahsederken bir de Lagari Hasan Çelebi'yi anlatır. Bu zat hakkındaki kaynak, sadece bundan ibarettir. Evliya Çelebi'ye göre Lagari Hasan Çelebi Sarayburnu'ndan kendi yapısı bir roket fişeğe binerek yükselmiş ve salimen denize inmiştir:"Lagari Hasan Çelebi, Murad Han'ın Kaya Sultan nam duhteri pakizesi vücude geldiği gece akube şadmanlığı oldu. Lagari Hasan, elli okka barut macunundan yedi kollu bir fişeng icad etti. Sarayburnu'nda Hünkar huzurunda fişenge bindi ve şakirdleri fişengi ateşlediler. Lagari padişahım seni Huda'ya ısmarladım diyerek temcid ve tevhid ile evci asumana huruc eyledi.
1711 senesi Veziriâzam olan Baltacı Mehmed Paşa bir müddet sonra Moskova seferine tâyin edilmişti. Sefere çıkmazdan önce duâ için nice kere Şeyh Ünsi Efendiyi dâvet etti. Ünsi Efendi özürler bildirip, dâvetine gitmedi. Vezir Mehmed Paşa; "O halde biz onun yanına gideriz. Gece kapısı açık olsun." diye haber gönderdi. O gece tebdil-i kıyâfet edip yatsıdan sonra dergâha geldi. Vezir tevâzu gösterip Ünsi Hasan Efendinin ellerinden öptü. Huzûrunda edeb ile oturdu. Sonra da; "Efendim! Benim babam da Halveti tarikatının önde gelen büyüklerindendir. Bana duâ ediniz. Kerem ve himmet ediniz. Ömrümde sefer nedir, asker idâresi ve sevki nedir bilmem. Sizin duâ ve yardımlarınıza muhtâcım. Yoksa ben bu işin ehli ve erbâbı değilim. Bu işin hakkından dahi gelemem." dedi. Bunun üzerine Ünsi Hasan Efendi ona; "Moskof kâfirlerinin mağlub olacağını, aman dileyeceğini, hor ve hakir olacağını, sulh isteyeceğini, başından sonuna olacak şeyleri açıkça bildirdi. Baltacı Mehmed Paşa üç saat kadar orada kalıp, sonra edeb ile ayrıldı. Ertesi gün evde bulunan hanımlar, Hasan Efendinin veziriâzama olan sözlerini etrâfa söylediler. Hakikaten bir zaman sonra dedikleri meydana çıktı.
Buyurdu ki: "Bir kimse, hocasının hareket ve davranışlarından istifâde edemiyorsa, sözlerinden hiç istifâde edemez..."
Yahyâ bin Muâz-ı Râzi hazretleri büyük velilerdendir. İran'da Rey şehrinde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 872 (H.258) târihinde Nişâbur'da vefât etti. Bu mübarek zatın hikmetli sözleri çoktur. İşte bunlardan bir demet:
Âşık Kâsım rahmetullahi aleyh, Osmanlı devri âlimlerindendir. İznik'te doğdu. 945 (m. 1538)'de Edirne'de vefât etti. Vefâtında yüzyetmiş yaşlarında idi. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Fenâri Veliyyüddin Efendi Osmanlı Hanefi mezhebi âlimlerindendir. Zamanının ulemâsından akli ve nakli ilimleri tahsil ettikten sonra, çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Hac için gittiği Mekke-i mükerremede yedi sene kaldı. Muhammed Ma'sûm-i Fârûki hazretlerinin talebelerinden olan Ahmed-i Yekdest hazretlerinin sohbetleriyle şereflendi. O büyük zâttan icazet alarak İstanbul'a döndü. Fâtih civarında bir medrese ve bir kütüphâne yaptırdı. 1151 (m. 1738) senesinde İstanbul'da vefât etti. Buyurdu ki:
Timur Han'dan sonra yerine geçen oğullarından Şahruh, babası gibi alimlerle oturup kalkmaktan zevk alırdı. Şahruh'un çevresindeki ulemadan biri de Nimetullah Efendi idi. Aynı zamanda evliyadan olan Nimetullah Efendi'nin dilinden düşürmediği bir söz vardı: "Allah haramdan kaçanı korur" (Yani kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez, nasip etmez, demek istiyordu.) Bu sözü sık sık tekrar eder, bununla biraz da hükümdar ve adamlarını uyarmak amacı güderdi. Şahruh da bunun her zaman mümkün olmayacağını, insanın bazen bilmeden de harama el uzatabileceğini ileri sürerdi. Şahruh bir gün sarayında özellikle Nimetullah Efendi'yi ağırlamak üzere bir ziyafet düzenledi.