Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.569.314
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
1423 senesinde, Sultan İkinci Murat Han, kendisine isyan ettirilen küçük kardeşi Mustafa'nın taraftarlarını sindirdikten sonra, çoktan beri Papalığın kışkırtmakta olduğu Kuzey Arnavutluk'taki, Mirdita beyi Ghion Kastriyoti'yi yatıştırmaya asker gönderdi. Türk ordusunun başındaki Evrenosoğlu İsa Bey kısa zamanda Mirdita'yı işgal edip, Beyi Kastriyoti'yi esir aldı. Ve bu kişiyi tekrar Beyliğine iade etti. Ancak ilerde yine isyan edebilme ihtimaline karşı, henüz onsekiz yaşındaki en küçük oğlu Georges Kastriyoti'yi, rehin olarak Osmanlı başkenti Edirne'ye gönderdi. Bu Arnavut delikanlısı, kendi isteği ile Müslüman olup, sevdiği İskender ismini aldı. Saray okulundaki diğer kurmaylarla beraber okutulup, Türk subayı yapıldı. 25 sene birçok harplerde bulunup; büyük birlikler idare etti ve kahramanlıkları görüldü.
Bir İspanyol, 1552-1556 yıllarında Türkiye'de geçirdiği dört yılını anlatır. Aynı zamanda bir hekim olan bu seyyah, Cenova'dan Napoli'ye giderken Türk gemicilerine esir düşmüş ve İstanbul'a getirilmiş. Daha sonra, tıp bilgisini göstererek Kaptan-ı Derya Sinan Paşa'nın hekimleri arasına girmeyi başarmış. Adı Petro. Seyahatnamesinde, dört yılını yaşadığı Kanuni devrinin yaşantısını gözler önüne serer. Biraz da imrenerek.İşte seyahatnameden birkaç kesit: "İstanbul öyle işlek bir şehir ki, buraya günde İspanya'nın Valladolid şehrinin nüfusu kadar yabancı girip çıkar.""Türklerin bıraktığı hayır eserleri, bizde bırakılandan çoktur. Türk zenginleri, bizimkilerden daha cömert davranırlar.""Türkler sadece insanlara değil, hayvanlara bile iyilik yapmayı sevap sayarlar. Bir-iki düzine ciğer satın alıp, kedi ve köpekleri doyuranlara çok rastlanır."
Şeyh Ayderûsî hazretleri büyük velîlerdendir. 1585 (H.993) senesinde Yemen'in Terîm şehrinde doğdu. Orada birçok evliyânın meclisinde bulundu. Sonra Hindistan'a hicret edip Şeyh Abdülkâdir hazretlerinin sohbetlerine katıldı. Ondan da istifâde edip icâzet aldı 1631 (H.1041) senesinde Hindistan'da Devletâbâd’da vefât etti.
İbrâhim bin Tahmân hazretleri tabiinden hadis, fıkıh ve kelâm âlimidir. 80'de (m. 699) Afganistan'da Herat'ta doğdu. Bağdad ve Hicaz'a giderek Süfyân-ı Sevri hazretleri gibi tabiin âlimlerinden ilim öğrendi. Sonra Mekke'ye yerleşti. İmam-ı Azam Ebû Hanife hazretleri ile görüştü. 168'de (m. 784) Mekke'de vefat etti. Buyurdu ki:
Abdülhamid Hüsrevşâhi hazretleri Kelâm âlimlerinin meşhûrlarındandir. 580 (m. 1184)'de İran'da Hüsrevşâh'ta doğdu. İmam Fahrüddin-i Râzi'nin talebesidir. Hocasının vefâtından sonra Şam'a geldi. 652 (m. 1254)'de Şam'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Bir zamanlar Bağdad'da çok zeki ve bilgili, Şenn adında bir adam yaşamaktaydı. Bu adam bir gün kendisi gibi bilgin ve akıllı bir kız bulup evlenmek için atına atlayıp yola çıktı. Yolda bir adama rastladı. Adam köyüne gidiyordu. Şenn de adama katılıp birlikte yolculuk etmeye başladılar. Şenn adama sordu: - Ben mi seni yükleneyim, yoksa sen mi beni yüklenirsin? Adam: - Bu nasıl söz? İkimiz de atlıyken birbirimizi nasıl yükleniriz? diye cevap verdi.Biraz ilerleyip köye yaklaştıklarında, Şenn biçilmiş ekinleri görünce tekrar sordu:- Bu ekinler yenmiş mi yenmemiş mi?