Misâfirini Uğurlarken Kendini Kâhire'de Bulan Zat!
Nûreddîn Şevnî hazretleri büyük velîlerdendir. Mısır'ın bir kasabası olan Şevnî'de doğup 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Çok kerametleri görüldü:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.289.125
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Nûreddîn Şevnî hazretleri büyük velîlerdendir. Mısır'ın bir kasabası olan Şevnî'de doğup 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Çok kerametleri görüldü:
Yavuz Sultan Selim Han, iki yıl süren, mühim muharebelere sahne olan, büyük zafer ve kazançlar elde edilen Suriye ve Mısır seferinden dönüşte ikindi vakti Üsküdar'a gelmiştir. Bütün beylere paşalara emir verdi ki, gece oluncaya kadar Üsküdar'da kalınacak, karşıya karanlık basınca geçilecekti. Bazı devlet ricâli gündüzden geçilmesini daha uygun bulduklarını, geceyi beklemenin niçin gerekli görüldüğünü sordular. Padişah da; "Bütün dünyada yankı uyandıran büyük bir zafer, şan ve şerefle dönüyoruz. Gündüzün İstanbul'a geçtiğimiz takdirde halk büyük bir karşılama yapacak, tezâhürâtta bulunacaktır. Bu da nefsimize bir gurûr getirebilir. Bundan Allâhü Teâlâ'ya sığınırım. Buna meydan vermemek için pâyitahta gece geçeceğiz." cevâbını verdi.
Yavuz Sultan Selim Han, Mısır'ı fethettikten sonra buranın idaresine veziriazam Yunus Paşa'yı tayin etti. Fakat onun, rüşvet, irtikab ve birçok haksız işler yaptığını duyunca hemen azletti ve yerine Hayrbay'ı tayin etti. Memlûk kumandanlarından olan Hayrbay, Mısır'ın fethin den sonra Yavuz'a itatini bildirip Osmanlı hizmetine girmişti. Mısır valiliği müddetince Osmanlı ya bağlı kaldı ve büyük hizmetleri oldu.Yavuz Sultan Selim Han, 12 Eylül 1517 günü İstanbul'a dömek üzere Kahire'den ayrıldı. Ertesi gün, yolda giderken Yunus Paşa'ya dönerek:-Eee Paşa, Mısır da arkada kaldı, dedi.Mısır valiliği görevinden alındığına üzüldüğünden, iradesine hakim olamayan Yunus Paşa, şu karşılığı verdi:-Evet Hünkarım, pekçok zahmetler çektik. Çok asker telef ettik. Fakat mesaimizin mah sulünü bir vatan haininin elinde bırakıp gidiyoruz. Bilmem ne kazanmış olduk?Bu yersiz cevaba hayli öfkelenen Yavuz, hemen şu emri verdi:-Bunu burada idam edin!Muhafızlar hemen Yunus Paşa'nın kafasını uçurdular. Bir süre Yunuz Paşa'nın cesedini yanlarında taşıdıktan sonra, Katye mevkiinde Memlûk hükümdarlarında Sultan Halil tarafından yaptırılmış olan kervansaraya geldiler ve buraya defnettiler. Daha sonra orasının adı Yunus Paşa olarak anılmaya başlandı.
Abdülkâhir Sühreverdi, Irak'ta yetişen büyük velilerden ve Şâfii mezhebi fıkıh âlimidir. Yaklaşık 1097 (H.490) senesinde İran'ın Sühreverd kasabasında doğdu. İlim öğrenmek için gençliğinde Bağdad'a gitti. Fıkıh ilmini Nizâmiye Medresesinde hocalık yapan Es'ad Müheni'den, tasavvuf ilmini İmâm-ı Gazâli'nin kardeşi Ahmed Gazâli'den, hadis ilmini Ali bin Neyhan'dan tahsil etti...
Abdülkâhir Sühreverdi, Bağdad'da yaptığı vaazlarıyla meşhur olmuştu. Bu vaazlarından birinde buyurdu ki:
Muhammed Kadri Hazin ilk derslerini, âlim ve sâlihlerden olan babası ve dedesinden aldı. Ancak, küçük yaşlarda anne ve babasını kaybetti. O sırada evlerine Gavs-ı Geylâni'nin geldiğini gördü. Ona; "Oğlum üzülme! Baban, Rabbi'nin dâvetini kabûl ederek gitti. İşte her hususta babanım. Maddi ve mânevi hiçbir şeyden endişe etme" buyurdu.
Seyyid Muhammed Kadri Hazin, zâhiri ilimleri Molla Abdurrahmân'dan öğrendi. Sonraları Şeyh Muhammed Said'in sohbetlerine devâm etti. Bağekun'da oturan Şeyh Muhammed Said'i dört defâ ziyâret etti. Bu ziyâretleri sırasında vilâyet makâmının en üst derecelerine kavuştu.
Radıyyüddin Serahsi rahmetullahi aleyh, Hanefi fıkıh âlimlerindedir. İran'da Serahs'ta doğdu. 571 (m. 1175)'de Şam'da vefât etti. "El-Muhit" isimli fıkıh kitabı meşhurdur. Bu kitabında şöyle nakleder:
Bir şahıs, Harem-i Şerif'in kapısında, "Ey doğrulara yardım eden, haramlardan kaçınanları koruyan Allâh'ım!.." diyerek hep aynı duâyı okuyordu. Ona, "Sen başka duâ bilmez misin?" dediler. O şöyle açıkladı, bu duâyı tekrar etme sebebini:"Ben Beyt-i Şerif'i tavâf ederken ayağıma takılan bir şeyi eğilip aldım. Bir de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese. Şeytanımla imânım mücâdeleye tutuştular. 'Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını karşılar" dedi şeytanım. Îmânım ise, 'Bu haramdır, boşuna saklama; sahibini bul, teslim et!' dedi. Ben böyle mücâdele içinde iken, birinin sesi duyuldu:"Burada, içinde bin altınım bulunan kesem kaybolmuştur. Kim buldu ise getirsin, ona otuz altın müjde vereyim!"