Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.578
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Valideciğim,Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. Tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmesi, bana, annemden gelen mektubu selamlıyor gibi geldi. Hepsi benden tarafa doğru eğilip kalkıyordu ve beni, annemden mektup geldi diyerek tebrik ediyorlardı.
Fransa İmparatoru III. Napolyon, sarayda verilen bir baloda Osmanlı sefir Ahmed Vefik Paşa'nın yanına yaklaşmış, o vakitler bir vilayetimiz olan Beyrut'a sözü getirerek:
-Şu anda Beyrut'u işgal etmek üzere bir tümen Fransız askeri yola çıkıyor, diye sefirimizi tehdid eder. Paşa:-Tavsiye etmem Majeste, der. Osmanlı süngüleri Fransız askerini denize döker...İmparator alay ederek:-Ekselans, bu sonuca askeri bilgilerine mi dayanarak varıyorlar, diye sorunca, Vefik Paşa:-Hayır, tarihi bilgilere dayanarak... amcanız I. Napolyon da Akka kalesi önünde böyle bir ders almışlardı, diye cevap verir.
Ahmed Ebyurdi hazretleri Hadis ve Şafii fıkıh âlimidir. Türkistan'da, Merv yakınlarına Ebyurd'da yaşadı. Beşinci asır sonlarına doğru vefât etti. Buyurdu ki:
Süleymân bin Mihrân hazretleri Tâbiîn devrinin büyük hadîs, kırâat, fıkıh imâmlarından ve velîlerdendir. A'meş lakabıyla meşhur oldu. 680 (H.61) senesinde Kûfe'de doğdu. Kırâat ilminde on imâmdan sonra meşhur olan dört kırâat imâmından birisi olup, hadîs ilminde de hâfızdı. (yüz bin hadîs-i şerîfi râvileri ile birlikte ezberlemişti) 765 (H.148) senesinde vefât etti.
Abdülmelik bin Hişam hazretleri siyer âlimlerindendir. Irak'ta Basra'da doğdu, 218 [m. 833] senesinde Mısır'da, Fustat şehrinde vefat etti. Resûlullah Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) hayatını anlatan (Siret-i İbni Hişâm) kitâbı çok kıymetlidir. Bu kitapta şöyle anlatır:
Ankara'nın Zülfazl (günümüzde Solfasol deniyor) köyünden çok temiz, çok saf bir genç, askere gidiyormuş. Babasından kalma bir kaç altını, anasından kalma birkaç mücevheri varmış. Delikanlının derdi asker dönüşü evlenmek; servetini içine koyduğu küçük sandığını emanet edeceği, güvenip, bırakacağı kimseciği de yok. Düşünüyor, tasınıyor, acaba ne yapsam, diye sızlanıyor... Derken, bir gece rüyasında Hacı Bayram'ı görmez mi? "A! be Selim cik, ne düşünüp duruyorsun getir sandığını, bana bırak!" diyor. Selim oğlan, ertesi günü, sevine sevine Ankara'ya geliyor, doğru türbedarın önüne dikiliyor, hal, keyfiyet böyle, böyle... diye meseleyi anlatıyor. Türbedar da uyanıklardanmış, gece o da haberini almışmış. Getiriyorlar sandığı, Hazretin başucuna bırakıyorlar. Sandık deyince, öyle koca bir şey sanılmasın, ancak bir çanta kadar.