Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.529.771

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Çin Köylerini Huzur Ve Saâdete Kavuşturan Zat

Celâleddîn Tebrîzî hazretleri meşhur velîlerdendir. İran’da Tebriz taraflarında doğdu. Şihâbüddîn Sühreverdî hazretlerinden ilim öğrenip feyiz aldı. Ferîdüddîn-i Attâr hazretlerinin nazarlarından istifâde etti. Hâce Muînüddîn-i Çeştî hazretlerinin vefâtından önce Hindistan taraflarına gitti. Onun sohbetleriyle de şereflendi. Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî ve Behâüddîn Zekeriyyâ ile sohbet etti. 1345 (H. 746) yılında Bengal bölgesinde vefât etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Osmanlinin Lübnan Siyaseti

Osmanlıda olduğu gibi Memluklularda da toprak idaresi Tımar sistemiyle idi. Ancak Memluklular, Lübnan topraklarını önce Tımar sistemi ile yönettilerse de sonraları bunu veraset sistemine döndürdüler. Sultan Selim Han Lübnan'ı alınca toprakların yine veraset ile idaresinin devamını emretti. Ki koca Osmanlı devletinde toprakları Tımara tabi olmayan tek bölge Lübnan oldu. Selim Han, Lübnan'daki cemaatlerin en güçlüsü olan Dereziler'den, Maanoğulları'nı emir tayin etti. Bu sistem ta 1697'ye kadar böyle sürdü. Ve Lübnan tarihinin en huzurlu dönemini yaşadı. Fransa ve İtalya'dan gelen misyonerler Derezi ailelerine Katolikliği aşılamaya başladılar. Bundan sonra bölgede karışıklık ve huzursuzluk aldı yürüdü. Lübnan liderliği 1697'de yeni Hıristiyan olan Maanoğullları'ndan Beşir Şihabi'ye geçti. Onun oğlu Katolik Beşir Ömer, 1789'da Emir oldu ve 51 sene ülkeyi yönetti. Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'nın Osmanlı Devletine isyanı üzerine Beşir Ömer onun tarafını tutarak; Osmanlı Devleti aleyhine çalıştı. Fransızlar bu arada Marunileri, Derezilere karşı tahrik ederek silahlandırdılar. Artık Lübnan'da huzur bitmişti. Her tarafta kan akıyordu.1841'de tekrar idarede etkili olan Osmanlı Devleti, İstanbul'dan Ömer Paşa'yı Lübnan'a vali tayin etti... Her tarafta kan dereleri akıyordu. Maruni ve Dereziler birbirlerine karşı silaha sarıldılar. Fransızlar insanları, Ömer Paşa'ya karşı ayaklandırdılar. 1845'te Lübnan'a inceleme ve gerekli değişiklikleri yapmak üzere Osmanlı Dışişleri Bakanı Şekip Efendi tam yetki ile gönderildi. Bu Şekip Efendinin İstanbul'daki hükümete gönderdiği raporu devlet arşivlerinde vardır. Bu raporda özetle şöyle yazıyor: "Lübnan'daki karışıklıkların tek bir sebebi vardır: Buradaki İngiliz ve Fransız Konsolosları Maruni ve Derezileri karşılıklı olarak kışkırtıp silahlandırıyorlar. Bu konsoloslar Lübnan'dan çıkarılmadıkça Lübnan huzura kavuşamaz." Bir Türk devlet adamı, Fransızların Marunileri, İngilizlerin de Derezileri ölüme sürüklediğini tesbit etmiş.

Vehbi Tülek

Kanuni'nin Belgrad Kadisina Gönderdigi Ferman

Vehbi Tülek

Kadizade Rumi (musa Paşa)

Vehbi Tülek

110 - Fatih'in Sirri

Vehbi Tülek

Fatih Sultan Mehmet Han, yapacağı işlerden kimseye bir şey bahsetmezdi. Hatta ordu sefere çıkar, günlerce yol alır, yine de kimse nereye gidileceğini bilemezdi. Bir sefer esnasında Gebze'de vefat ettiğinde bile, nereye sefer yapılacağını kimse bilmiyordu ve bu yüzden ordu İstanbul'a geri dönmüştü.Bir gün yine bir sefer için İstanbul'dan yola çıkılmıştı. Vezirlerden biri, padişahın ne kadar ketum olduğunu bildiği halde, yine de şansını denemek için huzura çıkarak, nereye sefer yapıldığını sormak cüretinde bulundu. Fatih ona:-Paşa, sen sır tutmasını bilir misin? Diye sordu. O da, nihayet kendisine bir sır verileceği ümidiyle, sevinçli bir şekilde cevap verdi:-Evet hünkarımPadişah da ona:-Ben de sır tutmasını bilirim. Sır, bir kimseye söylenirse, sır olmaktan çıkar paşa. Eğer sakalımın tellerinden biri, yamak istediklerimden birini bilseydi, bütün sakalımı keserdim, cevabını verdi.

Selanik Vak’asi

Vehbi Tülek

Hepsi Osmanli Padişahinin Gölgesine Siğinmişlardir

Vehbi Tülek

Küçük Bir Çamur Denizi Sulandirmaz

Vehbi Tülek

İlmin Kiymeti

Vehbi Tülek

Bu Aslan İstirahat Etsin

Vehbi Tülek

Dari Ekmek

Vehbi Tülek

Kanuni'nin Büyüklüğü Ve A.b.d. Ki, Portresi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

gidecek Başka Kapı Mı Var Ki?..

Bir tasavvuf talebesi vardır ki, hocasından çok istifade eder. Derecesi o kadar yükselir ki, "Levh-i mahvuz"u (olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekandaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu ilâhi muhafaza levhası) dahi keşfedecek hale gelir. Bir bakar ki hocasının ismi şakiler arasında yazılıdır. Yani cehennemlikler listesindedir hocası!.. "Beni bu duruma getiren hocam ne hikmettir ki cehennemlikler arasında oluyor?" diye, üzüntüden deli divane olur, yataklara düşer...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bir Gün Mutlaka Ölümü Tadacağız

Vehbi Tülek

Muinüddin İmrâni hazretleri büyük velilerden ve fıkıh âlimlerindendir. 683 (m. 1284)'de Hindistan'da Delhi'de doğdu ve tahsilini burada ta­mamladı. Sonra büyük veli Çırâğ-ı Delhi hazretlerine intisap ederek Çeştiyye icazeti aldı ve çok talebe yetiştirdi. 792 (m. 1390)'da Delhi'de vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Kur’ân-ı Kerim Okumak Çok Büyük Bir Nimettir

Vehbi Tülek

Abbas Bin Abdülmuttalib (radiyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)'in amcası idi.Resûlullah efendimiz, İslâmiyeti anlatmaya başlayınca, Hazreti Abbâs muhâlefet etmeyip, akrabâlık şefkatinden dolayı, Peygamber efendimize yardımda bulundu ve destek oldu. Mekke'nin fethine dâir yapılan hazırlıkların son safhada olduğunu haber alınca, artık Mekke'de kalmayı lüzûmlu bulmayıp, fetihten az bir zaman önce Medine'ye hicret için yola çıktı. Zü'l-huleyfe'de Resûlullaha kavuştu. Peygamber efendimiz ona buyurdular ki: -Ey Abbâs! Ben, Peygamberlerin sonuncusu olduğum gibi, sen de muhâcirlerin sonuncususun.

can Sıkılınca Huy Kötüleşir!

Vehbi Tülek

Sünnet-i Müekkede Ve Sünnet-i Gayr-i Müekkede

Vehbi Tülek

Biz Kıyâmet Gününde Bu Şekilde Kalkarız

Vehbi Tülek

Kur’ân-ı Kerîm Mucizedir

Vehbi Tülek

Nûrullah Efendi

Vehbi Tülek

Dostlar, Dünya Ve Ahiret Sermayesidir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Evliyalar Ölmez İmiş

Evliyalar Ölmez İmiş

Ankara'nın Zülfazl (günümüzde Solfasol deniyor) köyünden çok temiz, çok saf bir genç, askere gidiyormuş. Babasından kalma bir kaç altını, anasından kalma birkaç mücevheri varmış. Delikanlının derdi asker dönüşü evlenmek; servetini içine koyduğu küçük sandığını emanet edeceği, güvenip, bırakacağı kimseciği de yok. Düşünüyor, tasınıyor, acaba ne yapsam, diye sızlanıyor... Derken, bir gece rüyasında Hacı Bayram'ı görmez mi? "A! be Selim cik, ne düşünüp duruyorsun getir sandığını, bana bırak!" diyor. Selim oğlan, ertesi günü, sevine sevine Ankara'ya geliyor, doğru türbedarın önüne dikiliyor, hal, keyfiyet böyle, böyle... diye meseleyi anlatıyor. Türbedar da uyanıklardanmış, gece o da haberini almışmış. Getiriyorlar sandığı, Hazretin başucuna bırakıyorlar. Sandık deyince, öyle koca bir şey sanılmasın, ancak bir çanta kadar.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Abdullah-i EnsÂrî

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Minareden Okunan Şiir

Vehbi Tülek

Örümcek Ağı

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Vehbi Tülek

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Vehbi Tülek