Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.263
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Devir, "Yavuzu kahhar" diye anılan öfkeli hünkar Yavuz Sultan Selim devri... Öfkeli, ancak keyfe keder hükmetmek yok, zulmetmek yok; her şey kitabına uymalı ki, Zembilli Ali Cemali Efendi'nin ya da İbni Kemal Hoca'nın ihtarına maruz kalmasın. Zira, özellikle Zembilli Hoca, "Hükümden ayrılırsan halline (padişahlıktan azledilmek) fetva veririm" diye gürleyen insandır. Hoca, dünyevi kudret ve kuvvetlerden değil, sadece Allah'tan korkan bir gönül ve hukuk adamıdır. Öyle olduğu için de Zembilli Hoca'nın karşısında tir tir titremektedir. Aslında korktuğu şey hukuktur, onun dışına çıkma endişesidir. Mercidabık Seferi pahalıya patladığın dan, hazinenin paraya ihtiyacı olur. Yavuz Defterdarından (Maliye Bakanı) para bulmasını iser. Defterdar bir formül teklif eder:
Evliya Çelebi'nin naklettiğine göre, Tokat bahçesi, Tokat kalesi'nin zaptının bir hatırası olarak Hz. Fatih'in emriyle yapılmıştır. Genis bir ormanlığı ihtiva eden bahçe, çitle çevrili olup, içinde av hayvanları hıfz edilirdi. Tokat bahçesinde bir kösk, büyük bir havuz ve suları kubbede asılı altın bir tasa kadar fışkıran güzel bir şadırvan, bir hamam ve müteaddid avlular vardı. Bir bahçe üstadı tarafından bakılan bu yerden IV. Murad çok haz eder, çemenzarında cirid oynardı. Bahçede Sultan IV. Murad'in attığı mızrağın mesafesini gösteren iki aded dikili taş vardı. Iki taş arasındaki mesafe 120 adımdı. Seyyahlar Hünkar iskelesinden Tokat bahçesine kadar olan sahanın "yeryüzünde cenneti andıran" güzelliğini meth ederek, onun Süleyman Han'ın dehasının bir mahsülü oldugunu, suların dört kat havuzdan aktığını, fakat sonra yüzüstü bırakılarak harab olduğunu ve bilahare 1746 senesinde Sultan I. Mahmud tarafından restore edildiğini söylerler. Duvarlarda Sultan Ahmed, Sultan Murad ve Sultan Osman zamanlarinda yazılmış güzel kitabeleri havi üç levha vardı. Bu kitabelerdeki yazılardan ikisi şöyledir: Ağaçlar altun olsa inciler yaprak İnsanın gözünü doyurmaz, illa toprak ... Fikr et ey dil ki, doğduğun vakit Halk handan idi ve sen giryan Ona sa'y et ki öldüğün vakit Halk giryan ola ve sen handan
Cündeb bin Damre, çok zengin ve çok yaşlı ve dört erkek evlâd sahibi Mekkeli bir Müslümandı. Hicret edememeşti. Birçok Müslüman Mekke'den Medine'ye; Resulullah'ın yanına göçmüşken O'nun hâlâ Mekke'de durup kalması yüreğini yakıyordu. Nisâ sure-i şerifesi, bu yangını harlandırdı; ihtiyar çınar tutuştu. Sure-i şerifede mealen "Mü'minlerden mazereti olmadan yerlerinde oturup kalanlar; elbette mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad edenlerle bir olamazlar!.." diye buyuruluyordu... Cündeb radıyallahü anh, Rabbine yalvarmaya başladı:
Saltuk Türki, büyük velilerdendir. Zamânının büyüklerinden Mahmûd Rıfâi'den ilim öğrenip feyz aldı. İlimde yüksek mertebeler, tasavvufta üstün dereceler sâhibi oldu. Pekçok talebe yetiştirip, Allahü teâlânın dininin yayılmasına faydalı hizmetlerde bulundu. Türkistan'da, Sabiha denilen yerde, 1297 (H.697) yılında vefât etti...
Bahâüddîn Ahmed Sübkî hazretleri Şâfiî fıkıh âlimidir. 719 (m. 1319)’da Kahire’de doğdu. Babasından, sonra Mısır ve Şam âlimlerinden ilim tahsil ederek Kahire’de Mansûriyye Medresesi’nde fıkıh dersleri verdi. 773 (m. 1372)’de Mekke’de vefat etti. “Tekmiletü Şerhi’l-Minhâc” adlı eserinde şöyle anlatmaktadır:
Hz. Şeyh Ebû Hafs Ömer'den rivayet edilmiştir: Bir yiğit daima: «Ya Kadimü'l-İhsân İhsânüke'l-Kadim» diye dua edermiş. Salih bir zat da O'na, neden daima bu dua ile meşgul olup, başka zikir ve dua etmediğinin sebebini sorar, Yiğit ise şöyle anlatır: