Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.817
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Sultan Birinci Mahmûd Hânın vezir-i âzamı olan Yeğen Mehmed Paşa, çeşitli vazifelerde bulunduktan sonra, 1737 senesinde Nemçe (Avusturya) seferini yapmakla görevlendirildi. Yeğen Mehmed Paşa, İstanbul'dan hareket etmeden önce, Aksaray civârında oturmakta olan kızının evini, evliyanin büyüklerinden Mehmed Emin Tokâdi hazretlerine tahsis edip, oraya dâvet etti. Mehmed Emin Tokâdi de kabûl edip, orayı teşrif etti. Burada ikâmet ettiği sırada Yeğen Mehmed Paşa sık sık ziyâretine gidip, sohbetinde bulunurdu. Huzûruna girerken pâdişâhın huzûruna girer gibi edeb ve hürmet gösterirdi. Mehmed Emin Efendi, ona latife yollu takılırdı. Fakat o dâimâ edeb ve hürmetle huzûrunda dururdu. Yeğen Mehmed Paşa, çıkacağı Avusturya seferi ile ilgili yaptığı hazırlıkları anlatıp duâ istedi. Mehmed Emin Efendi de, gözyaşı dökerek zafere kavuşması için duâ etti.
Preveze Zaferinden üç yıl sonra Almanya İmparatoru ve İspanya Kralı Beşinci Karl, Cezâyir'i zaptetmek üzere büyük bir donanmayla harekete geçti. Andrea Doria'nın komutasın daki Haçlı donanması, 516 parça gemi ve 40 bin askerden müteşekkildi. İmparatorun asıl hedefi, Kuzey Afrika'daki Türk hâkimiyetini yıkmaktı. Gâfil avlanan Hasan Beyin kuvvetleri ise, 600 Türk levendi ile 2000 Arap gönüllüsünden meydana geliyordu. Buna rağmen Cezâyir'i terk etmeyi düşünmeyen Hasan Paşa, mücâdeleye karar verdi. Beşinci Karl şehre hâkim Küdyetü's-Sabûn Tepesini ele geçirdiyse de ummadığı bir mukâvemetle karşılaştı. Geri çekilen kuvvetleri yağmur ve fırtına sebebiyle yumuşayan toprakta hareket edemez hâle düştü. Fırsatı kaçırmayan Hasan Paşanın üst üste vurduğu darbelerle imparatorun 20 bin askeri telef oldu. Bütün topları ve 130 harp gemisi ele geçirildi. Hasan Paşanın elinden güçlükle kurtulan imparator, tâcını denize fırlatırken, Barbaros Hayreddin Paşanın amansız düşmanı Andrea Doria Preveze'den sonra yediği bu ikinci darbenin üzüntüsü içine düştü.Bu sırada dokuzuncu sefer-i hümâyûnundan dönen Kânûni Sultan Süleymân, Hasan Paşayı vekâleten baktığı Cezâyir Beylerbeyliğine asâleten tâyin etti. Hasan Paşa, bundan sonra Akdeniz'de İspanya'yı daha sıkı bir şekilde baskı altına aldı. Cezâyir'de bayındırlık işlerine önem verdi ve pekçok hayır eseri vücûda getirdi. Sağlığının bozulması sebebiyle, 1544'te görevinden ayrılan Hasan Paşa, 1549'da Cezâyir'de vefât etti. Bâbü'l-vâd'deki türbesine defnedildi. İspanyol târihçi Hedo, Hasan Paşa için; "Hiç bir paşa, Cezâyir'de onun kadar adâlet ve hakkâniyet göstermemiştir." demektedir.
Muhammed bin İshak hazretleri hadis âlimidir. 223 [m. 832]'da doğdu, 311 [m. 923]'de İran'da Nişâpûr'da vefât etti. Yüzkırktan fazla kitâbı vardır. Naklettiği Hadis-i şeriflerden bazıları:
Seyyid Muhammed Murâdi rahmetullahi aleyh, Şam'ın büyük velilerinden ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1683 (H.1094) senesinde İstanbul'da doğdu. 1755 (H.1169) senesinde Şam'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Yusuf Nebhâni hazretlerinin, Câmiu Kerâmâti'l-Evliya kitabında anlatıldığına göre, Taberistan'da zalim bir vali vardı. Halkın malına ve namusuna saldırmaktan çekinmezdi. Bir gün yaşlı bir kadın ağlayarak büyük veli Ebu Said el-Kassâb hazretlerinin yanına geldi ve dedi ki:
Timur Han'dan sonra yerine geçen oğullarından Şahruh, babası gibi alimlerle oturup kalkmaktan zevk alırdı. Şahruh'un çevresindeki ulemadan biri de Nimetullah Efendi idi. Aynı zamanda evliyadan olan Nimetullah Efendi'nin dilinden düşürmediği bir söz vardı: "Allah haramdan kaçanı korur" (Yani kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez, nasip etmez, demek istiyordu.) Bu sözü sık sık tekrar eder, bununla biraz da hükümdar ve adamlarını uyarmak amacı güderdi. Şahruh da bunun her zaman mümkün olmayacağını, insanın bazen bilmeden de harama el uzatabileceğini ileri sürerdi. Şahruh bir gün sarayında özellikle Nimetullah Efendi'yi ağırlamak üzere bir ziyafet düzenledi.