İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.632
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Barbaros Hayrettin Paşa, Cezayir seferinde ordusu içinde bulunan kırk kişinin bir gece aynı rüyayı gördüklerini anlatır. Rüya şöyledir:
Hasan Fehmi Paşa, bir aralık hususi bir vazife ile Londra'ya gitmişti. İngiliz ricalinden biri ile vuku bulan hususi mülâkatında İngiliz: "Osmanlı devletinin dahili ahvalinin vahametinden bahisle bu gidişle bir müddet sonra işlerin fenaya varacağını" söyledi. Paşa müdafaada bulundu ise de İngiliz diplomatı: "Türkiye, Rusya politikasını takip ettikçe kendi binasının temellerini kendi elleriyle kazıp yıkmış olacaktır. Rusyanın maksadı ise artık bütün cihana malumdur" tehdidini savurdu. Hasan Fehmi Paşa: "O halde biz atimizden (geleceğimizden) emin olabiliriz. Çünkü Rusya'nın emeli olsa olsa Karadenize yayılmak, İstanbulu almaktır. Siz İngilizler buna razı olabilir misiniz?" diye sordu. Bunun üzerine İngiliz: -İşte, dünyada yalnız bu mümkün değil! dedi.
Fadl bin Muhammed Şa'râni hazretleri hadis âlimi olup, hafız, yani râvileriyle beraber yüz bin hadis-i şerifi ezbere bilirdi. Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) mektûbuyla Müslüman olan Yemen Vâlisi Bâzân'ın soyundandır. 282 (m. 895) yılında vefât etti. Naklettiği bazı hadis-i şerifler:
Fakîh İbrâhim-i Feşlî hazretleri İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. 1217 (H.613) senesinde Yemen’de Zebîd şehrinde vefât etti. Zamânında bulunan meşhûr âlimlerin sohbetlerinde bulunup, onlardan ilim öğrendi. Ahmed Sayyâd, bu zâtı çok över ve hürmet ederdi. Hocasının birçok kerâmetlerini nakletti. Ahmed Sayyâd el-Yemenî şöyle anlatıyor:
Muhammed Mazhar hazretleri Hindistan'ın büyük velilerindendir. Ahmed Said-i Fârûki hazretlerinin en küçük oğludur. 1832 (H.1248) senesinde Hindistan'ın Delhi şehrinde dünyâya geldi. Ahmed Said hazretlerinden tasavvufu öğrendikten sonra, zâhiri ve bâtıni, tasavvufi ilimlere dâir eserleri okudu. Kısa zamanda bu ilimlerdeki tahsilini tamamladı, kemâle geldi. İngiliz işgalinden sonra babası ve diğer yakın akrabâları ile birlikte, Hicaz'a hicret ettiler. Babası vefât edince, onun yerine geçerek Medine-i münevverede talebe yetiştirmeye başladı. 1883 (H.1301) senesinde Medine-i münevverede vefât etti. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin Mektûbât-ı Şerif'ini çok okumak ve okutmak, onun güzel âdet ve edeblerinden idi. Bir sohbetinde şöyle okudular:
Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.
Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz'e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi:
- Ona de ki, elma yerini bulmuştur.
Fakat görevli itiraz edecek oldu:
- Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.
Halife cevap verdi:
- Evet ama, Rasulullah s.a.v.'e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.