Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.247
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Saray kâtiplerinden Esad Bey anlatır:Bir gece önemli bir şifre almıştım. Bunu Sultan Abdülhamid Hân'a imzalatmak için, yatak odasının kapısını çaldım. Kapı açılmadı. Bir müddet bekledikten sonra, tekrar çaldım. Yine açılmadı. Üçüncü defa vuracağım sırada kapı açıldı. Karşıma çıkan sultan, havlu ile yüzünü siliyordu. bana şöyle dedi:"Evlâdım, beklettim kusûruma bakma! Daha kapıyı birinci çalışında kalktım. Gecenin bu saatinde geldiğine göre, mühim bir evrak olduğunu anladım. Abdestsiz idim. Bu milletin hiçbir evrakına abdestsiz imza atmadım. Abdest almak için geciktim. evrakı oku da dinliyeyim!..." Evrakı okudum. Besmele çekerek imzaladı. "Hayırlı olur inşâallah!" dedi.
Sultan Abdülaziz devri devlet adamlarından İbrahim Edhem Paşa, Fransa'da talebe iken mektep birincisi olmuştu. Bunun için İmparator III. Napolyon tarafından şerefine düzenlenen yemeğe davet edildi.
İmparator, İbrahim Edhem'i birkaç sözle tebrik etti. Edhem de Fransızca olarak gayet güzel bir konuşma yaptı. Fakat bir kelimede hata ettiğini anlayınca:-Ben bir Fransız olmadığımdan, yaptığım kelime hatasından dolayı affımı istirham ederim, dedi. III. Napolyon ayağa kalkarak:-Ben böyle bir hatayı, değil bir yabancı için, bir Fransız için bile affederim, cevabını verdi.
Ebû İshak es-Sebi hazretleri tabiinden olan hadis ve kıraat âlimidir. 34 (m. 654)'de Kûfe'de doğdu. Abdullah ibn-i Abbas, Berâ bin Âzib, Abdullah bin Amr bin Âs, Muâviye bin Ebû Süfyân (radıyallahü anhüm) gibi sahâbilerden hadis rivayet etti. Kendisinden de İbn-i Sirin, Zühri ve Katâde bin Diâme hadis rivayet etti. 127 (m. 745)'de vefat etti. Şöyle nakletmiştir:
Mehmed Nuri Efendi Rufaî şeyhlerindendir. Fatih Camii'nde ilim tahsilinden sonra Sultan III. Selim’in şehzade ve sultanlarının muallimliğine tâyin edildi. Bu sırada Rufaî şeyhlerinden Karasarıklı İbrahim Efendiye intisab ederek sülûkünü tamamlayıp Nasuh Baba dergâhı şeyhliğine tâyin olundu. 1273 (m. 1856)’de vefat etti. “Terbiyet'üt Talibin” isimli eserinde şöyle anlatır:
Gedikzade Abdülkadir Efendi "rahmetullahi aleyh" Osmanlı hadis âlimidir. 1140'ta (m. 1727) Medine'de doğdu. Osmanlı sadrazamlarından Gedik Ahmed Paşanın torunlarındandır. Babası Medine'de vazifeli bir Osmanlı subayı idi. Medine'de Muhammed Hayât Sindi'den ve Tayyibi'den hadis dersi aldı. İlim öğrenmek için gittiği Kudüs'te bir müddet kalan Gedikzâde daha sonra Nablus'a geçti ve 1187'de (m. 1773) burada vefat etti. Bir talebesine şunları anlattı:
Eshab-ı Kiramdan birinin evine bir yerden bir koyun başı gelmişti. Evde başka yiyecekleri de yoktu. Hanımına onu hazırlamasını söyledi. Pişirdiler, hazırladılar; tam yiyecekleri zaman bir komşu gelip: " Günlerden beri açız. Bize verecek bir şeyiniz yok mu? dedi. Onlar yemeye hazırlandıkları kelleyi verdiler. Kelleyi alan sahabi eve götürdü, sevinç içinde çocukları ile yiyeceği bir sırada başka bir komşu bu sefer onlara gelip: " Günlerden beri açız, bize verecek bir şeyiniz yok mu? dedi