Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.429
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan II. Bayezid Hân zamanında, 1502 yılında yürürlüğe giren Kanunnâme-i İhtisâb-ı Bursa (Bursa Belediyesi Kanunu), dünyanın ilk standart kanunudur. Bu kanun o günün ilk, bugünün hâlâ eskimemiş kanunudur. Bu fermanda; hayvan ürünleri, türlü sebze-meyve, tuz, ekmek, sanayi ürünleri, tekstil ürünleri, tarım-tahıl ürünleri, orman ürünleri, deri ürünlerinin satışları, konulacak fiyatlar ve kaliteleri bir standarda bağlanmıştır. Bu standartlardan bazılar şunlardır :Çörekler: Ekmek ağırlığının yarısı olup ak undan olacak ve unun bir kilesine bir okka (400 dirhem) yağ konulacak.Meyveler: Kaplı (yeşil kabuklu) fındığın kaplı olarak bir okkası, bir akçeye olacak. Kapsızın 200 dirhemi, bir akçeye olacak ve mevsimi geçtikten sonra 125 dirhemi, bir akçeye olacaktır. Sebzeler: Aş kabağına (taze kabak) 3 gün narh olmayacak. Üç günden sonra üç okka, bir akçeye olacak. Haftasında 4 okka, ikinci haftasında 5 okka, üçüncü haftasında 6 okka, dördüncü haftada 8 okka bir akçeye olacak.Kuyumcular: Kullanılan gümüş 80 ayardan düşük olmayacak. Altının miskali de 60 akçelikten aşağı olmayacak.
Tekirdağ'da Hacı Osman Efendi isimli hayırsever bir tüccar, bunun Hasan isminde bir de oğulluğu vardı. Ancak Hasan, ele avuca sığmaz, pek haşarı bir çocuktu. Biraz büyüyünce mahalledeki bütün çocukları dövmeye ve onları emri altına almaya başladı. Kimse ona karşı gelemiyor ve sözünden çıkamıyorlardı. Çıkmak isteyen adamakıllı dayak yiyor, kafası gözü şişiyordu.Bütün mahalleli ondan şikayetçiydi. Osman Ağaya durumu söylediler. O da Hasan'ı çağırdı, azarladı. Lakin hiç biri para etmiyor, çocuk bildiğinden şaşmıyordu. Osman Ağa, oğulluğuna pek düşkün olan hanımının hatırına daha fazla ses çıkarmadı. Ne var ki, Hasan büyüdükçe şirretliği artıyor, yalnız mahallenin değil, bütün kasabanın delikanlılarını hakimi yeti altına almaya çalışıyordu. Kendisine boyun eğenler yakayı kurtarıyor, eğmek istemeyenler ise belayı buluyordu. Hasan artık onları dövmekle kalmıyor, onlara silah da çekiyordu. Her silahı büyük bir ustalıkla kullanır olmuştu.
Ebü'l-Me'âli Şebib Rahbi hazretleri hadis ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. Şam'ın Rahbe köyünde doğdu. Basra'da 486 (m. 1093)'de vefât etti. Bilhassa alışveriş bilgilerini anlatan "Fevâid" adlı Şafii fıkıh kitabı çok kıymetlidir. Bu kitabında şöyle yazmaktadır:
Münafıklar!.. Mü'min göründükleri halde mü'min olmayanlar... Nifak çıkartanlar, bozguncular... Münafıkların başı Abdullah bin Übey. Hazreç'in Afv oğullarından... Bedir Savaşından sonra açıktan açığa mücadelenin artık mümkün olmadığını gördüğünden Sevgili Peygamberimize gelerek şeklen iman ediyor. Yahudilerle de iş birliği halinde...
Ebû Tâhir Ahmed ibn-i Sivâr hazretleri Kıraat âlimidir. 412'de (m. 1021) Bağdat'ta doğdu. Zamanın büyük âlimlerinden hadis ve kıraat ilmi tahsil ederek Irak'ın şeyhülkurrâsı oldu. 496'da (m. 1103) Bağdat'ta vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Bir tüccar sahrada bir yerden bir yere giderken, içinde 800 altın olan, altın torbası heybeden düşer kaybolur. Aramalara rağmen bulamaz. Şu özellikte torba kaybolmuştur, bulup getirene 100 altın hediye vereceğim diye ilan eder. Salih bir genç bu torbayı bulur. Özel dikilmiş torbayı hiç açmadan tüccara götürür verir ve 100 altın hediyesini bekler. Tüccar kendi elleriyle diktiği torbanın hiç açılmadığını görür, kendi elleriyle dikişleri çözer ve içindeki altınları saymaya başlar. Tam tamına 800 altın, yani kaybettiği gibi tam olduğunu görür. Ama bu arada 100 altın hediyeyi vermemek için fesatlık düşünür, gence der ki: