Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.026
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
17 yaşında tahta çıkan Sultan Abdülmecid, Hariciye Vekilliğine tayin ettiği ve sonradan da Sadrazam yaptığı Mustafa Reşid Paşa'nın, Osmanlı Devletini âdeta batılılara satmasına son derece üzülüyordu. Hiçbir şey yapamamanın verdiği elem ile verem hastalığına yakalanıp 25 Haziran 1861 günü 39 yaşında vefat etti. Hayatının son dakikaların da baş ucunda Sadrazam Kıbrıslı Mehmed Paşa, Serasker Rıza Paşa, Evkaf Nazırı Hasib Paşa ve Kaptanıderya Mehmed Ali Paşa bulunuyor du. Abdülmecid Han son nefesini verdiğinde Sadrazam, Hasib Paşa'ya:-Sen burada bekle...diyerek Serasker Rıza Paşa ve Kaptanıderya Mehmed Ali Paşa ile birlikte hemen Abdülmecid Han'ın küçük kardeşi olan Şehzade Abdülaziz'in yanına gittiler. Sadrazam:-Efendimiz, başınız sağ olsun. Biraderiniz vefat ettiler. Taht ve saltanat teşriflerinizi bekliyor...dedi.
Abdullah Paşa ile olan mücadelesinin bir anda Padişah ile savaşa dönüşmesi ile karşı karşıya gelen Mehmed Ali Paşa'nın sadrazam olmak veya saltanatı ele geçirmek gibi niyetleri olduğu ileri sürülmekte ise de doğru değildi. Nitekim Paşa, böyle bir maksat gütmediği ni ve güdemeyeceğini bir İngiliz diplomatına şu sözleriyle anlatmıştı:"Siz bir yabancısınız. Bir Müslüman gibi düşünmesini bilmezsiniz. Osmanlı Devleti nin parçalanmasından benim için doğacak mesuliyeti biliyor musunuz? Müslümanlar nefret ile benden uzaklaşacaklardır. İlk uzaklaşacaklardan biri de iki oğlum olacaktır. Ben daima padişahımızın hizmetkarı olarak kalmak istiyorum. Oğlum İbrahim eğer Boğaziçi'ne varma ya muvaffak olursa, padişahın ayaklarına kapanarak affını ve Mısır'a dönmek için müsaadelerini isteyecektir."
Bekkâr bin Kuteybe hazretleri hadîs ve Hanefî fıkıh âlimidir. 182 (m. 798) yılında Basra’da doğdu. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretlerinin talebelerinden İmâm-ı Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Züfer’in derslerine devam ederek icazet aldı. Büyük hadîs âlimi Ebû Dâvûd Tayâlîsî ve Zeyd bin Hârûn’dan hadîs-i şerîf öğrenip, rivâyette bulundu. Sonra Mısır’a kadı tayin edildi. 270 (m. 884) yılında Mısır’da vefât etti.
İshak Çelebi, zamanının en ünlü ilim adamlarından ders alır. Şiir sanatında deneyimli olması ve bu konuda geniş bilgiye sahip olmasıyla da tanınır. İshak Çelebi, şiirlerine çok iyi tarih düşürmüştür. Onun, her dizesi tarih olan şiirleri vardır. Genelde, aşkı sanat haline getirmiş olan âşıkların; dostlarıyla olan ilişkilerini anlattığı için, şiirleri çok sevilmiştir. Hayatını, şiirlerine yansıttığı için de, yaşadığı dönem hakkında bize bilgi vermektedir.
İmâm-ı Abdurrahmân Evzâi hazretleri Tebe-i tâbiinin meşhurlarından olup fıkıh âlimi ve büyük velilerdendir. Mezhep imamı idi. Şam ve Magrib (Fas, Tunus, Cezâyir) halkı, Mâliki mezhebine mensûb olmadan önce Evzâi hazretlerinin mezhebinde idiler. Mezhebi, Endülüs'e Emeviler'le girmiştir. Mensupları kalmadığı için mezhebi daha sonra unutuldu. 707 (H.88) senesinde Lübnan'da Ba'lebek'te doğdu. Şam'da yerleşip orada yaşadı. Buradaki Tabiinin büyüklerinden ilim tahsil etti. İbrâhim Edhem ile sohbet ederdi. Ömrünün sonlarına doğru Beyrut'a gitti. 774 (H.157)'te orada vefât etti.
Bir şahıs, Harem-i Şerif'in kapısında, "Ey doğrulara yardım eden, haramlardan kaçınanları koruyan Allâh'ım!.." diyerek hep aynı duâyı okuyordu. Ona, "Sen başka duâ bilmez misin?" dediler. O şöyle açıkladı, bu duâyı tekrar etme sebebini:"Ben Beyt-i Şerif'i tavâf ederken ayağıma takılan bir şeyi eğilip aldım. Bir de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese. Şeytanımla imânım mücâdeleye tutuştular. 'Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını karşılar" dedi şeytanım. Îmânım ise, 'Bu haramdır, boşuna saklama; sahibini bul, teslim et!' dedi. Ben böyle mücâdele içinde iken, birinin sesi duyuldu:"Burada, içinde bin altınım bulunan kesem kaybolmuştur. Kim buldu ise getirsin, ona otuz altın müjde vereyim!"