Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.304.033

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Görmeden Evlenmenin Sonu, Elem Ve Kederdir

Süleymân bin Mihrân hazretleri Tâbiîn devrinin büyük hadîs, kırâat, fıkıh imâmlarındandır. 680 (H.61) senesinde Kûfe'de doğdu. 765 (H.148) senesinde vefât etti. Hadîs ilminde hâfız (yüz bin hadîs-i şerîfi râvileri ile birlikte ezberlemişti), sikâ, güvenilir, sağlam bir zât olup, ilmi ve fazîleti çok yüksekti. Kırâat ilminde on imâmdan sonra meşhur olan dört kırâat imâmından birisidir. 

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sarikamiş'i Bilir Misiniz?

Astaze

Minare Eğri Mi?

Tüccarin Rüyasi

Keramete İnanmayan Âlim

Korkma!

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Dede Molla Ve Yavuz Sultan Selim

Yavuz Sultan Selim Han Mısır seferine giderken, yolu DEDE MOLLA'NIN bulunduğu köyden geçer. Sultan, atı üzerinde ordusunun önünde yol alırken, ihtiyar bir köylüyü tarlasını sürerken görür. Yaklaşıp selâm verir. Köylü gelenin kim olduğunu farketmemiş gibi bir tavırla selâmını alır ve işiyle meşgul olur. Atı üzerinde onu seyreden Sultan; "Baba duydun mu? Pâdişâh sefere çıkmış. Mısır'a gidiyormuş" der. "Mevlâ yolunu açık eylesin. İnşâallah hayırlı olur. Emeline nâil ve muzaffer olarak döner." dedikten sonra işine devam eder. Sultan onun bu olgun hâline ve teslimiyetine bakıp, dünyâya gönül bağlamayan, lâzım olduğu kadar çalışan ve tevekkül sâhibi bir zât olduğunu anlar. Sultan nasıl karşılık vereceğini merak ederek tekrar; "Dede, uzak yerden geliyorum. Karnım aç, yiyeceğin var mı? der. Bunun üzerine biraz ilerde iki taşın üzerine yerleştirilmiş tencerede pişmekte olan aşı işâret ederek; "Pilav, pişmek üzere, işte orada, karnın doyuncaya kadar ye!" der. Pâdişâh; "İyi ama, ardımdaki ordu da aş ister." deyince; "İşte tencere orada, indir sen de ye askerlerin de yesin. Hepinize yeter inşâallah!" diye söyler. Sonra tarlasını sürmeye devâm eder.

Vehbi Tülek

Orhan Gazi Ve İznik’in Fethi

Vehbi Tülek

Padişahi İçin Maktul Düşen Vezir

Vehbi Tülek

52 - Sigetvar Kalesi Ve Ali Dede Hazretleri

Vehbi Tülek

Ali Dede Bosnevi hazretleri 1566'da Sigetvar seferine katıldı. Bu sefer Kânûni Sultan Süleymân'ın son seferi oldu. Pâdişâh çok hasta idi ve kalenin günler süren kuşatmasına rağmen düşürülememesine çok üzülüyordu. Nitekim vefâtından bir gün önce Sokullu Mehmed Paşaya gönderdiği hatt-ı hümâyûnda; "Şu ocağı yanası dahi alınmaz mı?" demişti. Ertesi gün Ali Dede Bosnevi'nin, askeri duâlarla teşyi edip cesâretlendirmesi ile kale zabtedildi. Bu sırada Kânûni de vefât etmişti.

Ben Yerimden Bir Adim Bile Kipirdamam

Vehbi Tülek

Belgraddan Bağdada

Vehbi Tülek

Bu Aslan İstirahat Etsin

Vehbi Tülek

Ruh Ve Ceset

Vehbi Tülek

Sultanlar RikÂbinda Yürüsün!

Vehbi Tülek

Dilsiz Dili

Vehbi Tülek

Saltanat Tahtina Oturacaktir

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

kız Evlât Hasenattır

Abdülkerim Efendi, Kânûni Sultan Süleymân Hân zamânında yaşamış âlimlerdendir. Bursa'nın Kirmasti (Mustafakemalpaşa) kasabasında doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. "Şeyh Müfti" adıyla meşhûr olmuştur. 1544 (H.951) senesinde vefât etti. Kabri, Mustafakemalpaşa'da, câmi ve zâviyesinin yanındadır...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Resulullah Güldüğü Zaman, Duvarlar Üzerine Nur Verirdi

Vehbi Tülek

İbrâhim Bâûnî hazretleri Şâfîî mezhebi âlimidir. 777 (m. 1375) senesinde Suriye’de bulunan Safd’da doğdu. Devrinin büyük âlimlerinin derslerine devam ederek icazet aldı ve Safd’da kadılık vazîfesine tayin edildi. Sonra Şam’da Benî Umeyye Câmi hatîbliğini ve Şemisatiyye Medresesi’nde başmüderrislik vazîfesini yaptı. 870 (m. 1465) senesinde Şam’da vefât etti. Çok kitap yazdı. Bunlardan “Minhât-ül-lebîb fî Sîret il-Habîb” isimli eserinde şöyle anlatır:

Şeytanı Sevindirmeye Ne Kadar Devam Edeceğiz?

Vehbi Tülek

Şeyh Nûreddîn

Vehbi Tülek

Şeyh Nûreddin hazretleri, Hindistan evliyâsının tanınmışlarındandır. 1410 (H.813) senesinde vefât etti. Kabri, Pendûh şehrindedir. Buyurdu ki:

Nimeti Gönderene Nasıl Şükredilir

Vehbi Tülek

Mahrûk Efendi

Vehbi Tülek

Abdülkâdir Şeyhî Efendi

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ, Bana Iki Kanat Verdi

Vehbi Tülek

Seyyid Ömer Efendi

Vehbi Tülek

Ebü'l-abbâs Degûlî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Anzakli Ömer

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Padişah Ve At

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Değişen Sizin Kalbiniz

Abdullah-i EnsÂrî

Yirmi Saniyede

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Vehbi Tülek

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek