Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.184
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
18 Mart 1915 günü. İngiliz donanması en büyük savaş gemileriyle Çanakkale boğazını geçmek için zorluyor, yoğun topçu ateşi ile boğazın iki tarafındaki Osmanlı tabyalarını hallaç pamuğu gibi atıyordu.O gün Boğaz tabyaları arasında en çok iş gören ve en çok hasara uğrayan Rumeli Mecidiyesi Bataryası oldu. Sabahtan beri muharebenin en şiddetli anlarında dahi iki sahil arasında gidip gelmekten çekinmemiş olan Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, tabyanın feci durumunu haber aldığı zaman yine motora atlayıp Çimenlik İskelesi'nden karşı sahile hareket etti. Cephaneliği berhava olan tabyanın durumu hazindi.
Halk arasında "gâzi" ve bilhassa gözünü budaktan sakınmaz tavrı ve hareketleri netice sinde "deli" lakabı ile tanınmış olan Hüseyin Paşa, kuvvetli bir vücut yapısına sâhip, cesur bir vezirdi. Özellikle Revan ve Bağdat seferleri ile Girit'in fethinde gösterdiği kahramanlıklar kendisine büyük bir şöhret kazandırdı. Girit'te 12 yıl geceli gündüzlü cephede kalmış ve bütün parasını adanın imârına harcamıştı. Bu sebeple halk arasında ziyâdesiyle sayılıp seviliyordu. Bilhassa Girit Rumları arasında İslâmiyetin yayılmasına gayret etmiş ve onun gösterdiği adâlete hayran kalan Hıristiyanlar, kitleler halinde İslâma girmişlerdir. Bu, Arnavutluk ve Bosna-Hersek'tekinden sonra Balkan kavimleri arasında üçüncü toplu İslâmlaşma hareketidir. Bâzı kiliseleri câmiye çevirtip, Hanya ve Kandiye başta olmak üzere pekçok yerde câmi yaptırdı.
Cemâleddin İbn-i Mâlik Ceyyâni hazretleri kıraat âlimidir. 600'de (m. 1204) Endülüs'te (İspanya) Kurtuba (Cordoba) civarındaki Ceyyân'da (Jaen) doğdu. Zamanın meşhur âlimlerinden kıraat ve nahiv ilmi tahsil etti. Buraya İspanyolların saldırmaları üzerine Şam'a göç etti. Endülüs'ten gelen âlimler gibi Mâliki iken Şafii mezhebine geçen İbn-i Mâlik, 672'de (m. 1274) Şam'da vefat etti. Şöyle buyurdu:
Sünbül Sinân Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. İsmi Yûsuf bin Ali’dir. Merzifon’da 1452 (H.856) yılında doğdu. Isparta’nın Borlu kasabasında ilim tahsîl etti. Oradan İstanbul’a geldi. Efdalzâde Hamîdüddîn Efendiden ders aldı. Ayrıca Çelebi Halîfe ismi ile şöhret bulan Muhammed Cemâleddîn Efendinin de derslerine katılarak, ondan ilim öğrenmeye feyiz ve teveccühlerine kavuşarak kemâle gelip olgunlaşmaya başladı. Hocası ona icazet verip Mısır’a gönderdi. Orada talipleri yetiştirdikten sonra Çelebi Halîfe’nin vefât etmesiyle İstanbul’a döndü. Kocamustafapaşa’daki dergâhta hocasının yerine geçti.
Ebû Hâzım hazretleri büyük Hanefi kadılarındandır. Basra'da doğdu. 292 (m. 905)'de Bağdât'ta vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlernin arkadaşlarından, o dönemin hadis ve kıraat âlimlerinden Süleyman A'meş, bir gece evinde eşiyle tartışmış ve hanımını biraz incitmişti. Buna rağmen tartışmadan hemen sonra hanımıyla tekrar konuşmak istemiş, ama hanımı kocasına kırgın olduğu için, adamın sözlerini cevapsız bırakmıştı.
Adam öfkeyle:
-Niçin bana cevap vermi yorsun? diye hanımını bağırıp, azarladı. Fakat bir cevap alamadı.
A'meş'in kızı babasına:
-Bu gece olmasa da, yarın sabah konuşur seninle, dediyse de adamın öfkesi dinmedi:
-Eğer bu gece benimle konuşmazsa, benden kesin boş olsun, dedi.