Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.224
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan II. Abdülhamid Han, dostluk ve ittifak kurmak için Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm'i İstanbul'a davet etmişti. II. Wilhelm ve İmparatoriçeyi getiren zırhlı ile beraberin deki savaş gemileri Çanakkale Boğazına gelince Âsâr-ı Tevfik ve Feth-i Bülend zırhlıları tarafından karşılandı. Padişah, Dolmabahçe Sarayının mermer rıhtımında misafirlerini karşıladı. Burada İmparatorla bir müddet görüştükten sonra onları akşam yemeğine Yıldız Sarayına davet etti. Misafirler Dolmabahçe sarayından, kalacakları köşke hareket ettiler. Akşam saatinde de hizmetlerine tahsis edilen saltanat arabalarıyla Yıldız Sarayına hareket edildi. Yollarda binlerce İstanbullu, İmparatora sevgi gösterisinde buluyordu.
Sultan Birinci Mahmûd Hanın İran üzerine ordu gönderdiği sırada, Mehmed Emin Tokâdi hazretleri bir sabah vakti talebelerinden İshakzâde Yahyâ Efendinin evine gitti. Mübârek gözleri âdetâ kan çanağına dönmüştü. "Benim için bir oda ayırınız!" dedi. Sonra kendisi için ayrılan odaya girip, orada tefekküre, murâkabeye başladı. O gün ikindi namazı vaktinde abdest ve namaz için dışarı çıktı. Talebesi; "Bir mikdâr yemek yeseniz münâsib olurdu efendim." deyince; "Yok Yahyâ Efendi. Ben senden yemek isteyecek vakti bilirim." buyurup, tekrar odasına girdi. Ertesi gün ikindi vaktine doğru neşeli bir halde dışarı çıkıp; "Elhamdülillah! Allahü teâlâ duâlarımı kabûl buyurdu. Şu anda Mahmûd Han zafere ulaştı. Sultan Mahmûd'dan çok ikrâm gördüm. Şimdi de ona duâ ederek zafere ulaşmasına vesile olduk. Böylece hakkını ödedik. Bu günü bu saati bir yere yazınız." buyurdu.Daha sonra Sultan Mahmûd'un zafere ulaştığı haberi geldi. Tam Mehmed Emin Tokâdi hazretlerinin zafere ulaştığını müjdelediği gün ve saate rastlıyordu.
Mevlânâ Ârif-i Dikgerânî hazretleri "Silsile-i aliyye" adı verilen büyük âlim ve velilerden Seyyid Emîr Külâl hazretlerinin dört halifesinden ikincisidir. Buhara civarındaki Dikgerân köyünde doğdu. Miladi 14. yüzyıl başlarında orada vefat etti.
Evliyanın büyüklerinden olan "Ebü'l Ferec" Yusuf et-Tarsusi, Abdülaziz Temimi hazretlerinin talebesidir. İntisabından kısa bir zaman sonra mürşidinin himmetine nail oldu. Mânâ yolunda pek üstün derecelere kavuştu...
Bu mübarek zat, karşılaştığı kimselere çok mütevâzı davranırdı. Arkadaşlarından veya dervişlerinden birinde uygun olmayan bir davranış görse tatlı bir şekilde onu ikaz eder ve bu işi yapmasına mâni olurdu. İyiliksever, güzel huylu ve güzel görünüşlü bir zat idi. Ebü'l Ferec hazretlerinin ilminden zahiren ve bâtınen birçok kimseler istifâde etti ve nice yolda kalmışlara mânâ yolunda ışık tuttu...
Fahreddin-i Acemi, Sultan İkinci Murâd Han ve Fâtih Sultan Mehmed Han zamânında, Şeyhülislam olarak otuz sene fetvâ işlerini güzel bir şekilde idâre etti. O devirde İstanbul'a gelmiş olan Hurufilerle mücadele etti. Mahmûd Paşa, evinde bir dâvet tertib etti. Dâvete, hurûfi yolunda olan sapıklar da çağırıldı. Fahreddin Acemi de perde arkasına saklanmış, onları dinliyordu...
Hazreti Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) eshabıyla oturmuş sohbet ediyordu. Bir kadın sahabe Resulullah'ın huzuruna telaşla girerek:
- Ya Resûlallah! Şu anda kocam ölüm dçşeğinde, belki biraz sonra ölmüş olacak... Yalnız yanında kelime-i şehadet getirdiğimi anladığı ve kendiside getirmeye çalıştığı halde şehadet kelimesi getiremiyor. Kocamın imansız gitmesinden korkuyorum. Bu hususta bir yardımınızı bekliyorum, dedi.
Hazreti Peygamberimiz:
- Kocan sağlığında ne gibi kötü harekette bulunurdu? diye sordu.