Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.041
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Osmanlı Devletinde 4-7 yaş arasındaki çocuklara "elif-ba" ve ahlak bilgilerinin öğretildiği ilk mektebe başlatılırken yapılan merasim. Bu merasimin bir kandil günü olmasına bilhassa dikkat edilirdi. Bu mümkün olmazsa, pazartesi veya perşembe günleri yapılırdı.Merasime bir gün önceden evin temizliğiyle başlanırdı. Ayrıca ailenin mensupları Kapalıçarşı'ya giderek, okula başlayacak çocuğa ve mahalledeki fakirlerin çocuklarına gerekli eşyaları alırlardı. Bundan başka aile yadigarı rahle de cilaya verilirdi.Amin alayı yapılacağı gün, sabah namazından sonra çocuğa yeni elbiseleri giydirilir, hazırlık tamamlanınca ailece Eyüb Sultan'a gidilir ve burada dua edilirdi. Eve dönüldükten kısa bir süre sonra, okul çocukları ile ilahiciler gelirdi. Her okulun ayrı bir ilahicisi vardı. Semtte, amin alayı bir seyir vesilesiydi. O gün sokaklarda bir bayram havası ve görülmedik bir kalabalık olurdu.
Osmanlılar Orhan Gazi devrinde Marmara denizine ulaşır ulaşmaz, bölgedeki şartlar gereği donanma kurdular. Hiç denizcilik tecrübeleri olmadığı halde, küçük gemilerle Marmara' ya açıldılar. Bu donanma, Marmara denizinde faaliyet gösterdi ve Bizanslılar'la muhatap oldu. Akça Koca'nın komutanlarından Karamürsel Bey, İzmit Körfezi'nin güney kıyılarını zaptetti ve bu bölgede bir tersane kurarak inşa ettiği hafif ve süratli gemiler ile Bizans donanmasının bu kıyılara yaptığı taarruzları durdurdu. Karamürsel ismi verilen bu teknelerin daha sonra yeni şekilleri yapıldı fakat isim aynı kaldı ve yakın zamana kadar sahil güvenlik teknelerine verilmeye devam etti. Yine bu sıralarda Orhan Gazi'nin bu küçük donanma ile Bizans üzerine başarısız bir seferini görüyoruz.
Abdurrahmân-i Erzincâni hazretleri, Erzincan'da doğdu. Lüzumlu ilimleri tahsil ettikten sonra Erdebil taraflarına gidip, Safiyüddin Erdebili'nin torunlarından Alâeddin Ali'ye talebe oldu. Orada uzun zaman kalıp, maddi ve mânevi ilimlerde kendisini yetiştirdi. On altıncı asrın sonlarında Amasya'ya geldi ve orada vefât etti...
İbn-i Havtullah Ensâri hazretleri hadis âlimlerinin büyüklerindendir. 549 (m. 1154) senesinde Endülüs'te (İspanya) Ünde'de (Onda) doğdu. Mende (Montiel), Belensiye (Valencia), Mürsiyye (Murcia), Mâleka (Málaga), Gırnata (Granada), İşbiliye (Sevilla), Kurtuba (Córdoba) ve Sebete (Ceuta) medreselerinde zamanın meşhur âlimlerinden icâzet aldı. Şelemenka'da (Salamanca) kadılık yaptı.612 (m. 1215)'de Gırnata'da (Granada) vefât etti. Hadis ilminde hafız, fıkıh, kırâat ve nahiv ilminde de âlim, hatib ve şâir idi. Bir dersinde buyurdu ki:
Ebüssü'ûd el-Bâzini, Mısır'ın büyük velilerindendir. 1246 (H.644) senesinde Kâhire'de vefât etti. Aynı gün Mukattam Dağının eteğine defnedildi...
Bu mübarek zatı, halife bile sık sık ziyârete gelir, sohbetlerinden istifâde ederdi. Kibir ve riyâdan çok sakınırdı. Dâimâ tevâzu üzere olup, herkese karşı alçak gönüllüydü. Bir vaazında, güzel ahlâkın ve kötü huyların menşeini, kaynağını şöyle anlattı:
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Çölde yolculuk eden iki arkadaş, yolculuk esnasında bir sebepten tartışırlar, biri ötekine bir tokat aşk eder. Tokadı yiyenin canı çok yanar; ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:
"BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI."