Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.075
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
I. Dünya savaşında çarpıştığımız cephelerden biri de Doğu cephesi. Buradaki en önemli hadise olan Sarıkamış harekatı bir kış günü başlamıştı: 24 Aralık 1914. O tarihte yürüyüşe geçen başkumandan vekili Enver Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu, Erzurum yoluyla Kalaboğazı ve Keşer dağlarını aşarak Bardız'a gelmişti. Oradan ikiye ayrılıp, bir kol Soğanlı dağ larından, diğer kol da Allahüekber dağlarından Selim köyü yolu ile Kars'a ilerledi. Gayesi, Rus ordusuna karşı Kars-Sarıkamış demiryolu hattını kesmekti. Fakat erli halkın deyimiyle "Felek yar olmadı!" Moskof'un tabii yardımcısı olan dondurucu kış soğuğu Türk ordusunu perişan etti. 90.000 Mehmetçik, daha düşmanla karşılaşmadan karlar altında dondu! (25 Aralık 1914)
Osmanlı Devleti, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Cezayir'i fethedince, batısında bulunan Fas ile komşu oldular. O tarihlerde Fas sultanı olan II. Muhammed, Osmanlıların kendi devletini de ele geçireceğinden korkarak, 80.000 kişilik bir ordu ile Cezayir üzerine yürüdü. Cezayir valisi olan Kazdağlı Salih Paşa bunu haber alınca derhal harekete geçti ve Sebû denilen yerde 5 Ocak 1554 günü yapılan harpte Fas kuvvetlerini bozguna uğrattı. Ertesi gün de Fas sultanlığının başşehri olan Fes şehrine girdi. Burada 4 ay kadar hüküm sürdü. Fas sultanı güneydeki Merakeş şehrine kaçmıştı. 4 ay sonra Salih Paşa buradan çekilerek Cezayir' e dönünce sultan, tekrar Fes şehrini ele geçirerek tahtına oturdu.
Ebû Bekr bin Ebi Sa'dân, evliyânın meşhurlarındandır. 12. yüzyılda yaşamıştır. Aslen Bağdâtlıdır. Uzun müddet Tarsus'ta oturmuş, konuşma ve hâlindeki kemâl ve olgunluk sebebiyle Bizans İmparatoruna elçi olarak gönderilmiştir...
Hâce Dehkân-ı Kılleti hazretleri, aslen Buhârâlıdır. On üçüncü asrın ortalarında vefât etmiş olup, kabri Buhârâ yakınlarında Hakriz Hisârında Ayyâr Burcu yakınındadır.
Hace Evliyâ'nın önceki hocası, onu Abdülhâlık-ı Goncdüvâni'nin sohbetlerinden vazgeçirmeye, bu yolda ilerlemesine mâni olmaya çalıştı ise de başaramadı. Bunun için her gördüğü yerde kendisine hakâret ediyor, ayıplıyor, dil uzatıyor ve ağır sözler söylüyordu. Hâce Evliyâ ise hiç cevap vermeyip sabrediyordu...
Ebû Rebâh Dücânî hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup kerâmet sâhibi velîlerdendir. 1809 (H.1224) senesinde, günümüzde İsrail’de bulunan Yafa'ya bağlı Beyt-i Dücan köyünde doğdu. İlk tahsilinden sonra amcası Şeyh Selîm Dücânî ile Yafa'ya gitti. Yafa'da amcasından ve birçok âlimden ilim öğrendi. Bütün dînî ilimler ve tasavvuf yolunda icâzet aldı. 1877 (H. 1294) senesinde Yafa'da vefât etti. Bir sohbetinde şunları anlattı:
Ankara'nın Zülfazl (günümüzde Solfasol deniyor) köyünden çok temiz, çok saf bir genç, askere gidiyormuş. Babasından kalma bir kaç altını, anasından kalma birkaç mücevheri varmış. Delikanlının derdi asker dönüşü evlenmek; servetini içine koyduğu küçük sandığını emanet edeceği, güvenip, bırakacağı kimseciği de yok. Düşünüyor, tasınıyor, acaba ne yapsam, diye sızlanıyor... Derken, bir gece rüyasında Hacı Bayram'ı görmez mi? "A! be Selim cik, ne düşünüp duruyorsun getir sandığını, bana bırak!" diyor. Selim oğlan, ertesi günü, sevine sevine Ankara'ya geliyor, doğru türbedarın önüne dikiliyor, hal, keyfiyet böyle, böyle... diye meseleyi anlatıyor. Türbedar da uyanıklardanmış, gece o da haberini almışmış. Getiriyorlar sandığı, Hazretin başucuna bırakıyorlar. Sandık deyince, öyle koca bir şey sanılmasın, ancak bir çanta kadar.