Çalışabilecek Kimsenin Dilenmesi Câiz Değildir
Muhammed Bahrak hazretleri velîlerin büyüklerinden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimidir. 1465 (H.869) senesinde Yemen’de Hadramût'ta doğdu. 1524 (H.930) senesinde, Hindistân'da vefât etti...
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.393.304
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Muhammed Bahrak hazretleri velîlerin büyüklerinden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimidir. 1465 (H.869) senesinde Yemen’de Hadramût'ta doğdu. 1524 (H.930) senesinde, Hindistân'da vefât etti...
Gazi Osman Paşa, aylardır devam eden Rus kuşatmasına karşı Plevne'yi kahramanca savunuyordu. Fakat kalede erzak ve cephane tükenmişti. Kendilerinden birkaç kat daha kalabalık Rus ve Rumen kuvvetlerine daha fazla direnmek mümkün olmayacaktı. Kaleden çıkış harekatı yapıp, düşman saflarını yararak kurtulmak için çareler aranıyordu.Gazi Osman Paşa 10 Aralık sabahı 40.000 neferden oluşan ordusunu iki eşit kısma ayırmıştı. Bunlardan 20.000 kişilik birinci kuvvet Rus istihkamlarına taaruz ederek muhasara hattını yarıp geçmeye çalışacak , diğer 20.000 kişilik kuvvet ise evvelkinin taaruzunu himaye ederek onlar geçtikten iki saat sonra hücumda bulunacaktı.Kıtalar yavaş yavaş Vid suyunu geçmeye başlamıştı. Sabah saat on sularında Tahir Paşa'nın kumandasına verilen birinci fırkanın hepsi nehrin sol sahiline varmış ve Gazi Osman Paşa nın emrine göre nehirden yüz adım ileride yalnız bir hat üzerine yayılmaya başlamışlardı.
Meşhur tarihçi, ilim ve devlet adamımız Ahmed Cevdet Paşa'nın hanımı Seniha Sultan, bir Fransız diplomatının hanımı olan Madame Simone de La Cherte ile pek çok kez mektuplaşmıştır. Bu mektuplarda, 1911'lerin Osmanlı kadınından birçok mevzuda bilgiler mevcuttur. İşte bunlardan bir tanesi:"Sevgili iki gözüm,Biz Türk kadınları, Avrupa'da hiç tanınmayız. Hatta diyebilirim ki, Çin ve Japon kadınları kadar bile tanınmayız. Halbuki Pekin ve Tokyo, Paris'e çok uzaktır. İstanbul ise çok yakındır. Bizim hakkımızda akla hayâle gelmeyecek şeyler uyduruyorlar. Ne ehemmiyeti var. Bizim esir olduğumuzu, kafes içinde birbirine rakip sayısız zevceler topluluğu hâlinde yaşadığımızı sanıyorlar. Ve nihâyet -sevgili büyük Loti'mizin yazdığı öylesine güzel fakat öylesine yanlış anlaşılan- içimizden çoğunun Latince ve eski Yunanca, cebir ve felsefebildiğini, câhil olsun, âlim olsun, bütün Türk kadınlarının, gece gündüz hiç ara vermeden "boyunduruğumuzdan" kurtulmayı, "hürriyetimizi ve itibarımızı ve kadınlık haklarımızı" elde etmeye çalıştığımızı sanıyorlar.
Şemsüddin Gamri hazretleri evliyânın büyüklerinden ve Şâfii mezhebi fıkıh âlimidir. 1384 (H.786) senesinde Mısır'ın Gamr bölgesinde doğdu. Kâhire'de Câmi'ul-Ezher'de ilim tahsil etti. Ömer el-Vefâi Ahmed ez-Zâhid'in sohbetlerinde bulunarak kemâle erdi. 1445 (H.849) senesi Mahallet-ül-Kübrâ denilen yerde vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Seyyid Şerif Cürcani rahmetullahi aleyh, büyük kelam ve fıkıh âlimi ve evliyadandır. Soyu Peygamber efendimize ulaştığından Seyyid Şerif ismiyle tanınıp meşhur oldu. 1339 (H.740) târihinde İran'da Cürcan'da doğdu. 1413 (H.816) tarihinde Şirâz'da vefât etti. Alâüddin-i Attâr hazretlerinin teveccühleri ile kısa zamanda evliyâlık yolunda kemâle gelip, olgunlaştı. Şerh-i mevâkıf isimli eseri İslam dünyasında meşhur oldu. Bu eserinin besyüzkırkbirinci sahifesinde diyor ki:
Raûf Ahmed Müceddidi hazretleri evliyânın büyüklerinden olup İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin torunlarındandır. 1786 (H.1201) senesinde Delhi'de doğdu. 1837 (H.1253)de hacca giderken Yemen'de denizde şehid oldu. Yemen'de medfûndur. Abdullah-ı Dehlevi hazretlerinin meşhûr talebelerindendir. Hocası Abdullah-ı Dehlevi'nin sohbetlerini ihtivâ eden, "Dürr-ül-Me'ârif" isminde çok kıymetli bir eser yazdı. Bu eserinde hocasından naklen buyurdu ki:
Vaktiyle, cömertliği ile nam yapmış bir şeyh vardı. Bu yüzden de daima borçluydu. Dergahına gelen hiç kimseyi boş çevirmez, dertlerine derman olur, borçlarını öderdi. Bunu yapmak için de servet sahiplerinden onbinlerce altın dinar borç almıştı.Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ne güzel buyurmuşlar:"Pazarda iki melek daima dua eder; Yâ Rabbi, sen cömertlere ihsan eyle, hasislerin malını da helak et!"Bu mübarek zatın alacaklıları, paralarını istediler, alamayınca, bir zaman sonra onu rahatsız etmeye başladılar. Hatta işi hakarete kadar götürdüler. Bu yüzden mübarek, hastalanıp yatağa düştü. Alacaklılardan dördü bunu duyunca; "Adam, bizim paramızı ödeyemeden ölecek. Hemen gidip paramızı alalım" diyerek evine geldiler.