İslâm Dîni, Hep Faydalı Şeyleri Emretmektedir
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.157.887
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
Fâtih Sultan Mehmed Han, İstanbul'u küffâr elinden kurtarmak üzere kuşatmıştı. Fetih ordusu İstanbul surlarına dayanmış, Fâtih Sultan Mehmed Han fethin gerçekleşece ği zamânı sabırsızlıkla bekliyordu. Leşker-i duâ adı verilen duâ ordusu âlimler ve veliler, fetih için gözyaşı dökerek duâ ediyorlardı. Kır atının üstünde heybet ve celâdetle duran genç hükümdâr, orduyu şevke getirici konuşmalar yapıyordu. Etrâfa dalga dalga yayılan ordu, Feth-i mübinin gerçekleşmesi için canla başla çarpışıyordu. Şehir düşmek üzere idi. İşte tam bu kritik zamanda ordunun arasında; "Ordu susuz kalmak tehlikesiyle karşı karşıya, kuyular boş, çeşmeler akmıyor." şeklinde bir söylenti yayılmaya başladı.
1423 senesinde, Sultan İkinci Murat Han, kendisine isyan ettirilen küçük kardeşi Mustafa'nın taraftarlarını sindirdikten sonra, çoktan beri Papalığın kışkırtmakta olduğu Kuzey Arnavutluk'taki, Mirdita beyi Ghion Kastriyoti'yi yatıştırmaya asker gönderdi. Türk ordusunun başındaki Evrenosoğlu İsa Bey kısa zamanda Mirdita'yı işgal edip, Beyi Kastriyoti'yi esir aldı. Ve bu kişiyi tekrar Beyliğine iade etti. Ancak ilerde yine isyan edebilme ihtimaline karşı, henüz onsekiz yaşındaki en küçük oğlu Georges Kastriyoti'yi, rehin olarak Osmanlı başkenti Edirne'ye gönderdi. Bu Arnavut delikanlısı, kendi isteği ile Müslüman olup, sevdiği İskender ismini aldı. Saray okulundaki diğer kurmaylarla beraber okutulup, Türk subayı yapıldı. 25 sene birçok harplerde bulunup; büyük birlikler idare etti ve kahramanlıkları görüldü.
Mervezî hazretleri fıkıh ve hadîs âlimidir. Afganistan’da Merv’de doğdu. 275 (m. 888) târihinde vefât etti. Ahmed bin Hanbel hazretlerinin en üstün talebelerinden idi. Hayatı boyunca hocasının yanından ayrılmadı. Dâima onun hizmetinde bulunurdu. Ahmed bin Hanbel hazretleri, Mervezî’yi çok severdi...
İbn-i Hübeyre hazretleri fıkıh ve hadis âlimlerindendir. Abbasi halifesi Muktefi'nin veziri idi. 499 (m. 1105)'de Irak'ta doğdu. 556 (m. 1161)'da Bağdad'da vefât etti. Âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere yaptığı açıklamalar meşhûrdur. Şöyle anlattı:
Pir Muhammed Gencevi hazretleri on altıncı asırda Karabağ'da yetişen meşhur velilerdendir. Karabağ'ın Gence şehrinden olup, evliyânın büyüklerinden Şems-i Tebrizi'nin torunlarındandır. Tasavvufta zamânının meşhûr velilerinden Abdülgaffâr hazretlerinin ders ve sohbetlerinde yetişip kemâle erdi...
Şeytan hizmetçi kılığına girmiş ve yirmi sene Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri'nin yanına gidip gelmişti. Bir türlü gönlüne vesvese vermeye, ona istediklerini yaptırmaya muvaffak olamamıştı. Birgün:
- Ey Üstad! Yoksa siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? dedi.
Hazreti Cüneyd:
- Sen lanetli İblissin. İlk geldiğin andan beri seni tanıyorum, buyurdu.
Şeytan:
- Ey Sultanü'l Muhakkikin! Sizin kadar yüksek dereceye ulaşan başka bir büyük zat tanımıyorum. Yirmi senedir size hiçbir isteğimi yaptırmaya muvaffak olamadım, dedi.
- Defol mel'un! Şimdi de beni kendini beğenme hastalığına düşürerek mahvetmek mi istiyorsun! Yirmi senede yapamadığını yirmi saniyede mi yapacaksın? Yıkıl karşımdan! diye bağırdı.