Benden Sonrası Için Size Iki Şey Bırakıyorum
Ali bin Sâlih hazretleri Tebe-i tâbiînden büyük bir hadîs âlimidir. Doğum târihi bilinmemektedir. Kûfelidir. 151 (m. 768) târihinde vefât etti. Naklettiğ hadis-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.438.499
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ali bin Sâlih hazretleri Tebe-i tâbiînden büyük bir hadîs âlimidir. Doğum târihi bilinmemektedir. Kûfelidir. 151 (m. 768) târihinde vefât etti. Naklettiğ hadis-i şeriflerden bazıları:
Nimeti külfetinden az veya elde edilen kârın, harcanan emeğe değmeyeceği durumlarda söylenen bir sözümüz vardır: "Pösteki saymak." İmkân hârici gibi görünen bir şey için, boşa gayret sarf etmenin mantıksızlığını anlatır bu tâbirimiz. Vaktiyle İstanbul'un Toptaşı bimarhânesine (akıl hastalarının tedavi edildiği hastane, tımarhâne) alaylı paşalardan biri idareci tâyin olunmuş. Bir müddet tabiplerin tedavi usûllerini ve hastaların gidişâtını tâkip ve müşâhede eden paşa, yavaş yavaş işin içine girmeye, yalnızca idari değil, tıbbi mes'elelere de müdâhale etmeye başlamış. Koğuşları geziyor, kendince delilerin vaziyetlerini inceliyor ve bazılarında hiçbir anormallik görmediği için de onların akıllandığına hükmediyormuş.
Belgrad seferinden dönen Fâtih Sultan Mehmed, Edirne'deki ikameti esnasında biri (Bâyezid) Amasya'da, diğeri (Mustafa) Manisa'da sancakbeyi olan iki şehzâdesinin sünnet edilmelerine karar verir. Bunun üzerine her iki şehzâde de merkeze çağrılır. Bu düğün için Fâtih, çevre hükümdarlara dâvetiyeler göndererek, onların da bu mutlu günlerinde yanlarında bulunmalarını arzu eder. Fâtih'in, ilim adamları ile halka karşı nasıl davrandığını, nasıl bir protokol uyguladığını göstermesi bakımından önemli olan bu düğünden, bütün Osmanlı kaynakları bahsederler. Âşık Paşazâde'nin verdiği malumat şöyledir:
Ebû Ali Fârmedi hazretleri tasavvuf yolunda "Silsile-i aliyye" denilen meşhûr velilerden olup, bu âlimlerin yedincisidir. İsmi, Fadl bin Muhammed'dir. 1042 (H.433) senesinde doğdu. Horasan'da yaşadı. 1085 (H.478)'de vefât etti. Kabri, Tûs yâni Meşhed şehrindedir.
Bu mübarek zatın nasihatleri pek tesirli idi. Selçuklu Devletinin meşhur veziri Nizâm-ül-mülk ve zamânın devlet erkânı kendisine çok hürmet ederdi...
Ebû Ali Fârmedi hazretleri, hem İmâm-ı Gazâli, hem de Yûsuf-i Hemedâni hazretlerinin hocası idi. Her ikisi de ondan istifâde ederek kemâle gelmiş, yüksek derecelere kavuşmuştur.
Sâhib Abdürreşîd Fârûkî, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin torunlarındandır. 1237 (m. 1821) senesinde Hindistan’ın Luknov şehrinde doğdu. Dedesi Ebû Sa’îd Müceddidî hazretlerinden ilim öğrenmeye başladı. Yirmi yaşında iken dedesinin sohbetinde yetişip, Müceddidiyye yolunda icâzet aldı. Hindistan’ın İngilizler tarafından işgalinden sonra Mekke-i mükerremeye hicret etti. 1287 (m. 1870) senesinde Mekke-i mükerremede vefât etti. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin, “Mebde’ ve me’âd” kitabını Arabîye tercüme etti ve çok kitap yazdı. Bu kitapta şöyle anlatılır:
Muhammed bin Abdülhâlık Dineveri hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Medine'nin kuzeyinde Vâdi-i Kurâ'da doğdu ve orada ikâmet etti. İran'da Dinever şehrinde vefât etti. Dineveri zamânındaki bâzı âlim ve evliyâ ile görüşüp mânevi ilimlerde yüksek dereceye ulaştı. Vâdi-i Kurâ denilen yerde senelerce talebe yetiştirdi.
Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:
"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.
Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."