Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.002.033

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Dört Mezhepten Birine Uymamak Câiz Değildir

Leblebicioğlu Feyzî Efendi son devir Osmanlı din âlimlerindendir. 1839 (H.1255) senesinde Çorum'da doğdu, 1909 (H.1327) senesinde aynı yerde vefât etti. Memleketindeki çeşitli âlimlerden okuyarak tahsîlini tamamladı. İskilipli Arapzâde Mehmed Emin Efendiden icâzet aldı. Tasavvufa karşı alâka duydu. Nakşibendiyye yolunun Hâlidiyye koluna intisâb edip kendini tasavvufta da yetiştirdi. Çorum'da müderrislik ve müftülük yaptı. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Şah Sultan Ve Merkez Efendi

Yavuz Sultan Selim Hânın kızı Şâh Sultan, zevci Sadr-ı âzam Lütfi Paşa ile Yanya'dan İstanbul'a gelirken, yolda eşkıyânın baskınına uğradı. Bu kötü durumdan nasıl kurtulacaklarını düşünürlerken, o anda Allahü teâlânın izni ile, zamânın evliyâsından Merkez Efendi karşılarına çıkıverdi. Önceden orada olmadığı hâlde, bir anda karşılarına dikilen Merkez Efendiyi gören haydutlar, şaşkına döndüler. Eşkıyâ reisi, Merkez Efendinin heybeti karşısında selâmeti kaçmakta buldu. Diğerleri de kaçıp orayı terkettiler. Eşkıyânın ortadan çekilmesiyle Merkez Efendi de bir anda kayboldu. Bu hâli hayretle seyreden Lütfi Paşa ve zevcesi Şâh Sultan, Merkez Efendiyi tanımışlardı. Şâh Sultan, Merkez Efendinin bu kerâmetinden dolayı, İstanbul' da Eyüb Bahariye'de onun adına bir câmi ve yanına medrese yaptırdı. Merkez Efendiyi buraya tâyin ettiler. Bir müddet orada talebe yetiştiren Merkez Efendiye Kânûni Sultan Süleymân Hân, Topkapı surlarının dışında yaptırdığı tekkede vazife verdi. Burada da aynı hizmete devam eden Merkez Efendi, Kânûni Sultan Süleymân Hânın annesinin isteği ve Sünbül Efendinin tenbihi üzerine Manisa'ya gitti. Vâlide Sultanın Manisa'da yaptırdığı imâretin yanındaki dergâhta hocalık yaptı. Tıb bilgisi kuvvetli olan Merkez Efendi, Manisa'da bulunduğu sırada kırk bir çeşit baharattan meydana gelen bir mâcun yaptı. Bu mâcunu hastalar yiyerek şifâ bulurdu. İlkbaharda yetişen çiçeklerden de istifâde edilerek yapılan bu mâcunu almak için, çevre kasabalardan gelirlerdi. Mesir mâcunu diye şöhret bulan bu mâcun, şimdi de yapılmaktadır.

Vehbi Tülek

Zenbilli Ali Efendi

Vehbi Tülek

Eğri Fatihi Iii. Mehmed Han

Vehbi Tülek

Çapanoğlu Gibi Arkan Var

Vehbi Tülek

Sultan II. Mahmud devrinde hakimiyetlerine son verilen Anadolu'nun meşhur derebeyi sülalelerinden biri de Yozgat'taki Çapanoğullarıydı. Bunlardan Çapanoğlu Süleyman Bey, diğer derebeylerin aksine merhametli ve zayıfları koruyan bir beydi.

Bir gün, zayıflıktan iskeleti çıkmış bir eşek, Çapanoğlu konağının önünde mecalsiz bir halde dolaşırken, açlıktan konak kapısının ipini kemirmeğe başlar. İp sallanınca ucundaki çıngırak da çalar. Kapıda biri var zannederek kapıyı açan uşaklar, eşeğin bu haline acır ve bunda bir iş var diyerek Çapanoğlu'na haber verirler. Hayvancağızı gören Süleyman Bey, eşeğin sahibini buldurur ve adama okkalı bir sopa attırdıktan sonra:-Bu hayvana günde beş okka arpa yedirip tımarını yapacaksın ve her hafta bana getirip göstereceksin, der.

Bu esaslı bakım sonunda hayvan çok semirir ve avazı çıkıtığı kadar anırır. Eşek anırdıkça sahibi de mahzun mahzun şöyle der:

-Anır eşeğim anır, Çapanoğlu gibi arkan var.

Mimar Sinan

Vehbi Tülek

Rodos’ta Casus Osmanli Kadinlari

Vehbi Tülek

Nalinci Baba Ve Sultan Iii. Murad

Vehbi Tülek

67 - Acaba Namazim Bozuldu Mu?

Vehbi Tülek

Çandarli Kara Halil

Vehbi Tülek

Sultan İkinci Murad Ve Molla Fenari

Vehbi Tülek

Elçiye Zeval Yok

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Âlimler, Zamanlarının Işık Kaynaklarıdır

Şeyh Ahmed Muhtar Efendi Osmanlı evliyasının büyüklerindendir. 1820 (H.1236)'da doğdu. 1901 (H.1319) senesinde İstanbul'da vefât etti. Tasavvufta Sa'diyye yolunun icâzetini babası Şeyh Süleymân Sıdki'den aldı. Ayrıca Şâziliyye, Mevleviyye yollarından da icâzet almıştır. Yine Nakşibendiyye ve Rufâiyye, Halvetiyye yollarına da bağlılığı vardır. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bu Gelen Emîndir Onun Sözüne Uyarız

Vehbi Tülek

Şihâbüddin Ahmed bin Ebi Bekr hazretleri Şafii mezhebi âlimlerindendir. "İbn-i Reddâd" diye meşhûr oldu. 748 (m. 1347)'de Mekke'de doğdu. 821 (m. 1418)'de Yemen'de vefât etti. Buyurdu ki:

Azılı Bir Müşrik Nadr Bin Hâris

Vehbi Tülek

Mucizeye "sihir Ve Göz Boyama" Diyenler!

Vehbi Tülek

Mahmûd Lâmii Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. 1472 (H.877) de Bursa'da doğdu. Zamânının büyük âlimlerinden zâhiri ilimleri öğrendi. Tasavvufta, Seyyid Emir Ahmed Buhâri hazretlerine intisâb ederek, onun talebesi olmakla şereflendi. 1531 (H.938) senesinde Bursa'da vefât etti. Molla Abdurrahmân Câmi hazretlerinin Şevâhid-ün-Nübüvve kitabını tercüme etti. Bu eserinde şöyle nakleder:

Arab Baba Hazretleri

Vehbi Tülek

“reîsü’l-ulemâ” Ebû Hafs-ı Kebîr

Vehbi Tülek

Bir Allah Adamını Üzmenin Acı Sonu!

Vehbi Tülek

Tövbe Etmeyen, Ince Sırları Anlayamaz

Vehbi Tülek

Abdullah Kale’î

Vehbi Tülek

Akıllılık, Daha Üstün Olan Bir Akla Uymaktır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah Diyen Genç

Allah Diyen Genç

Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bizi Hatirlayin!

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

9 Evi Dolaşan Kelle

Kul Hakkı

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Şikayet

SelÂmetle Gidip Gel

Abdullah Bin MübÂrek

İmanı Ona Kafidir

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

Altıyüz Dirhemlik İp

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek