Tasavvuf Ehli, Aynı Toprak Gibidir
Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.096.115
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.
Bir gün Sultan İkinci Murâd Hân, Edirne'de abdest tâzelemek üzere çıktığı zaman ayağı kayıp düştü. O sırada nûr yüzlü bir kimse peydâ oldu. Sultânı elinden tutup, o tehlikeli hâlden kurtardı ve âniden kayboldu. Sonra Pâdişâh, kendini tehlikeden kurtaran o zâtla görüşmek istedi. Edirne'nin bütün sâlih kimselerini huzûruna dâvet etti. Ancak, dâvet ettiği kimseler arasında aradığı zât yoktu. Nihâyet bütün Edirne halkını bir yere toplatıp, birer birer gözden geçirdikten sonra, aralarında, elinden tutup kurtaran Şücâeddin Karamâni'yi buldu. Ona hürmet edip, iltifât ve ihsânlarda bulundu. Debbaglar Mahallesinde ona bir mescid ve bir dergâh yaptırdı. Talebelerine Murâdiye evkâfından maaş bağlatıp, ihsânlarda bulundu.
Sesi de güzel olan Evliya Çelebi, 1630'da, bir Kadir Gecesi, Ayasofya Camii'nde mukabele okurken, Sultan IV. Murat'ın, dikkatini çekmişti. Maiyetiyle camiye gelen Sultan, sesine hayran kaldığı bu genci sormuş, hakkında bilgi almıştı. Silâhdar Melek Ahmed Paşa'nın da aracılığıyla musahip olarak sarayda hizmete alınmasına irade buyrulmuştur. Evliya Çelebi'ye devlet kapısında memuriyet verilmesine aracılık eden Silâhdar Melek Ahmed Paşa, Evliya'nın teyzesinin kocasıydı.O günden sonra dört yıl süreyle sarayda padişah musahibi olarak kalmış, sonunda sipahiler zümresine katılarak, 1640 yılında meşhur seyahatlerine başlamıştı.
Ahmed bin Zeyd hazretleri Şâfii mezhebi fıkıh âlimi ve zâhidlerden olup Yemenlidir. 793 (m. 1391) senesinde vefât etti. Tesirli nasihatleri vardır. Buyurdu ki:
Muhammed Harrani hazretleri hadis ve târih âlimi olup, Harran'da doğdu. 334 (m. 946)'da Rakka'da vefât etti. Yüz bin hadis-i şerifi râvileriyle birlikte ezberleyerek, hadis ilminde hafız oldu. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Habbe-i Urni "radıyallahü anh" Emir-ül mü'minin hazret-i Alinin "radıyallahü anh" eshâbından idi. O şöyle anlatmıştır:
Emir-ül mü'minin hazret-i Ali, ordusuyla bir kilisenin yanında konakladı. Bir kişi gelip;
-Esselâmü aleyke yâ Emir-el mü'minin, dedi. Hazret-i Ali;
-Ve aleykesselâm dedi. O kimse;
-Ben Şem'un bin Yuhennâ'yım. Bu kilisenin sâhibiyim. Bizim yanımızda bir kitâb vardır. Îsâ aleyhisselâmdan beri, mirâs olarak bize intikâl etmiştir. İsterseniz okuyayım, dedi.
Hazret-i Ali;
-Oku, buyurdu. O kişi okumağa başladı...
Bir gün Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
- Cennetlik hanım isteyen, Ümmü Eymen'le evlensin!..
Ümmü Eymen iyi kalbli ve Habeşli bir câriye idi. Peygamber Efendimize, anacığından emânet kalmıştı...
Artık delikanlı olan Hz. Zeyd, Resulullah efendimizin bu müjdesi üzerine hemen, o siyahi hanımla evlendi. Üsâme adlı bir de oğulları oldu...