Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.917
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretleri, Topkapı Sarayı'nı yaptırdığında burası şimdiki gibi büyük binâlardan müteşekkil değildi. Ama Hz. Fâtih buradaki bir odayı, hazine odası adıyla müze yaptırmayı ihmâl etmemişti. Burada hem ata yâdigârı silahlar, hem de kıymetli mücevherât muhâfaza edilirmiş. Dünyada henüz modern müzecilik anlayışı gelişmeden kurulan bu Osmanlı müzesinin, Yavuz Sultan Selim Hân'dan sonraki en kıymetli eserleri hiç şüphesiz Mukaddes Emânetler olmuştur.Hz. Fâtih'in hazine odasında çok kıymetli bir mücevherât koleksiyonu olduğu bilinmektedir. Hatta müsâfir elçilere ve hükümdarlara bu oda gezdirilir ve bu koleksiyon gösterilmiş.
Üçüncü Ahmed Han, Patrona Halil ayaklanması sonunda tahttan çekilince, Şehzâde Mahmud, 2 Ekim 1730 günü Osmanlı sultânı oldu. Üçüncü Ahmed Hanın tecrübe ve tavsiye lerinden istifade etti. İlk icrâatı, Lâle Devrinde yapılan ilim, kültür ve sanat eserlerinin tahribini durdurmak oldu. Âsi Patrona Halil'i ve zorbaları imhâ ettirdi. İstanbul'da emniyet ve asâyişi sağladı. Ülkede huzur dolu, mesud günler başladı. İçişlerini düzelten Sultan Birinci Mahmud Han, doğuda hududa saldıran İran Safevileri ile, batıda Avusturya ve Rusya'ya karşı tedbir aldı.
Safizâde Mehmed Çelebi, Osmanlılar zamanında Bursa'da yetişen İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. 970 (m. 1562)'de Bursa'da vefât etti. Kıymetli nasihatleri vardır. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Dünyanın 7 harikasından biri sayılan "Tac Mahal", Hindistan Türk İmparatorluğu'nun Gürganiye hanedanının 5. hükümdarı Şah Cihan (1593-1666) tarafından, Hindistan'ın Agra şehrinde inşa ettirilmiştir... Bu türbe, Şah Cihan'ın çok sevdiği eşi Mihrünnisa Nurcihan Banu'nun (Mümtaz Mahal) ölümü üzerine, onun hatırasına yaptırılmıştır...
Bir isyanı bastırmak için ordularıyla Burhanpur'a giden Şah Cihan'a; on dördüncü çocuğuna hamile olan eşi Mümtaz Mahal de eşlik etmişti. Ancak, Mümtaz Mahal, bu çocuğu doğuramadan vefat etti... Ölmeden önce Şah Cihan'dan son bir dilekte bulundu: "Hatırlanmam için dünyada eşi benzeri görülmemiş güzellikte bir eser yaptır..."
Ebû Bekr el-Esrem hazretleri hadîs hâfızı olup Ahmed bin Hanbel hazretlerinin talebesidir. Ondan çok meseleler nakletti. Bunları mevzularına göre yazdı. Ondan da Nesâî, Mûsâ bin Hârûn gibi âlimler de rivâyette bulundular. 873 (H.260) târihinden sonra vefât etti. Buyurdu ki:
Merv'de bir yıl ticâretle uğraşır, kazancının hepsini fakirlere dağıtırdı. İkinci yıl İslâmiyet'i yaymak için cihâda, düşmanla harbe giderdi. O, medresede müderris, hoca; câmide vâiz, şehirde tüccâr; harbde büyük bir kahramandı. Kılıç ve kalem sâhibi idi. Kalemiyle cihâda dâir eser yazdı, kılıcıyla da dillere destan olan kahramanlıklar gösterdi.
Abbâsiler devrinde Bizanslılarla yapılan harplerden birine katılmıştı. Abbâsi ordusu sessiz, sâkin ve aydınlık bir gecede Tarsus'un kuzeyinde karargâh kurmuştu. Tarsus'un sırtlarında İslâm ve Bizans orduları görünüyordu. İki taraf da kendilerini kuvvetli göstermek için alevleri göklere yükselen ateşler yakmışlardı. Bu ateş ocaklarından birinin etrafında tepeden tırnağa silâhlı askerler hilâl şeklinde oturmuşlar, ortalarında ise ince yapılı, nûrâni yüzlü bir zat onlara ders anlatıyordu. Kimse vaktin nasıl geçtiğinin farkına varmamıştı. Sözü kesip, duâsını yapınca istirahate çekildiler.